Diyar diyar içi dolu sandviçler

Orada burada sandviç isimleri görünce hazır ve nazır olmak için küçük bir hatırlatma rehberi
Diyar diyar içi dolu sandviçler

25 Mayıs - Metro - apéro
Metro Türkiye ile birlikte

Metro Türkiye’den Yediği Önünde Yemediği Yarında projesi Türkiye’de önemli bir potansiyele sahip olan balıkçılığın sürdürülebilirliğini desteklemek amacıyla kolları sıvayan Metro Türkiye , denizlerdeki balıklar yarına da kalsın diye Yediği Önünde Yemediği Yarında projesini yürütüyor. Nedir? Metro Türkiye’nin öncülüğünde, Skretting ve Hatko Su Ürünleri iş birliğiyle gerçekleştirilen Yediği Önünde Yemediği Yarında projesi kapsamında balıklar, deniz balığı oranı azaltılmış, besin değeri yüksek alg yağı içeren yemler ve s ürdürülebilir balıkçılık yöntemleriyle yetiştiriliyor. Dünyada somon, alabalık gibi balıkların beslenmesinde karşılaştığımız bu alternatif yem modeli, bu projeyle Türkiye’de ilk kez endüstriyel boyutta levrek ve çipura yetiştiriciliğinde kullanılıyor. Dahası: Sürdürülebilir balıkçılığı desteklerken günümüzde bizlerin artık daha sağlıklı , güvenilir ve izlenebilir besinler tüketmek isteğine de cevap vermeyi amaçlayan Metro Türkiye, proje kapsamında yetiştirdiği Metro Premium markalı balıkları izlenebilirlik bilgileriyle sunarak müşterilerini güvenilir gıdayla buluşturuyor ve balıkların daha az strese girmesini göz önünde bulundurarak “mutlu” balık üretimini sağlıyor. Ne oldu? Proje kapsamında yetiştirdiği kültür balıklarının hasadına devam eden Metro Türkiye, geçtiğimiz şubat ayında raflarına taşıdığı Metro Premium çipura larından sonra yüksek Omega 3 değerlerine sahip besleyiciliği yüksek Metro Premium levrek lerini bizlerle buluşturdu. Yediği Önünde Yemediği Yarında projesiyle ilgili detayları buradaki videodan öğrenebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren →

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Croque-Madame: Croque-monsiuer mü croque-madame mı? “Benim sevdiğim hangisiydi?” diye sormaya son! Croque-monsieur, pain de mie (sandviç ekmeği)’den yapılma içinde jambon ve peynir (genelde gruyère veya emmental) olan, tavada tereyağlı hızlı bir cızbızdan sonra üstüne beşamel sosu dökülüp fırında üstü kızartılan bir sandviç. 

Kaynağına göre efsanelerin en emekle yazılanı bistro'lar arasında müşteri çekme yarışı sırasında bagetlerin eksik kaldığı bir gün sandviç ekmeğine jambon peynir atıp vitrine koyan bir işletmeci hakkında. “Monsieur” (bey) kısmı da bir hanımefendinin “Bunun içinde ne eti var?” sorusuna verilen “Şu mösyönün eti,” cevabı. Buradaki espriye hanımefendi de benim gibi Fransız kalmış. Bir başka rivayet, bir soba üstünde işçilerin öğle yemeklerini unutmasından ötürü ortaya pişmiş kızarmış bir sandviç çıkması. 

Croque-madame'sa kanımca daha okkalı olan versiyon olarak hanım şapkalarına benzeyen bir kızarmış yumurta üstüne konunca elde edilen üstün hâli. 1910'larda ortaya çıkan croque-monsieur’ye ilk yumurta konuşu ne zaman oldu bilmiyoruz ama kaynaklardaki ilk croque-madame ibaresi 1960'larda geçiyor; bu yaratıcılık biraz Adem'le Havva usulü hemen ortaya çıkmamış. 

Fotoğraf: Jonathan Pielmayer


Bánh Mì: Vietnam’ın bánh mì’si belki de Türk sandviçlerine en yakınlarından. Fransızların kolonizasyonu sonrasında gelen baget ekmeklerin Vietnamlı fırıncıların dokunuşlarıyla kısalması ve şişmesiyle ortaya çıkan ekmek, bizim fırınlardaki somun ekmekle neredeyse bire bir aynı doku, tat, emme potansiyelli gözenek yapısı ve boyutta. 

Sandviçin değil, ekmeğin adı olan bánh mì’nin içi çıkarılıp Fransız usulü paté sürülüyor. Bölgesine göre farklı proteinler ve garnitürler girse de genelde domuz kelle kavurma, jambon, turşulanmış havuç veya turp ve kişniş konuluyor. 

Buradan işletmecilere sesleniyorum: Türkiye’de sağlam bir bánh mì'ci açan kazanır (domuz yerine başka hayvanları kullanmak suretiyle).

Fotoğraf: Ben Lei


Arepa: Venezuela’nın arepa'sı küresel sandviç dağarcığımızdan eksik olmaması gerekenlerden bir başkası. Arepa, eskiden yerliler tarafından uzun bir mısır haşlama, dövme, yoğurma ve tekrar kızartma sürecinden geçtiği için 1960'larda endüstriyel mısır unu yöntemleri gelene kadar özel zamanların yemeğiydi. Üretim kolaylaşınca Venezuela’nın özellikle kahvaltılarında sık boy gösteren bir mısır unu ekmeği oldu. 

Yumuşak ve hatta dişe yapışan dokusuyla somun ekmek gibi süngerimsi bir yapısı yok. Bu yüzden de üstüne konan etlerin ve sebzelerin suyunu yerken damlatarak tinsel bir zevk vermekte üstüne yok. Klasik bir arepa tavuk, avokado, tiftiklenmiş et, jambon, peynir, kara fasulye gibi Türkiye’de aklımıza taco denince gelen içlerle dolabilir. Colombia arepa'ları bir tık farklı oluyor, fakat Venezuela’nınkiler kadar uluslararası üne kavuşmadılar. 

Fotoğraf: Frederick Medina


Lox bagel: Pazar günleri hangoverlar’ımın favorisi. Lox bagel, ortadan enlemesine kesilmiş bir bagel’ın arasına füme somon ve krem peynir konulmasıyla temel yapıtaşları elde edilen domates dilimleri, kapari ve kırmızı soğan dilimleriyle de güzelleştirilmesi yaygın bir sandviç çeşidi. 

Füme somon dedik ama aslında lox salamuralanmış somon anlamına geliyor, füme etme opsiyonel. Lox bagel, 1930'larda Eggs Benedict furyasında New Yorklu Yahudi cemaati tarafından koşer bir alternatif olarak çıkan bir lezzet. Günümüzde benim hangover yüreğim dâhil dünyanın birçok yerinde enfes bir kahvaltı sandviçi.

Fotoğraf: Girl with Red Hat


BLT: ABD’ye gidenlerin kafe ve brunch menülerinde sürekli göreceği bu yaygın kısaltma aslında bacon-lettuce-tomato (domuz pastırması-marul-domates) anlamına geliyor. Kızarmış sandviç ekmekleri arasına kızarmış domuz pastırması, marul, domates ve mayonez eklenince BLT sandviçiniz hazır. 

Katsu sando: Katsu sando Japonların kızarmış tavuk ve beyaz ekmek sandviçi. Aslında epey basit bir sandviç fakat tavuğun içi sulu kalacak, dışı çıpçıtır olacak ustalıkla kızartılması epey ustalık gerektiriyor. Genelde ufak ve kare şekilde kesilen bu sandviçlerin ismi de dümdüz bir isim: katsu, “katsuretsu” kelimesinin kısaltılmış hâli, yani külbastı anlamına geliyor, sando, sandviç kelimesinin Japonca söylenişi. 

Escalope/Milanese Sandwich: Açıkçası bu sandviç bir klasik denecek kadar beynelmilel bir vaziyette mi emin değilim. Fakat Londra’da hayranı olduğum bir yemek yazarının önerisiyle Scotti’s’de bir escalope sandviç yemeye gittiğimde ne olduğunu bilmeden gitmenin travmasını başkası yaşamasın istedim. 

Escalope veya milanese, aslen schnitzel tarzında panelenip kızartılmış ince ve geniş (kimi zaman bu sıfatlara kadir olması için dövülmüş) bir et demek. Milanese, Milano dolaylarında kullanılan özellikle danayla yapılana verilen ismi; 12. yüzyıl ve hatta öncesine kadar giden bir geçmişi olduğu iddia ediliyor. Vesselam, bir escalope sandviç bu tavuk veya etin genelde beyaz ciabatta ekmeği arasına marul domates gibi hafif garnitürlerle konulmuş hâli.

Aziz Po' Boy'ları, Philly Cheesesteak'leri, Cubano'ları, Reuben'leri unutmadım. Dünyanın dört bir yanında nice sandviç ve türevi yemeklerin hakkını yemiş olmayalım. Bu liste kısa bir "karşılaşma ihtimali yüksek" sandviçler listesi. Büyüdükçe üstüne ekleriz umarım. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🥪 Sandviç rehberi

Hafif bir şeyler yiyelim dedik: Sandviç hazırlama rehberi, dünyadan sandviçler ve iştah açan başka tavsiyelerle karşınızdayız.

25 May 2022

Metro Türkiye ile birlikte
Kaynak: Kelly Gilleran

YAZARLAR

Berkok Yüksel

A former child writing about food and London for Aposto.

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro
∙

HİKAYE

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.

05 Eki 2026

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam
apéroapéro
∙

HİKAYE

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Reyhan Ülker

·

03 Eki 2026

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları
apéroapéro
∙

HİKAYE

Mutfakların dili: Etnik mutfaklar nasıl yüksek gastronomiye dönüşüyor?

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.

Reyhan Ülker

·

26 Eyl 2026

Mutfakların dili: Etnik mutfaklar nasıl yüksek gastronomiye dönüşüyor?
apéroapéro
∙

HİKAYE

Nouveau’dan ibaret olmayan Beaujolais: Bağda bir gün

Dışarıdan bakıldığında şarap kültürü ve turizmiyle, hatta biraz romantize edilmiş bir Fransız şarap imgesiyle özdeşleşen Beaujolais’nin, içeriden bakıldığında nasıl bir emek, iklim ve aile ekonomisi üzerine kurulduğunu Ceren Aral Desnos, bir beyaz yakalı olarak deneyimlediği bir günlük bağbozumu üzerinden anlatıyor.

Ceren Aral Desnos

·

19 Eyl 2026

Nouveau’dan ibaret olmayan Beaujolais: Bağda bir gün
apéroapéro
∙

HİKAYE

Bedenin modası, beslenmenin trendi: Peki şimdi ne yiyeceğiz?

Beslenme trendleri ortaya çıkarken bilimsel bilgi; medya, beden idealleri, sosyal normlar ve gıda endüstrisi tarafından seçiliyor, sadeleştiriliyor ve ürünleştiriliyor. Böylece bilim, gündelik yaşamın ve tüketim alışkanlıklarının parçası hâline gelirken sağlıklı beden, “doğru” beslenme ve kendimize iyi bakmak da sürekli yeniden tanımlanıyor.

Reyhan Ülker

·

12 Eyl 2026

Bedenin modası, beslenmenin trendi: Peki şimdi ne yiyeceğiz?