Dört teknoloji devine dair antitröst raporu 🧐

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Geçtiğimiz salı günü Meclis Yargı Komitesi Amazon, Apple, Facebook ve Google'ın tekel olduğunu belirttiği raporunu yayımladı. Demokrat milletvekillerinin tavsiyelerini açıkladığı rapor, ABD antitröst yasalarının yeniden yazılması teklifini içeriyor.
450 sayfalık raporun ilk sayfasında yer alan açıklamaya göre komitenin Amazon, Apple, Facebook ve Google hakkındaki görüşleri şöyle:
"Sadece muazzam bir güce sahip olmakla kalmıyorlar, aynı zamanda fahiş ücretler talep ederek, baskıcı sözleşme maddeleri dayatarak ve kendilerine güvenen kişilerden ve işletmelerden önemli veriler alarak güçlerini kötüye kullanıyorlar...
Bir zamanlar önemsiz olan, statükoya meydan okuyan bu güçsüz startuplar bugün, petrol baronları döneminde gördüğümüz türden tekeller hâline geldi. Bu çok önemli problemin etkileri oldukça yıkıcı. Alt Komitenin yaptığı bir dizi duruşma, bu şirketlerin egemenliklerinin girişimciliği yok eden, Amerikalıların veri gizliliğini ihlal eden ve kullanıcıların özgürlüğünü zayıflatan işleyişlerine dair önemli kanıtlar üretti. Sonuç olarak daha az yenilik, tüketiciler için daha az seçenek ve zayıflamış bir demokrasiyle baş başayız."
Neydi? Emekti. Komite, bu dört büyük şirketin antitröst soruşturması için şirketlere ait e-postaları, notları ve diğer tüm kanıtları inceleyerek tam 16 ay harcamıştı.
- Amazon: Komite, perakende ve teknoloji devinin rakiplerini satın alarak hâkim konumuna ulaştığını belirtiyor. Üçüncü taraf satıcılar üzerinde tekel sahibi pozisyonunda olan ve kötü muamelede bulunan Amazon'un hem kendi pazarının işletmecisi hem de orada bir satıcı olarak, çifte rolü nedeniyle bir çıkar çatışması yaratmış olduğu belirtiliyor.
- Apple: Rapor, Apple'ın ABD'deki mobil cihazların yarısından fazlasının yazılımı üzerinde tekel olduğunu belirtiyor. Şirketin komisyon ve ek ücretler aldığını vurgulayarak uygulamaları kopyalayıp rakiplerini sömürmekle suçluyor ve Apple'ın platformlarında kendi uygulamalarını ve hizmetlerini öne çıkardığını belirtiyor.
- Facebook: Sosyal medya alanında tekel gücü olduğunu belirten rapor, Facebook'un 2010'ların başında satın aldığı WhatsApp ve Instagram gibi rakiplerini "kopyala, satın al, öldür" yaklaşımıyla bertaraf ettiğini belirtiyor.
- Google: Raporda, arama motorunun çevrim içi arama ve dijital reklamcılık pazarlarında tekel olduğu ve rakiplerini satın alarak rekabete aykırı taktiklerle konumunu koruduğu belirtiliyor.
Öte yandan dört büyük teknoloji devi, tekel pozisyonlarına sahip oldukları veya satın alımlarının antitröst yasasını ihlal ettiği iddialarını reddediyor ve teknoloji sektöründe sağlıklı bir şekilde rekabet etmeye devam ettiklerini savunuyor.
Neden önemli? Antitröst yasasını uygulama sorumluluğu Kongre'ye değil, ABD eyaletlerindeki savcılara ve federal kurumlara ait. Ancak Demokratlar kasım ayında Beyaz Saray ve Senato'yu alarak seçimi kazanırsa bu raporu teknoloji devlerinin gücünü sınırlamak amacıyla uzun vadeli yasama ve yaptırım değişiklikleri için bir plan olarak kullanabilir.
Ve kapanış: Dört teknoloji devinin bu güce sahip olması, pek çok kullanıcının onları kullanmayı tercih etmesinden kaynaklanıyor. Milyarlarca kullanıcının bireysel seçimlerini denetlemek ve düzenlemek oldukça zor olacaktır. Ancak bu şirketlerin eriştikleri gücün büyüklüğü göz ardı edilemez. Bu gücün kısıtlanması için yeni yasalara ihtiyaç duyulması kaçınılmaz olsa da bu yasaların teknolojik gelişime zarar vermeden nasıl uygulanacağı üzerine düşünmek gerekiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu haftanın gündeminde Facebook'un temsilci bulundurmama kararı iddiaları ve Big Tech'in antitröst raporu var.
08 Eki 2020

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Sosyal medya ve akıllı telefonların olmadığı bir dünyayı hiç tanımamış olan genç nesiller, bugün kablolu kulaklıklar, retro oyun konsolları, CD’ler ve analog kameralara büyük bir rağbet gösteriyor. Dikkat süresini tekeline almayacak ürün ve hizmetler peşinde koşan bu kuşak, “yavaş teknoloji” olarak anılan bir akımı sessiz sedasız yükseltiyor.

Çin geçen hafta, medyaya “Çin’den yapay zeka aşklarına yasak” tarzı başlıklarla yansıyan bir düzenlemeyi uygulamaya koydu. Düzenlemenin hedefi gayet net: Kişinin kişilik özelliklerini, düşünce kalıplarını ve iletişim tarzını taklit ederek sürekli duygusal etkileşim sağlayan hizmetler. Peki yasanın arkasındaki gerekçe neydi, dünyanın geri kalanının bu yasağı takip etmesi olası mı ve tabii artık bir halk sağlığı sorununa dönüşen "yalnızlık salgını"nın önüne bu şekilde geçilebilir mi?

OpenAI, güvenlik testi sırasında kapalı bir test ortamından (sandbox) kendiliğinden çıkan iki yapay zeka modelinin internete erişim sağlayarak açık kaynak kodlu yapay zeka yazılımlarının açık kütüphanesi Hugging Face'in sistemlerine sızdığını açıkladı. Peki bu olay gerçekten yapay zekanın bilinç kazandığını gösteren bir dönüm noktası mı?

Yapay zekayla konuşurken onların yalnızca son cevabını görürüz. Sohbet robotlarına güç veren büyük dil modellerinin o yanıta nasıl ulaştığını, hangi ihtimalleri elediğini ya da cevabını oluştururken "zihinlerinde" nelerin canlandığını bilmeyiz. Anthropic’in yaptığı yeni bir çalışma ise ilk kez bu "kara kutunun" içinde neler yaşandığını ortaya koyuyor.

Kullanıcılar artık, günün giderek daha büyük bir bölümünü düşünmekten, alışılmışın dışına çıkmaktan ve kendi yolunu çizmekten uzaklaştıran sistemlerin içinde geçiriyor. Fakat uzmanlara göre karşımıza çıkan her engeli aşılması gereken bir sorun olarak görmemek gerekiyor. Hayatın içinde her zaman engeller, bekleme anları ve aksilikler oluyor. Fakat tam da bu sürtünmeler, insanı düşünmeye, mücadele etmeye, problem çözmeye, sabretmeye ve kendi yolunu çizmeye zorluyor.



