Ed Sheeran'ın apolitiklik sınavı: Müziğin tarafsızlık çağı sona mı erdi?

Geçen hafta Macklemore ile Ed Sheeran arasında patlak veren ve müzik dünyasını sarsan krizin ardından, günümüz endüstrisinde siyasetin müzikten ayrı tutulamayacağına artık emin olduk. Ed Sheeran gibi küresel bir pop devinin dahi tarafsızlık kalesine sığınamayacağını kanıtlayan bu kriz, toz pembe sahnelerin çok geride kaldığını ilan ediyor.
Ed Sheeran'ın apolitiklik sınavı: Müziğin tarafsızlık çağı sona mı erdi?

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İrlandalı rap grubu Kneecap’ten Móglaí Bap, kendisi ile yaptığım röportajda şunları söylüyordu:

“Müzik doğası gereği politiktir. Ancak ayrıcalıklı insanlar ‘siyaseti müzikten uzak tutun’ der. Çünkü siyasete ihtiyaçları yoktur. Ya zengindirler ya da zaten çok rahat bir konumdalardır.”

Geçen hafta Macklemore ile Ed Sheeran arasında yaşanan olayların ardından günümüz müzik endüstrisinde siyasetin müzikten ayrı tutulamayacağına artık eminiz... Peki, neden?

ABD’li rapçi Macklemore bundan iki yıl önce Gazze’ye destek olmak için “Hind’s Hall” adlı şarkısını yayımladı. Macklemore, şarkı sözlerinde “elinizde kan var” diyerek ABD hükümetini de eleştiriyordu. Rapçi uzun zamandır konserlerinde de Filistin bayrağı açarak desteğini ortaya koyuyordu. Bu durumun Ed Sheeran’ın "The Loop" turnesinde de değişmeyeceği çok açık bir şekilde belliydi. Ki öyle de oldu.

Macklemore, Ed Sheeran’ın "The Loop Tour"u kapsamında 4 Eylül’de ABD New Jersey’deki MetLife Stadyumu konserinin açılış sanatçısı olarak performans sergiledi. Rapçi, sahneye kefiyeyle çıkarak “Özgür Filistin” sloganını yeniledi ve Gazze ile Batı Şeria’dan görüntüler eşliğinde barış çağrısı yaparak “Hind’s Hall” şarkısını seslendirdi. 5 Eylül’de aynı stadyumdaki ikinci konserde ise mesajını tekrarladı ve Yahudi dinleyicilere seslendi. Rapçi, İsrail’i veya soykırımı eleştirmenin asla onlara yönelik bir eleştiri olmadığını, amacının herkes için barış, eşitlik ve insan onuru olduğunu söyledi. 

  • Bu konuşmanın ardından sosyal medyada Macklemore’u destekleyenlerin yanı sıra sanatçının turneden çıkarılmasını talep eden birçok ileti yayımlandı. Özellikle Stop Antisemitism adlı kuruluşun Macklemore’u hedef gösteren ve Ed Sheeran’ın özür dilemesi gerektiğini savunan paylaşımını Pink'in Instagram hesabında paylaşması dikkat çekti. 

Tüm olup bitenlerden sonra turne organizatörleri ile Massachusetts’teki Gillette Stadyumu’nun sahibi olan New England Patriots’ın patronu ve Jeffrey Epstein’ın arkadaşı Robert Kraft, Macklemore’un kadroda kalması hâlinde Sheeran’ın konserlerini iptal edeceklerini söyledi. Kısa bir süre sonra tur organizatörü Messina Touring Group, Macklemore’u turneden çıkardığını duyurdu.

Oysa Kanye West Yahudi karşıtı söylemlerinden hemen sonra Macklemore'un sahne almasının yasaklandığı mekanlardan biri olan Arlington, Teksas'taki AT&T Stadyumu’nda performans sergilemişti.

Macklemore sosyal medyada uzun bir açıklama yayınlayarak kısaca “Ed berbat bir durumda kaldı. Onun tipik apolitik duruşu, daha önce hiç olmadığı kadar sınanıyor” dedi. Macklemore sözlerinin İsrail tarafından öldürülen on binlerce Filistinli çocuktan daha rahatsız edici olmaması gerektiğini de belirtti.

Yaşananlar sonrası İrlandalı müzisyen Aaron Rowe, İrlandalı folk grubu Beoga, Danimarkalı grup Lukas Graham ve Billie Eilish’in kardeşi Finneas, Ed Sheeran turnesinden çekildiklerini duyurdu. Rowe, “Biz İrlandalılar soykırımı, zorla aç bırakılmayı ve şiddet içeren işgali fazlasıyla iyi biliriz. Çocukların vahşice öldürülmesini gündeme getirenlerin haklı seslerini kısmasına izin veremem” dedi.

Beoga, “Macklemore’un Siyonist lobiler tarafından susturulmasının ardından artık Sheeran’ın grubunun bir parçası olmayacağız” açıklamasını yaptı. Finneas da “Sanatçılar, ezilenler için konuştuklarında susturulmamalı. Filistin’in ve halkının yanındayım” dedi.

Apolitik olduğunu söyledi ama Ukrayna’yı açık bir şekilde destekledi

Ed Sheeran, Macklemore’un turneden çıkarılmasında kendisinin sorumlu olmadığını, mekan sahiplerinin turneyi iptal etme tehditleri yüzünden bunların yaşandığını ve konserlere devam edeceğini açıkladı:

“İzleyicilerim arasında her kesimden genç insanlar, çoğu zaman çocuklar var. Gösterilerime gelenler siyasi bir forum beklemiyorlar.”

Oysa Ed Sheeran, 2017’de İngiliz İşçi Partisi’ni açıkça desteklemiş, 2022’de Ukrayna’daki savaş mağdurları için yardım konserine çıkıp yine Ukrayna’ya desteğini göstermiş ve 2024’te Birleşik Krallık’taki muhafazakar hükümeti sanat fonlarını kestiği için eleştirmişti. Bu, sözde apolitik müzisyenin müziği de sosyal medyada yerden yere vurulmaya başladı ve “Müziği de kendisi gibi aşağılık ve korkak” diye tanımlandı.

İrlanda’daki radyo istasyonu Classic Hits Radio, Ed Sheeran’ın şarkılarını listelerinden kaldırdığını açıkladı. Turne biletlerinin karaborsa ve ikinci el platformlarındaki piyasa değeri %40-60 arasında sert bir düşüş yaşadı. En ucuz kategorisi 100 dolar ve üstü olan biletlerin fiyatı, 32-40 dolar seviyelerine kadar geriledi. Ön grupların çekilmesi ve boykot çağrılarının ardından biletlerini elden çıkarmak isteyen hayranların ikinci el sitelerine koyduğu ilan sayısı ise %50’den fazla arttı.

Sheeran’ın Instagram takipçi sayısı 24 saat içinde 150.000 kişi azaldı, Macklemore ise 750.000’den fazla takipçi kazandı. Lewis Hamilton, Roger Waters, Hannah Einbinder, Paloma Faith, Kneecap, CMAT ve Zara Larsson, Macklemore’a destek verdiğini açıkladı. Macklemore da turne kapsamında kazandığı 1 milyon dolarlık net kazancın tamamını doğrudan Filistinli sivillere yardım eden altı farklı kuruma bağışladığını söyledi.

Gözyaşları içindeki ilk konser

Tüm yaşananlar sonrası Ed Sheeran’ın ilk konserini 19 Eylül akşamı Philadelphia’da verdi. Açılış sanatçıları ve grubu Sheeran’ı terk ettiği için popçu sahneye tek başına, turneye adını veren loop pedalı ile çıktı. Güvenlik endişeleri sebebiyle normalde seyircilerin arasında yer alan ikinci sahnesi iptal edildi. Dışarıda ise onlarca Gazze destekçisi toplandı ve “Özgür Filistin” sloganları attı. Sheeran ise gecede gözyaşlarına boğulduğu uzun bir konuşma yaptı. Sanatçı, ABD turnesinin kalanını iptal etmeyi düşündüğünü ve bazı arkadaşları ile ailesi tarafından terk edilmiş hissettiğini itiraf etti:

“Hayatımın en kötü haftalarından biriydi. Tekrar sahneye çıkıp çıkmayacağımı, hatta bir sanatçı olmak isteyip istemediğimi bile gerçekten bilmiyordum. Sizi hayal kırıklığına uğratamam. Yapamam, bu yüzden bu gece burada tek başımayım. Konserlerim birlik olmakla, sevgiyle, aileyle ilgilidir.”

Fakat sosyal medyada Sheeran’ın konuşmayı prompter’dan okuduğu iddia edildi. Ki bu bir bakıma doğruydu da... Çünkü hazırladığı konuşma PR şirketi tarafından özenle seçilmiş kelimelerden oluşuyordu. İsrail’in yaptığına hâlâ soykırım dememesi, Macklemore’dan özür dilememesi, kimseyi bağış yapmaya teşvik etmemesi, Gazze’nin acı çekmesinin nedeni olarak İsrail’in adını anmaması ve asla “Özgür Filistin” diyememesi yüzünden sözleri çok da gerçekçi bulunmadı.

Ed Sheeran’ın ekibinin daha turnenin başında İsrail yanlısı stadyum sahipleri ile Filistin destekçisi Macklemore arasında olabilecek çatışmayı öngörememesi oldukça tuhaf. Sheeran, bu süreçte ekibini veya iş için kendisine bel bağlayan diğer müzisyenleri asla yarı yolda bırakmayacağını söyleyerek konserlerini iptal etmedi. Ancak yaklaşık 400 milyon ve üstü dolarlık servete sahip bir sanatçının elindeki tek seçenek bu olmamalı. Eğer mekanlar Macklemore yüzünden iptal tehdidinde bulunuyorsa, Sheeran aradaki bütçe açığını kendisi kapatabilirdi ve saygı duyduğunu söylediği sanatçının arkasında dururken turnedeki herkesin parasını da ödemeye devam edebilirdi. Hem çalışanları hem de Macklemore’u koruyacak imkanlara sahipti. O ise sadece kendini korumayı tercih etti.

Sheeran güce ve servete sahipken, Macklemore gibi maddi olarak çok daha fazla kayıp yaşayacak ön grupların göze aldığı riskin yakınına bile yaklaşamadı. Seçimini ise tarafsızlık maskesiyle süsledi.

Herkes tarafından sevilerek servet kazanan bir müzisyenin bu hâle düşmesi, en başta da dediğimiz gibi günümüzde müziğin artık siyasetten uzak kalamayacağının kanıtı. Çünkü 2000’ler MTV’sindeki gibi politik ve ekonomik tartışmalardan kaçınan sahneler çok geride kaldı. Guardian’daki bir köşe yazasında bu detaya yer veriliyor ve Madonna’nın 2003 yılında Irak Savaşı’nın başında ABD’nin dış politikasını ve şovenizmini eleştiren “American Life” teklisiyle bu tabuyu yıktığında ağır bir tepkiyle karşılaştığının altı çiziliyor. Dixie Chicks şimdiki adıyla The Chicks grubunun da aynı dönemde Irak Savaşı’na ve George W. Bush’a yönelik eleştirileri nedeniyle uğradıkları ticari kayıpları telafi etmesinin yıllar aldığı hatırlatılıyor.

  • Müzik endüstrisinde hâlâ Gazze’ye dair sessizliğini koruyan birçok müzisyen var. Bozulacak reklam anlaşmaları, büyük şirketlerin baskısı yüzünden... Fakat artık tüm tehditlere rağmen Macklemore gibi kapıyı aralayanlar ve Gazze için sahnede sesini daha yüksek çıkarabilenler de var. Çünkü günümüz dinleyicisi sanatçılardan ahlaki netliğin yanı sıra duygusal netlik de bekliyor. Bu da sessiz kalmaya imkan vermiyor.  

Politik olarak net açıklamalar yapan sanatçıları susturmak artık daha zor. Macklemore’u o sahneden indirebilirsiniz ama bir sonraki sahnenin nereye inşa edileceğini asla tahmin edemezsiniz. Çünkü günümüzde müzik sahneleri sadece milyarderlerin elindeki fiziki mekanlardan ibaret değil. Müzisyenler sadece online yapacağı bir yayınla bile milyonları aynı anda biraraya getirecek güce sahip.

Ed Sheeran, turneye çıkmadan hemen önce herkesin kendisini sevdiğini hayal ediyordu. Hayranlarının politik olarak aktif olmasını istemediğini de düşünüyordu. Fakat dünyanın karmaşıklığı karşısında bu umutsuzca ve safça bir düşünceydi. Gözyaşları içinde yaptığı konuşmasında ne kadar yanıldığını gördük. Bugün Sheeran gibi en apolitik pop yıldızının bile siyasetten muaf olamayacağını bir kez daha şahit olduk. Popüler müzik, 2000’lerdeki kadar toz pembe değil bunu da anladık.

  • Not: Resmî verilere göre 7 Ekim saldırısına misilleme olarak başlatılan İsrail operasyonlarında 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde 73.000’den fazla Filistinli öldürüldü. Filistinli grupların yaptığı saldırıda ise İsrail tarafında 1.200’den fazla kişi hayatını kaybetti.
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

YAZARLAR

Eda Solmaz

Müzik yazarı

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Roger Crowley: 'Portekiz'in kurduğu imparatorluk, kendi yoksulluğunun ürünüydü'

Roger Crowley, "Deniz Canavarları" kitabında Portekiz’in küçük bir donanmayla Hint Okyanusu’nda nasıl kalıcı bir imparatorluk kurduğunu, deniz ticaretinin küresel güç ilişkilerini nasıl dönüştürdüğünü ve bu sürecin sömürgecilik tarihindeki yerini anlatıyor. Yazarla küreselleşmenin başlangıç dönemindeki ticaret, askerî güç ve şiddet arasındaki ilişki üzerine konuştuk.

Ömer Çeşit

·

29 Eki 2026

Roger Crowley: 'Portekiz'in kurduğu imparatorluk, kendi yoksulluğunun ürünüydü'
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Clayface: Kendini yontan bir süper kötü

DC’nin yeni filmi "Clayface", bir süper kötünün hikayesinden yola çıkarak beden, kimlik ve bilinç arasındaki sınırları sorguluyor. DC'nin daha karanlık sularda yüzdüğü "Joker" ve "The Batman" ile aynı damarda ilerleyen film, Matt Hagen isimli bir aktörün yüzü parçalandıktan sonra dönüştüğü "Kil Adam"ın izini sürüyor.

Aslı Ildır

·

27 Eki 2026

Clayface: Kendini yontan bir süper kötü
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Ramize Erer'in 'Séparation' sergisi Paris'te: 44 numaralı odada ayrılık

Ramize Erer’in "Séparation" sergisi, Paris’in tarihî atmosferini günümüze taşıyan Hôtel Langlois’nın 44 numaralı odasında sanatseverlerle buluştu. Ramize Erer ve küratör Nazlı Pektaş’la resimlerdeki hüznü, geçiciliği ve mekanın sergiye kattıklarını konuştuk.

Burcu Dimili

·

26 Eki 2026

Ramize Erer'in 'Séparation' sergisi Paris'te: 44 numaralı odada ayrılık
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Kitapların izinde Almanya’da misafirlikten söz sahipliğine: Neresi sıla bize, neresi gurbet?

1961’den itibaren Almanya’ya giden işçiler, oy kullanmak için beklediler ama siyaset yapmak için sandığı beklemediler. Nermin Abadan-Unat, Gündüz Vassaf, Ayhan Kaya, Fatma Aydemir ve Ece Temelkuran’ın kitaplarının izinde, Ford grevinden Cem Özdemir’in eyalet başbakanlığına, vatandaşlık reformlarından AfD’nin yükselişine uzanan altmış beş yılı okuyoruz. Aynı sorular hâlâ gündemde: Kim “Alman”? Neresi “vatan”?

Kitapların izinde Almanya’da misafirlikten söz sahipliğine: Neresi sıla bize, neresi gurbet?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Edebiyatçıların kedileri: Bir kediye nasıl veda edilir?

Zamanın sevgi ve acının mekanı olduğunu söylüyor Ursula K. Le Guin. Bilge Karasu ise o ölümün adını anmadan yazdığı değiniler, öyküler ve masallardan oluşan tuhaflıklar kitabı "Göçmüş Kediler Bahçesi"nde birkaç kez kaçınılmaz olana dair uyarıyor bizi: "Kedinizi bir insanı sever gibi sevmeye çalışmayın!" Benimse diyeceğim şu: Kaç insan kendisini bir kedi gibi sevdirmeyi başarabilmiş ki!

Soner Can

·

26 Eki 2026

Edebiyatçıların kedileri: Bir kediye nasıl veda edilir?