Elektrikli arabalar çevreci, peki ya pilleri?

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
2019 yılında Almanya merkezli düşünce kuruluşu ifo Enstitüsü'ndeki araştırmacılar Almanya’da elektrikli arabaların en modern dizel araçlardan daha fazla karbon salımı yaptığını açıkladı. Hesaplarına göre elektrikli araçların daha çevreci olabilmesi için ömürleri boyunca en az 219 bin kilometre yol yapması gerekiyordu. Avusturya bazlı Joanneum Research merkezi de bu bulguları onaylayan bir rapor yayımladı.
İçten yanmalı motorlu araçların aksine elektrikli arabalar çalıştıklarında zehirli egzoz gazları veya karbon dioksit (CO2) salmazlar. Bu özellikleri elektrikli araçları iklim politikalarının merkezine getirmiştir, fakat çevreci teknolojiler söz konusu olduğunda şeytan ayrıntıda gizli olabilir.
- Piller: Elektrikli araçların ömürleri boyunca ne kadar karbon tasarrufu yapacağını belirleyen iki etken o ülkede elektriğin hangi kaynaklardan üretildiği ve aracın pilindeki gömülü karbondur. Gömülü karbon bir malzemenin üretimi için salınan toplam karbon miktarıdır. Günümüzde çoğu elektrikli araba kobalt, manganez, nikel ve grafit gibi maddeler de içeren lityum-iyon pil kullanır. Bu pillerdeki gömülü karbonun yaklaşık yarısı metal madenciliği sırasında, geri kalanı ise pilin üretimi sırasında salınır. Madenciliğin hangi ülkede yapıldığı ve pilin üretiminde kullanılan elektriğin kaynağı çevre etkisini belirleyen ana unsurlardır.
- İtiraz: Almanya merkezli araştırmacıların yukarıda bahsedilen bu şaşırtıcı bulgularına sektörün de bazı yanıtları var. Birleşik Krallık merkezli iklim haberleri yayıncısı Carbon Brief, yayımladığı detaylı makalesinde ifo Enstitüsü'nün gerçek hayatı yansıtmayan, laboratuvar temelli performans verileri kullandığını belirtti ve kendi hesaplarıyla elektrikli arabaların pek çok ülkede oldukça çevreci olduğunu gösterdi.
Aşağıdaki grafikte görebileceğiniz üzere Carbon Brief, Avrupa Birliği ülkelerinde kullanılan ortalama bir araba, fosil yakıt kullanan en verimli araba olan Toyota Prius ve en popüler elektrikli arabalardan Nissan Leaf ve Tesla Model 3’ü karşılaştırdı. Avrupa Birliği’nin ortalama şebeke karbon yoğunluğunu kullan bu hesap araçların ömürleri boyunca kilometre başına karbon salımlarını gösteriyor. Tesla’nın pillerini Çin yerine Nevada’daki Gigafactory’de %100 yenilenebilir enerjiden üretecek olması gömülü karbonu %40 düşürebilir. Ülkeler arasında farklılıklar görülebilecek olsa da bu hesap elektrikli arabaların en azından ortalama arabalardan çok daha çevreci olduğunu gösteriyor.

- Nüans: Yukarıdaki hesap arabaların toplam 150 bin kilometre yol yaptığı varsayılarak yapıldı. Fakat, Avrupa’da ortalama yıllık araç sürüşünün 12 bin kilometre olduğu düşünüldüğünde bu varsayımı farklı mesafeler için tekrarlamakta fayda var. Aşağıdaki grafik, yukarıdaki CO2/km hesabının sürüş süresine göre değişimini gösteriyor. Elektrikli arabalar sadece 30 bin kilometre kullanılsalar bile Avrupa’daki ortalama arabalardan daha temizler ama Toyota Prius’ı geçebilmeleri için 50-80 bin kilometreye ulaşmaları gerekiyor.

- Sonraki adımlar: Uluslararası Enerji Enstitüsü’ne göre pil üretiminde yenilenebilir enerji kullanımı ve yüksek verimli imalat teknikleri, gömülü karbonu sırasıyla %30 ve %20 azaltma potansiyeline sahip. Katot geri dönüşümü ise ilave %15’lik bir katkı yapabilir. Tesla çoktan Nevada’daki Gigafactory’de yenilikçi bir kapalı döngü pil geri dönüşümü süreci geliştirdiğini açıkladı. Öte yandan Hyundai, BMW ve Renault gibi markalar ise eskiyen araba pillerinin güneş enerjisi depolanmasında kullanılacağı modeller üzerine çalışıyor.
- Sonuç: Bütün şüphelere rağmen elektrikli arabalar pek çok ülkedeki ortalama arabalardan daha çevreci. Yine de yüksek miktarda fosil yakıttan elektrik üreten ülkelerde kullanılan veya imal edilen elektrikli arabalar hâlihazırda en verimli dizel seçeneklerle yarışamayabilir. Ayrıca ortalamanın altında kullanılan elektrikli araçların gömülü karbonlarını ömürleri boyunca geri kazanamama riskleri var. Fakat, büyük araba üreticileri bu tehlikeleri gidermek için pil geri dönüşümü ve yeniden kullanımı için modeller geliştiriyor. Önümüzdeki 5 yıl içinde bu tartışmaların tamamen sonlanması ve elektrikli arabaların her koşulda fosil araçların önüne geçmesi oldukça yüksek bir ihtimal.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta Quando'da Amazon'un tanıttığı akıllı ev ürünleri, Lenovo'nun yeni katlanan bilgisayarı ve pillerin çevreyle ilişkisi konu ediliyor.
01 Eki 2020

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Televizyonda sunucuların “50 milyon bizi izliyor” dediği günlerden herkesin kendisi için üretilmiş başka bir içerik akışında yaşadığı "yankı odaları" dünyasına geldik. Sosyal medya ortak metni parçaladı, üretken yapay zeka ise kişiselleştirmeyi başka bir aşamaya taşıdı. Peki bu ortamda kitle iletişimi tamamen öldü mü? Belki de buradaki asıl krizi erişimin azalması değil, ortak gerçekliği kuran sistemlerin giderek daha az hesap verebilir hâle gelmesi olarak okumalıyız.

Kanada’da bir okul saldırganının ChatGPT hesabının sekiz ay önce şiddet içerikli kullanım nedeniyle işaretlendiğinin ortaya çıkması, sohbet botlarının kullanıcılarını ne ölçüde izlemesi ve hangi noktada yetkililere bildirmesi gerektiği tartışmasını büyüttü. British Columbia’nın OpenAI’a karşı açtığı dava, mahremiyet ile güvenlik arasındaki sınırın nerede çizileceğini tartışmaya açarken Türkiye’de okul saldırıları sonrası alınan önlemler benzer bir sorunun başka bir yüzünü gösteriyor.

Yapay zekanın insanlığı yok edeceğine dair felaket senaryoları, genellikle kontrolden çıkan süper zekalara ve “katil robotlara” odaklanıyor. Oysa uzmanların daha olası gördüğü risklerin çoğunda yapay zeka tek başına hareket etmiyor. Özellikle beş olası senaryo, kontrol zincirini geri dönüşü olmayacak şekilde kırma potansiyeli taşıyor.

Yapay zeka patlamasının da etkisiyle artık ürünlerin pazarlama materyallerinde sürekli aynı kelimeler tekrarlanıyor: Ajan tabanlı, AI destekli, kurumsal düzeyde, akıllı, uçtan uca, yeni nesil, ekosistem… Yıllar önce pazarlama ekiplerinin temel problemi, insanların üründen haberdar olmasını sağlamakken bugün bunun önünde çok daha kritik bir problem yer alıyor: İnsanların ürünün ne olduğunu anlamasını sağlamak.

Son birkaç yıldır yapay zeka yarışında geçerli olan kural basitti: Daha güçlü modeli daha hızlı geliştiren kazanır. Son günlerde sektörün öncü isimleri tarafından yapılan açıklamalar ise bu denklemin değişmeye başladığını gösteriyor. Modellerin siber saldırılardan biyolojik silah geliştirme girişimlerine uzanan riskli kullanım alanlarında sahneye çıkması, yarışın öncülerini ilk kez açık bir biçimde frene basma olasılığını tartışmaya itiyor.



