Elektrikte “Serbest Tüketici” tarihçesi


Enerji yönetiminde yepyeni, dijital bir çağ: Apollo
Apollo IoT yapay zekası ile anında enerji maliyetlerinizi düşürebilirsiniz. Hem de hiçbir yatırım maliyeti ve entegrasyon gerekmeden.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Elektrik Piyasası Kanunu Madde 1: Bu Kanunun amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin yapılmasının sağlanmasıdır. Bu maddede en çok ilgi çeken husus elektriğin tüketicilere nasıl sunulması gerektiğini belirtiyor olması. Yani Elektrik Piyasası Kanunu'nun aslında tüketici odaklı bir kanun olduğu söylenebilir.
EPDK (Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu) da yazılan kanuna bağlı kalarak Serbest Tüketici kavramını ortaya koymuş ve uygulanmasını sağlamıştır. Serbest Tüketici kimdir ve Serbest Tüketicilik ne kadar uygulanabilmiştir, kısaca değinelim.
En genel anlatımla, Serbest Tüketiciler elektrik tüketimleri için tedarikçilerini kendileri seçebilen tüketicilerdir. Yani elektrik faturalarını Ulusal Tarife’de belirlenen birim fiyatlarla ödemek zorunda değildirler. Ancak bu hakka sahip olabilmek için bir önceki takvim yılında ya da içinde bulunulan yılda EPDK’nın belirlediği limitten fazla elektrik tüketimi yapmış olmaları gerekmektedir. Bu limit 2023 yılı için 1000 kWh olarak belirlenmiştir. 1000 kWh’lık tüketim mevcut tarifelere baktığımızda mesken abone grubunda yaklaşık 2 bin TL’ye, eski adıyla ticarethane abone grubunda 3 bin 500 TL’ ye, sanayi abone grubunda ise 4 bin 500 TL’ ye karşılık gelmektedir. 12’ye bölündüğünde hesaplanan tutarlar, elektrik tüketicilerinin neredeyse tümünün serbest tüketici niteliğine sahip olması anlamına geliyor.
Peki limitin bu kadar düşük olması tedarikçi değiştirerek avantaj sağlanabileceği anlamına geliyor mu? Maalesef hayır. Aşağıdaki grafik, yıllara göre kaç milyon abonenin bu hakkını kullandığını gösteriyor.

EPİAŞ
2002 yılında 9 milyon kWh ile başlayan limit, 2010 yılında 100 bin kWh’e çekildi. Grafikten de görüldüğü üzere, Serbest Tüketici hakkını kullanan abonelerin sayısındaki asıl ivmelenme limitin düşmeye devam ettiği 2010-2017 yılları arasında yaşandı. 2015’e gelindiğinde limit sadece 4bin kWh’ti. 2010 yılında 100 bini geçmeyen Serbest Tüketici sayısı ise 2017’ de 5 milyon adete ulaşmıştı. 2017 yılına kadar limit düştükçe tüketici sayısının arttığı görülüyor, bu son derece normal. Ancak bundan sonraki süreçte beklenmedik düşüş ve dalgalanmalar var.
Bilindiği üzere, elektrik çok politik bir ürün; her noktada kullanılıyor. Seçim yıllarında Ulusal Tarife’de artış yapmama refleksi Ulusal Tarife birim fiyatlarının serbest piyasaya oranla daha ucuz kalmasını sağlıyor. Bu sebeple Özel Tedarikçiler müşterilerine avantajlı tedarik opsiyonları sunamıyorlar ve yıllık tüketimi 1 milyon kWh’nin altında olan abonelerin büyük bir kısmı Ulusal Tarife’den elektrik almayı tercih ediyor.
1 milyon kWh limiti için de küçük bir hatırlatma yapmak gerekirse, 2018 yılında çıkan SKTT (Son Kaynak Tedarik Tarifesi) Yönetmeliği ile tüketimi belli bir miktarın üzerinde olan abonelerin Ulusal Tarife’den elektrik almaları mümkün değil. Bu tüketiciler Özel Tedarikçiler ile özel şartlarda anlaşmalar yapıyorlar. Sabit fiyat, dövize endeksli, kömür ya da doğalgaza endeksli, ödeme vadesine göre değişen bu anlaşmaların takibi, yorumlanması ve kontrolü için dijital de birtakım çözümler mevcut.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Seyahat sektörünü bekleyen potansiyel riskler neler? Bunlara nasıl engel olunabilir? İklim değişikliği geleceğin problemi mi, yoksa bugünün mü?
27 Kas 2023

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.

Türkiye’de otomotiv pazarı, 2026’nın son çeyreğine frene basarak girdi. Eylül rakamları, sektörle ilgili aylık düşüşten çok daha fazlasını anlattı. Toplam pazar, yıllık bazda %24’ün üzerinde daralırken sektörde yaşanan baskının tüketici için fırsat olup olmayacağı sorusu da gündeme taşındı.

Teknoloji birçok alanda sonuca ulaşmayı kolaylaştırırken ustalığın değeri artık yalnızca bir işi yapabilmekte değil; neyin iyi olduğunu ayırt etmekte, doğru kararı verebilmekte ve yıllar içinde biriken deneyimi yeni araçlara uyarlayabilmekte yatıyor. Ustalık kaybolmuyor; biçim değiştiriyor.



