İnsan kaynakları: ‘Emekle, yürü, koş’


eLogo'dan Finansal İnovasyonun Geleceği: Gömülü Finans raporu Gelişen teknoloji ve düzenlemeler sayesinde finansal hizmetlere en uygun yerde ve zamanda kolayca ulaşmanın önü açıldı. Geleneksel bankacılık kanallarının dışında hizmet sunan bankalar, fintek şirketleri, teknoloji firmaları ve çevrimiçi platformlar gömülü finans kavramı çatısı altında birleşiyor. Şirketler müşteri memnuniyetini artırmak, operasyonel verimliliklerini iyileştirmek ve rekabet avantajı elde etmek için finansal hizmetleri, sundukları ürün ve hizmetlere entegre etmeyi amaçlıyor. ERP sistemleri içerisinde kurgulanmış gömülü finans , sektördeki küresel eğilimler arasında öne çıkıyor. Logo Grup şirketlerinden eLogo ’nun hazırladığı Finansal İnovasyonun Geleceği: Gömülü Finans raporu , sektörün geleceğine yön veren gömülü finansa ışık tutmayı amaçlıyor. Raporda neler öne çıkıyor? B2B ödemeler, gömülü ödemeler kategorisi için büyük bir potansiyel sunuyor. Küresel B2B ödemelerin 2027 yılına kadar toplam gömülü ödemelerin üçte birinden fazlasını oluşturacağı öngörülüyor. Gömülü sigortanın 2032 yılına kadar küresel sigorta dağıtımının %16 'sını oluşturması bekleniyor. Finansal kurumlardaki yöneticilerin %70'i, gömülü finansı iş stratejilerinin temel bir parçası veya bütünleyici bir unsuru olarak görüyor. Gömülü finansın 2025 yılına kadar küresel KOBİ bankacılık pazarının dörtte birini oluşturacağı ve neredeyse 124 milyar dolarlık bir değeri temsil edebileceği tahmin ediliyor. Üretimden satın almaya, dış ticaretten satışa kadar tüm iş birimleri ve süreçlerini birbirine uyumlu hâle getiren ERP sistemleri içerisinde kurgulanmış gömülü finans , sektördeki küresel eğilimler arasında gelecek dönem için öne çıkıyor. eLogo : Türkiye’nin lider özel entegratörü eLogo , finansal servisler dikeyinde geliştirdiği fintek çözümleriyle firmaların verimli bir şekilde finansal inovasyondan faydalanmalarını sağlıyor. eLogo’nun hazırladığı Finansal İnovasyonun Geleceği: Gömülü Finans raporuna buradan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Şirketlerde her departman gibi insan kaynakları (İK) departmanında da derin bir dönüşüm yaşanıyor. Bu dönüşüm, çalışanların değişen beklentileri ve yapay zeka gibi hızlı değişen teknolojik gelişmeler tarafından yönlendiriliyor. Forbes'un makalesine göre bu faktörler, 2024 yılı itibarıyla şirketlerin çalışma ve işgücüyle bağlantı kurma biçimlerini yeniden tanımlayacak.
Beklenen trendlerden ilki, yapay zekayı iş dünyasına entegre etmek. Eğer 2023 yapay zekanın yılı olmadıysa 2024 kesinlikle olacak. Yeni araçların mevcut operasyonlara entegre edilmesi heyecan verici olsa da hiç hesapta olmayan zorluklara yol açması da muhtemel. Stratejik bir planlama olmaksızın yeni teknolojileri uygulamakta acele eden şirketler, sonuçları öngöremedikleri için henüz başlangıç aşamasında heveslerini yitirme riskiyle karşı karşıya.
- Bu sebeple: "Emekle, yürü, koş" yaklaşımıyla yapay zekayı iş süreçlerini geliştirmek, karar alma süreçlerini iyileştirmek ve inovasyonu teşvik etmek için bir araç olarak görmek gerek. Başarılı bir entegrasyon için güçlü bir değişim planı kritik önem taşıyor. Yapay zeka kullanımı için sağlam hedefler belirleyerek ve küçük adımlarla başlayarak ilerlemek en sağlıklı opsiyon.
İkinci nokta, güncel global trendin aksine daha uzun süreli çalışan döngüleri oluşturmak. 2024 yılında, çalışanların görev sürelerini uzatmasını da kapsayan işgücü dinamiklerinde önemli değişiklikler bekleniyor. Bu, 2023 ile artan piyasa istikrarsızlığına, yükselen işsizlik oranlarına ve azalan istihdama da bir yanıt olabilir.
Yöneticilerin göz önünde bulundurması gereken bir diğer faktör kuşaklararası işgücü çeşitliliği. Mesleki gelişim arzusuyla hareket eden genç profesyoneller, kariyer hedefleriyle uyumlu kişiselleştirilmiş eğitim programları talep ediyor. Çalışan davranışındaki değişiklikler, liderlerin "çalışanları elde tutma" bakış açısından "destekleme ve besleme"ye kaymasını gerektiriyor. Önemli olan, özellikle kurumsal bilgiye sahip çalışanlar için eğitim yoluyla çalışan becerilerini geliştirmek.
Üçüncü sırada yapay zeka ile çalışan bağlılığını artırma geliyor. Çalışanların katılımı, işyerinde yapay zekayı uygulama konusunda hayati önem taşıyor. Katma değer yalnızca yeni teknolojileri uygulamak değil, ekibin bu teknolojiyi benimsemesi ve bu teknolojinin rollerine katacağı değeri anlamasından geçiyor.
- Bu nedenle: Çalışanlar yapay zekanın kullanımı, faydaları ve etkileri konusunda bilgilendirilmeli. Yöneticiler ayrıca bu teknolojinin çalışanların yeteneklerini ikame edecek değil, onları artıracak bir araç olma rolünü öne çıkarmalı. Bir UKG araştırması, üst düzey yöneticilerinin %78'inin şirketlerinde yapay zeka kullandığını bildirdiğini, ancak çalışanların yalnızca %42'sinin böyle düşündüğünü ortaya koydu. Bu durum, çalışanların teknolojinin günlük işlevlerine nasıl sorunsuz bir şekilde entegre olduğunu ve onları nasıl desteklediğini anlamaları gerektiğini gösteriyor. Ek olarak bu netlik, endişeleri hafifletmeye ve yapay zeka entegrasyonu için destekleyici bir ortam oluşturmaya yardımcı olacaktır. Nihayetinde bu araçlar, ekip üyelerinin işlerinin daha stratejik ve yaratıcı yönlerine odaklanmalarını sağlayan ortaklar olarak görülmeli.
Dördüncü trend şirket içi ve küresel uzmanlığın dengelenmesi. Küresel yeteneklerden yararlanmak, pazardaki dalgalanmalara uyum sağlamak isteyen işletmeler için stratejik bir araç olmaya her zaman devam edecek. Dolayısıyla 2024'ün kilit trendlerinden biri, kurum içi ekiplerle küresel uzmanları entegre eden dengeli bir yaklaşıma geçiş olacak.
- Neden önemli? Bu, operasyonlarda çeviklik ve verimlilik sağlanmasına olanak tanır, işgücünde eksik olabilecek uzmanlık becerilerinin kazandırılmasına da yardımcı olur. Hızlı teknolojik gelişmeler, artık daha geniş ve serbest çalışan bir yetenek havuzunun uzmanlığını gerektiriyor. Şirketler, küresel yetenekleri stratejik olarak entegre ederek rekabet avantajını koruyabilir. Dış uzmanlar özel görevleri yerine getirirken temel iş alanlarına odaklanabilir.
Beşinci ve son trend, 2024 yılında önemli ölçüde değişmesi beklenen İK teknolojilerine yatırım yapmak. Gartner'ın 2024 HR Technology Imperatives raporuna göre, İK liderlerinin %89'u teknoloji bütçelerini artırmayı veya korumayı planlıyor. Bu durum, özellikle işe alım ve işe başlama süreçlerinde otomasyona doğru güçlü bir yönelime işaret ediyor ve bu yatırımlar, hızlı teknolojik değişikliklere uyum sağlayabilecek bir işgücü geliştirmek için hayati önem taşıyor.
- Nasıl? Odak noktası, teknolojik ilerleme ile çalışan memnuniyeti ve gelişimini arasında bir sinerji yaratmak olmalı. Ayrıca, teknolojik yatırımları geleneksel çalışan hakları ile dengelemek önemli. Bu, teknolojinin süreçleri kolaylaştırmasını ve iyileştirmesini sağlamanın anahtarıdır, böylece insanlar daha stratejik ve analitik işlere odaklanabilir. Bu durumda ekipler, şirket hedeflerinize daha verimli bir şekilde ulaşmanıza yardımcı olmak için daha iyi içgörüler ve veriye dayalı stratejiler sağlayabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Dünyanın en borçlu gayrimenkul geliştirme şirketi China Evergrande Group için Hong Kong mahkemesinden tasfiye kararı çıktı. 2024'ün odak noktası, teknolojik ilerleme ve çalışan memnuniyeti/gelişimi arasında bir sinerji yaratmak olacak.
01 Şub 2024

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Avrupa’dan Japonya’ya birçok ülke, artan güvenlik kaygılarıyla birlikte savunma bütçelerini büyütüyor; bu harcamaların teknoloji, istihdam ve sanayi üzerinden ekonomiye de ivme kazandırması bekleniyor. Peki silahlanma, durgun ekonomiler için gerçekten bir büyüme motoruna dönüşebilir mi?

Giriş seviye pozisyonlarda işe alımlar, dünya genelinde hızla yavaşlıyor. Genç işsizliğindeki bu artış, özellikle beyaz yakalı işlerde büyük oranda yapay zekaya atfediliyor. Fakat yakın tarihli araştırmalar, yeni mezunların yaşadığı istihdam sıkıntısının asıl sorumlusunun uzaktan çalışma olabileceğine işaret ediyor.

Çin merkezli markaların peş peşe Türkiye pazarına girişi ve önemli bir satış başarısı elde etmesi, Türkiye’deki yöneticileri biraz rahatsız etmişti. Bunun üzerine Türk lobisinin de yönlendirmeleriyle vergiler, ithalat düzenlemeleri ve servis şartları üzerinden bu markaların önüne ciddi bir duvar örüldü. Ağustos ayına ilişkin pazar verileri ise bu “Çin işkencesi”nin sonuç verdiğini ortaya koydu.

Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.



