Erken yarı finale dönüşen erken final

2016’nın finalistleri Fransa ve Portekiz, bu sefer grup aşamasında karşı karşıya geldi. Onları bir kez daha finalde görebilirdik ama maç sonunda fikstür değişti.
Erken yarı finale dönüşen erken final

25 Haziran - Oris - Punto
Oris ile birlikte

Oris’le mekaniğin keyfini çıkarın Giderek daha çok verilere ve kodlara bağlandığımız dijital dünyamızda mekaniğin keyfi yeni bir anlam kazandı. İster çalışan bir dönme dolaba, ister kasa arkasından mekanik bir saat mekanizmasına bakıyor olun, işlerin nasıl yürüdüğünü görmek nostaljik bir havayla içleri ısıtıyor. Tamamen mekanik sistemi ve fark yaratan tasarımlarıyla Oris , 1904’ten itibaren bu keyifli havayla ürettiği saatleriyle mekaniğe neşe katmaya devam ediyor. Mekanik saatçilikte yeni standart Bir mekanik saati estetik ilkeler gözeterek gelecek nesiller için tasarlayan Oris, saat yapımcılığında yüksek mekanizmanın simgesi olan kırmızı rotoruyla öne çıkıyor. Her görünen kırmızı rotor, Oris marka saatlerin yüksek fonksiyonlu ve yıllarca süren deneyimle tasarlandığından emin olunmasını sağlarken Oris; 2021 yılında lüks saatçilik dünyasındaki tüm standartları yeniden belirliyor. Calibre 400 mekanizması: Bağımsız İsviçreli saat şirketinin yetenekli mühendisleri tarafından tamamen kendi bünyesinde tasarlanan saat, yüksek düzeyde antimanyetizma ve beş günlük güç rezervi sunarken 10 yıllık garantiyi beraberinde getiriyor. Dikkatle düşünülmüş tasarımı, yüksek performanslı malzeme ve amaca uygun fonksiyonun bir birleşimi olan Aquis koleksiyonunun bu özel mekanizmaya sahip ikonik Aquis Date modeli, Oris Aquis Date Calibre 400’de bir araya gelerek şimdi daha da güçlü paslanmaz çelik kasaya, 300 metreye kadar su dayanıklılığına ve seramik tek yönlü dönen bezele sahip yüksek performanslı bir dalgıç saatine dönüştü. Mümkün olan en iyi saati en iyi fiyata üretmek için en yeni teknolojiyle en başarılı zanaatkârları bir araya getiren Oris’in saat koleksiyonlarını keşfetmek için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

Kutay Ersöz

2016’nın finalistleri Fransa ve Portekiz, bu sefer grup aşamasında karşı karşıya geldi. Onları bir kez daha finalde görebilirdik ama maç sonunda fikstür değişti.

Fransa ve Portekiz, son yılların en başarılı iki millî takımı. Son iki büyük turnuvayı onlar kazandı. Uzun zamandır aynı teknik direktörlerle çalışıyorlar. Kadrolar değişse de ısrarla benzer futbolu oynuyorlar. Sahip oldukları yüksek kalite sıkıştıkları anlarda farkı yaratıyor. 

İki takım Avrupa Şampiyonası öncesi en güçlü favoriler olarak gösteriliyordu. Zaten Euro 2016 finalinde de karşılaşmışlardı. Birçok futbolseverin sıkıldığı 120 dakikalık mücadele, Portekiz’in 1-0’lık üstünlüğüyle bitmişti. Devamında iki kez daha karşılaştılar. O maçlar da 0-0 ve 1-0 (bu sefer kazanan Fransa) sona erdi. Yani Budapeşte’deki maç öncesi iki takımın karşılaştığı son 300 dakikada sadece iki gol atılmıştı. Bu nedenle, bir final provası gibi gözüken grup maçından beklentiler düşüktü. Fakat pandemi ardından 60 bin kişinin doldurduğu bir stadyuma çıkan futbolcuların coşkusu, maçı başka bir seviyeye taşıdı.


Reklam gibi başladı, korku filmi gibi bitti

Yıllar önce bir marka, Portekizli ve Brezilyalı oyuncuları kullanarak bir reklam filmi çekmişti. Reklamda; iki takım oyuncuları, çıkış tünelinde topla ufak tefek hareketler yaparken birden birbirlerine ‘hareket’ çekmeye başlarlar ve tüm stadyumu kullanarak hünerlerini gösterirler. Bu kısa sekansta savunma yoktur, kontrol yoktur, taktik yoktur. Hatta gol bile yoktur. Sadece çalımlar, paslar ve topla oynamak önemlidir. 

Fransa – Portekiz maçı bu kadar ışıltılı değildi belki ama o reklamı andıran bir tempoyla başladı. Tribünlerden etkilenen iki takım oyuncuları, maçı kazanmak için alışılmış oyunlarının dışına çıktı. Birinci bölgede topa sahip olup sabırla beklemek yerine, ya direkt oynadılar ya da ön alanda baskı yaptılar. Antoine Griezmann ve Diogo Jota gibi hücum oyuncuları bile top kaparak takımlarını atağa kaldırdılar.

Bu oyunun taraftarların hoşuna gittiğini düşündük, zira 10. dakikada tribünlerden güçlü bir tezahürat yükseldi. Oysa coşkunun nedeni Macarların, Almanya’ya attığı goldü. Tıpkı hakemin Ronaldinho’ya müdahalesiyle sona eren reklam gibi, Fransa – Portekiz mücadelesi de Münih’ten gelen gol haberiyle kendi gerçeğine döndü. Grupta bir maç daha vardı ve oradan çıkacak sonuç sahadakilerin canını yakabilirdi. 25. dakikadan sonra tempo düştü ama kalite sahada kaldı. 90 dakika boyunca ufak bir Paul Pogba resitali izledik. Karim Benzema millî takıma fiilen döndüğünü gösterdi. Kylian Mbappé, Nélson Semedo’ya kariyerinin en kötü maçlarından birini yaşattı. 

Benzema


Bruno Fernandes’den yoksun olan Portekiz ise sırtını Ronaldo’ya dayamış bir görüntü içindeydi. Renato Sanches de beş sene öncesine döndüğünü gösterdi. Fakat Fransa, her açıdan rakibine oranla daha iyi gözüktü. Üç penaltı ve bir VAR katkısı sayesinde 2-2’ye gelen maçın son 10 dakikası, iki tarafa da yarayacağı için, bir ‘al gülüm ver gülüm’ oyununa dönüştü. 90 dakika içinde İngiltere’nin ikinci turdaki rakibi yedi kere değişti. Wembley’e giden Almanya olurken, Fransa ve Portekiz yarı final için sözleşti. Her ne kadar bu maçtaki görüntüsüyle Portekiz’in Belçika’yı elemesi zor gözükse de, Euro 2016 şampiyonluğuna ‘gümbür gümbür’ yürümediklerini hatırlatmak lazım.

Kesin olan ise Euro 2016’nın finali bu yaz tekrarlanmayacak!


Karışık senaryolar yerine kıran kırana futbol

Belki de tam bu noktada UEFA’yı eleştirebiliriz. 24 takımlı format, bize daha çok maç sunup birçok ülkeye rüyasını yaşama şansını tanısa da hem kafa karıştıran ikinci tur senaryoları hem de tek galibiyet alan takımlarına verilen ikinci tur ödülü turnuvanın tadını kaçırıyor.

32 takımlı bir şampiyona, 55 ülkeli bir kıta için çok fazla. Öyleyse yeniden 16 takıma dönülebilir. Hesap kitapların azaldığı, fikstürlerin net olduğu, denk takımların yer aldığı grup aşamaları turnuvayı daha değerli kılar.

Bu sayede biz de, reklamlara gizlenen esas futbolu sahalarda görebiliriz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Punto Punto

BÜLTEN SAYISI

🪄Sabrina'nın büyüsü, yeni tehdit Red Bull Racing

"Hiç bir şeye sınır koymamalısınız. Ne kadar hayal ederseniz, o kadar ileriye gidebilirsiniz."

25 Haz 2021

Oris ile birlikte
ESPN

YAZARLAR

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Punto Punto

HİKAYE

Serena’nın başlattığı tartışma: Zayıflama ilaçları doping sayılmalı mı?

Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Serena’nın başlattığı tartışma: Zayıflama ilaçları doping sayılmalı mı?
Punto Punto

HİKAYE

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Alp Ulagay

·

15 Tem 2026

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası
Punto Punto

HİKAYE

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede
Punto Punto

HİKAYE

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Kavel Alpaslan

·

11 Tem 2026

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?
Punto Punto

HİKAYE

Trump, kartallar ve akbabalar: Dünya Kupası’nın siyasi yolsuzluklar tarihi

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.

07 Tem 2026

Trump, kartallar ve akbabalar: Dünya Kupası’nın siyasi yolsuzluklar tarihi