

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İklim krizini durdurabilmek için bireylere düşenleri kısaca üç başlık altında toplayabiliriz:
- Gereksiz tüketimi sonlandırmak
- Özellikle hayvansal ürün tüketimini ciddi biçimde azaltmak ya da durdurmak
- Özel araç ve uçak kullanmamak
Bu üç başlığa çokça itiraz geliyor. Çünkü bunlar hemen, kolayca ve canımızı fazla sıkmadan gerçekleştirebileceğimiz şeyler değil. Bu hafta bir konuşmada “eğer iklim krizini önlemek konusunda bir melek olmak istiyorsanız hayvansal ürün tüketimine son vermelisiniz” dedim. Ardından bir arkadaşla uzun bir email trafiği yaşadık. Konumuz ise “neden son vermelisiniz dediniz de azaltmalısınız demediniz?” “Aslında hepimizin asgari günde 70 gram protein alımına inmemiz gerekiyor ki sağlıklı yaşayabilelim. Aksi takdirde vücut gerekli olan ve üretemediği amino asitlerden yoksun kalacak.”
Bu yaklaşımın biyolojik açıdan sorunlarına girmeyeceğim, çoğunuz biliyorsunuzdur. Ama çok daha önemli bir taraf var. Günde kişi başı 29 gram hayvansal protein aldığımızı düşünürsek, Dünya tüketimi 230 bin ton protein oluyor. Bu da 890 bin ton dana etine karşılık, her gün 8900000 danayı kesmemiz demektir. Senede ise 3 milyar 250 milyon danaya karşılık gelir. Bugün Afrikalı birey bundan çok daha az, gelişmiş batı ise çok daha fazla alıyor. Bir kez daha belirtelim ki konumuz “protein sadece dana etinden elde edilmez” ya da “ esas problemimiz insanlar arasındaki eşitsizliktir” değil. Eğer bu şekilde devam edecek olursak, bu nüfus yoğunluğunda, bu hayat tarzımız ve bu tarzdaki gelişmelerle Dünya’daki yaşamımız sürdürülebilir olamaz. Bu nedenle düşünce yapımızı acilen değiştirmemiz gerekiyor.
Esas problemimiz de işte tam burada yatıyor: Bizler değişikliğin önem sıralamasını ve aciliyetini tam olarak kavrayamıyoruz. İnsanlık bugün çok önemli bir dönüm noktasından geçiyor. Eğer bu dönüm noktasında doğru adımlar atarsak dinozorlardan farklı bir geleceğimiz olabilir. Yanlış adımlar ise hepimizi dinozorlara benzer olmasa da aynı seviyede bir felakete sürükleyebilir. Bundan dolayı alışkanlıklarımızı değiştirmemek için öne sürdüğümüz tüm nedenleri baştan değerlendirmemiz gerekiyor.
Öncelikle sorumluluğu üzerimizden atmayı bırakmalıyız. “Önce devletler, önce şirketler, önce gelişmiş ülkeler” diyecek vaktimiz yok. Evimiz yanıyor ve biz yangını söndürmeye çabalamak yerine yangını kimin çıkardığını ve kimin önce müdahale etmesi gerektiğini tartışıyoruz. EV YANIYOR. Buna odaklanmamız gerekiyor ve ilk önceliğimiz yangını söndürmektir. Sonrasında yangını kim çıkarttı, bir daha çıkmaması için neler yapmalıyız, tüm bunları konuşuruz.
Sorumluluğu üzerimize aldığımızda anlamamız gereken nokta, “evin yanıyor” olmasının her şeyden önemli olduğudur. Ev yanıyorken ocaktaki yemek de önemsizdir, cep telefonunuzun şarjını bulmak da. Bundan dolayı iklim krizini başta gelen sorun olarak ortaya koymak zorundayız. Biz bunu en önemli sorun olarak belirlemezsek, devletler de şirketler de bunu bizim yerimize yapmayacaklar. Elbette evimiz yanarken kayıplarımız olacak ve düzenimiz değişmek zorunda kalacak. Ama tüm bunları ev yanmadan önce düşünmeliydik. Ev yanarken eşyalarımızın tümünü kurtaramayabileceğimizi bilmemiz gerekiyor. Hatta büyük bir yangından bahsediyorsak can kaybı bile olabilir, ama öncelikli olan olabildiğince çok kişiyi kurtarmak ve mal kaybını da en azda tutmaktır. Biz adım atmakta geciktikçe kurtulma şansları giderek azalıyor.
Kısacası, adım atmamak için kendimize nedenler uydurmayı bırakmalıyız. İnsan için gerekli bazı amino asitleri almazsak sağlık tehlikeye girermiş, bırakın girsin. Biz tüm bu üretilen malları satın almazsak ekonomi çöker ve insanlar aç kalırmış; belki kapitalist ekonomik sistemin çökmesi o kadar da kötü bir şey değildir. Yerine kurulacak sistem daha kuvvetli olabilir. Mauritus’a tatile gitmeden de yaşayabilirsiniz, hatta hiç tatile gitmeden de. Ben ev yanıyor diyorum, siz hala tatil, amino asit, yeni cep telefonu diyorsunuz.
EV YANIYOR. Hemen söndürmezsek başka yaşayacak gezegenimiz yok. Uyanın artık.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj
01 Tem 2026








