Evrensel temel gelir, otomasyonun yol açacağı işsizliğe bir çözüm olabilir mi?

Evrensel temel gelir, otomasyonun yol açacağı işsizliğe bir çözüm olabilir mi?

29 Ağustos - Dell Technologies - Quando
Dell Technologies ile birlikte

Cam netliğinde görüntü kalitesi: Dell Pro Webcam Dell Pro Webcam Hibrit çalışmanın değişen ihtiyaçlarını karşılamayı misyon edinen Dell , aralarında Dell Speakerphone ve Dell Slim Conferencing Soundbar ’ın da bulunduğu kişisel işbirliği cihazları portföyüne Dell Pro Webcam ’i ekliyor. Nedir? Profesyonel segmentte bir 2K QHD web kamerası olan Dell Pro Webcam , FHD (1080p) web kamerası üzerinden üstün görüntü kalitesi sunuyor ve her türlü aydınlatma ortamında netliği en üst düzeyde tutuyor. $134.99 liste fiyatıyla dünya genelinde siparişe açılan ürünün ekim ayında Türkiye’de de satışa sunulması bekleniyor. Neler var? Kendi sınıfında dünyanın en iyi görüntü kalitesini sunan cihaz olarak nitelendirilen Dell Pro Webcam ; Sony STARVIS™ sensör ve çok elemanlı lens sayesinde önemli ölçüde ışık alarak cam gibi net görüntüleri mümkün kılıyor. Digital Overlap HDR ve Yüz Algılama Otomatik Pozlama kombinasyonuyla da kullanıcıların görüntüsünü optimize ederek her an her yerde iyi görünmelerine yardımcı oluyor. Gelişmiş Görüntü Sinyali İşleme ve 3D/2D parazit azaltma özellikleriyle grenli görüntüleri otomatik olarak ortadan kaldırarak düşük ışıkta bile görüntü kalitesinden ödün vermiyor. Yerleşik hâldeki gürültü azaltma mikrofonuyla her açıdan net bir iletişim ortamı sağlıyor. Gizlilik için manyetik bir deklanşör kapağı ve bir monitöre sahip olan web kamerasının, dizüstü bilgisayara veya bir tripoda kolayca takmak için yerleşik bir montaj klipsi de mevcut. Dell ürünleriyle tanışmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

2020 senesinde ABD başkanı adayı olmak için başlattığı kampanyada Demokrat Andrew Yang, yapay zekâ ve dolayısıyla da otomasyon dâhil olmak üzere pek çok teknolojik ilerleme nedeniyle önümüzde 12 yıl içerisinde her üç ABD’li işçi ve çalışandan birinin işinden olacağını iddia etti. Yang’in bu tür iş kayıplarının hızlandıracağı ekonomik krizden kaçınmak için öne sürdüğü çözüm ise, hükûmetin her ABD’li yetişkine aylık 1,000 dolarlık “Özgürlük Temettüsü”, ya da bir diğer bilinen ismiyle “evrensel temel gelir” (ETG)  sağlamasıydı. Ve Yang her ne kadar adaylıktan beklediğini bulamamış olsa da ortaya attığı, daha doğrusu yeniden alevlendirdiği ETG fikri bugün hâlâ daha merak uyandırmaya devam ediyor.

Aslına bakacak olursak, vatandaşlar için “garantili gelir” olarak da tanımlanabilecek ETG’nin tarihi Yang’den çok öncesine, ünlü hukukçu, filozof ve yazar Thomas More’un kendisinden daha da ünlü eseri “Ütopya”ya ya kadar dayanıyor. 16. Yüzyılın başında yayımlanan Ütopya, More’un gözünden dinî, sosyal ve politik açıdan mükemmele ulaşmış olan kurgusal bir ada topluluk üzerinden bizlere var olmayan bir “what if” örneği sunuyor. Ele aldığı konular gereği oldukça tartışmaya açık ve subjektif bir eser olsa da Ütopya’da sunulan garantili gelir konsepti zaman içerisinde birçok tanınmış figür tarafından ortaya atılıyor: Thomas Jefferson, Thoma Paine, Abraham Lincoln, Bertrand Russell, Franklin Roosevelt, Pete Drucker, Margaret Mead, Milton Friedman, John Kenneth Galbraith, Martin Luther King Jr., Marshall McLuhan, Elon Musk, Sam Altman, Chris Hughes, Mark Zuckerberg ve daha niceleri.

Yang’ın da kampanyasında belirttiği üzere, Musk ve Zuckerberg gibi teknolojinin önde gelen isimleri de robotların ve yapay zekâ ile geliştirilmiş yazılımların önünü açacağı, “robot ekonomisi” olarak da bilinen otomasyonun yakın gelecekte pek çok insanı işinden edeceğini belirtiyor. Ve hemen hemen her şeyde olduğu gibi, bu fikri savunanlar kadar karşı çıkanlar da mevcut.

Toplum, teknoloji ve ekonomi üzerinde etkileri ile artı ve eksilerine geçmeden önce gelin ETG nedir, daha detaylı bir şekilde bakalım.

Nedir bu ETG?

Issarawat Tattong/Getty Images

Garantili gelir adı altında bulunan pek çok farklı modelden birisi olan ETG; gelir, kaynak ve istihdam durumlarına bakılmaksızın bir ülke veya bir bir coğrafi bölgenin tüm vatandaşlarına hükûmet destekli olacak şekilde belirli miktarda para sağlanması olarak tanımlanabilir. Buna göre ETG’nin amacının temelde yoksulluğun önlenmesi için vatandaşlar arasındaki eşitliği artırmaktır. Temel Gelir Dünya Ağı (BIEN) savunuculuğu grubuna göreyse bu modelin ardındaki temel ilke, üretime katkıda bulunan ve bulunmayan her vatandaşın yaşanabilir bir gelire hakkı olduğu ideolojisidir. ETG’nin başlıca beş tanımlayıcı özelliği ise BIEN tarafından şu şekilde listelenmektedir:

  • Periyodik: Düzenli ödemeler hâlinde dağıtılır.
  • Nakit ödeme: Mal veya hizmet kuponları şeklinde değil, fon olarak dağıtılır.
  • Bireysel: Ödeme her hane başına değil, her yetişkin vatandaş için yapılır.
  • Evrensel: Tüm vatandaşlar ödeme alır.
  • Koşulsuz: Alıcılarda çalışma ihtiyacı veya isteği aranmaz.

Nasıl işliyor?

Peki her vatandaşa sabit gelir nasıl sağlanacak? Şöyle ki ETG’nin özünde hükûmetin vergi gelirlerini, söz konusu hükûmetin yetki alanında bulunan tüm insanlara ödeme yapan programlar oluşturmak için kullanması yatıyor. Bu da bir eyalet ya da federal hükûmetin, belirli bir miktar vergi gelirini bu programda kullanılmak üzere yönlendireceği ve oluşan fonları vatandaşlarına dağıtacağı anlamına geliyor.

Bu noktada ise karşımıza pek çok model çıkıyor. Mesela ekonomist Kalle Moene ve Debraj Ray, gayri safi milli gelirin %10 ila 12’sinin doğrudan evrensel gelir ödemelerine gideceği, bir ülkenin ekonomik çıktısına bağlı bir ödeme sistemi öneriyor. Bu da ödemelerin ülkenin gelir düzeyine ve enflasyona göre artıp azalabileceği anlamına geliyor.

1962’de ekonomist Milton Friedman tarafından yapılan bir başka öneri ise “negatif gelir vergisi” olarak öne çıkıyor. Ancak Friedman’ın önerisine göre bu modelde sadece belirlenmiş bir gelir seviyesinin altında kalan kişilere ödeme yapılacak; ödemeler ise belli bir düzeyin üzerinde gelir elde eden ailelerden alınan vergilerle sağlanacaktı. Yani gelir ve gider durumlarına bakılmaksızın tüm vatandaşların ödeme alması bu model için söz konusu değil.

Ne gibi sorunları çözmesi amaçlanıyor?

ETG’yi savunanlar, bunun ekonomi ve toplum hakkında, herkese belirli bir düzeyde ekonomik güvenlik sağlayan ve sosyal güvenlik sistemini damgalayan radikal bir değişimin bir parçası olduğu iddia ediyor. Ayrıca, ETG, işgücü piyasasındaki güvensizliğe de potansiyel bir çözüm olarak değerlendiriliyor. 

Bunlarla birlikte ETG’nin, kişilerin yaşamlarını onurlu bir şekilde sürdürebilecekleri bir noktaya gelmelerine ve tercihlerini herhangi bir maddi baskı altında hissetmeden yapabilmelerine yardımcı olabilecek bir çözüm olabileceği belirtiliyor.

ETG’nin bir lütuf, yardım ya da sigorta olmadığının altını çizen Vatandaşlık Temel Geliri Araştırma Geliştirme Kültür ve Yayma Derneği’nin kurucusu ve BIEN üyesi Dr. Ali Mutlu Köylüoğlu, otomasyon gibi teknolojik gelişmelerin yaygınlaşmasıyla işsiz kalacak işçilerin OECD ülkelerinde %57, ABD’de %47, Çin’de ise %77 olduğunu aktarıyor. Öte yandan Köylüoğlu, teknolojik gelişmelerin yol açacağı işsizlikten etkilenecek ülkelerin sadece teknolojide ileri ülkelerin olmadığına da dikkat çekiyor. Buna göre teknolojide yaşanan ilerlemeler ile geleneksel üretim tarzının ortadan kalkacağını ifade eden Köylüoğlu, Etiyopya gibi ülkelerde dâhi otomasyona bağlı iş kaybının %80’inin üzerinde olacağını belirtiyor.

Bütün bunlar göz önüne alındığında ise ETG’nin artıları özetle şu şekilde öne çıkıyor:

  • Koşulsuz şartsız bir temel gelir, çalışanların ve işçilerin daha iyi para kazanabilecekleri bir iş fırsatını beklemelerine yardımcı olabilir.
  • Daha iyi bir finansal istikrar, çalışmak için eğitimlerinden vazgeçen ya da eğitim hayatlarını uzatmak istedikleri halde çalışmak zorunda oldukları için uzatamayan kişilerin eğitimlerine devam edebilecekleri anlamına gelir. Ayrıca, bakıma muhtaç bir yakını olan kişiler de bu sayede çalışma zorunluluğundan kurtulabilir. 
  • Var olan refah programlarının çoğu, insanları yoksulluk sınırının altında tuttukları gerekçesiyle eleştirilerin hedefi olmuş durumda. Mesela sosyal yardım alan pek çok kişi, çok kazanmaları hâlinde, gelirleri yaşam maliyetlerine eşit olmasa dâhi bu yardımı kaybeder. Temel bir gelir ise, refah sisteminden ziyade destekleyici bir sıçrama tahtası işlevi görebilir.

Peki, ETG’yi eleştirenler neden eleştiriyor?

ETG gibi çok büyük ölçekli bir projenin gerçekten de etki yaratacak şekilde hayata geçmesi elbette kolay olmayacaktır. Konuya ilişkin araştırmalar da ETG fikrine karşı çıkanların boyutunun yadsınamayacak kadar büyük olduğunu gösteriyor.

Pew Araştırma Merkezi tarafından 2020’de gerçekleştirilen ve 11 bin kişiyi kapsayan bir ankete göre ABD vatandaşlarının %54’ü, ETG’ye karşı olduklarını belirtiyor. Buna göre, ankette yöneltilen “Federal hükûmet her yetişkine ayda 1000 dolar verse destekler misiniz?” sorusuna olumlu cevap verenlerin %67’sinin 30 yaş ve altı olduğu; 65 yaş ve üstü ABD vatandaşlarının ise %72 ile bu fikre sıcak bakmadığı aktarılıyor. Ayrıca, ankette ETG’ye karşı olumlu bir yaklaşım sergileyenlerin %73’ünün siyahi, %63’ünün latin, %35’inin ise beyaz olduğu belirtiliyor. Bu veri de aslında gelir eşitsizliğinin etnik kimliklere göre nasıl değiştiğine dair bizlere ufak bir fikir veriyor.

Öte yandan Gallup ise pek çok kişinin ancak teknoloji şirketlerinin artan vergiler aracılığıyla ödemesi durumunda ETG’yi destekleyeceklerini belirtiyor.

Konu ETG olduğunda en çok eleştirilen şeylerden birisi de bu tarz koşulsuz bir gelirin, “insanları istihdamdan uzaklaştıracağı ya da çalışma hayatındaki verimi düşüreceği” olarak öne çıkıyor. Ancak  ETG’yi test eden ülkelere bakacak olursak (ki bu ülkelerin hangileri olduğuna yazının devamında göz atacağız), istihdam da çok büyük bir değişiklik olmadığı rapor ediliyor.

ETG’ye yönelik eleştirilerden bir diğeri ise böyle bir uygulamanın çok “pahalı” olacağı yönünde. Her ne kadar ETG savunucuları bu uygulamanın yoksulluk göz önüne alındığında uzun vadede daha ucuza geleceğini ifade etse de, ETG’nin hayata geçmesi durumunda vergi verenlerin yükünün önemli ölçüde artacağı ve ülke bütçelerinde büyük bir açığın meydana geleceği düşünülüyor.

Ian Goldin’in Financial Times için ETG’nin neden kötü bir fikir olduğunu göstermek üzere kaleme aldığı yazıya göre maddi açıdan yeterince test edilmemiş olduğu gerçeği ETG’yi “uygulanamaz” ve “mali açıdan sorumsuz” kılıyor. Buna göre hükûmetlerin kaynakları karşılamak için diğer yardımlardan ellerini çekmesi gerekeceği belirtiliyor. Ayrıca herkese eşit ödenek sağlanması, hâlihazırda zengin olanlarla fakir olanlar arasındaki uçurumun daha da açılacağı anlamına geliyor. Ayrıca, sabit, garanti bir gelirin alkol ve uyuşturucu gibi maddelerin kullanımını artırabileceğine dair birtakım sosyal endişeler de söz konusu.

Bütün bunlardan yola çıktığımızda ise ETG’nin eksi yönleri özetle şu şekilde oluyor:

  • Bedava gelirin, insanların iş bulmaya olan ihtiyacını azaltabileceği düşünülüyor. Buna göre Manhattan Enstitüsü’nden Oren Cass, ETG’nin çalışmayı isteğe bağlı bir hale getireceğini söylüyor. ETG’yi yeterli bularak çalışmamayı tercih edenler ise bunun sonucunda iş becerilerini geliştirmekten, dolayısıyla da iyi bir özgeçmiş oluşturmaktan mahrum olabilir.
  • Kimileri rekabetçi bir ortamda iş bulmaya çalışmaktansa hiç çalışmayarak hayatını sadece ETG ile sürdürebilir. Bu da hâlihazırda düşmekte olan işgücüne katılım oranını daha da düşürebilir.
  • Evrensel gelirin adı üstünde “evrensel” olduğu gerçeği, ne kadar kazanırsa kazansın ya da zengin olursa olsun herkese ödeme yapılacağı anlamına gelir. Bu da kısaca gelir eşitsizliği daha da açılacak demektir.

Hangi ülkeler ETG’yi test etti?

Hessyz/Getty Images

Şu an düzenli olarak vatandaşlarına ETG sağlayan bir ülke yok; ancak bu demek değil ki ETG daha önce hiç test edilmedi. Aksine, ETG’nin daha şimdiye kadar pek çok kez test edildiğini söylemek mümkün.

ABD

ETG, ABD’de birçok kez, pek çok farklı planla denendi. Bu demelerden en öne çıkanı ise Alaska Permanent Fund’dur. Her vatandaşa ABD’nin petrol ve gaz gelirlerlerinden 1 ila 2 bin dolar arasında bir pay sağlandığı bu programın sonuçlarında ise istihdam üzerinde herhangi bir etkisi olmadığı; ancak insanların daha fazla çocuk sahibi olmaya teşvik edilerek doğurganlığın arttığı tespit edilmiştir. Kuzey Carolina’da vatandaşlara 4 ila 6 bin dolar verildiği bir başka benzer programda ise insanların çalışma fikrinden caymadığı ve zihinsel sağlık ile eğitimin geliştiği görülmüştür.

Kanada

Kanada’da da birkaç farklı ETG programı denendi. 1974’te denenen, Mincome olarak bilinen ilk pilot programda Manitoba’da yaşayan herkese 16 bin Kanada doları verildi ve bu deneyin sonucunda okula giden çocuklar arasında işgücüne katılım oranının düşmesiyle eğitimin iyileştiği görüldü. İkinci pilot proje ise 2017’de Ontario’da gerçekleştirildi. Bekarların 17 bin; evlilerin ise 24 bin kanada doları aldığı bu program tamamlanamadan iptal edilse de, ön bulgularda katılımcıların %50’sinden fazlasında alkol ve tütün kullanımının azaldığı tespit edildi.

Finlandiya

Bir başka benzer ETG programı ise 2016’da Finlandiya’da test edildi. İşsiz vatandaşları hedefleyen ve rastgele seçilen 2 bin katılımcıyla gerçekleştirilen bu denemede her bir katılımcıya aylık 560 avro verildi. 2018’de sonra eren program sonucunda ise katılımcıların daha mutlu ve daha az stresli olduğu ve programın sağlığın iyileşmesine katkı sağladı belirtildi.

Namibya

Namibya’da 2008’den 2009’a kadar süren ve dünyanın dört bir yanından bağışçılar tarafından finanse edilen bir ETG pilot programında Otjivero-Omitara’nın her sakinine her ay 100 Namibya doları, yani 6,75 dolar verildi. Pilot programdan elde edilen bulgulara göreyse okul kayıtlarına olan ilginin arttığı, çocuklarda yetersiz beslenme vakalarının önemli ölçüde azaldığı ve hırsızlık gibi sosyal suçlarda da büyük bir düşüş olduğu gözlemlendi.

Hindistan

2011 ve 2012 yılları arasında bir eTG pilot programı da  Hindistan’da Madhya Pradesh’in 6 bin sakini ile test edildi. Unicef tarafından finanse edilen programın ilk aşamasında her yetişkine aylık 200 rupi; her çocuğa ise 100 rupi ödendi. Bir yıl sonra ise ödenek yetişkinler için 300; çocuklar içinse 150 rupiye yükseltildi. Her iki aşamanın sonucunda ise çocuklar için beslenme, temizlik ve okula devam etme gibi konularda gelişme olduğu görüldü.

İspanya

2017’de başlatılan “B-MINCOME” projesi kapsamında Barselona’nın en yoksul kısımlarında seçilen 1000 haneye maddi destek sağlanmış; iki yıl süren projede seçilen hanelere aylık 1675 dolara varan ödenekler yapılmıştı. Seçilen ailelere yapılan gelir yardımı ise dörde ayrılmıştı:

  • Nakit para karşılığı bazı sosyal programlarda çalışma şartı,
  • Herhangi bir şart olmadan nakit desteği,
  • Çalışarak bir miktar gelir elde etmesi durumunda miktarı düşen nakit desteği,
  • Çalışanlara hiçbir kesinti yapılmadan verilen nakit desteği.

Programın sonucunda ise desteği alan aileler üzerindeki etkilerin, aldıkları destek türüne göre değişiklik gösterdiği tespit edildi. Öte yandan hangi destek türüne tâbi olursa olsun, destek alan ailelerin hayattan daha çok tatmin olduğu ve ruh sağlıklarının iyileştiği gözlemlendi. Dahası, istihdama katılma isteğinde meydana gelen değişiklik de çok büyük değildi.

Kenya

Bugüne kadar gerçekleştirilmiş en kapsamlı ve uzun vadeli ETG denemesi, 2016’dan bu yana Kenya’da yürütülmekte. Give Directly adlı bir hayır kurumu tarafından fonlanan programda, 245 köyde ikamet eden 20 bini aşkın insana günlük olarak 75 sente denk gelen aylık ödemeler yapılıyor. Bu denenmenin sonucunda ise sadece pilot köylerin değil, çevre köylerin de durumunun iyileştiği gözlemleniyor.

1,2,3,4,5,6,7,8

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

QuandoQuando

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🦾 ETG ütopik bir hayal mi?

Evrensel temel gelir, yapay zekâ teknolojisi ve otomasyonun gelişmesiyle yakın gelecekte ortaya çıkacak olan işsizliğe potansiyel bir çözüm olabilir mi?

29 Ağu 2022

Dell Technologies ile birlikte
Yuichiro Chino/Getty Images

YAZARLAR

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

QuandoQuando

HİKAYE

Yavaş teknoloji akımı: Akıllı telefon çağının yarattığı dikkat krizine çare olabilir mi?

Sosyal medya ve akıllı telefonların olmadığı bir dünyayı hiç tanımamış olan genç nesiller, bugün kablolu kulaklıklar, retro oyun konsolları, CD’ler ve analog kameralara büyük bir rağbet gösteriyor. Dikkat süresini tekeline almayacak ürün ve hizmetler peşinde koşan bu kuşak, “yavaş teknoloji” olarak anılan bir akımı sessiz sedasız yükseltiyor.

Doğa Yurduneri

·

27 Tem 2026

Yavaş teknoloji akımı: Akıllı telefon çağının yarattığı dikkat krizine çare olabilir mi?
QuandoQuando

HİKAYE

Zaten aşklar hep yalan dolan: Çin’in ‘yapay zeka sevgili yasağı’ tüm dünyaya yayılabilir mi?

Çin geçen hafta, medyaya “Çin’den yapay zeka aşklarına yasak” tarzı başlıklarla yansıyan bir düzenlemeyi uygulamaya koydu. Düzenlemenin hedefi gayet net: Kişinin kişilik özelliklerini, düşünce kalıplarını ve iletişim tarzını taklit ederek sürekli duygusal etkileşim sağlayan hizmetler. Peki yasanın arkasındaki gerekçe neydi, dünyanın geri kalanının bu yasağı takip etmesi olası mı ve tabii artık bir halk sağlığı sorununa dönüşen "yalnızlık salgını"nın önüne bu şekilde geçilebilir mi?

Ümit Alan

·

25 Tem 2026

Zaten aşklar hep yalan dolan: Çin’in ‘yapay zeka sevgili yasağı’ tüm dünyaya yayılabilir mi?
QuandoQuando

HİKAYE

OpenAI modelleri Hugging Face'e sızdı: Yapay zeka gerçekten özerklik mi kazanıyor?

OpenAI, güvenlik testi sırasında kapalı bir test ortamından (sandbox) kendiliğinden çıkan iki yapay zeka modelinin internete erişim sağlayarak açık kaynak kodlu yapay zeka yazılımlarının açık kütüphanesi Hugging Face'in sistemlerine sızdığını açıkladı. Peki bu olay gerçekten yapay zekanın bilinç kazandığını gösteren bir dönüm noktası mı?

Çiğdem Öztabak

·

23 Tem 2026

OpenAI modelleri Hugging Face'e sızdı: Yapay zeka gerçekten özerklik mi kazanıyor?
QuandoQuando

HİKAYE

AI’ın kara kutusu: Dil modellerinin kolektif bilinci bulunmuş olabilir mi?

Yapay zekayla konuşurken onların yalnızca son cevabını görürüz. Sohbet robotlarına güç veren büyük dil modellerinin o yanıta nasıl ulaştığını, hangi ihtimalleri elediğini ya da cevabını oluştururken "zihinlerinde" nelerin canlandığını bilmeyiz. Anthropic’in yaptığı yeni bir çalışma ise ilk kez bu "kara kutunun" içinde neler yaşandığını ortaya koyuyor.

Doğa Yurduneri

·

21 Tem 2026

AI’ın kara kutusu: Dil modellerinin kolektif bilinci bulunmuş olabilir mi?
QuandoQuando

HİKAYE

Sürtünmesiz bir dünya hayali: Teknoloji hayatı 'fazla' mı kolaylaştırdı?

Kullanıcılar artık, günün giderek daha büyük bir bölümünü düşünmekten, alışılmışın dışına çıkmaktan ve kendi yolunu çizmekten uzaklaştıran sistemlerin içinde geçiriyor. Fakat uzmanlara göre karşımıza çıkan her engeli aşılması gereken bir sorun olarak görmemek gerekiyor. Hayatın içinde her zaman engeller, bekleme anları ve aksilikler oluyor. Fakat tam da bu sürtünmeler, insanı düşünmeye, mücadele etmeye, problem çözmeye, sabretmeye ve kendi yolunu çizmeye zorluyor.

Doğa Yurduneri

·

17 Tem 2026

Sürtünmesiz bir dünya hayali: Teknoloji hayatı 'fazla' mı kolaylaştırdı?