Fantastik Dörtlü, ilk adımlarında tökezliyor

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: The Fantastic Four: First Steps
Yönetmen: Matt Shakman
Yapım yılı: 2025
Süre: 115 dakika
2019, Marvel Sinema Evreni (MCU) açısından dönüm noktalarından biriydi. Disney’in X-Men, Deadpool ve Fantastic Four dahil birçok serinin haklarını elinde bulunduran 20th Century Fox’u satın almasıyla zaten hepsi Marvel’ın çizgi roman dünyası kökenli bu seriler ve karakterleri, sinema ve televizyon dünyasında da MCU çatısı altında toplanabilecekti.
Fantastic Four’un sinema yolculuğu 2005 ve 2015’teki iki ayrı denemeye rağmen, X-Men ve Deadpool serilerine göre hayal kırıklıkları ve başarısızlıklarla dolu bir geçmişe sahip olsa da 2025’teki, MCU dahilindeki ilk Fantastic Four filmi için beklentiler oldukça yüksekti.
Özellikle de her biri ününü ve parlayan yıldız ışığını televizyon dizilerinde canlandırdıkları sevilen, karizmatik karakterlere borçlu beş oyuncunun, Pedro Pascal (Game of Thrones, The Mandalorian ve The Last of Us), Vanessa Kirby (The Crown), Joseph Quinn (Stranger Things), Ebon Moss-Bachrach (The Bear) ve Julia Garner’ın (Ozark) dört ana karakter ile bir antagonisti canlandıracağı oyuncu kadrosu göz kamaştırıyordu.

The Fantastic Four: First Steps | Kaynak: Marvel Studios
The Fantastic Four: First Steps, birçok süper kahraman reboot’unun son yıllarda düştüğü orijin hikayesini anlatma ve filmin en az 30-40 dakikasını çoğunluğun bildiği bir hikayeyi baştan anlatmaya harcama hatasına düşmeyerek sağlam bir başlangıç yapıyor. Tıpkı bir diğer güncel süper kahraman filminde, James Gunn’ın Superman’inde olduğu gibi, hikayeyi ekonomik bir sürede özetlemek için zekice bir yöntem uyguluyor ve bizi doğrudan filmin hikayesinin ortasına atıyor.
Üstelik 60’lar esintili retro-fütürist bir alternatif dünyada geçen film, görsel dünyasıyla göz kamaştırıyor. Film, söz konusu süper kahraman ailesinin Galactus adlı, gezegenlerle beslenen bir varlık ve elçisi Silver Surfer’ın alternatif bir evrendeki Dünya-828 gezegenini yok etme tehdidine karşı savaşmasını konu alıyor. Fakat filmin hemen başında hamile olduğunu öğrendiğimiz Sue Storm, Galactus’un bu özel bebeğe olan ilgisini fark etmesiyle tüm dünya ve oğlu arasında bir seçim yapmak zorunda kalıyor. Bu noktada filmi zorlu bir görev bekliyor: İzleyicisini, bir tarafında henüz hiçbir bağ kuramadığı iki kahramana ait bir bebeğin, diğer tarafında gezegen üzerindeki tüm canlı ve cansız varlıkların olduğu bir tramvay probleminde, kolu bebeğe doğru çekmemeye ikna etmek.

The Fantastic Four: First Steps | Kaynak: Marvel Studios
Yönetmen Matt Shakman’ın muhteşem bir filmografisi var: Six Feet Under’dan House’a, Mad Men’den Fargo’ya, Game of Thrones’dan Succession’a, The Boys’dan The Great’e platform ve kanal fark etmeksizin 2000'lerin başından beri aklınıza belli bir kalibrenin üzerinde hangi dizi gelirse gelsin, en az bir bölümünde onun imzası var. Fakat ona bu filmin emanet edilmesindeki en büyük referans tabii ki Marvel Sinema Evreni’nin ilk ve en kaliteli televizyon projesi WandaVision’ın tüm bölümlerinin yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlenmiş olması.
Dokuz bölümü boyunca 20. yüzyıl televizyon tarihinin farklı dönemlerinin görsel ve biçimsel kimliğinden beslenen mini-dizinin benzer anlamdaki birçok cesur seçiminin The Fantastic Four: First Steps’te de bulunduğunu inkar edemem. Fakat mini-diziyi MCU’nun en başarılı ve en ilginç işlerinden biri haline getiren, başta Wanda karakteri olmak üzere çok iyi yazılmış olmasıydı, unutmamak gerek. Zengin görsellik ve cesur seçimler sağlam bir metne fon oluşturmak, ona anlam katmak için vardı; yetersiz bir senaryo ve ikna edicilikten uzak bir hikayenin hatalarını yamamak, onu pazarlayacak bir vitrin olmak için değil.

The Fantastic Four: First Steps | Kaynak: Marvel Studios
Peki nedir The Fantastic Four: First Steps’in sorunu?
İlki, spot ışığı altındaki karakterlerinin birçoğunu, onları canlandıran oyuncuların yıldız ışığına rağmen anlatmayı becerememesi: Reed Richards’a Mr. Fantastic dememizi sağlayacak zekasına ve çözüm üretme gücüne ikna edemiyor. Sue Storm’u doğum yapmak ve çocuğunu korumakla yükümlü bir anne kimliğinin ötesine taşıyamıyor. Ben Grimm’in kayalaşmış teninin altındaki duygusal derinliğini işleyemiyor. (Evrene bu amaçla sokulduğu aşikar Natasha Lyonne’un, sadece ileriki filmleri beklemememiz için süs bitkisi muamelesi göreceği bir filmde oynatmak suç sayılmalı.)
Yine de Johnny Storm ve Silver Surfer karakterleri hem bireysel olarak hem de karşılıklı etkileşimleriyle filmin en özen gösterilmiş karakterleri ve esas hikayenin aksine ilgi çekici bir yan hikaye olarak başarılı. Her ikisinin de duygusal derinliğini kavrayabiliyor, onları izlerken filmin başından sonuna bir dönüşüme tanık olabiliyoruz.

The Fantastic Four: First Steps | Kaynak: Marvel Studios
Filmin ikinci büyük sorunu ise verecek bir mesajının olmaması, varsa da süper kahraman hikayelerinin var oluşuna ihanet etmek istercesine güncellikten uzak, dünyanın sıcak sorunlarından bihaber olması.
Süper kahraman hikayeleri 1930’lardaki doğuşundan itibaren güncel politik ve toplumsal olayların bir yansıması olagelmiş oysaki: Süpermen, Büyük Buhran döneminde ezilenlerin sesiydi. Kaptan Amerika, 2. Dünya Savaşı döneminde Naziler’e karşı durdu. X-Men sivil haklar, Wonder Woman ise feminist hareketin özündeki fikirleri geniş kitlelere aşılamaya çalıştı. Yakın geçmişe geldiğimizde, Watchmen mini-dizisi ve Black Panther filmleri ABD’deki yükselen ırkçılığa karşı ortaya çıktı.
Hatta henüz iki hafta önce gösterme giren Superman, bir asır önce yaratılmış bir karakteri günümüzün en sıcak gündemine karşı bir hak savunucusu olarak yeniden konumladı. Günümüz ABD’sinde Filistin yanlısı söylemler antisemitizm olarak yaftalanırken film, yarattığı kurgusal evrendeki tekno-faşistlerin kendi çıkarları için desteklediği bir savaşta masum halkın ölmesine göz yummayan ve bu yüzden tutuklanan bir süper kahraman portresi çizdi.
Bunlar olurken, olabilirken Fantastic Four: The First Steps, tüm dünyanın birlik olup ortak düşmana karşı seferberlik hâline girebildiği bir senaryoda dahi ABD-merkezci olmayı, kolektif çabayı umursamayıp düşmanı Times Meydanı’nda tek başına alt edebileceğini söylemeyi ve dünyanın geri kalanını landmark'lardan ibaret sanmaya devam etmeyi seçiyor.

Superman | Kaynak: IMDb
Kısacası, önceki iki sinema uyarlaması hüsranla sonuçlanan süper kahraman ailesi Fantastic Dörtlü’nün Marvel Sinema Evreni çatısı altındaki ilk filmi, görsellikten tam not alırken, ikna edici olamayan hikayesi ve zayıf duruşuyla sınıfta kalıyor. Yine de Beşinci Faz’ın Ant-Man and the Wasp: Quantumania ve Captain America: Brave New World gibi tren enkazı filmlerine göre izleme zevkinin çok daha yüksek olduğunu söylemek gerek. Bu da yetersiz bir senaryoyu kurtarmak için deneyimli gözünü kullanmış ve doğru yaratıcı seçimler yapmış bir yönetmenin başarısı belli ki.
Altıncı Faz’ın 2026 ve 2027’de gösterime girmesi planlanan iki Avengers filmli finalinde geri dönecek Fantastic Dörtlü, bu yeni başlangıçtaki ilk adımlarında tökezlese de bu kez evrende kalıcı olacağa benziyor.
Nerede izleyebilirsin? The Fantastic Four: First Steps, bugün gösterime giriyor.
Alternatif işler:
- The Incredibles (2004, Brad Bird)
- Guardians of the Galaxy Vol.3 (2023, James Gunn)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
Film
The Fantastic Four: First Steps
Matt Shakman
Marvel
X-Men
Deadpool
Fantastic Four
Th Century Fox
Pedro Pascal
Game Of Thrones
The Mandalorian
The Last Of Us
Vane A Kirby
The Crown
Joseph Quinn
Ebon Mo -Bachrach
The Bear
Julia Garner
The Fantastic Four
Marvel Studios
The Fantastic Four: First
Süper Kahraman
James Gunn
Superman
Galactus
Silver Surfer
Dünya
YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.




