Genç yaşta başarı baskısının bedeli: ‘30 Yaş Altı 30’un büyük dolandırıcıları

Forbes 30 Yaş Altı 30 listeleri, bir süredir dolandırıcılık hikayeleriyle birlikte anılıyor. Peki dünyanın en iyi okullarına giden, varlıklı ailelerden gelen bu genç ve başarılı insanlar neden sahtekarlığa başvuruyor? Sorunun cevabı, genç yaşta başarıyı yücelten sistemin yarattığı baskıda yatıyor olabilir.
Genç yaşta başarı baskısının bedeli: ‘30 Yaş Altı 30’un büyük dolandırıcıları

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

Forbes’un 30 Yaş Altı 30 listesi, her yıl teknolojinin en parlak zihinlerini ve inovasyonun öncü isimlerini biraraya getirerek geleceğin liderlerini dünya sahnesine çıkartıyor. Ancak milyar dolarlık yatırımlar, inovasyonun sınırlarını zorlayan fikirler ve genç yaşta kazanılan büyük başarıların ışıltısının ardında, beklenmedik bir gölge dünyası da gizleniyor. 

Forbes 30 Yaş Altı 30 listesi, yıllar içinde başarı hikayelerinden çıkıp adrenalin dolu, hayret uyandırıcı davalarla da anılmaya başladı. Bu dönüşüm sırasında bazıları zirveye doğru ilerlerken, bazıları da mahkeme salonlarının soğuk yüzüyle karşı karşıya kaldı. Listedeki isimler, bugüne kadar toplam 18,5 milyar dolarlık dolandırıcılık ve sahtekarlık iddiasıyla karşı karşıya kaldı.

Yenilikçilikle ve dolandırıcılık arasındaki ince çizgi

Buradaki sorun tabii ki Forbes değil. Sorun, bizlere pazarlanan başarı vizyonu ve gençliğin aşırı yüceltilmesi. 30 Yaş Altı 30 sadece bir listeyi değil, bir zihniyeti de temsil ediyor. Çoğunlukla teknoloji alanındaki isimlere değiniyoruz, çünkü en çok onlar ses getiriyor, ama aslında listenin kapsam alanı çok daha geniş.

Şimdiye kadar 30 Yaş Altı 30 listesine seçilen teknoloji kurucuları 56 milyar dolar yatırım toplamış durumdalar. Teknoloji sektörü, tek başına 4.5 trilyon dolarlık devasa bir ekonomi. Bu büyük ekonominin beklentisi de “gençliğiniz kayıp gitmeden” büyük işler başarmanız.

Geçmiş örnekler çok çarpıcı. 20’li yaşlara gelmeden dünyanın en iyi okullarını terk edip, milyar dolarlık fikirler bulan; bu işleri büyüten ünlü girişimciler... Steve Jobs, Elon Musk, Mark Zuckerberg ve diğerleri... Genç yaşta bu eşiği aşabilmek, özellikle Amerikan kültüründe büyük bir baskı yaratıyor. Bu baskı da gençleri kısayollara başvurmaya itebiliyor.

Bizler Türkiye’de iş hayatında 30’larımızdan hatta 35’lerimizden sonra ilerleyebilirken, Amerika’da 20 yaşında milyarder olan genç girişimcilere, Twitter’da 25 yaşında girişimini nasıl milyon dolara sattığını anlatan profillere sıkça rastlanıyor. 30’lu yaşlarının başında henüz bir ev alamamış, banka hesap cüzdanını 5 haneli rakamlara çıkaramamış genç insanlar, ciddi düzeyde FOMO ve depresyonla savaşıyorlar. Ve aslında yasal olmayan kısayollar, özellikle teknoloji girişimciliği alanında teşvik ediliyor gibi de görünüyor.

Milenyum kuşağı “Başarana kadar, -mış gibi yap” (“Fake it till you make it”) zihniyetiyle büyüdü. Yüksek beklentilerin ve genç yaşta büyük başarılara imza atma baskısının, ahlaki ve yasal sınırları aşmaya yol açabildiğini her geçen gün daha da açık şekilde görüyoruz. Bu zihniyet, sadece başarılı genç bireyleri değil, aynı zamanda genç yaşta büyük başarılar elde etme fikrini de yüceltiyor; başarıya ulaşmak için her yolun mübah olduğu mesajını veriyor.

Durum bana Seinfeld’in hiçbir zaman yalan söylemekten çekinmeyen George Costanza karakterinin şu cümlesini hatırlatıyor:

“Jerry, just remember. It’s not a lie... if you believe it…”
(“Jerry, unutma. İnanıyorsan yalan sayılmaz…”)

Gençlik ve başarının fetişleştirilmesi

Charlie Javice | Forbes

Charlie Javice, henüz 26 yaşında olduğu 2019 yılında “yüksek öğrenimin Amazon’u” olarak tanımladığı Frank adlı girişimin Kurucu CEO’su sıfatıyla Forbes’un 30 Yaş Altı 30 listesine girmeyi başardı. Aynı zamanda Fast Company’nin En Yaratıcı 100 Kişi listesindeydi. Girişimi, Amerika’daki kolej ve üniversite öğrencilerine kredi sağlayan bir platformdu. Şirket bu konuda o kadar başarılıydı ki, Amerika’nın en büyük bankalarından birisi olan JPMorgan Chase 2021’de şirketi 175 milyon dolara satın aldı. Javice, bankada yönetici direktör oldu. Amerika’nın en iyi özel liselerinden birinden ve Ivy Lig üniversitelerden Wharton’dan mezun olan Javice, bu başarı haberlerini Linkedin sayfasından duyurmaya, pazarlama iletişimi yapmaya devam etti.

Javice, şu anda 30 yaşında ve Adalet Bakanlığı tarafından “şirketin müşteri sayısını aşırı şekilde şişirerek” satın alma öncesi JPMorgan Chase’i yanlış yönlendirmekle suçlanıyor. Dava dosyasına göre, Frank’in yaklaşık 300.000 müşterisi vardı, ancak müşteri tabanını olduğundan büyük göstermek için sahte müşteriler üretmişti. Başarılı, iyi eğitimli, muhtemelen hayatı boyunca paraya hiç ihtiyaç duymamış Javice, bu işi yapması için bir veri bilimcisini işe almış ve onunla birlikte müşteri sayısını 4 milyon olarak göstermişti. Neden bu sayıları gerçekten artırmak yerine bu kadar aceleci davrandıkları ise cevabını asla bulamayacağımız, midemizi ekşiten kötü demlenmiş bir çay kadar sinir bozucu. JPMorgan, CEO’suna uzmanlığı için yılda 34.5 milyon dolar ödüyor ve yaklaşık 240.000 çalışanı var. Ancak Charlie Javice ile yapılan due diligence sürecinde o da bunu fark etmemiş.

Bugün Javice ve yardımcısı Olivier Amar, 30’ar yıl hapis cezasıyla karşı karşıya ve haklarındaki suçlamaları reddediyorlar. Sahte kullanıcı yaratma konusunda yaptıkları online toplantı kayıtları ise Youtube’da erişilebilir durumda.

Onlar aslında yoktular

Buraya ufak bir parantez açmak gerek. Javice’in avukatı, Elon Musk’ı da temsil eden, 41 yaşındaki ultra zengin Harvardlı Alex Spiro. Twitter satın almasında ve çalışanların %25’inin işten çıkarılmasında da legal süreçleri o yönetmişti. Şimdiden Javice’in dava masraflarını, aralarındaki anlaşma gereği JPMorgan’a ödetmeyi başarmış! 300 bin civarı müşterisi olmasına rağmen 4.25 milyon müşterisi varmış gibi gösterip, bilgileri yazılım yoluyla tahrif etmek, banka dolandırıcılığı, komplo kurma ve menkul kıymetler dolandırıcılığı suçlamalarıyla yargılanan Javice’i savunuyor.

Bu arada suçun ortaya çıkışı da pek öyle alengirli bir soruşturma sonunda değil. JPMorgan pazarlama departmanı, bu sahte müşterilere pazarlama e-postaları göndermeye başlıyor. E-postaların çoğu geri dönünce de tüm listeyi kontrol edip yaklaşık 3 milyon müşterinin aslında hiç var olmadığını anlıyorlar.

Javice’in Linkedin’i hâlâ açık; geçmiş gönderileri okunabiliyor. “JPMorgan’daki görevine devam ediyor” ibaresi de aynen duruyor. Sahte müşteri kayıtları yaratırken, Forbes 30 Yaş Altı 30 listesinden fotoğraflar vermek ve Linkedin’de hazır gönderileri paylaşarak Silikon Vadisi’nde girişim sürdürmek oldukça zahmetli olmalı.

‘Yeni Steve Jobs’tan ‘psikopat dolandırıcı’ya

Elizabeth Holmes | Forbes

Kan sayım ve analiz teknolojisini baştan yazdığını iddia eden Theranos’un kötü şöhretli kurucusu Elizabeth Holmes’u son 2 yılda duymayanımız kalmadı. Kendi yatırımcılarını dolandırdığı iddiasıyla o da bu yıl suçlu bulunarak 11 yıldan fazla hapis cezasına çarptırıldı. Hikayesi “The Dropout’’ adıyla televizyona da aktarıldı. O dönem kendisine yardım eden, şirketin operasyon başkanı sevgilisi de suçlandı ve hapse girdi.

Holmes, 19 yaşındayken Stanford Üniversitesi’nin Kimya Mühendisliği bölümünden ayrılıp Theranos’u kurdu. ABD’nin medya devi Rupert Murdoch ve teknoloji devi Larry Ellison gibi milyarderlerden 900 milyon dolarlık kaynak bulmayı başardı. Üzerinde çalıştıkları cihaz aslında başka bir ünlü şirketin cihazıydı. Ancak logolarını cihazın üzerinden kaldırarak kendi logolarını ekletti. Özel uçakla toplantılarına giderken iş ortaklarını sürekli oyaladı. Uzun süren dava sürecinde yeni erkek arkadaşından hamile kalmıştı. ABD teknoloji basınında bunun hapse geç girmek için bir taktik olduğu bile–aynen bu başlıkla–iddia edildi.

Çizdiği imaj, sonrasında çok tartışıldı. Tuhaf ses tonu, konuşma ve giyim tarzıyla “yeni Steve Jobs’’ olarak lanse edilmiş; ABD Başkanı Bill Clinton ile aynı konferansta sahne almış; Forbes kapağına verdiği dramatik pozla akıllarda yer etmişti. O zamana kadar takdir edilen, pohpohlanan bu garip ama zeki Silikon Vadisi CEO’su, dolandırıcı olduğu anlaşılınca bu sefer “psikopat” damgasını Forbes 30 Yaş Altı 30 etiketinin yanına ekledi.

İp nerede kopuyor?

Sam Bankman-Fried | Forbes

Peki Stanford, MIT gibi dünyanın en iyi okullarına giden, üstelik iyi şartlarda okuyan, yokluk çekmemiş, aileleri çoğunlukla statü sahibi bu insanlar neden dolandırıcılığa başvuruyorlar? O ince ip nerede kopuyor?

Amerikan tarihinin en büyük dolandırıcılık vakalarından Sam Bankman-Fried’ın başrolünde olduğu FTX skandalı, yakalanmasına kadar geçen süre, yakalanması, yargılanarak yıl bitmeden tüm iddialardan suçlu bulunması, nefesimizi tutarak yeni sezonlarını beklediğimiz bir dizi gibiydi. Bankman-Fried, hakkındaki tüm iddialardan suçlu bulunarak 110 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Sam Bankman-Fried, 1992’de Stanford’da doğdu. Anne ve babası Stanford Hukuk Fakültesi’nde profesör. Teyzesi, bir dönem Columbia Üniversitesi Mailman Halk Sağlığı Okulu’nun dekanlığını yapmış. Küçük kardeşi Gabriel Bankman-Fried (1995 doğumlu), eski yasama yardımcısı, Wall Street çalışanı ve kâr amacı gütmeyen Guarding Against Pandemics’in eski direktörü. Bu kuruluşlar da FTX ve Alameda Research hesaplarından çalındığı ortaya çıkan 35 milyon dolarlık fonlar kapsamında, federal soruşturmacılar tarafından incelemeye alındı.

Bankman-Fried, matematikte üstün yetenekli lise öğrencileriyle birlikte Kanada ve ABD’de matematik kamplarına katılmış. 22 yaşında Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) fizik alanında lisans derecesi ve matematik alanında yan dal ile mezun olmuş. MIT’de okurken Epsilon Theta adlı bir okul topluluğuna katılmış ve tam da o aşamada bir şeyler değişmeye başlamış. Geçen haftalarda hepimizin kafasına iyice kazınan bir kavram olan etkili fedakarlık (effective alturism) kavramıyla ilk defa bu toplulukta tanışarak girişimcilik dünyasına adım atmış. (Etkili fedakarlık, 2000’li yılların sonunda doğmuş felsefi ve toplumsal bir hareket. Bu felsefe, kişinin dünya üzerindeki olumlu etkisini rasyonel bir şekilde en üst düzeye çıkarmayı amaçlıyor.)

Hikayenin bundan sonrasını zaten biliyorsunuz, Forbes 30 Yaş Altı 30’da sevgilisi Alameda Research CEO’su Caroline Allison’la birlikte yer alan Sam, Allison ile birlikte, aynı mahkemede, aynı iddialardan suçlu bulundu. Caroline, eski iş arkadaşı ve eski sevgilisi Sam Bankman aleyhine tanıklık etti ve ceza almasında etkili oldu. Stanford Matematik mezunu Caroline Allison’ın anne ve babası da MIT’de profesör.

Liste hâlâ itibar görüyor mu?

Mr. Beast | Forbes

Gençseniz, yükselişteyseniz, Forbes’un 30 Yaş Altı 30 listesine girmek genellikle kutlanacak bir durum. San Francisco Palo Alto’dan daha önce bu listeye girmiş bir arkadaşıma bu olayın onun hayatına etkisini sordum. Hâlâ yatırımcılar ve otoriteler bu listelere itibar ediyor muydu?

“Evet, en iyi yatırımcılar hâlâ bu listelere güveniyorlar. Forbes 30 Yaş Altı 30 hâlâ başarının güçlü bir göstergesi. Hatta gelecekte daha da başarılı olma ihtimalinizi de doğrulayan bir işaret. Silikon Vadisi’ndeki tüm yatırımcılar, en iyi kuruculara para yatırmayı hedefliyorlar.”

Ancak özellikle etkili fedakarlık felsefesi altında dünyayı daha iyi bir yer hâline getirme motivasyonunun yerini yüksek egolara bıraktığı misyonlar, gelen büyük yatırımcılar ve milyon dolarlık yatırımlarla, bu listeler büyük bir yanılsamaya dönüşebiliyor. Bu yanılsamalara, yatırımcıların beklentileri ve baskıları ekleniyor. Daha ilk yıldan yüksek hedeflerle vadettikleri başarıyı doğrulamaya çalışırken, kısayollar keşfedip ego sarhoşluğuyla çok büyük riskler alıyorlar. Bu arada teknoloji basını, yüksek takipçili içerik üreticileri peşlerinden koşup ne kadar başarılı olduklarını yazıyor. Onlar da kendi yalanlarına inanıyorlar. Neredeyse hepsinin içinde yalanın dozunu tutturamayan ve her defasında başını belaya sokan bir George Costanza var gibi.

“Teknoloji dolandırıcılarının tamamen yok olduğunu söylemek için çok erken,” diyor Washington Üniversitesi Profesörü ve The Code: Silicon Valley and the Remaking of America kitabının yazarı Margaret O’Mara. “Sonunun geleceğini düşünmüyorum. Genellikle büyük paralar döndüğünde, bu paralar karanlık ellerde son buluyor” diye de ekliyor.

Bu durumda, Fraud (dolandırıcılık) 2023’ün kelimesine güçlü bir aday olacak gibi. Forbes ise bu konuda kendi sorumluluğunu da kabul ederek, artık her yıl başarı listesiyle birlikte bir de utanç listesi yayımlamaya başladı.

Bu tür listelerde görünmenin önemli bir başarı olduğu yadsınamaz, ancak dolandırıcılık, kaos ve güvensizlikle örülmüş böyle bir ortamda hayallerinin peşinde koşan ve arzuladığı hayatı inşa etmek için çalışan herkesin, yaşı ne olursa olsun, kendisini tebrik etmesi de şart.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

YAZARLAR

Çiğdem Öztabak

İletişimci. Pirix.co kurucusu.

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

QuandoQuando

HİKAYE

Meta, Brain2Qwerty’yi duyurdu: Klavyenin sonu mu geliyor?

Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Doğa Yurduneri

·

13 Tem 2026

Meta, Brain2Qwerty’yi duyurdu: Klavyenin sonu mu geliyor?
QuandoQuando

HİKAYE

Influencer çağının son evresi: Yalnızlık paylaşılır, paylaşılırsa etkileşim alır

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Ümit Alan

·

10 Tem 2026

Influencer çağının son evresi: Yalnızlık paylaşılır, paylaşılırsa etkileşim alır
QuandoQuando

HİKAYE

Verimlilik miti: AI gerçekten maliyet tasarrufu sağlıyor mu?

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.

Doğa Yurduneri

·

09 Tem 2026

Verimlilik miti: AI gerçekten maliyet tasarrufu sağlıyor mu?
QuandoQuando

HİKAYE

OpenAI, Jalapeño’yu duyurdu: Şirketler neden kendi AI çiplerini geliştiriyor?

Son yıllarda Amazon, Google ve OpenAI gibi pek çok şirket, kendi yapay zeka çiplerini duyurdu. Daha önce sektördeki yaygın eğilim, NVIDIA’nın rüştünü ispatlamış çiplerine güvenmek iken öncü şirketler, yakın zamanda ardı ardına bu eğilimin dışına çıkmaya başladı. Bu furya, oldukça kritik bir soruyu da gündeme taşıdı: Neden tüm teknoloji şirketleri, kendi yapay zeka çiplerini geliştiriyor?

Doğa Yurduneri

·

06 Tem 2026

OpenAI, Jalapeño’yu duyurdu: Şirketler neden kendi AI çiplerini geliştiriyor?
QuandoQuando

HİKAYE

'Ben aslında yoğum': Ticaret Bakanlığı’nın yapay zeka düzenlemesi bir paradoksa yol açar mı?

Modern reklam hukuku, mesajın içeriğinin doğru olup olmadığına odaklanır. Ancak yapay zeka, artık mesajı ileten kişinin gerçekten var olup olmadığını da hukukun konusu hâline getiriyor. Ticaret Bakanlığı'nın 1 Ağustos'ta yürürlüğe girecek yönetmelik değişikliği de dijital kopyaların reklamlarda kullanılmasına kısıtlamalar getiriyor ve bunu yaparken dolandırıcılık içeriklerini esas alıyor. Peki ya amaç dolandırıcılık olmadığında?

Ümit Alan

·

03 Tem 2026

'Ben aslında yoğum': Ticaret Bakanlığı’nın yapay zeka düzenlemesi bir paradoksa yol açar mı?