Franz Ferdinand'dan eski hayranlara yeni albüm: The Human Fear


Zsa Zsa Zsu’dan ilham veren kampanya filmi: ‘Güneşli Kadınlar’ Türkiye’nin hayat dolu, yeni nesil yaşam stili markası Zsa Zsa Zsu , renkli dünyasının kapılarını “Güneşli Kadınlar” lansman kampanyasıyla izleyiciye açıyor. Zsa Zsa Zsu yaşam alanlarına geniş renk yelpazesi ve özgün tasarımlarıyla ilham vermekle kalmıyor, sözü içi içine sığmayan, özgür ruhlu kadınların hikayelerine bırakıyor. Markanın ilk reklam filmi, hayatı kendileri gibi yaşayan, cesur ve muzip kadınların yaratıcı hikayelerine eğlenceli anlar, kahkahalar ve sürprizli sahneler eşlik ediyor. Enerji dolu kampanya filmi kadınların neşesi ve renkleriyle bir festivali andırıyor. Zsa Zsa Zsu’da neler oluyor? Dokunma ve hissetme duygularını tetikleyen kaliteli malzemelerden üretilmiş artizan tasarımlarıyla Zsa Zsa Zsu, yaşam alanlarınızın sadece görüntüsünü değil enerjisini de değiştiriyor. “Güneşli Kadınlar” filmi ise markanın benimsediği “Herkes yaratıcıdır, sadece bazen ilhama ihtiyaç duyarlar” fikrinden yola çıkarak, ait hissedeceğiniz mekanlar yaratmanın önemini vurguluyor. Zsa Zsa Zsu’nun reklam filmini buradan izleyebilir, koleksiyonlarını buradan keşfedebilirsiniz.
Albüm: The Human Fear
Süre: 35 dakika
Plak şirketi: Domino Recording Company
Yayın tarihi: 10 Ocak 2025
Franz Ferdinand’ın solisti Alex Kapranos, zamanın ruhuna uygun bir isme sahip altıncı albümleri The Human Fear’ı şu sözlerle duyurdu:
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Son dönemde yükselişe geçen, sabahın erken saatlerinde düzenlenen kahveli partileri ve kulüp kültürünün geleceğini irdeledik. Bu akşamki yemin töreninde Trump'ın yanında yer alacak sanatçılara ve Franz Ferdinand'ın yeni albümüne göz attık.
20 Oca 2025

YAZARLAR

Eda Solmaz
Müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
Korku komedisi "Widow’s Bay"in 14 ödülle rekor kırdığı 78. Primetime Emmy Ödülleri’nde Apple TV, HBO ve Netflix’i geride bıraktı; drama kategorilerinde "The Pitt", mini-dizi kategorilerinde "DTF St. Louis" öne çıktı.

“Artık ‘Berlinli Sercan’ oldum” diyen Ezhel için Türkiye’den Almanya'ya gelmesinin üzerinden geçen yıllar, onun için yalnızca başka bir ülkede yaşamaya başlamak anlamına gelmemiş; müziğini, dinleyicisini ve kendisini de değiştirmiş. Almanya’daki diaspora, Gastarbeiter kuşağının hikayeleri, dil öğrenmenin zorlukları, Türkiye’ye dönememenin yarattığı gurbet duygusu ve Yunanistan’da bulduğu memleket izleri üzerine konuştuğumuz Ezhel, “Türkiye kadar Almanya da benim bir gerçekliğim” diyor.

Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.




