Genç nesilde nakit kullanma eğilimi artıyor


Enerji yönetiminde yepyeni, dijital bir çağ: Apollo
Apollo IoT yapay zekâsı ile anında enerji maliyetlerinizi düşürebilirsiniz. Hem de hiçbir yatırım maliyeti ve entegrasyon gerekmeden.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Insider Intelligence'ın haberine göre tüketiciler, hayat pahalılığı baskısıyla mücadele ederken harcamalarını sınırlandırmak adına nakite daha fazla güveniyor.
Credit Karma tarafından Harris Poll'a yaptırılan araştırmaya göre:
- ABD'de tüketicilerin %53'ü bir yıl öncesine kıyasla daha fazla nakit kullanıyor, %16'sı nakit kullandıklarında daha fazla kontrole sahip olduklarını söylüyor.
- İngiltere'de yetişkinlerin %46'sı bir yıl öncesine göre daha fazla nakit kullanıyor ve %12'si harcamalarını kısmak için fiziksel paraya güveniyor.
- Nakit kullanma eğilimi genç tüketicilerde daha fazla: ABD'deki Z kuşağının %69'u bir yıl öncesine göre daha fazla nakit kullanıyor ve %23'ü alışverişlerinin çoğunda nakit kullandıklarını söylüyor.
Detaylar: Birçok araştırma; nakit ödeme yapan müşterilerin, kartla veya dijital kanallar aracılığıyla ödeme yapanlara kıyasla ne kadar harcadıklarına dair daha doğru bir fikre sahip olduklarını gösteriyor.
- Küreselde süregelen enflasyon ve ekonomik belirsizlik muhtemelen bu eğilimi öngörülebilir gelecekte de devam ettirecektir.
Öte yandan: Nakit kullanımı artarken bile, nakit paraya erişim azalıyor.
- İngiltere hükümetinin araştırmasına göre, Birleşik Krallık'taki ATM ve banka şubelerinin sayısı son yıllarda keskin bir düşüş gösterdi.
- Wall Street Journal'ın aktardığı Euromonitor International verilerine göre de, ABD'de 2019 yılında 470 bin olan ATM sayısı 2022 sonunda 451 bin 500'e düştü.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Enerjiye verimliliğine dair neyi daha iyi yapabiliriz?
27 Haz 2023

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ray-Ban ve Oakley gibi popüler markaların çatı şirketi EssilorLuxottica, son dönemlerde ticari performansından çok kurucu ailenin içinde yaşanan iktidar mücadelesiyle gündeme geliyor. Şirket, yönetime duyulan güvensizlik nedeniyle son bir yılda %40’ın üzerinde değer kaybederken yatırımcılar, aile içindeki anlaşmazlıkların akıllı gözlük pazarının da büyüdüğü bir dönemde EssilorLuxottica'nın geleceğini nasıl etkileyeceğini sorguluyor.

Ekim ayında düzenlenen SAP Executive Summit Türkiye’de, “Kazanmanın Anatomisi” başlıklı oturumda Formula 1’in iki efsane pilotu David Coulthard ve Mika Häkkinen konuşmacıydı. Coulthard ve Häkkinen’i dinlemek, yarışları takip ederken düşündürdükleri bazı konuları iş dünyası açısından yeniden değerlendirmemize vesile oldu. Özellikle de teknolojiye yapılan yatırımlarla insanın gelişimine ayrılan emek arasındaki ilişkiyi…

Verileri anlık hava tahmini gibi düşünebiliriz, stratejiyi ise iklim bilgisi gibi... Yağan her yaz yağmurunda mont giymeye kalkan, kış güneşine aldanıp hemen tişörte dönen bir marka ancak hasta olur. Pazarlama ve iletişim dünyasının ihtiyacı olan, anlık sağanaklara göre her çeyrekte gardırop değiştirmek değil, mevsimin genel yönünü okuyup rotasında sağlam durabilmek.

Bir dönem önlenemez yükselişiyle teknoloji girişimleri kadar hızlı değerlenen Netflix, son dönemlerde geleneksel bir medya şirketini andıran performansıyla yatırımcılarını hayal kırıklığına uğratıyor. Platformun hit içerik üretimindeki yavaşlama, henüz belirgin biçimde bilançoya yansımamış olsa da içerik izleme alışkanlıkları ve piyasa değerine ilişkin metrikler, Netflix’in ağır ağır irtifa kaybettiğine işaret ediyor.

"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.



