Google Haritalar nasıl biliyor?

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Şimdiye kadar Plato bölümümüzde, akademideki gelişmeleri size taşıyor olsak da aslında amacımız gündelik hayatta kullandığımız teknolojilerin arka planında yatan metodolojilerin kaynağını sizlere aktarabilmekti. Bu doğrultuda sizlere Google haritalarının nasıl çalıştığını ve belki de aklınızın bir kenarında yatan "nasıl oluyor" sorularını Google’ın blog’unda yayımladığı yazı ışığında aktarmak istedik.
- Her gün, 220 ülkede 1 milyar kilometre yol Google Maps aracılığıyla kat ediliyor, bu tahayyül etmesi gerçekten zor bir sayı. Bir kullanıcı uygulamayı kullanmak için açtığında ve yola çıkmak için gerekli girdileri (nereye gidileceği, nereden gidileceği) yaptığında karşısına belli başlı parametreler çıkıyor;
- Hat üzerindeki trafiğin yoğunluğu
- Tahmini yolculuk süresi
- Tahmini varış zamanı
Tüm bunlar uygulama ekranında hızla belirse de arka planda çalışan birçok farklı sistem mevcut.
- Google’ın trafiği nasıl tahmin edebildiğine dair gündelik hayatta birçok fikir yürütüldüğüne sizler de şahit olmuşsunuzdur. Bunlar arasında; Google’ın sürekli uydudan yolları izlediği ve araç tanıma teknolojisiyle doluluğu gördüğü veya sadece kullanan insanların bulunduğu alanlara bakıp bu mobil veri topluluğunu işlediği şeklinde hem uçuk durabilecek hem de akla yatan savlar mevcut. Öncelikle Google, uydu teknolojisini trafik için anlık olarak kullanmıyor; bunun birçok sebebi olsa da en önemlisi uydu kapasitesi ve maliyet ikilisinin yarattığı verimlilik ekseni. Zira bir harita uygulaması için sarf edilmeyecek bir efor olmakla beraber uydunun aynı anda 220 farklı ülkede milyonlarca yolu nasıl izleyebileceği de teknolojik anlamada sorunlu bir durum. Diğer yandan, Google kullanıcı verilerini kullanıyor. Bunu sessizce takip ederek değil, Haritalar uygulaması her açıldığında cihaz yerinin ve hareketinin bilgisini kendi tahmin algoritmasını besleyerek değerlendiriyor. Bu modelin ana hatta ise tarihi veriler; hangi yolların hangi saatlerde ne kadar doluluk yaşadığı geçmişteki kullanıcı verilerinden, ulaşım zamanı analizlerinden ve yine farklı izleme yollarından elde edilen ve geleceğe ışık tutan bir metodolojiye destek veriyor.
- Her ne kadar tarihi verileri Makine Öğrenmesi metodolojileriyle anlamlandırmak ve geleceğe dair tahminlerde bulunmak verimli bir yol olsa da bu bile tek başına yeterli değil. Her gün on binlerce farklı sebepten dolayı tahminlerde değişiklik yapılması gerekiyor. Örneğin kazı çalışmalarını ve ne kadar süreceğini bilmek bu tahminlere yapılan küçük dokunuşları destekleyen bir etmen. Daha büyük fenomenler ise daha farklı ele alınmayı gerektiriyor, buna en iyi örneklerden biri ise Covid-19 salgını sonrası trafiğin dünyada geçirdiği değişim ve bunun tahmin modeline uygulanması.
- Yakın zamanda Google’ın çatı şirketi Alphabet’in yapay zekâ odaklı bir başka alt şirketi olan DeepMind ve Alphabet AI Lab ile partnerlik yapan Google Haritalar, salgının getirdiği etkileri Haritalar’a uygulayabilmek adına çok daha sınırlı ve yakın zamana ait verileri kullanmaya çalıştı. Normalde 13 senelik veriler üzerinden işlem gören Haritalar ve kararında olan tahminleri, yine aynı tutarlılıkla çalışmak durumundaydı. Salgın sırasında dünyada ortalama trafik yoğunluğunun %50 oranında düştüğünü aktaran şirket yetkilileri; bu değişimin dışında dünyanın tekrar açılması sürecinde canlanan trafiğin de nabzını tutmaya çalışıyor. Bu noktada devreye "Grafik Yapay Sinir Ağları" adı verilen farklı bir Makine Öğrenme yöntemi devreye giriyor. Bu yöntemin amacı ise oldukça sınırlı olan salgın süreci verisinin olabilecek en iyi şekilde, en çok kullanım olan şehirler için değerlendirip sisteme oturtabilmek. Google Haritalar şimdiye kadar tahmin konusunda %97 başarıya sahip olduğunu açıkladı. Salgın sürecinde ise devreye aldıkları bu sistemin sonuçlarına henüz ulaşmadılar.
- Yani kısaca; Google Haritalar siz uygulamayı açar açmaz sizin mevcut konumuzla gideceğiniz hedef arasındaki potansiyel yolları farklı senaryolar gibi ele alıyor. Geçmiş 13 senenin sağladığı tahmini veriye baktıktan sonra yol üzerindeki kullanıcıların ivmelenme verisiyle beraber sisteme düşen kaza ve yol onarım çalışmalarını da güncel veri kapsamında sisteme besleme olarak kullanıyor. Bunun sonucunda elde ettiği taze ulaşım süresi ve tahmini varış zamanı verilerini son olarak yolların uygunluğuyla birleştirip karşılaştırdıktan sonra ekranınıza getiriyor. İnanılması güç ama tüm bu işlemler sadece saliseler alıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Netflix'in kendi senaryosu ve Google Haritalar'ın neredeyse kusursuz tahminleri.
10 Eyl 2020

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bugün artık pek çok şirket, verilerinin kontrollü bir ortamda kalması için çalışanlarına kurumsal bir yapay zeka hesabı sağlıyor. Fakat çalışanlar, bir sunum hazırlarken ChatGPT'yi, toplantı notlarını toparlarken Claude'u ya da raporlardaki verileri görselleştirirken Gemini’ı kullanmayı tercih edebiliyor. Daha pratik bulunduğu için kişisel bir hesap üzerinden yapay zekaya yüklenen bir dosya, şirket içi finansal veriler ya da müşteri bilgilerini içeriyorsa bir anda şirketin en büyük kör noktalarından birine dönüşebiliyor.

Artırılmış gerçeklik (AR), tüketici pazarında hâlâ kitlesel olarak benimsenmenin yollarını ararken teknolojinin asıl etkisi çok daha kritik kullanım alanlarında ortaya çıkıyor. Duygu Daniels, itfaiyecilerin görüş mesafelerinin sıfıra düştüğü ortamlarda yollarını bulmalarına yardımcı olan AR teknolojileri geliştiren Ömer Hacıömeroğlu ile AR’ın bugünkü kullanım alanlarını, yapay zekayla kesişimini ve geleceğini konuştu.

Güney Kaliforniya’da bir hava kalitesi düzenlemesi, oylama öncesinde kuruma yağan on binlerce muhalefet e-postasının ardından reddedildi; sonradan bu mesajların en az 20 bininin "yapay zeka destekli taban savunuculuğu grubu" CiviClick üzerinden üretildiği ve bazı kimliklerin rızasız kullanıldığı ortaya çıktı. Yapay zeka, kamusal katılım için gereken zaman ve emeği neredeyse sıfıra indirirken sahte kamuoyu üretmeyi de çok daha ucuz ve ikna edici hâle getiriyor. Peki gerçek bir toplumsal tepkiyle sentetik kamuoyunu nasıl ayırt edeceğiz?

Ekran yorgunluğunun zirveye ulaşması ve minimalizmin bir statü göstergesi hâline gelmesi, giyilebilir cihaz alanında yeni bir ürün kategorisinin doğmasına yol açıyor. Bir zamanlar lüks, teknolojiye daha fazla erişebilmek anlamına gelirken bugün bunun antitezi, bir ayrıcalığa dönüşüyor: Teknolojiye sahip olmak ama ona bakmak zorunda olmamak.

OpenAI’ın ChatGPT’yi kullanıma sunmasıyla fitili ateşlenen yapay zeka patlaması, bugüne dek hep pahalı çiplerle dolu devasa veri merkezleri etrafında büyüdü. Apple’ın yakın zamanda yaptığı duyuru ise yapay zekanın yeni adresinin kişisel bilgisayarlar olabileceğini ortaya koydu.



