Diplomalı işsizlik

Türkiye'de kronik bir sorun hâline gelen genç işsizlik, yıllardır süregelen yanlış eğitim ve ekonomi politikalarının bir sonucu mu?
Diplomalı işsizlik

Kunduz - Pareto - 8 Ekim
Kunduz ile birlikte

Çocuklarınızın takıldığı sorulara 15 dakikada

%100 çözüm garantisi: Kunduz Eğitim ve çalışma alışkanlıklarının büyük ölçüde dijitale taşındığı uzaktan eğitim süreci sona erdi ve yüz yüze eğitim uzun bir aradan sonra başladı. Pandemi süreci yüz yüze eğitimin yerini çoğu zaman tutmadı,…

Daha fazlasını öğren →

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Türkiye’de son dönemde ekonomi gündemi üzerine dönen tartışmalar, genelde yüksek enflasyon, Merkez Bankası’nın faiz kararları ve bu kararların dövize yansımaları ile ilgili. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) her ay yayımladığı işsizlik oranı ise birçok kesim tarafından sadece bir sayıdan ibaret görülüyor. Oysa iş gücü rakamlarının anlamı oldukça derin. İnsan hayatının yansıması olan bu istatistikler, ülke ekonomisinin gittiği yönle ilgili birçok ipucu veriyor.

Rakamlar ne söylüyor?

TÜİK’in Temmuz 2021 dönemine ilişkin iş gücü raporunda, işsizlik 1,4 puanlık artış ile %12,0 olarak gerçekleşirken ülke genelinde 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı, 506 bin kişi artarak 3 milyon 902 bin oldu. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı ise bir önceki aya göre sabit kalarak %23,1 seviyesinde gerçekleşti. İstihdam edilenlerin sayısı bir önceki aya göre 125 bin kişi artarak 28 milyon 730 bin kişi, istihdam oranı ise 0,2 puanlık artış ile %45,1 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel iş gücü ve işsizlerden oluşan âtıl iş gücü oranı da temmuzda bir önceki aya göre 1,2 puan artarak %23,6 oldu. 

DİSK-AR yayımladığı son raporda, TÜİK'in yeni kullanmaya başladığı metodolojinin aylık verilerde oldukça "sınırlı" bir kapsama sahip olduğunu vurguladı. Kurum, TÜİK'in kullandığı âtıl iş gücü oranı esas alındığında mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısının temmuz ayında aslında 8 milyon 421 olarak gerçekleştiğini ve böylece Türkiye’nin işsizlikte Avrupa’da üçüncü sırada olduğuna açıkladı. Ayrıca raporda, pandemide uygulanan işten çıkarma yasağının bitmesinin kayıtlı işsiz sayısında ciddi bir artışa yol açtığı belirtildi.

Diplomalı işsizlik

İşsizlik oranları, yıllardır Türkiye’nin kronik problemlerin başında geliyor. İşsiz sayısının yüksek olduğu gruplar arasında üniversite mezunları da her geçen yıl artmaya devam ediyor. 2004'te %12,9 olan üniversite mezunu işsizlerin oranı, Haziran 2021'de %27,2’ye yükseldi. Kısacası Türkiye'de her 4 işsiz gençten 1'ine üniversite mezunu diyebiliriz. Üniversite mezunu olup da herhangi bir işte çalışmayanların sayısı 1 milyon 350 bine ulaşarak rekor kırarken çalışmak istemeyen ya da iş aramayı bırakmış üniversite mezunlarının sayısı ise son bir yılda 565 bin arttı.

İşsizler içindeki üniversite mezunu oranı (2004-2021) - Kronos News

1980'lerden beri gayriresmî olarak "her ile bir üniversite" politikası uygulayan Türkiye'nin eğitim sisteminde amaç; öğrencilerin kendi şehirlerinin dışına çıkmadan yüksek öğrenim görebilmeleriydi. Bu süre içerisinde 2001'de 74 olan üniversite sayısı bugün 204’e çıkarken 2001 yılında 1,5 milyon olan üniversite öğrencisi sayısı ise 8 milyona ulaşmış oldu. 

Doç. Dr. Altuğ Yalçıntaş’ın “Türkiye’de Akademik Enflasyon” isimli makalesinde akademik enflasyon; üniversite mezunlarının hayal ettikleri pozisyonlarda ve umdukları ücret seviyelerinde istihdam edilememesi olarak tanımlanıyor. Ülkedeki diplomaların reel değerinin azalmasına sebep olan akademik enflasyon, aslında bilim ve teknoloji alanında politika yapıcıların istihdam alanı yaratamamalarının bir sonucu. 

DİSK/Genel-İş sendikası Araştırma Dairesi’nin “Türkiye’de Genç İstihdam” isimli raporuna göre, OECD’de %39,6 olan genç istihdam oranı, Türkiye’de 2020 yılı birinci çeyrekte %30,9 iken, 2021 yılı 1. çeyreğinde %30,6’ya geriledi. 

Umutsuzluk

Habitat Derneği'nin ağustos ayında yayımlanan "Gençlerin İyi Olma Hâli" raporuna göre, Türkiye'deki gençlerin %41'i yaşamından memnun değilken %42'si ise gelecekten umutlu değil. Gençlerin %73'ü ise iş bulmanın zor olduğuna inanıyor. Katılımcılar, iş bulmanın önündeki zorluklar arasında birinci sırada %61 ile iş olanaklarının yetersizliğini öne sürüyor. 

Araştırma şirketi Ipsos'un "Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması"na göre Türkiye'de yaşayan her 10 gençten 7'si için ülkedeki en önemli sorun ekonomi. Toplum genelinde ise bu oran %60. Ekonomik geleceklerinden endişe eden gençlerin %12 si eğitimi ülkedeki en büyük problem olarak görüyor. Gençlerin günlük duygu durumlarını da araştıran şirkete göre, yorgunluk başı çekiyor. Bıkkınlık, endişe ve kafa karışıklığı yorgunluğu takip eden diğer duygular. Gençler toplumun geneline kıyasla bu olumsuz duyguları daha yoğun hissediyor. Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik, gençlerin duygu hâllerini şöyle anlatıyor: 

"Duygu durumu açısından üniversite öğrencilerini toplum geneli ile karşılaştırdığımızda olumsuz duyguların onların için daha baskın olduğunu tespit ettik. Üniversitelilerin yarısından daha fazlası yorgun, bıkkın ve endişeli hissediyor. Kafası karışmış, üzgün ve yalnız hissedenler de kayda değer oranda."

İBB İstanbul Planlama Ajansı'nın yayımladığı "Üniversite Mezunu Ev Gençleri Araştırması" raporunda gençlerin arasında, işsiz olmasını önemli yerlerde tanıdıklarının olmamasına bağlıyanların oranı %87,3. Gençlerin %65,7’sinin bir seneden daha uzun süredir iş aradığını belirtilen raporda, %84,6'sı bir imkân verildiği takdirde yurt dışında çalışmayı düşünüyor. %58,6, mezun olduğu alandan iş bulma umudu olmadığını; %15,9 ise boş kalmamak için yüksek lisans yaptığını belirtti. Araştırmaya katılan gençlerin %91,6'sı maaş olarak 5 bin liradan daha düşük ücrete razı, %26.9 ise asgari ücret ve daha düşük bir ücret karşılığında çalışabileceğini düşünüyor.

İş bulmanın zorluğu

Genç İşsizler Platformu Sözcüsü Dr. Murat Kubilay'a göre gençler; insanca iş, nitelikli eğitim, borçsuz yaşamak, sosyalleşebilmek ve evrensel olmak istiyor. Kubilay, genç işşizliğin yaygın olmasını bireylerin yetkinliklerindeki yoksunluğa değil, iş gücü piyasasındaki aşırı beklentilere bağlıyor. Siyasi iktidarın ekonomi yönetiminde istenilen performansı yansıtamadığını düşünen Kubilay'a göre, yeterince iş alanı yaratılamaması problemin özü. İstihdam alanlarının azlığından niteliksiz işleri bile üniversite mezunları tercih edilebiliyor. Hatta gençler çoğu zaman kötü şartlar içinde ve düşük maaşlarla çalışmak zorunda kalıyor. Ayrıca kamu alanlarında kadroların liyakatle değil torpille dağıtıldığına yönelik şikayetler var.

Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat bölümünden mezun olan ve iş arayan Ekrem Ölmez,  “Çok çok az sayıda dönüş geliyor. Hatta ben inanıyorum ki, başvurduğumuz birçok yerde özgeçmişimiz bile incelenmeden pas geçilebiliyor. Bunun nedeni de açılan bir başvuruya birçok kişinin başvurması. Örneğin, İzmir için bir ön muhasebe pozisyonuna başvurmuştum. Alınacak eleman sayısı 1'di. Ama 3-4 bin kişiye yakın bir başvuru vardı,” ifadelerini kullanıyor.

Yapısal sorun hâline gelen diplomalı işsizlik, üniversitelerin diploma satan bir mekanizmaya dönüştüğü ve yeterince istihdamın yaratılmadığı bu düzlemde her geçen gün büyüyor. Aslında gençlerin sosyal kimliğine şekil veren, yaşamlarını, bağımsızlıklarını, gelişimlerini, kendilerine güveni, ekonomik ve politik kimliklerini belirleyen istihdam, toplumsal nedenlerden dolayı yetersiz kalıyor. Herkese iş imkanı sunamayan ekonomi politikalarından ötürü iş gücü piyasası maalesef dar kalıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto
∙

BÜLTEN SAYISI

✋ İşsizlik: Suçlu kim?

TÜİK verilerine göre, işsizlik oranı Temmuz 2021'de bir önceki aya göre 1,4 puan artarak %12 seviyesinde gerçekleşti. Peki, suçlu kim? Yanlış eğitim ve ekonomi politikaları mı? Yoksa işverenler mi?

08 Eki 2021

Kunduz ile birlikte
İllüstrasyon: Otto Detmer / The Economist üzerinden

YAZARLAR

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto
∙

HİKAYE

Yanlış soru: Reklamcılık bitti mi? Doğru soru: ‘Ödünç alınmış dikkat’le marka iletişimi olur mu?

"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Ümit Alan

·

23 Eki 2026

Yanlış soru: Reklamcılık bitti mi? Doğru soru: ‘Ödünç alınmış dikkat’le marka iletişimi olur mu?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Aidiyet ekonomisi: Favori markalarınız neden bez çanta satıyor?

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Doğa Yurduneri

·

21 Eki 2026

Aidiyet ekonomisi: Favori markalarınız neden bez çanta satıyor?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Otomobil sektörünün yeni ikilemi: Yakıt krizi elektriklinin kaderini değiştirir mi?

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Doğa Yurduneri

·

14 Eki 2026

Otomobil sektörünün yeni ikilemi: Yakıt krizi elektriklinin kaderini değiştirir mi?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Dijital ödemede güven eşiği: Her 10 işletmeden 7’si yeni çözümlere açık

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.

12 Eki 2026

Dijital ödemede güven eşiği: Her 10 işletmeden 7’si yeni çözümlere açık
ParetoPareto
∙

HİKAYE

İhsan Cem Zararsız: "Yol çok uzunmuş, biz hala başındayız"

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.

Emircan Yaman

·

12 Eki 2026

İhsan Cem Zararsız: "Yol çok uzunmuş, biz hala başındayız"