
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Geride bıraktığımız yılın, yavaşlayan hayat temposu nedeniyle hız kestiği ve çok daha ağır geçtiğini düşünen pek çok kişi var. Bazı konularda haksız da sayılmazlar ancak bu yazıda geçtiğimiz yılın yavaşlığını değil, aksine akıl almaz hızını konuşacağız.
HİKÂYEYİ BİLİYORSUN
ANGST’ta hızlı moda kavramı her geçtiğinde sürecin ağırlıklı olarak marka tarafını ele alıyoruz. Binlerce ürünün seri üretimi, hazır ürünlerin maliyet nedeniyle markanın merkezinden uzakta konumlanan fabrikalardan kıtalar değiştirerek, okyanuslar aşarak -ve bunları yaparken telafi edilemeyecek oranda karbon ayak izine neden olarak- merkeze ulaşması, dünyanın farklı noktalarına dağıtılması ve hızla tükenmesi için özenle kurgulanan pazarlama tekniklerinin ardından, görev tüketici tarafına düşüyor. Çeşitli kampanyalarla kışkırtılan, mutluluğun kısa tatminlerde bulunabileceğine inandırılan tüketiciler soluğu mağazalarda ya da -özellikle bu yıl- çevrim içi alışveriş kanallarında alıyor. Ve işte, süreç son aşamada. Geriye birkaç tuşa basmak kaldı.
BİRAZ HIZLI GİTMİYOR MUYUZ?
Çevrim içi kanallar hızın moda dünyasındaki karşılığı. Yorganın altından iki veya üç tuşa basarak alışveriş yapmayı mümkün kılması bir avantaj değil, çoğu zaman bir problem. Adresin tanımlı, kartların kayıtlı olunca, ani bir dürtüyle sadece üç dakikada yapılan tuşlama, sana doğru yola çıkmak üzere plastiklerle sarıp sarmalanan bir ürün anlamına geliyor. En hızlı hâliyle, birkaç saatte hazır edilen kargo akşam yola çıkıyor, ertesi gün ise elinde oluyor. İşte bu hız problem. Düşünmeden, ürüne dokunmadan, nerelerde değerlendirebileceğini ölçüp biçmeden, dakikalar içinde aldığın ürün, en az satın alma hızın kadar hızlı bir şekilde kendini geri paketlenmiş hâlde, iade edilmek üzere kargo firmasının yolunu tutmuş buluyor. Ne efor sarf ederek onlarcası arasından seçilen, denenen, memnun eden bir ürünün alışverişi kadar tatmin duygusu yaratıyor ne de kim bilir hangi sebepten geldiği gibi geri gittiği için vadedilen “kısa süreli” mutluluğu yaşatıyor.
İADE HAKKI
Türkiye’de çevrim içi alışverişin iade etrafında şekillenmeye -çoktan- başladığı bir dönemde, tanınan bu hakkın sebep olduğu karbon ayak izi ve tetiklediği atık ciddi boyutlara ulaşıyor. Soyunma kabinine ürün götürür gibi, denemek için ürün alanlar her şeyin çok hızlı olup bitiyor olmasından güç alıyor. Aldıkça alıyor, iade ettikçe ediyorlar. Bu yılsa her zamankinden fazla. Black Friday’de satış rekorlarının kırıldığı, beş yılın büyüme hedefine bir yılda ulaşma umutlarının yeşerdiği bir yıl geride kaldı. Bu yıl hiç de yavaş değildi doğrusu, peki dünyaya bedeli neydi? Bunu düşünmeli, tam da bunu…
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Kadınların hayatının yaklaşık üçte birine yayılan menopoz, yüzyıllar boyunca doğurganlığın kaybı ve toplumsal değerin azalması üzerinden konuşuldu; sağlık boyutu ancak son yüzyılda görünür olmaya başladı. Bugün hormon tedavisinden osteoporoza, çalışma hayatından ayrımcılığa uzanan etkileri daha fazla tartışılsa da birçok kadın hâlâ ne yaşadığını anlamak, doğru teşhisi almak ve tedaviye ulaşmak için kendi başlarına bırakılıyor.

2026 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi Süheyla Doğan’a bu ödül başta Kazdağları olmak üzere pek çok yerde ekoloji mücadelesini cesaretle sürdürdüğü, doğayı ve yaşamı savunmaktan vazgeçmediği, kadın hakları için mücadele ettiği, devlet destekli ekokırım projelerine karşı ısrarla ses çıkardığı ve doğayla birlikte yaşam hakkını savunduğu için verildi. Doğan, “Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim. Baskıların da bir sonu olacak. Geleceğe dair umutlarımı da kaybetmiyorum” diyor.

Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...

Y kuşağından önceki kuşakların takip ettiği "eğitim, iş, terfi, evlilik, çocuk, ev, emeklilik" senaryosu çökeli çok oluyor; yerine yeni bir senaryo da konmadı. Milenyaller, yetişkinliğin her şeyi çözmek ve garanti bir hayat kurmak olmadığını deneyimleyerek öğrenen, aynı anda sonsuz seçenekli bir dünyaya uyum sağlamaya çalışan ilk kuşak oluyor. Peki çok seçenek gerçekten özgürlük mü? Yaşanan ne kararsızlık ne de kimlik krizi; bildiğiniz seçenek krizi.

Dünyada her ay 2 milyardan fazla kadın regl oluyor. Bu durum kadın fizyolojisinin doğal bir parçası olsa da tıp literatüründe en az araştırılan konulardan biri. Bu görmezden gelme hâli, milyonlarca kadının güvenli hijyen koşullarına, hijyenik ürünlere ve doğru bilgiye erişemediği daha geniş bir tablonun parçası. "Ölümcül körlük" yazı dizisinin ikinci bölümünde regl tabusunun hastalıkların teşhisini geciktirmekten okulda ve işyerinde ayrımcılığa uzanan görünmez sonuçlarını kadınların tanıklıklarıyla ele alıyoruz.




