

Usta gerektiren gündelik işlere, hayatı kolaylaştıran dijital dokunuş: Mr Usta Evde tamir, tadilat, boya badana, ütü, çamaşır biter mi? Bitmez fakat artık sizin yerinize bu işleri halledecek pek çok usta, o ustaları da kolayca bulmanızı sağlayan bir uygulama var: Mr Usta . Nedir? İşin ehli ustalarla hızlı, güvenilir ve kaliteli bir hizmet sunan teknoloji şirketi Mr Usta , sadece kendisinin sunduğu yerinde elektronik tamiri, taşınma, temizlik, kuru temizleme, usta elektrikçi, usta tesisatçı, usta boyacı, usta klimacı, usta kombici vb. birçok hizmet kategorisinde çözümler üretiyor. Nasıl? Mr Usta uygulamasından ihtiyacınız olan hizmeti seçerek dilediğiniz tarih ve saatte sipariş oluşturmanız yeterli. Geriye, Mr Usta’nın sizin için en uygun ustayı bulması kalıyor. Mr Usta farkı: Sürpriz fiyatlarla karşı karşıya bırakmayan sabit fiyat avantajı, dilediğiniz vakitte randevu oluşturma imkânı, sadece işinin ehli güvenilir ustalarla çalışma politikası, hizmet sırasında oluşabilecek hasarlara karşı sunduğu sigorta güvencesi…Daha ne diyelim ki? Dahası: Mr Usta’nın yaz kampanyaları arasında cep telefonu tamirinde %30, taşınanlara alacakları 2. hizmette %20, klima ve kuru temizlemede %40 indirim fırsatı bulunuyor. Mr Usta Bodrum’da: Yaz için haberler kampanyalarla sınırlı kalmıyor. Mr Usta, Bodrum’da yazlık açma telaşı içinde olanlar için temizlik, havuz temizliği, bahçe bakımı, klima bakımı ve kurulumu, elektrik ve tesisat hizmetleri, ev tekstili için kuru temizleme, yıkama ve ütüleme hizmetlerini içeren yazlık açma paketiyle Türkiye’de bir ilke daha imza atıyor. İşinizi halledecek usta bulma konusuna canınızı sıkmanıza hiç gerek yok, Mr Usta uygulamasını buradan indirmeniz yeterli.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
2000’lerin başı, insan genomuna dair yürütülen bilimsel çalışmalarda büyük bir yükseliş gördü. 2003 yılına geldiğimizde ise bu konuda, insanların ilk kez Ay’a ayak basmasına eşdeğer görülen çığır açıcı bir gelişme yaşandı: Oldukça geniş çaplı uluslararası bir çalışma olan Human Genome Project (HGP) kapsamında insan genomu, 3 milyar DNA harfinin tamamı dahil olmak üzere başarıyla tanımlanmış ve sıralanmıştı. Son yıllarda gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar ile birlikte bilim insanlarının buna iki milyondan fazla ek varyant eklemesi referans genomunun sorgulanmasına neden olsa da, tüm DNA diziliminin sıradan bir bilgisayarda depolanması için gereken alan yine de pek fazla yer kaplamıyor.
Şimdiyse Tesla ve SpaceX CEO’su Elon Musk, yaşayan tüm insanların DNA diziliminin son derece küçük bir depolama sistemine sığmasının olası olduğunu söyleyerek bu konudaki tartışmaları bir kez daha alevlendirmiş bulunuyor. Ancak bu fikrin dünyanın en zengin kişisinden çıkması ve konunun tüm insanlığın DNA dizilimi olduğu gerçeği, akıllara pek çok farklı ürkütücü bilim kurgu senaryosunu da beraberinde getiriyor.
Peki, tüm insanlığın DNA dizilimini tek bir odada depolamak gerçekten de mümkün mü? Dahası, böyle bir şey mümkün olsa bile mümkün olmalı mı?
HGP’nin ortaya çıkışı ve yarattığı etkiler
İnsan genomu olarak da bilinen insan organizmasının kromozomlarının neredeyse tüm genetik içeriğinin dizilerini başarıyla tanımlayan, depolayan ve kamuya açık hale getiren HGP, 1990 yılından 2003 yılına kadar faaliyetlerini sürdürmüş olan uluslararası bir bilimsel çalışma işbirliğidir. Araştırmacılara üç milyar baz çifti, yani insan genomik DNA’sını oluşturan adenin, timin, guanin ve sitozin dizileri hakkında temel bilgiler sağlayan bu proje ile genomik dizilerin yorumlanması, analiz edilmesi ve insan DNA’sında kodlanmış olan tüm genleri tanımlanması için gerekli olan teknolojilerin geliştirilmesi ve bunun sonucunda doğabilecek olan etik, yasal ve sosyal sorunların ele alınması amaçlanıyordu.
On yılı aşkın bir süre boyunca HGP kapsamında yapılan çalışmalar, pek çok alanda adeta devrim yarattı. İnsan genomu veri tabanının halka açık bir şekilde sunulması sayesinde birçok hastalıkla ilişkili çeşitli genler tanımlandı ve hem nadir görülen hem de sık rastlanan hastalıkların gelişimini ve sonucunu değiştiren ek genetik etkiler belirlendi. Bunun bir sonucu olarak ise ‘kişiselleştirilmiş tıp’ anlayışı ortaya çıktı. Başka bir deyişle; bir hastanın tüm genom dizisi, o kişinin iyileşmesi için en uygun sağlık hizmetinin ne olduğunu anlamayı inanılmaz bir şekilde kolaylaştırmıştı.
Öte yandan, HGP’nin hukuk ve sosyal bilimler üzerindeki etkisi de en az tıp alanında açtığı yenilikler kadar büyüktü. Mesela, Combined DNA Index System (CODIS) isimli bir sistem ile analiz edilen insan genomik dizi verisi; tükürük, kıl, kurumuş kan ve meni gibi biyolojik madde örneklerinden bireylerin tanımlanmasına olanak sağlayarak adli tıp bilimini kökten değiştirdi. Hatta, daha önce hüküm giymiş bir suçlunun hapis cezası almasına rağmen daha sonra tekrar suç işleme eğiliminin yüksek olması sonucunda bazı hükümetler, gelecekteki işlenebilecek suçların faillerinin tanımlanmasını kolaylaştırmak adına, hüküm giymiş tüm suçlulardan DNA örnekleri toplama politikası uygulamaya ve DNA bankaları oluşturmaya başladı. Siyasi bağlamda son derece tartışmalı bir adım olan bu politika sayesinde aynı zamanda işlemedikleri suçlar için haksız yere mahkum edilen kişiler, DNA kanıtı ile yıllar sonra aklanarak özgürlüklerine kavuştu. Bununla birlikte HGW, modern insan Homo sapiens’in vatanının Afrika toprakları olduğu gibi pek çok şeyi de ortaya çıkararak antropolojiye ciddi katkılarda bulundu.
"İyilik için kullanılacak, değil mi?"
Elon Musk’ın yeni açıklamalarına dönecek olursak: Bu soru üzerine Musk ile iletişime geçen MIT Technology Review kıdemli editörü Antonio Regalad, tek bir insanın genomunun depolama boyutunun 100 gigabayt civarında olabileceğini ifade ediyor. Dogecoin’in yaratıcılarından Billy Markin ise Twitter üzerinden paylaştığı bir meme ile Musk’ın söylemlerinin gerçekleşmesi ve insanlığın tüm DNA dizilerinin küçük bir odada tutulması halinde doğabilecek tüyler ürpertici olasılıklara dikkat çekiyor.
Böyle bir gücün yozlaşmış ellerde ne denli tehlikeli olabileceğinin altını çizmek isteyen Markin, yaptığı paylaşımda ünlü bir Star Wars "meme"ini kullanıyor.
İnsanlığın DNA’sının depolanmasının potansiyel bir tehlike olmasının ardında ise aslında böylesine devasa bir veri tabanının kullanılabileceği alanların ve sınırlarının tam olarak ne olduğunun bilinmemesinin yattığı söylenebilir. Bunu, bir hacker’ın cihazınızın sistemine sızarak tüm kişisel verilerinizi çalması ve daha sonra bu bilgileri sizleri tehlikeye sokacak şekilde kullanmasına benzetebilirsiniz. Eğer tüm insanlığın DNA kütüphanesi yanlış kişilerin eline geçseydi, bu ne anlama gelirdi? Tüm detaylarıyla kestirmek şu an için pek mümkün olmasa bile; bilgiyi elinde bulunduran otorite sahibi kişiler ile insanlığın geri kalanı arasındaki güç dengelerinin çok daha farklı boyutlara gelebileceğini tahmin etmek çok da zor değil.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Elon Musk, insanlığın tüm DNA'sının bir odada depolamak istiyor, edtech girişimleri öğrencilerin kişisel verilerini izinsiz takip ediyor.
31 May 2022

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kullanıcılar artık, günün giderek daha büyük bir bölümünü düşünmekten, alışılmışın dışına çıkmaktan ve kendi yolunu çizmekten uzaklaştıran sistemlerin içinde geçiriyor. Fakat uzmanlara göre karşımıza çıkan her engeli aşılması gereken bir sorun olarak görmemek gerekiyor. Hayatın içinde her zaman engeller, bekleme anları ve aksilikler oluyor. Fakat tam da bu sürtünmeler, insanı düşünmeye, mücadele etmeye, problem çözmeye, sabretmeye ve kendi yolunu çizmeye zorluyor.

Yapay zeka devi Anthropic, milyonlarca ikinci el kitabı satın aldı. Ciltlerini hidrolik bıçaklarla kesti, sayfaları yüksek hızlı tarayıcılardan geçirerek dijitalleştirdi ve kağıt kopyaları imhaya gönderdi. Yapay zeka şirketleri, kitaplar yok olsa da metnin milyonlarca insana cevap veren bir sistemin içinde yaşadığını savunuyor. Asıl soru ise şu: İnsanlığın en az 200 yıllık kolektif entelektüel birikimi özel modellere aktarılırken, bunun ne kadarı kamuya geri dönecek ve buna kim karar verecek?

Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.




