İnsanlığın tüm DNA’sı bir odada depolanmalı mı?

İnsanlığın tüm DNA’sı bir odada depolanmalı mı?

31 Mayıs - Mr Usta - Quando
Mr Usta ile birlikte

Usta gerektiren gündelik işlere, hayatı kolaylaştıran dijital dokunuş: Mr Usta Evde tamir, tadilat, boya badana, ütü, çamaşır biter mi? Bitmez fakat artık sizin yerinize bu işleri halledecek pek çok usta, o ustaları da kolayca bulmanızı sağlayan bir uygulama var: Mr Usta . Nedir? İşin ehli ustalarla hızlı, güvenilir ve kaliteli bir hizmet sunan teknoloji şirketi Mr Usta , sadece kendisinin sunduğu yerinde elektronik tamiri, taşınma, temizlik, kuru temizleme, usta elektrikçi, usta tesisatçı, usta boyacı, usta klimacı, usta kombici vb. birçok hizmet kategorisinde çözümler üretiyor. Nasıl? Mr Usta uygulamasından ihtiyacınız olan hizmeti seçerek dilediğiniz tarih ve saatte sipariş oluşturmanız yeterli. Geriye, Mr Usta’nın sizin için en uygun ustayı bulması kalıyor. Mr Usta farkı: Sürpriz fiyatlarla karşı karşıya bırakmayan sabit fiyat avantajı, dilediğiniz vakitte randevu oluşturma imkânı, sadece işinin ehli güvenilir ustalarla çalışma politikası, hizmet sırasında oluşabilecek hasarlara karşı sunduğu sigorta güvencesi…Daha ne diyelim ki? Dahası: Mr Usta’nın yaz kampanyaları arasında cep telefonu tamirinde %30, taşınanlara alacakları 2. hizmette %20, klima ve kuru temizlemede %40 indirim fırsatı bulunuyor. Mr Usta Bodrum’da: Yaz için haberler kampanyalarla sınırlı kalmıyor. Mr Usta, Bodrum’da yazlık açma telaşı içinde olanlar için temizlik, havuz temizliği, bahçe bakımı, klima bakımı ve kurulumu, elektrik ve tesisat hizmetleri, ev tekstili için kuru temizleme, yıkama ve ütüleme hizmetlerini içeren yazlık açma paketiyle Türkiye’de bir ilke daha imza atıyor. İşinizi halledecek usta bulma konusuna canınızı sıkmanıza hiç gerek yok, Mr Usta uygulamasını buradan indirmeniz yeterli.

Daha fazlasını öğren

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

2000’lerin başı, insan genomuna dair yürütülen bilimsel çalışmalarda büyük bir yükseliş gördü. 2003 yılına geldiğimizde ise bu konuda, insanların ilk kez Ay’a ayak basmasına eşdeğer görülen çığır açıcı bir gelişme yaşandı: Oldukça geniş çaplı uluslararası bir çalışma olan Human Genome Project (HGP) kapsamında insan genomu, 3 milyar DNA harfinin tamamı dahil olmak üzere başarıyla tanımlanmış ve sıralanmıştı. Son yıllarda gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar ile birlikte bilim insanlarının buna iki milyondan fazla ek varyant eklemesi referans genomunun sorgulanmasına neden olsa da, tüm DNA diziliminin sıradan bir bilgisayarda depolanması için gereken alan yine de pek fazla yer kaplamıyor.

Şimdiyse Tesla ve SpaceX CEO’su Elon Musk, yaşayan tüm insanların DNA diziliminin son derece küçük bir depolama sistemine sığmasının olası olduğunu söyleyerek bu konudaki tartışmaları bir kez daha alevlendirmiş bulunuyor. Ancak bu fikrin dünyanın en zengin kişisinden çıkması ve konunun tüm insanlığın DNA dizilimi olduğu gerçeği, akıllara pek çok farklı ürkütücü bilim kurgu senaryosunu da beraberinde getiriyor. 

Peki, tüm insanlığın DNA dizilimini tek bir odada depolamak gerçekten de mümkün mü? Dahası, böyle bir şey mümkün olsa bile mümkün olmalı mı?

HGP’nin ortaya çıkışı ve yarattığı etkiler

İnsan genomu olarak da bilinen insan organizmasının kromozomlarının neredeyse tüm genetik içeriğinin dizilerini başarıyla tanımlayan, depolayan ve kamuya açık hale getiren HGP, 1990 yılından 2003 yılına kadar faaliyetlerini sürdürmüş olan uluslararası bir bilimsel çalışma işbirliğidir. Araştırmacılara üç milyar baz çifti, yani insan genomik DNA’sını oluşturan adenin, timin, guanin ve sitozin dizileri hakkında temel bilgiler sağlayan bu proje ile genomik dizilerin yorumlanması, analiz edilmesi ve insan DNA’sında kodlanmış olan tüm genleri tanımlanması için gerekli olan teknolojilerin geliştirilmesi ve bunun sonucunda doğabilecek olan etik, yasal ve sosyal sorunların ele alınması amaçlanıyordu.

On yılı aşkın bir süre boyunca HGP kapsamında yapılan çalışmalar, pek çok alanda adeta devrim yarattı. İnsan genomu veri tabanının halka açık bir şekilde sunulması sayesinde birçok hastalıkla ilişkili çeşitli genler tanımlandı ve hem nadir görülen hem de sık rastlanan hastalıkların gelişimini ve sonucunu değiştiren ek genetik etkiler belirlendi. Bunun bir sonucu olarak ise ‘kişiselleştirilmiş tıp’ anlayışı ortaya çıktı. Başka bir deyişle; bir hastanın tüm genom dizisi, o kişinin iyileşmesi için en uygun sağlık hizmetinin ne olduğunu anlamayı inanılmaz bir şekilde kolaylaştırmıştı.

Öte yandan, HGP’nin hukuk ve sosyal bilimler üzerindeki etkisi de en az tıp alanında açtığı yenilikler kadar büyüktü. Mesela, Combined DNA Index System (CODIS) isimli bir sistem ile analiz edilen insan genomik dizi verisi; tükürük, kıl, kurumuş kan ve meni gibi biyolojik madde örneklerinden bireylerin tanımlanmasına olanak sağlayarak adli tıp bilimini kökten değiştirdi. Hatta, daha önce hüküm giymiş bir suçlunun hapis cezası almasına rağmen daha sonra tekrar suç işleme eğiliminin yüksek olması sonucunda bazı hükümetler, gelecekteki işlenebilecek suçların faillerinin tanımlanmasını kolaylaştırmak adına, hüküm giymiş tüm suçlulardan DNA örnekleri toplama politikası uygulamaya ve DNA bankaları oluşturmaya başladı. Siyasi bağlamda son derece tartışmalı bir adım olan bu politika sayesinde aynı zamanda işlemedikleri suçlar için haksız yere mahkum edilen kişiler, DNA kanıtı ile yıllar sonra aklanarak özgürlüklerine kavuştu. Bununla birlikte HGW, modern insan Homo sapiens’in vatanının Afrika toprakları olduğu gibi pek çok şeyi de ortaya çıkararak antropolojiye ciddi katkılarda bulundu.

"İyilik için kullanılacak, değil mi?"

Elon Musk’ın yeni açıklamalarına dönecek olursak: Bu soru üzerine Musk ile iletişime geçen MIT Technology Review kıdemli editörü Antonio Regalad, tek bir insanın genomunun depolama boyutunun 100 gigabayt civarında olabileceğini ifade ediyor. Dogecoin’in yaratıcılarından Billy Markin ise Twitter üzerinden paylaştığı bir meme ile Musk’ın söylemlerinin gerçekleşmesi ve insanlığın tüm DNA dizilerinin küçük bir odada tutulması halinde doğabilecek tüyler ürpertici olasılıklara dikkat çekiyor.

Böyle bir gücün yozlaşmış ellerde ne denli tehlikeli olabileceğinin altını çizmek isteyen Markin, yaptığı paylaşımda ünlü bir Star Wars "meme"ini kullanıyor.

İnsanlığın DNA’sının depolanmasının potansiyel bir tehlike olmasının ardında ise aslında böylesine devasa bir veri tabanının kullanılabileceği alanların ve sınırlarının tam olarak ne olduğunun bilinmemesinin yattığı söylenebilir. Bunu, bir hacker’ın cihazınızın sistemine sızarak tüm kişisel verilerinizi çalması ve daha sonra bu bilgileri sizleri tehlikeye sokacak şekilde kullanmasına benzetebilirsiniz. Eğer tüm insanlığın DNA kütüphanesi yanlış kişilerin eline geçseydi, bu ne anlama gelirdi? Tüm detaylarıyla kestirmek şu an için pek mümkün olmasa bile; bilgiyi elinde bulunduran otorite sahibi kişiler ile insanlığın geri kalanı arasındaki güç dengelerinin çok daha farklı boyutlara gelebileceğini tahmin etmek çok da zor değil.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

QuandoQuando

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🧬 DNA’nın depolanması, gözetim kapitalizmi

Elon Musk, insanlığın tüm DNA'sının bir odada depolamak istiyor, edtech girişimleri öğrencilerin kişisel verilerini izinsiz takip ediyor.

31 May 2022

Mr Usta ile birlikte
Ikon Images

YAZARLAR

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

QuandoQuando

HİKAYE

AI’ın dokunulabilir hâli: Nokia’nın retro telefonları yapay zekanın geleceğine dair ne söylüyor?

HMD, yapay zeka asistanına erişim sunan bir tuşla donatılan retro Nokia telefon serisini tanıttı. Serideki sohbet robotu odağı, bir kez daha yapay zekanın dokunabildiğimiz versiyonunun nasıl görüneceğine yönelik soruları gündeme taşıdı.

Doğa Yurduneri

·

05 Ağu 2026

AI’ın dokunulabilir hâli: Nokia’nın retro telefonları yapay zekanın geleceğine dair ne söylüyor?
QuandoQuando

HİKAYE

AI’da davranış tasarımı: Rekabet IQ’dan EQ’ya mı kayıyor?

Kullanıcılar ChatGPT, Claude ve Gemini’a aynı soruları sorduklarında çoğu zaman benzer doğrulukta yanıtlara ulaşsa da deneyim aynı hissettirmiyor. Dil modelleri arasındaki performans farkı daraldıkça rekabetin odağı, IQ'dan duygusal zekaya (EQ) ve davranış tasarımına kayıyor.

Doğa Yurduneri

·

02 Ağu 2026

AI’da davranış tasarımı: Rekabet IQ’dan EQ’ya mı kayıyor?
QuandoQuando

HİKAYE

Yayıncılığın çifte krizi: Google’a veda ihtimali masada, özgün insan içeriği kaosu kapıda

Google’ın yapay zeka özetleri yayıncıların arama trafiğini azaltırken, yapay zeka dedektörleri de insan eliyle yazılan metinleri yanlışlıkla makine üretimi olarak işaretleyebiliyor. İnternetin yayıncı, arama motoru ve okur arasındaki eski dengesi çözülürken yeni dönemin temel sorusu şu: Bir metnin kim tarafından ve nasıl üretildiğine dair güven nasıl tekrar inşa edilecek?

Ümit Alan

·

31 Tem 2026

Yayıncılığın çifte krizi: Google’a veda ihtimali masada, özgün insan içeriği kaosu kapıda
QuandoQuando

HİKAYE

Sam Altman’dan tarih çizgisine yeni bir işaret: 'Tekillik eşiği' ne demek?

Sam Altman, yakın zamanda katıldığı bir podcast programında yapay zeka yarışında bilimkurgu romanlarına konu olacak bir aşamaya gelindiğini duyurdu. Fakat OpenAI CEO’su, "Artık teknolojik tekilliğin (singularity) içindeyiz" dediğinde aslında yalnızca yapay zekanın geldiği noktayı tarif etmiyor, onlarca yıldır laboratuvar tartışmalarında ve gelecek tahminlerinde bahsi geçen bir kavramı da bugünün gündemine taşıyordu.

Doğa Yurduneri

·

28 Tem 2026

Sam Altman’dan tarih çizgisine yeni bir işaret: 'Tekillik eşiği' ne demek?
QuandoQuando

HİKAYE

Yavaş teknoloji akımı: Akıllı telefon çağının yarattığı dikkat krizine çare olabilir mi?

Sosyal medya ve akıllı telefonların olmadığı bir dünyayı hiç tanımamış olan genç nesiller, bugün kablolu kulaklıklar, retro oyun konsolları, CD’ler ve analog kameralara büyük bir rağbet gösteriyor. Dikkat süresini tekeline almayacak ürün ve hizmetler peşinde koşan bu kuşak, “yavaş teknoloji” olarak anılan bir akımı sessiz sedasız yükseltiyor.

Doğa Yurduneri

·

27 Tem 2026

Yavaş teknoloji akımı: Akıllı telefon çağının yarattığı dikkat krizine çare olabilir mi?