İş dünyası keşişi

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Warren Buffett: "Chuck hepimiz için bir model oldu. Hayatta doğru kahramanlara sahipseniz eve dönüş yolunun %90'ı geride kalmış demektir. Chuck Feeney işte böyle bir kahramandı."
Charles "Chuck" Feeney, havalimanı perakendecisi Duty Free'yi ortağı Robert Miller'la kurduğunda yıl 1960'tı. Keşiş benzeri bir yaşam süren iş dünyasının duayen ismi, Warren Buffett ve Bill Gates gibi hayırsever iş insanlarının da kahramanıydı.

- Yaşarken verme fikrinin öncülerinden Feeney, Atlantic Philanthropies aracılığıyla son kırk yılda üniversite ve vakıflara 8 milyar dolardan fazla bağış yaptı. Başka bir deyişle mevcut varlığının %375.000 üstünde bir miktarı bağışlamış oldu. 89 yaşındaki Feeney, emeklilik dönemine girerken kendisi ve ailesi için kenara yalnızca 2 milyon dolar koymuş durumda. Esasında tüm bu bağışları anonim olarak gerçekleştiren Feeney, Forbes'un merceğine takıldı. Kendisine "hayırseverliğin James Bond'u" lakabını bile takmışlar.
- Bağışlar: Eğitime 3,7 milyar dolar bağışlayan Feeney'nin pastasından 1 milyar dolar, mezun olduğu okul olan Cornell Üniversitesi'ne gitti. ABD'deki idam cezasının kaldırılması için 62 milyon dolarlık hibe yapan iş insanı, Obamacare kampanyaları için 76 milyon dolar ödedi. Vietnam'da halk sağlığı için 270 milyon dolarlık hibe yapan Feeney'nin yaptığı sağlık odaklı yardımlar toplamda 700 milyon doları buluyor.
- Cornell'de turizm ve otel işletmeciliği öğrenen, Avrupa'da ABD vatandaşı denizcilere gümrükten muaf içki satan duayen "Chuck" Feeney hakkında kısa bir video.
Bill Gates: "Chuck, diğer hayırseverlerin izleyebileceği bir yol yarattı. The Giving Pledge'i kurmadan önce onunla buluştuğumu hatırlıyorum. "İnsanları %50'sini vermeye değil, yaşamları boyunca mümkün olduğunca fazlasını vermeye teşvik etmeliyiz," demişti bana. Kimse buna Chuck'tan daha iyi bir örnek olamaz. Pek çok insan onun nasıl bir ilham kaynağı olduğundan bahseder bana. Gerçekten inanılmaz."
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Pareto'nun iş dünyasından kısa hikâyeler derlediği ikinci bülteninin ilk sayısından herkese merhaba!
18 Eyl 2020

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Savunma ihracatı 2002’den bu yana katlandı, yerlilik oranı %80’e ulaştı, Türk şirketleri küresel sıralamalarda yükseldi. Ancak motorlardan kritik elektronik ve optik teknolojilere uzanan kalan %20, Türkiye’nin savunma sanayiindeki asıl sınırını gösteriyor. Bu sınırı aşmak ise daha fazla silah üretmekten değil, bilim ve teknoloji üretebilmekten geçiyor.

Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.



