"Konser sonrası bir hafta şarjım tamamen dolmuş gibiyim.”


A’dan Z’ye aradığınız her şey tek bir platformda: Accessland
Ipsos tarafından yapılan anketlerden hareketle Haziran 2021'de yayımlanan bir rapor, Türkiye'de görüşülen kullanıcıların %92'sinin geçtiğimiz bir yılda en az bir canlı yayın izlediğini gösteriyor. Ayrıca aynı orandaki katılımcılar,…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Barış’a Keşif Sahnesi için e-posta attığımda olumlu dönüş yapacağını biliyordum. Zihnim çoktan onunla konuşmaya başlamıştı. Nitekim bir eylül akşamı atılan metne, aynı akşam cevap geldi. Oradan başlayan diyalog, nihayetinde bizi buraya getirdi. İlk kez Kadıköy’de HOOD Base’in sadece havanın 20 derece üstünde olduğu günlerde dışarıya konulan masasında buluştuk. Bir kahve süresince biraz onun müziği ve bu aralar neler yaptığı, biraz da Kadıköy’ün değişen ve hiç değişmeyen ortamları hakkında laflayıp kayıt günü görüşmek üzere ayrıldık.
Kayıt gününden bir gün önce Barış’ı, evimin bir üst sokağındaki callinghouse’da Da Poet’le birlikte Akbank Caz Festivali kapsamında verdiği konserde dinledim. İkilinin yani DPBD’nin daha ilk dakikadan belli olan ortak bir sinerjisi var.
Konser, Da Poet’in boğazına kadar ilikli gömleğindeki nizamide başlayıp her şarkıda vidaları daha da açarak ilerledi. Çok defa sadece bakışarak anlaştıklarını gördüm. Hatta bazen masanın başında Da Poet olsa da Barış’ın önden gittiğine şahit oldum. Neticede önce onlar, sonra da konsere gelenler sağlam eğlendi.
Ertesi gün Galata’da, Aposto! Stüdyo’da buluştuk. “Konser sonraları nasıl hissediyorsun?” diye sordum Barış’a. Yanıtı “Bana ilaç gibi geliyor. Kendimi daha iyi ve daha işe yaramış hissediyorum. O yüzden konser sonrası bir hafta şarjım tamamen dolmuş gibiyim,” oldu. Dünden kalma adrenaliyle başladı konuşmaya.
Zihninden hızla geçenleri tek tek yakalayıp koydu masanın üstüne. Bazen en özelini, bazen de en çok güldüğünü bıraktı sohbetin ortasına. Barış Demirel’in dört albümle köşeleri tutulan müzikli hikâyesinin tam başındayım. İkimizin seçtiği şarkılardan oluşan Spotify listesini buraya bıraktım. Yanımıza gelmek istersen yerin hazır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Barış’ın dört albümle köşeleri tutulan müzikli hikâyesinin tam başına davetlisin.
24 Eki 2021

YAZARLAR

Taner Turna
grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




