Kredi kartı düzenlemeleri yolda mı?


DoktorTakvimi: 404 aradığımız doktora ulaşılamıyor ! Beyaz Kod verilerine göre yılda ortalama her gün 1 sağlık çalışanı şiddete uğruyor. Aradığımız sağlık çalışanına dilediğimiz zaman ulaşabilmemiz için DoktorTakvimi farkındalık videosuyla “Sağlıkta şiddete dur diyelim!” çağrısı yapıyor. Neler oluyor? B ugün 14 Mart Tıp Bayramı . Sağlık profesyonelleri ile hastaları ve danışanları buluşturan online doktor randevu platformu DoktorTakvimi, bu özel gün vesilesiyle hekimlere ve sağlık profesyonellerine yönelik artan şiddete karşı farkındalığı artırmak ve hepimizi bu mücadelenin bir parçası yapmak için “404 aradığımız doktora ulaşılamıyor” videosuyla “Sağlıkta şiddete dur diyelim” çağrısında bulunuyor. Her gün bu şiddete maruz kalan ve şiddete uğrama riskiyle yaşayan tüm sağlık çalışanlarının yanında olmak için birlikte şiddete dur diyelim. DoktorTakvimi: Online randevu alma platformu olan DoktorTakvimi; hastaları ve sağlık araştırması yapan kullanıcıları sisteminde bulunan 200 binden fazla sağlık profesyoneliyle bir araya getiriyor. Nasıl? Sağlık çalışanlarının uğradığı şiddete hep birlikte dur demezsek ne yazık ki aradığımız doktora ulaşamayacağız. O nedenle DoktorTakvimi sağlıkta şiddete farkındalık yaratmak amacıyla “sayfa bulunamadı” hatası olarak bilinen “404 hatası”nı kampanya dili olarak kullanıyor. Siz de şiddete karşı verdiği mücadelede DoktorTakvimi ’ne destek olmak için “404 aradığımız doktora ulaşılamıyor” videosunu paylaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Faiz artışları, zorunlu karşılık adımları, makroihtiyati tedbirler ve sözlü yönlendirmeler. Bütün bu sıkılaştırma adımları kredi büyümesini beklendiği kadar olmasa da bir miktar yavaşlatmış durumda. Ancak bir kredi türü hariç: bireysel kredi kartları.
Ekonomi yönetiminin her geçen gün daha da sıkılaştırdığı para politikasına rağmen bireysel kredi kartları ve kartlı harcamalar bir türlü kontrol altına alınabilmiş değil. Öyle ki, BDDK verilerine göre bireysel kredi kartları kalemi yılbaşından bu yana %10’un üzerinde büyürken, TCMB verilerine göre 1 Mart haftasında kartlı harcamalar 262 milyar TL ile tüm zamanların rekorunu kırdı.
Talep enflasyonunu kontrol altına almak isteyen ekonomi otoriteleri için bu hiç de sevindirici bir durum değil ve yeni kredi kartı düzenlemelerinin eli kulağında gibi görünüyor.
Kredi kartları bireysel kredileri tek başına sırtlıyor
Gerek taksitli alışveriş yapmanın kolaylığı, gerekse de nispeten düşük faiz oranları nedeniyle bireysel kredi kartı harcamaları bireysel kredi büyümesini neredeyse tek başına sırtlamış vaziyette.
- 💉 Hatırlatma dozu: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Kasım ayı PPK toplantısından sonra kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranlarında değişiklik olmayacağına dair bir bildiri yayımlamıştı. Bu duyurudan sonra TCMB politika faizinde toplamda 500 baz puanlık bir artış olmasına rağmen yine de 5 ay boyunca kredi kartı azami akdi faizi %3,66, azami gecikme faizi ise %3,96 seviyesinde sabit kaldı.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre 2024 yılının ilk dokuz haftasında bireysel kredi hacmi 211,1 milyar TL’lik büyüme kaydederken, bu büyümenin 156,8 milyar TL’lik kısmı tek başına bireysel kredi kartlarından geldi. Oransal olarak ifade etmek gerekirse 2024 yılında bireysel kredi büyümesinin %70,9’unu kredi kartları tek başına oluşturdu.
Bir karşılaştırma yapmak adına; yine ilk dokuz haftalık dönemde en güçlü bireysel kredi kalemi olan ihtiyaç kredileri %6,76 büyürken, bireysel kredi kartı harcamaları %13,57 büyüdü. Aynı dönemde konut kredileri yalnızca %0,10 büyüyebilirken, taşıt kredileri ise %2,45 daraldı. Enflasyonun beklentilerin üzerinde geldiği ve otoritelerin talebi baltalamak adına bireysel kredileri frenlemeye çalıştığı böylesine bir ortamda, bu oranlar doğal olarak gözlerin bireysel kredi kartlarına çevrilmesine neden oldu.
Yeni sınırlamalar
Ekonomi yönetimi, tüketimi kısmak ve bu yolla talep enflasyonunu kırmak adına kredi kartı harcamalarını frenlemesi gerektiğinin farkında. Bunun için seçim sonrasında birtakım düzenlemeler de planlanıyor.
Nitekim Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, önümüzdeki dönemde bu konuların çalışılacağını söyleyerek, “Limit belirlerken gerçekçi beyan ve belgeye dayalı olması, bu limitlerin bütünlük arz etmesi önemli. Her banka kendi kafasına göre bir limit belirlememeli. Önümüzdeki dönemde sürpriz yapmadan, piyasaları bozmadan bu konuları çalışacağız” ifadelerini kullanmıştı. Ancak, seçime henüz birkaç hafta kala bu düzenlemeler bankalar eliyle yavaş yavaş yapılmaya başlanmış gibi görünüyor.
Bloomberg HT’nin özel haberine göre bazı bankalar, seçim sonrasında gelebilecek birtakım limit kısıtlamalarına dair önceden sözlü olarak uyarıldı. Yine aynı habere göre bankalar kredi kartına nakit avans limitlerini kart limitlerinin %25’i ile sınırlandırdı ve alışverişte kullanılan “ek banka taksidi” uygulamasını rafa kaldırdı.
NTV’nin haberine göre ise bankalar, Merkez Bankası’nın sözlü yönlendirmesi ile kredi kartı üzerinden alınan nakit avansa uygulanan taksit sayısını 12’den 3’e indirdi ve limitleri düşürdü. Aynı zamanda ilk müşterilere verilen faizsiz kredilerin vadeleri 6 aydan 3 aya indirildi ve kredi faizleri artırıldı. Fakat esas düzenlemelerin seçim sonrasında yapılması bekleniyor.
Yorumlar
Piyasa çevrelerinde oluşan genel konsensüs, kredi kartı harcamalarına bir kısıtlama getirilmesi, ancak bu kısıtlamanın nispeten küçük limitleri ve temel tüketim harcamalarını kapsamaması gerektiği yönünde. Zira özellikle son iki yıllık dönemde maddi yoksunluk sebebiyle geçimini kredi kartlarıyla sağlamak zorunda kalan insan sayısı bir hayli artmış vaziyette.
Konuyla ilgili açıklama yapan Ziraat Bankası Genel Müdürü ve Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Alparslan Çakar, kredi kartları yoluyla yapılan harcamalardaki artışın göze çarpmakta olduğunu ve bu alanda bir düzenleme gerektiğini söyleyerek, “Kredi kartı düzenlemesi yapmak için üç alan var. Kart faizi, taksit sayısı ve limit kısıtlamaları. Belirli alanlarda taksit sayısı sınırlaması ve limit kısıtlamaları yoluyla bu harcamaların düşürülmesi söz konusu olabilir” ifadelerini kullanmıştı.
Aynı konuyla ilgili açıklama yapan Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran ise bir düzenleme yapılacaksa bunun lüks ve ithal tüketime dönük kredilere ve yüksek limitli kartlara yapılması gerektiğini söyleyerek, “Bireysel kredilerde 70-100 bin liraya kadar, kredi kartlarında da asgari ücrete kadar yani 20 bin liraya kadar olan kredi kartlarında limit ve harcamaları bu önlemlerin dışında tutmak gerekiyor. Bu artık hayatın bir parçası. Bu limitlere kısıt getirmek akıldan bile geçmemeli” açıklamasını yapmıştı.
Konuya değinen Boyner Grup Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner ise, daha sıradışı bir açıklama yaparak limit ve taksitleri azaltarak vatandaşın hayatının zorlaştırılmaması gerektiğini, bunun yerine nakit yerine kart kullanımının teşvik edilmesinin daha önemli olduğunu söyleyerek, “Çok açıkça ifade etmek isterim ki, kredi kart kullanımına kısıtlama getirmek, esas meseleyi gözden kaçırmak demektir. Tüm alışverişler kredi kartı üzerinden yapılsa, ne vergi kaçağı kalır ne de bankacılık sistemi dışında bir hayat. Ne yolsuzluk ne de rüşvet” demişti.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yeni zorunlu karşılık adımlarıyla parasal sıkılığı güçlendirdi. Mevduat faizlerinde yükseliş beklentisi hakim.
14 Mar 2024

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bu hafta veri akışının yanı sıra merkez bankalarının toplantı tutanakları da yakından izlenecek. Yurt içinde Eylül ayı enflasyonu, Hazine nakit dengesi ve sanayi üretimi öne çıkarken, yurt dışında ABD ISM hizmet PMI, Fed ve ECB toplantı tutanakları, Almanya sanayi üretimi ve Michigan tüketici güven endeksi ön planda.
05 Eki 2026

İçeride sermaye piyasalarında yaşanan kayıpların servet etkisi ve iç talep üzerindeki olası sonuçları tartışılırken, dışarıda tahvil faizlerindeki yükseliş finansal sistem açısından daha geniş bir risk alanı yaratıyor. Altın, konut ve faiz getirileriyle son yıllarda büyüyen hanehalkı serveti, fon kaynaklı kayıpların makroekonomik etkisini kısmen sınırlayabilir. Küresel tarafta ise yüksek kamu borcu, güçlü talep ve uzun vadeli faizler yılın son çeyreğinde piyasaların yönünü belirleyecek temel başlıklar olmaya devam edecek.

Fon piyasasında yaşanan son gelişmeler, finansal denetimin yanında kurumların niteliği ve karar alma süreçleri üzerine de yeniden düşünmeyi gerektiriyor. Liyakat, şeffaflık ve kurumsal kapasite zayıfladığında sorunlar zaman içinde birikiyor ve sistemin hata üretme ihtimali artıyor. Son yaşananlar da örgütlü vasatlık kavramının ekonomi ve kurumlar açısından ne ifade ettiğini tartışmak için önemli bir örnek sunuyor.

Çok boyutlu bir sarsıntıya borsa manipülasyonu sermaye piyasası araçları, TEFAS fonları ve manipülatif hisse hareketleriyle yapıldı. Skandalın merkezindeki portföy yönetim şirketleri halka açıklık oranı ve işlem hacmi sığ hisselerde karşılıklı işlemlerle yapay fiyat oluşturdu. SPK’nın 28 Ağustos kararları sonrası likidite sıkışıklığı yaşandı, yatırımcılar parasını çekmek isteyince fonlar temerrüde düştü. Krizin borsa boyutunu uzmanlara sorduk.

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında fonların tasfiyesine ilişkin yapılan toplantıda, tasfiyesine karar verilen yatırım fonları için bir Fon Koordinasyon Kurulu oluşturulması kararı alındı. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) da fonların malvarlığı ve likidite durumuna göre hak sahipliği mutabakatı tamamlanan yatırımcılara ödeme yapılmasına ilişkin yol haritasını sundu. Peki bu tasfiye süreci için ne tür senaryolar ön plana çıkıyor?




