
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Toprağın Slam’i Roland Garros’a adım adım yaklaşırken, yılın en önemli turnuvalarından Madrid Açık’ı geride bıraktık. İlk kez 2 haftalık formatta oynanan turnuva tenis adına pek fazla hikaye sunmazken, perde arkasında ise bir gerginlik havası hakimdi ve bu durum Madrid’de ilk kez yaşanmıyor.
Teniste ulusal ligler ya da turnuvalar olsa da “tenis turu” dediğimizde dünyanın dört bir yanına dağılmış, ATP ve WTA ile anlaşmalı bağımsız turnuvalardan oluşan bir ligden bahsettiğimizi söyleyebiliriz. ITF, ATP ve WTA tenisin yönetici kurumları olsa da, her bir turnuvanın bağımsız yönetimleri ve hatta sahipleri var. Bu nedenle aslında her bir turnuva, kar getirmesi beklenen bir iş modeli. Tenisin yarattığı rekabet ortamı ve korttaki mücadeleler bazen bize işin bu yanını unuttursa da, bazı turnuvalarda bunu biraz daha fazla hissedebiliyoruz. İşte Mutua Madrid Open, yani Madrid Açık, bunu hissettiren turnuvaların başında gelenlerden bir tanesi.

Ion Tiriac/El Confindencial
Madrid Açık’ın tarihi 2002 yılına dayanıyor. Ion Tiriac’ın sahibi olduğu Madrid Masters, 2002-2008 yılları arasında erkekler turunda, takvimin sezon sonu finallerine doğru olan bölümünde yer alıyor, Madrid Arena’da bir salon sert kort turnuvası olarak oynanıyordu. 2008 yılında takvimdeki yerini Shanghai Masters’a bırakan turnuva 2009’da yepyeni bir şekilde geri döndü. Harika bir tesis olan Caja Magica’ya taşınıp toprak korta geçildi ve toprak sezonunun 2. Büyük turnuvası olarak Mayıs ayına konumlandırıldı. WTA Premier turnuvası statüsü de kazanarak hem erkeklerde hem de kadınlarda düzenlenmeye başladı.
Eski bir ilk 10 oyuncusu olan Ion Tiriac, Forbes’un milyarderler listesinde yer alan, oldukça zengin bir iş insanı. Tiriac’ın adını en son “Dünya Boris Becker’e Karşı” yazımızda sıklıkla anmıştık. Becker’in hikayesinde de gördüğümüz gibi Tiriac, tenise de kar getiren bir iş modeli gözüyle bakıyor. 2021’in sonuna kadar sahibi olduğu Madrid Açık’ta onun aklındaki iş fikirlerini uygulamak için kullandığı bir oyun alanıydı aslında. Madrid Açık’ın yeni sahibiyse, Caja Magica’yı büyütme ve 10 bin kişilik yeni bir merkez kort inşa etme gibi planları olan IMG. IMG’nin gelişi turnuvanın baskın olarak verdiği o “iş modeli” hissini azaltmış değil, hatta artırdığı noktalar da var.
Bu sene perde arkasında nelerin yaşandığını bilmiyoruz ancak önceki senelerde olanları hatırlamak belki bize yardımcı olabilir.
Mavi toprak

New York Times
Madrid Açık benim İstanbul dışında canlı olarak izlediğim ilk turnuva. Üstelik mavi toprak senesinde oradaydım! 2012 yılında, Ion Tiriac yeni bir şey denemeye karar vererek normalde kiremit rengi olan toprağı özel bir boyayla boyatmış ve mavi renkli toprağı elde etmişti. Bu kararı özelikle televizyondan izleyenler için daha iyi olacağı argümanıyla açıklamış, rengini maviye çeviren sert kort turnuvalarını örnek göstermişti. Ancak iddialar, turnuvanın sponsoru olan İspanyol sigorta firması Mutua Madrileña’nın mavi renginden dolayı bu kararın alındığı yönündeydi.
2011 yılında dış kortlardan biri oyuncuların test etmesi için bu yeni korta çevrilmiş, o zamanın turnuva direktörü Manolo Santana, renk dışında toprağın yapısında bir farklılık olmadığını iddia etmişti.
Açıkçası canlı canlı görmüş biri olarak görsel açıdan çok güzel göründüğünü söylemeliyim. Ancak maçı izlerken bile oyuncuların bu karardan memnun olmadıkları anlaşılıyordu, çünkü boya nedeniyle yapısı değişen toprak fazlasıyla kayganlaşmıştı. O sene erkeklerde şampiyon olan Roger Federer, izlediğim Milos Raonic maçında defalarca kaymıştı.
Oyunculardan büyük tepki alan mavi toprağın ömrü o seneyle sınırlı kaldı. O sene üçüncü turda turnuvaya veda eden Rafael Nadal ve çeyrek finalde elenen Djokovic dahil pek çok oyuncu rahatsızlıklarını belirtti, hatta mavi kortun devamı halinde turnuvaya katılmayacaklarını söyleyenler oldu. Mavi toprağın şampiyonlarıysa Roger Federer ve Serena Williams’tı. Federer Madrid’i 3 farklı zeminde (sert, kırmızı toprak, mavi toprak) kazanan tek isim olurken Serena Williams da bu başarıyı kadınlarda 2 farklı zeminde (mavi toprak, kırmızı toprak) elde etti.
Yeni turnuva direktörü

Marca
Madrid Açık’ın turnuva direktörlüğünü uzun yıllar Slam şampiyonu İspanyol eski tenisçi Manolo Santana yürütmüştü. 2018 yılında, aktif tenis kariyeri devam ederken, Feliciano Lopez Manolo Santana’nın yardımcısı olarak görev yapmaya başladı ve 2019 yılında turnuva direktörlüğünü devraldı. Tommy Haas da Indian Wells turnuva direktörlüğüne getirildiğinde aktif bir oyuncuydu ancak Feliciano Lopez’in durumu bana daha ilginç geliyor. 2019’dan beri hep ilk turda elense de, sorumlusu olduğu Madrid Açık’tan önceki hafta oynanan Barcelona’da her sene korta çıkması sizce de ilginç değil mi? Artık 41 yaşına gelen Lopez, bu sezonu emeklilik sezonu ilan etti. Yine de seneye Barcelona kurasında bir Lopez görürsek, onun Feli Lopez olup olmadığını kontrol etmemiz gerekebilir.
Top toplayıcılar

The Times
Tenis turnuvalarında top toplayıcılar genelde çocuklardan oluşur. Bazı turnuvalarda yetişkinlerin de bu görevi yaptığını görüyoruz. Ion Tiriac ise 2004’te bu konuda tartışılan bir karar vererek, profesyonel modelleri top toplayıcı olarak turnuvaya dahil etti. İspanya’daki model ajanslarından seçilen 19-28 yaş arası kadın modeller, 2 haftalık bir eğitimden geçerek merkez kortta top toplayıcılık yapmaya başladılar. Turnuvanın ilk şampiyonu Andre Agassi, o dönemde top toplayıcı modellerle ilgili şaka yapmış, “Topa konsantre olmak zordu ama ben eşimle (Steffi Graf) oynamaya alışkın olduğum için avantajlıyım. Sporumuzun ürününün ne olduğunu anlaması önemli, ürünümüzün bu olduğuna emin değilim” demişti. O sene şampiyon olan Marat Safin ise “İnsanlar tenisi konuşuyor, reklamın iyisi kötüsü olmaz” yorumunu yapmıştı.
Kadın modellerin bu şekilde turnuvaya dahil edilmesine İspanyol hükümeti de dahil olmak üzere sesler yükselmiş, bunun kadınlara karşı yapılan bir ayrımcılık olduğu ve kadınları objeleştirdiği dillendirilmişti. Tiriac’ın buna yanıtıysa kadınlar maçlarına erkek modelleri top toplayıcı olarak koymak oldu.
Geçtiğimiz hafta, turnuva devam ederken TikTok’ta Eliza Wastcoat’un paylaştığı içeriğin viral olması, konuyu yeniden gündeme getirdi. Dış kortlardaki top toplayıcılarla merkez korttaki top toplayıcıların kıyafetlerindeki farka dikkat çeken Wastcoat, yıllar içinde modellerin kıyafetlerinin “daha az skandal yaratıcı” hale geldiğini, ancak turnuva yönetiminin IMG’ye geçmesiyle bu uygulamanın bitmesi beklenirken yeniden dikkat çekici kıyafetlerle devam ettiğini vurguladı ve bunun boks ve araba yarışlarındakine benzer bir hava verdiğini söyledi.
Tiriac vs. Serena
Turnuvanın ve Tiriac’ın cinsiyetçilikle bağdaştırılmasının tek örneği top toplayıcılar değil. Serena Williams’ın doğum sonrası verdiği aradan dönüşü sırasında Ion Tiriac “Ona saygım var ancak 36 yaşında ve 90 kilo. Onu izleyeceğime başka şeyler görmek isterim, Steffi Graf gibi bir oyuncu görmek isterim” demişti. 2021’de verdiği bir röportajda ise “Bu yaşta ve şu anki kilosunda, 15 yıl önceki kadar rahat hareket edemiyor... Serena sansasyonel bir oyuncuydu. Biraz onuru olsa emekli olur” şeklinde yorum yapmıştı. Bu yorumlar üzerine Serena’nın eşi Alexis Ohanian Sr., Tiriac’ı “ırkçı/cinsiyetçi bir palyaço” olarak tanımlamış, Serena Williams 2021 Madrid Açık’a katılmamıştı.
Farklı muameleler
Sosyal medyada tenisi takip ediyorsanız, Madrid’de bir pasta krizinin yaşandığını görmüşsünüzdür. 5 Mayıs hem Carlos Alcaraz’ın, hem de Aryna Sabalenka’nın doğum günüydü. İkisi de dünya 2 numarasında bulunan, yakın zamanda ilk Slam şampiyonluğuna ulaşan ve oldukça iyi sezonlar geçiren iki oyuncu. Alcaraz’ın doğum gününün kocaman bir pastayla ve büyük bir coşkuyla kutlanırken Sabalenka’nın doğum gününün ufak bir pastayla “geçiştirilmiş” görünmesi cinsiyetçilik yapıldığı iddiasıyla oldukça tepki topladı.
Açıkçası ben bu noktada olayın cinsiyetçilik çerçevesinde olup olmadığından emin değilim. Zira yine turnuva tarihleri içinde, 1 hafta önce Holger Rune’nin doğum günüydü ve onun da pastası ve kutlaması Sabalenka’nınkine benziyordu. Üstelik Alcaraz’a kendi evinde ve maçının olduğu gün kutlama yapılıyordu. Ancak Sabalenka pastaların arasındaki farkla ilgili bir tweeti retweetledi. Üstelik şampiyonluk konuşmasında da “pastam fazla iyiydi” şeklinde ufak bir dokundurma yaptı. Bunlar, onun da bu konudan rahatsız olduğunu ortaya koyuyordu. Azarenka da pastayla ilgili yorumda bulundu. Bu noktada, konunun pastadan fazlası olduğu belliydi.

Bir başka konuysa turnuvanın maç programlarıyla alakalıydı. İspanya’da hayat biraz geç saatlerde yaşanıyor, bu nedenle 2 haftaya da yayılsa oldukça geç saatlerde biten maçlar oldu ve kadın maçları biraz daha geçe kalan maçlar oldu. Dünya 1 numarası Iga Swiatek de final sonrası konuşmasında “gece 1 buçuğa kadar oynamak istemezdim” yorumunda bulundu.
Ve olayların iyice tuhaflaştığı son nokta, çift kadınlar finalinden sonra yaşandı. Çift erkekler finalinden sonra hem kazanan hem de kaybeden ekibe uzun uzun konulma yaptırılmış olmasına, sonraki maça kadar arada oldukça vakit olmasına rağmen çift kadınla kupa töreninde oyunculara konuşma yaptırılmadı! Ve bunun nedenini hala bilmiyoruz. Oyuncular kortta yapamadıkları konuşmaları, edemedikleri teşekkürleri tweet atarak gerçekleştirdiler. Victoria Azarenka “Leo’ya ödül töreninde annesinin neden ona merhaba diyemediğini açıklamak zor” diyerek kendilerine de en azından tatmin edici bir açıklama yapılmadığını gözler önüne sermiş oldu. Ons Jabeur de oyuncuların tweetlerini paylaşarak bu durumun “üzücü ve kabul edilemez” olduğunu belirtti.
“Cake-gate” diye anılan pasta kriziyle başlayan konunun pastadan çok daha büyük olduğu aşikar. Kadınlar tarafında Madrid turnuva yönetimi, niyetleri belki cinsiyetçilik olmasa da, rahatsızlık yaratmış gibi görünüyor. Roma’da yapılacak basın toplantılarında bu konuda bir şeyler duymamız olası. Azarenka, Swiatek, Gauff, Sabalenka gibi oyuncular bu gibi durumlara sessiz kalacak karakterler değiller.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Elif Alper
Tenis yazarı @Punto

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.
07 Tem 2026

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.





