Performans Sanatı ve Queer Kimlik

Leman Sevda Darıcıoğlu ile Come on bro!, İBNE ve Beyaz Güller, Pembe Simler üzerine.
Performans Sanatı ve Queer Kimlik

Yapımlab 5 Mart
Yapımlab ile birlikte

Yapımlab’ın sinema topluluğu: House of Yapımlab Her sanat dalında olduğu gibi sinemada da sanatçıların yaşadıkları dönemin koşulları, birlikte deneyimledikleri olaylar ve sinemanın geleceğine ilişkin düşünceleri üretimlerine yansıyor. Öyle ki bu yansımalar bazen bir manifestoyla bizzat sanatçılar tarafından, bazen de sonrasında eleştirmenlerin yorumlarıyla çeşitli akımlar olarak tarihe not düşülüyor. Şüphesiz, bu birliktelikler sinemanın gelişiminde önemli rol oynuyor. Türkiye’de sinema yapımcılığı denince akla gelen ilk isimlerden biri olan Zeynep Atakan da bu noktadan hareket ederek; House of Yapımlab adını verdiği eğitim, network ve iş birliği ağıyla sinemayı geliştiren bir topluluk yaratmayı amaçlıyor. Yapımlab: 1987 yılından bu yana sinema sektöründeki profesyonel çalışmalarını sürdüren ve bu süreçte Tayfun Pirselimoğlu, Kutluğ Ataman, Nuri Bilge Ceylan gibi yönetmenlerle çalışan Zeynep Atakan'ın uluslararası alandaki film yapımı deneyimlerini genç yapımcı adaylarıyla paylaşma amacıyla 2010'da kurduğu Yapımlab; film endüstrisinde çağdaş bilgi ve deneyimleri Türkiye sinema sektöründe profesyonelleşmek isteyenlerle paylaşmak ve sinemada somut etkisi ölçülebilir gelişim ve değişimlere öncülük etmek amaçlarıyla faaliyet gösteriyor. Şimdiye dek binden fazla genç sinemacı ve sinema profesyoneli adayı mezun veren Yapımlab’ın sinema alanında proje geliştirme, ortak yapım, görsel işitsel alanda hukuk, bütçe-maliyet, finans planı gibi konuları kapsayan Klasik Yapımlab Eğitimi Online, film müziğinin temel esaslarının konu edildiği Selim Atakan'la Film Müziği ve hikâyeleri, senaryoları yetkin gözlerle değerlendirme becerisi kazandırmayı hedefleyen Akın Tek ile Sinemada Hikâye gibi klasikleşmiş eğitimleri; WhatsApp, Vimeo ve Zoom üzerinden ilerleyen Zeynep Atakan'ın hazırladığı 21x21 Online Egzersiz Modülleri ile destekleniyor. !f İstanbul, Uçan Süpürge, Saraybosna, Kudüs, Sofya, Sırbistan gibi önemli film festivallerinde Yapımlab Ödülü adı altında bir ödül veren Yapımlab, bir yandan da Yapımlab Network ile Türkiye'de sinema profesyonellerini bir araya getiren bir iş ağı olma özelliği taşıyor. Yapımlab, bu bağın daha uzun soluklu iş birliklerine dönüşmesini teşvik etmek ve her gün güncellenen sinema sanatını yakından takip ederek sürekli gelişimi mümkün kılmak için House of Yapımlab’ı hayata geçiriyor. House of Yapımlab: Daha önce yolu Yapımlab'la kesişmiş olanların bağını güçlendirecek, Yapımlab'la yeni tanışanların profesyonel bir iş ağına dâhil olmasını sağlayacak olan House of Yapımlab; üç farklı üyelik modeliyle katılımcıların Yapımlab'ın eğitimlerinden, atölyelerinden, modüllerden, network'ünden ve iş birliği yaptığı organizasyonlardan faydalanmasını mümkün kılıyor. Turuncu, Gri ve Mor olmak üzere her biri 1 yıl süreyle geçerli üç tip üyelik sunan House of Yapımlab’da her üyelik farklı avantajlar vadediyor. Örneğin Gri üyelik sahipleri 4'ü Zeynep Atakan tarafından, kalan 8'i önemli film yapımcıları tarafından gerçekleştirilecek 12 vaka analizi çalışmasına katılarak filmleri derinlemesine inceleme network yaratma imkânı yakalarken Mor üyelik sahipleri Yapımlab'ın tüm eğitimlerinde %10 indirim ve modüllerden birine ücretsiz katılma hakkına sahip oluyor. Ayrıca tüm üyelik sahipleri House of Yapımlab ile Türkiye'nin önemli sinemacılarıyla tanışma ve Yapımlab Network avantajlarından yararlanma olanağı buluyor. Yapımlab'ı daha yakından tanımak ve House of Yapımlab'ın bir parçası olmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Performans sanatçısı Leman Sevda Darıcıoğlu yaşamına ve çalışmalarına, Berlin Senatosu Kültür ve Avrupa Departmanı’nın sunduğu bursla nGbK, ZK/U ve Depo İstanbul ortaklığında gerçekleşen “İstanbul-Berlin Sanatçı Misafir Programı” sonrasında yerleştiği Berlin’de devam ediyor. Sanatçının Come on bro! adlı performansı yakın zaman önce "unboxing: masculinities*" Festival’da gösterildi. Yine Berlin’de, There is an ocean between Us (Aramızda Bir Okyanus Var) başlıklı yedi saatlik performansını Apartment Project Berlin'de ve Beyaz Güller, Pembe Simler adlı beş saatlik performansını Glitter and Grief kapsamında gerçekleştirdi.

Uluslararası performans sanatı platformu Performistanbul tarafından temsil edilen Darıcıoğlu ilgi alanlarını ve beslendiği noktaları şu sözlerle açıklıyor: “Queer feminizm, duygu ve beden politikaları temel atlaslarım olmakla beraber ilgi alanlarım; egemenlik teorilerinden post kolonyal çalışmalara, kesişimsel feminizmden kent politikalarına ve yeni materyalizme yayılıyor. Beslendiğim noktalar kimi zaman bir sanatçının işi kimi zaman bir düşünüş biçiminin nezaketi kimi zaman haklı bir öfke ve onun ortaya konuş biçimi kimi zaman yaşadığı zor şartlar içinde umudunu ve gücünü koruyan bir insanın hikâyesi kimi zaman bir dayanışma biçiminin kuruluşu oluyor. Yahut okuduğum bir kitaptan, izlediğim bir filmden bir cümle; bir his, bir arkadaşımla konuşmamızdan bir konu, antik mitolojilerden bir karakter, ulvi olmayan dinsel inanç pratikleri, insan bedenini güçlendiren eylemler, ilişkiler, dünyayı elementlerle algılamak, bir politika olarak radikal şefkat ve özen, boşluğun olasılıkları, hegemonik olmayan bir arzuyu araştırmak... Sonsuz bir spektruma yayılıyor.”

2020 Leman Sevda Darıcıoğlu, Beyaz Güller, Pembe Simler
2020 Leman Sevda Darıcıoğlu, Beyaz Güller, Pembe Simler
Canlı performans, beş saat, Performistanbul’un küratöryel desteğiyle SoliTsoli, Nawara ve Gay Shame tarafından düzenlenen Glitter and Grief kapsamında
Haus der Statistik, Berlin
Fotoğraf: Derin Cankaya

Come on bro!: Osnabrück Üniversitesi Tiyatro Pedagojisi Departmanı ile Performistanbul ortaklığı ve Yaren Zeybek Kulübü'nün desteği sayesinde hayata geçen Come on bro! performansını sanatçının kendisinden dinliyoruz: “Come on bro!'yu tasarlarken erkeklik postürüne girmeyi ve efelik performansını bir soruşturmaya açmayı amaçladım. Çocukluğum boyunca izlemiş olsam da hiç öğrenmediğim Zeybek dansını alana izleyicinin görmediği bir şekilde yerleştirdiğim Zeybek videosundan kopyalayarak yedi saat boyu icra ettim. Toplumsal erkeklik rollerinin kayıp bir cinsiyet performansına dayandığına işaret etmenin bir yolu idi benim için bu nereden kopyaladığımı göstermediğim kopyalama icrası. Bunun yanı sıra kulağımda bir kablosuz kulaklıkla müziği de yalnızca kendimin duyduğu bir şekilde gerçekleştirdim performansı. Bu şekilde, bu erkeklik performansını tüm bağlamlarından koparmak, bir nevi bir mekâna kendini kapatmış ve gücünün son damlasına kadar kendini bu erkeklik performansına adamış bir ‘deli’ göstermek istedim. Keza yedi saatlik Zeybek biraz deliceydi.”

“Come on bro! şu ana kadar gerçekleştirdiğim performanslarımdan birçok açıdan çok farklı bir iş. Bu güne kadar performanslarımda kullanmadığım drag king estetiğini ve bir dansın şeklini kullandım bu performansımda. Yaptığım şeyi Zeybek yapmak yerine onu kopyalamak olarak gördüğüm için şeklini kullanmak diyorum. Ve açıkça tüm işlerim arasında fiziksel olarak harekete dayalı en aktif performansım oldu."

2021 Leman Sevda Darıcıoğlu, Come on bro!
2021 Leman Sevda Darıcıoğlu, Come on bro!, Canlı performans, yedi saat, "unboxing: masculinities*” kapsamında, Margarita Tsomou koordinasyonu, Osnabrück Üniversitesi Tiyatro Pedagojisi Departmanı organizasyonuyla, Lingen

İBNE: Darıcıoğlu’nun İBNE adlı kamusal yerleştirme işi, Ayşe Erkmen'in Kreuzberg'deki çalışmasının olduğu binada sergilendi ancak sonrasında yarattığı tartışmalar sonucunda indirildi. Sanatçı, bu süreci şu sözleriyle anlatıyor: “İBNE'yi Kreuzberg sokaklarında bir küfür olarak duyduğum, ibnelere bir cevap olarak ve yine o sokakların Batılı olmayan queer'ler için nispeten güvenli bir ev olabilmesi için alanlar yaratmış, emek vermiş olan Türkçe konuşan queer komüniteye bir selam verme arzusuyla yarattım. ‘Ağzınızda pelesenk ettiğiniz ibnelik sizin değil, biz LGBTİ+ komünite olarak bizimdir, bu sizin küfürünüz değil, bizim sahiplendiğimiz var oluşumuzdur.’ deme biçimimdi benim. İbneliğin bir küfür değil, bir kutlama, güzelleme olarak kullanıldığına işaret etmek için çiçekli kumaş üzerine nazar boncuklarıyla işleyerek yazdığım İBNE yazısından oluşan bu işi Ayşe Erkmen'in Türkiyeli diasporanın sembolü olmuş olan Am Haus, -mişler -muşlar binasıyla ilişkilendirmek niyetiyle bir aylık bir süreyle üzerine yerleştirdim. Bina sahibinin ve penceresini kullandığım dairede yaşayan sevgili Jean-Marie'nin izni ve desteğiyle Erkmen'in tüm binaya yayılan işinin bir pencere altındaki küçük bir parçasına bir ay sonra alınacak bir not gibi yerleşti yani İBNE. LGBTİ+ varoluşların dedikodu malzemesi yapılmasına, dillerde pelesenk edilmesine bir eleştiri olarak Am Haus'un -mişler -muşlar'ıyla bir diyaloğa girdi."

"Koruyucu bir totem olarak gördüğüm nazar boncuklarıyla işlediğim işimi, yerleşmesinden 24 saat sonra binanın zemin katında bulunan mekânın Türkçe konuşan erkek bir çalışanıyla tartışmamdan sonra bulunduğu yerde 36 saati ancak tamamlamışken indirdim. Keza ‘Sen ibne ne demek biliyor musun?’ diye başlayan diyaloğumuz, ‘indirmezsen olacaklardan sen sorumlusun’lar noktasına geldiğinde İBNE'nin nefrete ve hegemonik erkekliğe orta parmak çıkaran bir ruhu olsa da onu misafir eden Jean-Marie'ye herhangi bir gerginlik getirme olasılığına alan vermek istemedim. Yerleştiği pencere kendi yaşadığım evim olsaydı kaldırmamayı seçebilirdim fakat orada kalacaksa da ona alan açan bir başkasını en ufak bir riske atmak ya da sıkıntı yaşatmak yerine indirmeyi ve sokaklara bir QR kod ve dijital kitapçık olarak dönmesini tercih ettim.” 

2020 Leman Sevda Darıcıoğlu, İBNE
2020 Leman Sevda Darıcıoğlu, İBNE, Kamusal müdahale, Kotti, Kreuzber Nazar boncuklarıyla kumaş üzerine işleme
76 x 156 cm, 2020, Berlin 
Fotoğraf: Derin Cankaya

Leman Sevda Darıcıoğlu queer bir sanatçı olarak üretimlerini şu sıralar Berlin'de sürdürüyor. Kendisini ve yeni projelerini buradan takip edebilirsiniz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

Varış noktası belli olmayan yolculuklar

İçindekiler: Leifur James'in gürültülü sessizliği, 30 yıllık kapak Goo, Altın Küre Ödülleri, 123 yer ve dahası.

05 Mar 2021

Yapımlab ile birlikte
Studio Daily

YAZARLAR

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Şeyma Ye

·

13 Tem 2026

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?
DuendeDuende

HİKAYE

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Eda Solmaz

·

13 Tem 2026

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'
DuendeDuende

HİKAYE

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.

13 Tem 2026

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi
DuendeDuende

HİKAYE

Max Cavalera: 'İnsanoğlu hatalarından asla ders almadı'

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

Barış Akpolat

·

10 Tem 2026

Max Cavalera: 'İnsanoğlu hatalarından asla ders almadı'
DuendeDuende

HİKAYE

78. Primetime Emmy Ödülleri: Aday listesi bize ne anlatıyor?

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.

Emre Eminoğlu

·

10 Tem 2026

78. Primetime Emmy Ödülleri: Aday listesi bize ne anlatıyor?