Mille Miglia: Faşizmin gözdesinin kısa tarihi

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Bundan tam 98 yıl önce, 26 Mart 1927’de İtalya’da motor yarışları tarihinin ikonik serisinin startı verildi. “Mille Miglia” yani “Bin Mil” yarışı Brescia’dan başlayıp başkent Roma’ya ulaşan daha sonra yeniden Brescia’ya dönülen yaklaşık 1.600 kilometrelik bir açık yol yarışıydı. Francesco Mazzotti, Aymo Maggi, Renzo Castagneto ve Giovanni Canestrini’nin İtalya Grand Prix’sinin Brescia’dan Monza’ya taşınmasına tepki olarak kurguladığı yarış, sembolik katılım ücretiyle modifiye edilmemiş araç sahibi tüm İtalyanlara açıktı.
İlk yarışa Officine Meccaniche (OM), Fiat, Lancia, Bugatti, Amilcar, Alfa Romeo, Peugeot, Bianchi’nin de aralarında olduğu farklı markalardan 77 araç katıldı. Kayıtlara göre 1.600 kilometre boyunca zorlu doğa koşulları, yayalar, hayvanlar, yarıştan haberi olmayan diğer araçlar ve asfaltsız yollarla da mücadele etmek zorunda olan otomobillerden 55’i yarışı tamamlayabildi. Brescia merkezli otomobil üreticisi OM’nin araçlarını kullanan sürücüler ilk üç sırayı alırken kazanan Ferdinando Minoia ve yardımcı pilotu Giuseppe Morandi oldu. Minoia ve Morandi yarışı ortalama 77 kilometre hızla 21 saat 4 dakika 48 saniyede tamamlamıştı.
Büyük ilgi çeken etkinliğin ardından Benito Mussolini’den organizatörlere giden mesaj kısa ve netti: “Yeniden yapın.” Böylece “Mille Miglia” her yıl düzenlenen ve popülaritesi gittikçe artan bir etkinliğe dönüşerek döneminin en popüler motor yarışı hâline geldi.

Faşist Parti neden bu fikre bayıldı?
Mussolini ve Faşist Parti’nin desteği de boşa değildi elbette. Yarışın dört kurucusundan biri olarak anılan, spor gazetecisi Giovanni Canestrini’nin de dediği gibi “Mille Miglia” herkesin satın alabileceği İtalyan araçlarıyla, mevcut İtalyan yollarında rahatlıkla, hızla ve aynı zamanda güvenle seyahat edilebileceğini kanıtlıyor böylece yarışa “teknik, sosyal ve turistik bir işlev” kazandırıyordu.
Bir başka deyişle 1930’lara gidilirken farklı sporların propaganda açısından ne kadar etkili olabileceğini kavrayan ve futbola özel önem vermeye hazırlanan İtalyan faşizmi, motor yarışlarının da İtalyan otomotiv sektörü ve teknolojisinin reklamını yapmak için eşsiz bir fırsat olduğunu görmüştü.
Heyecanı da bol ölümü de
Yarış pek çok açıdan etkileyici ve başarılı olsa da tehlikeliydi. Bir açık yol yarışına göre güvenlik önlemleri yeterli değildi. 1938’de Lancia Aprilla’yı süren Angelo Mignanego ve Dr. Luigi Bruzzo’nun Bologna girişinde yaptıkları kazayla yol kenarında yarışı takip eden 7’si çocuk 10 seyirciyi öldürmesi; aynı yarışta daha sonra Ferrara’da 6 kişinin yaralanması, Rovigo’da bir çocuğun ölmesi kamuoyunu harekete geçirdi. Mussolini’nin kararıyla yarış durdurulurken 1939’da ülkenin işgal çabalarını da destekleyecek şekilde Libya’da Mussolini’nin şoförü Ercole Boratto’nun kazandığı Tobruk-Trablus yarışı düzenlendi.
“Mille Miglia”, İtalya’nın 2. Dünya Savaşı’na resmen girmesinden kısa süre sonra Nisan 1940’ta yeniden pistlere döndü. Ancak bu kez “Brescia Grand Prix’si” adını almıştı ve güzergah kısaltılmıştı. Savaşın sonuna kadar ara verecek olan yarışın son kazananı Nazi Almanyası’ndan gelen BMW 328 Berlinetta’nın sürücüsü Huschke von Hanstein’dı.

Savaş sonrası 1947’de yeniden düzenlenmeye başlanan yarış, eski popülaritesini yakalasa da 1957’deki yarışta, 2 ayrı kazada 12 kişinin hayatını kaybetmesiyle açık yol yarışı hüviyetini tamamen kaybetti. Mille Miglia, pistlere bu hâliyle sonsuza dek veda ettiğinde 24'ü pilot ve yardımcı pilot olmak üzere toplam 56 kişinin ölümüne neden olmuştu.
- Bir adım geriden: 1957 yarışında Ferrari 335 S’in Guidizzolo köyünde kedi gözüne takılarak yaptığı kazada 2 sürücü dahil 11 kişi hayatını kaybetti. Ferrari’nin patronu Enzo Ferrari, kaza sonrası cinayet suçlamasıyla hakim karşısına çıktı ve 1961’de beraat edene kadar yargılandı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İtalya'da faşizmin gözdesi olan Mille Miglia açık yol yarışının kısa tarihine bakıyoruz. Futbol dünyası kuzular kadar sessizken boykot tartışmasını açıyoruz.
28 Mar 2025

YAZARLAR

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.
07 Tem 2026

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.



