Morpheus: Yalnız ruhlar için şarkılar

Hollandalı müzisyen Martijn Verhagen melankolik, karanlık ve bir o kadar da ilham verici yeni projesi Morpheus ile 1 Haziran Cumartesi akşamı Salon İKSV’de hayranlarının karşısına çıkacak. İstanbul'da vereceği konser öncesinde müziğini ve Zeki Müren hayranlığını konuştuk.
Morpheus: Yalnız ruhlar için şarkılar

27 Mayıs - Paribu - Duende
Paribu ile birlikte

10 Creative Fellows programının ikinci dönem başvuruları açıldı Türkiye’nin alanında öncü teknoloji şirketi ve lider kripto para işlem platformu Paribu , yarattığı katma değeri topluma fayda sağlayacak şekilde dönüştürmek üzere yaratıcı endüstrilere destek vermeye devam ediyor. İkinci dönemi duyurulan 10 Creative Fellows programının başvuruları 7 Haziran’a kadar devam ediyor. Nedir? 10 Creative Fellows yaratıcı endüstrileri merkeze alan ve etkisi yüksek bir sosyal yatırım programı. Program, yaratıcı endüstriler alanında okuyan gençlere kaynak desteği, mentorluk, yönetim ve kapasite geliştirme eğitimleri ve ağ kurma fırsatı sunarak onlara kariyer yolculuklarında destek olmayı amaçlıyor. Yaratıcılık, ilericilik ve girişimcilik arasındaki paylaşım ve etki alanlarını çoğaltarak; bireylerin yaratıcılık potansiyellerini ortaya çıkarmayı, geliştirmeyi ve ilham veren süreçlere dahil etmeyi hedefliyor. Programın hedef kitlesi ; Türkiye’deki üniversitelerin görsel (plastik) sanatlar, sahne ve gösteri sanatları yönetimi, görsel iletişim tasarımı, multimedya, moda tasarımı, endüstriyel tasarım, dijital oyun tasarımı, bilgisayar mühendisliği, işletme mühendisliği, endüstri mühendisliği, çevre mühendisliği, işletme, ekonomi, iç mimarlık ve mimarlık, yönetişim ve bilişim sistemleri bölümlerinde okuyan lisans ve yüksek lisans öğrencileri. Her dönem 10 mezun verecek olan 10 Creative Fellows programının ikinci dönem başvuruları 7 Haziran’a kadar devam edecek. Programla ilgili detaylı bilgi almak ve başvuru yapmak için bu adresi ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Hollandalı müzisyen Martijn Verhagen melankolik, karanlık ve bir o kadar da ilham verici yeni projesi Morpheus ile 1 Haziran Cumartesi akşamı Salon İKSV’de hayranlarının karşısına çıkacak. Spotify verilerine göre Morpheus’un en çok dinlendiği yer İstanbul. Belki ilk büyük konserini burada yapmayı tercih etmesinin nedeni de budur. Konser öncesinde sanatçıyla insanı derin bir yalnızlığa çeken müziğini ve Zeki Müren sevgisini konuştuk.

Şu an bu soruları nerede yanıtlıyorsun?

Amsterdam’daki evimdeyim. Aslında gelecek EP’deki şarkılarımın çoğunu yazmaya başladığım yer de burası.

Yalnız ruhlar için şarkılar yazdığını söylüyorsun. Şarkıların dinleyiciyi iyileştirebileceğini düşünüyor musun?

Birkaç hafta önce biri bana şarkılarımın oldukça melankolik olması nedeniyle tuhaf bir bir dopamin artışı yaratabileceğini söyledi. Ama sanırım bunun nedenini anlıyorum. Bu şarkılar bize anlaşıldığımızı hissettiriyor. En içteki duygularımıza teslim olmak için bir fırsat sağlıyor. İçimizdeki baskıyı serbest bırakıyor. Sahnedeyken de müziğimin bizi anlaşılabilir ve birbirimize bağlı hissettirdiğini anlamam için sadece önümdeki insanlara bakmam yeterli oluyor

Şarkıların oldukça ağır ve duygusal olmasına rağmen sözlerde dinleyicine umut vermeyi de ihmal etmiyorsun. Sence karanlıkta her zaman umut var mıdır?

Müziğin bir tür simya olduğunu düşünüyorum. Karanlıkla yüzleşirsen karşılığında güzel şeyler alırsın. Müziğimin ışık parıltıları içerdiğini hissetsem de o karanlık tarafta çok fazla güç buluyorum.

Bazı şarkılarını dinlerken kendimi günlüğünü okuyormuş gibi hissettim...

Kesinlikle haklısın. Aslında bazı şarkı sözlerini doğrudan günlüğümden aldım. Genellikle hakkında şarkı yapmaya değer bulduğum konular uyumadan önce yazdığım şeylerdi. Bu şarkılar daha sonra anıların depolandığı bir kaba dönüştü. Bu yüzden ne zaman şarkılarımı çalsam geçmişten parçalar görüyorum. 

'Yaşadığım şehir boş bir tuval gibiydi'

Geçen yaz Hollanda’da bir sahil şehrinde zaman geçirdim. Her şey fazlasıyla ilham vericiydi ama aynı zamanda çok da yalnız hissettiriyordu. Bazı şarkılarını dinlerken o sahil kasabına geri dönüyorum. Doğup büyüdüğün Hollanda, şarkılarına nasıl ilham verdi?

Bahsettiğin gibi çayırlardan ve yeşilliklerden oluşan, çok küçük ama ferah bir kasabada büyüdüm. Ancak yakınlarda herhangi bir mağaza veya süpermarket yoktu. Ergenlik dönemindeyken benimle benzer görüşlere sahip fazla insan tanımıyordum. Yine de o coğrafya bana ilham kaynağı oldu çünkü yaşadığım yeri her zaman üzerine hayallerimi çizebileceğim boş bir tuval olarak algıladım. Şimdiyse tam aksine yoğun nüfuslu bir şehir olan Amsterdam’da yaşıyorum. Başlangıçta büyük bir şehirde yaşamanın bana birçok fırsat sunacağına ve benim gibi düşünen insanlarla bağlantı kurmama olanak sağlayacağına inanıyordum. Bu doğru olsa da bana o boş tuvalin getirdiği özgürlüğü hatırlattığı için küçük kasabadaki babamı ziyaret ederek kendimi avutuyorum.

Yayınladığın EP’lerden Morphosis ile Pearl arasındaki müzikal farklılıklar neler?

İlk EP’im Morphosis’ta sesime ve hikayeme daha çok odaklanıyorum. Pearl’de ise prodüksiyon kısmına daha fazla ağırlık verdim. İkinci EP’min hikaye anlatımı açısından ilkinin devamı niteliğinde olduğunu düşünüyorum. Ancak 31 Mayıs’ta çıkacak The Ascent'te kişiliğimi daha fazla ifade eden bir sound yakalamaya çalıştım. Bundan sonra ilk albümüm üzerinde çalışmaya başlayacağım. Albümde yer alacak ilk şarkılar zaten hazır.

'Zeki Müren’in sesi hat sanatı gibi zarif'

Bir röportajında ilham aldığın sanatçılardan birinin Zeki Müren olduğunu söylüyorsun. Onun bir şarkısını yeniden yorumlamak ister miydin?

Zeki Müren’in en sevdiğim şarkısı Şimdi Uzaklardasın. Zeki’nin sesi hat sanatı gibi çok zarif geliyor. Hiç böyle bir şeyle karşılaşmamıştım. O şarkıya sık sık eşlik etsem de başkalarıyla paylaşma cesaretini henüz bulamıyorum. Sezen Aksu ve Leman Sam’ı da çok seviyorum. Bu güzel ve şiirsel dile saygısızlık etmek istemediğimden şimdilik telefonumdaki uygulamada Türkçe pratiği yapıyorum.

En çok dinleyiciye sahip olduğun şehir İstanbul. Bu seni şaşırttı mı? Daha önce buralara geldin mi?

En çok dinleneceğim şehrin İstanbul olacağını asla tahmin etmezdim, bu yüzden bu beni şaşırttı. Türk müziğine olan ilgim de komik bir tesadüf oldu. Daha önce İstanbul’a gelmedim ama sosyal medyada kedilere kraliyet ailesi üyesi muamelesi yapılan komik video'ları sık sık görüyorum. Kesinlikle bir kedi insanıyım, bu yüzden İstanbul bana cennet gibi geliyor. Ayrıca birçok sanatçıdan Türk izleyicinin her zaman en iyisi olduğunu duydum. Bu yüzden orada konser vermeyi sabırsızlıkla bekliyorum.

Konser için nasıl planların var?

Konser için inanılmaz heyecanlıyım. Kariyerimdeki ilk büyük konser olacak. Bu deneyimi güzel İstanbul’da yaşamak büyük bir onur. Sakin biriyim, anlattığım hikayelere odaklanıp, müziğimi mekanın enerjisine göre çalmaya çalışıyorum. Şarkı sözlerini anlamasanız bile müziğimi anladığınızı hissedebilirim. İstanbul’daki gösterimin amacı da bu olacak.

'Hepimiz çiçekler gibiyiz, düşünmesek bile yüzümüz güneşe döner'

Müzik yapma amacın nedir?

Bana göre niyet her şeydir. Şu alıntıdan ilham alıyorum: "Sonuç için değil, gerçek için yapın." Hepimiz çeşitli kandırmacalarla dikkatimizi çekmeye çalışan insanlara yoğun olarak maruz kalıyoruz, bu da bende gerçek ve samimi şeylerin özlemini uyandırıyor ve sadece radyoda çalınacak şarkılar yapmaktan kaçınmama sebep oluyor... Benim için müzik, duygulu vokallere sahip, içten gelen şarkılar yaratmakla ilgili. Sadece hit şarkılar yapıp tanınmak gibi bir derdim yok. Daha doğrusu dinleyinin tüylerini diken diken eden şarkılarla anılmayı hedefliyorum.

En neşeli şarkının hangisi olduğunu düşünüyorsun? Yoksa daha öyle bir şarkı yapmadın mı?

Sanırım yakında yayınlanacak single’ım Ascend to Heaven benim en coşkulu şarkım. Çiçeklerin istemsiz olarak yüzünü güneşe döndüğünden bahsediyorum. Kendimi ve müziğimi dinleyen insanları da böyle görüyorum. Eğer müziğimi seviyorsanız, büyük olasılıkla siz de zaman zaman bu modern dünyada kaybolmuş gibi hissediyorsunuzdur. Ancak hepimiz çiçekler gibiyiz, düşünmesek bile yüzümüz güneşe döner.

Tüm bu karamsarlık içinde dans müziği dinler misin? Favorin nelerdir?

Kulüp müziği dinlemiyorum ama trip hop prodüksiyonlarını seviyorum. Leon Vynehall, Sega Bodega ve Aphex Twins’in gibi farklı tarzları iyi ritimlerle buluşturan müzikleri seviyorum.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎸Miles Kane'in sahnesi, Morpheus ile sohbet

Martijn Verhagen'ın Zeki Müren sevgisi; Miles Kane ile müzikal kimliği, yeni EP'si ve yolda olmak üzerine sohbet.

27 May 2024

Paribu ile birlikte
Duende Müzik

YAZARLAR

Eda Solmaz

Müzik yazarı

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Furious: Öfkenin kadından kadına aktarılan kanatları

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Tuba Büdüş

·

14 Eyl 2026

Furious: Öfkenin kadından kadına aktarılan kanatları
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Sadakatsizlikle başa çıkmaya çalışanlar için kitap reçetesi

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

Aslı Perker

·

11 Eyl 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Sadakatsizlikle başa çıkmaya çalışanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende

HİKAYE

'The Unknown': Bir bedeni aynı insan yapan nedir?

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.

Emre Eminoğlu

·

11 Eyl 2026

'The Unknown': Bir bedeni aynı insan yapan nedir?
DuendeDuende

HİKAYE

Yıldız Tozu | Tutkuların, zamansız rastlantıların ve saplantıların ustası: Pedro Almodóvar

Yıldız Tozu'nda bu haftaki konuğumuz tutkunun, hüznün, kırılganlığın cesur ve sıcak dili; İspanyol yönetmen Pedro Almodóvar. Yeni bir Almodóvar filmine giderken sizi neyin beklediğini hiçbir zaman tam olarak bilemezsiniz. Büyük bir filmle de karşılaşabilirsiniz, küçük bir hayal kırıklığıyla da…

Mehmet Sindel

·

11 Eyl 2026

Yıldız Tozu | Tutkuların, zamansız rastlantıların ve saplantıların ustası: Pedro Almodóvar
DuendeDuende

HİKAYE

Paweł Pawlikowski: 'Ben 20. yüzyıldan kalma bir sürgünüm'

Cannes’da prömiyerini yapan "Fatherland" ile ikinci En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazanan Paweł Pawlikowski'yle Thomas Mann’dan savaş sonrası Avrupa’ya, minimalizmden müziğe, entelektüellerin toplumdaki rolünden kendisinin bugünkü dünyada hissettiği yabancılığa uzanan bir sohbete daldık.

Müge Turan

·

10 Eyl 2026

Paweł Pawlikowski: 'Ben 20. yüzyıldan kalma bir sürgünüm'