ABD’ye has sporlardan NASCAR’ın ırkçı kökenlere sahip olduğu gerekçesiyle Konfederasyon Bayrağı’nı yasaklaması neticesinde oluşan tartışmalarsa devam ediyor.
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Los Angeles Times üzerinden
ABD’li siyah vatandaş George Floyd’un polis tarafından öldürülmesinin ardından küresel çapta ırkçılığa karşı protestolar devam ederken; bir yandan da politikadan sanata, iş dünyasından spora akla gelebilecek her alanda ırka bağlı ayrıcalıklar, hassasiyetler ve mevcut statükolar yeniden sorgulanıyor. ABD’ye has motor sporlarından NASCAR’ın ırkçı kökenlere sahip olduğu gerekçesiyle Konfederasyon Bayrağı’nı yasaklaması neticesinde oluşan tartışmalarsa devam ediyor.
NASCAR: Açılımı "Ulusal Stok Otomobil Yarışları Birliği" olan ve 1948’de Florida’da kurulan şirket; yüksek tempolu yarışları, bol reklamlı yarış araçları ve kalabalık seyircisiyle tanınıyor. NASCAR, bugün ABD, Kanada, Meksika ve Avrupa’da toplam 100 pistte 1.500’ün üzerinde yarışa ev sahipliği yapıyor.
Konfederasyon Bayrağı yasağı: Geçtiğimiz hafta NASCAR’da yarışan tek tam zamanlı siyah sürücü olan Bubba Wallace’ı başlattığı kampanya sonucu organizasyon, yarışlar ve diğer etkinliklerinde sıkça görülen Konfederasyon Bayrağı’nı beş yıl süreyle yasakladığını açıkladı. Wallace, başlattığı kampanın çıkış noktasının ayrımcılığı taşıyan sembollerin artık ortadan kalkması ve daha eşit bir düzen kurulması olduğunu söylerken; NASCAR yetkilileri ise sporun evrensel ve eşit olduğunu, aldıkları kararın hedefinin NASCAR’ı herkes için daha “sıcak” ve “hoşgörülü” bir spor haline getirerek daha geniş kitlelerin de erişimine açmak olduğunu belirtiyor.
Bubba Wallace: 1993 yılında Alabama’da doğan Wallace, hâlihazırda Kupa Serisi takımlarından Richard Petty Motorsports için yarışıyor. 2018 yılında gerçekleşen Daytona 500 yarışında 2., 2019 yılında gerçekleşen Brickyard 400 yarışında ise 3. olan Wallace; henüz kariyerinin erken döneminde olmasına rağmen NASCAR tarihinin en başarılı pilotlarından biri olarak gösteriliyor.
Yasağa yönelik karşıt görüşler: İlgili yasak bazı çevrelerden destek alırken, bazı çevreler ise karara karşı olduklarını belirtiyor. Örneğin NASCAR’ın Kamyon Yarışları Serisi’nin yarı zamanlı sürücülerinden olan Ray Ciccarelli, kimsenin insanların hangi bayrağı taşımak istediklerine karışma hakkı olmadığını belirterek bu sezonun sonunda organizasyondan ayrılacağını açıkladı. Karara karşı olan NASCAR izleyicileri ise bayrağın; NASCAR yarışlarının geleneksel bir sembolü olduğunu, ABD'nin güneyi tarafından kültürel mirası olarak görüldüğünü ve ırkçılıkla herhangi bir ilişkisi olmadığını savunuyor.
İlmek: Konfederasyon bayrağı yasaklanmış olsa da, yasak çevresinde gelişen olaylar devam ediyor. Pazartesi günü Bubba Wallace; takım garajında bir adet idam ilmeği bulunduğunu, bu hareket karşısında çok üzüldüğünü ve hayal kırıklığına uğradığını açıklamıştı. Ardından ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) bir araştırma başlatmış, NASCAR ise bütün takımların garajlarındaki ipleri kontrol etmelerini istemişti. Son olarak dün NASCAR tarafından yapılan açıklama, ilgili düğümün yalnızca Wallace’ın garajında asılı olduğunu, ilmeğin gerçek olduğunu ve olayın Wallace’a karşı açık bir nefret suçu ve tehdit içerdiğini açıkladı.
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…
Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.
Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?
Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.
Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.