

Akbank destekleriyle: Attila Köksal ile Finansal Bakış ’ta dördüncü bölüm Bireyler birbirlerinin davranışlarından, tutumlarından, beğeni ve şikayetlerinden, bilgi birikimlerinden sürekli olarak etkilenir. Bu etkileşim değişikliklere neden olur ve bazen olumlu bazen de olumsuz sonuçlanır. Görüşlerine kulak verdiğimiz ve güven duyduğumuz kişilerin yorumları, tavsiyeleri pek çok konuda olduğu gibi finansal konularda verdiğimiz kararlarda da etki sahibi olabilir. Öyle ki son yıllarda tanınmış ekonomistler, yatırım danışmanları kitlelere kolayca ulaşabiliyor ve görüşlerini rahatlıkla aktarabiliyor. Tam bu noktada Akbank bizleri sosyal çevreden nasıl etkilendiğimize kapsamlı bir şekilde değinen Attila Köksal ile Finansal Bakış podcast serisinin dördüncü bölümünü dinlemeye davet ediyor. Dördüncü bölüm | Davranışsal finans: Sosyal etkileşim: Bilişsel ve duygusal faktörlerin parasal kararlarda nasıl yanıltıcı olabildiğini mercek altına alan Attila Köksal ile Finansal Bakış podcast serisinin üçüncü bölümünün ardından Köksal, son bölümde finansal kararlarımızı verirken sosyal çevreden nasıl etkilendiğimizi anlatıyor ve uyum, itaat, güven, bulaşma ve kitle davranışı gibi sosyal psikoloji kavramlarını inceliyor. Dördüncü bölümü buradan dinleyebilirsiniz. Aposto Radyo ’nun Akbank destekleriyle hazırladığ Attila Köksal ile Finansal Bakış ’ın yeni bölümlerine her hafta Aposto Radyo ’dan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
2023 seçimlerinin hangi tarihte yapılacağına ilişkin tahminler yürütülmeye devam ederken analizlerde sürekli atıfta bulunulan seçim ekonomisi kavramını hatırlamakta fayda var.
Nedir?
Seçim ekonomisi kavramı temel olarak, mevcut iktidarın yaklaşan seçimlerde kendine avantaj sağlama çabası olarak özetlenebilir. Bu dönemde kamu maliyesi uygulamalarının ön plana çıktığı görülür. Bu çerçevede toplumda genel olarak olumlu bir etki yaratması hedeflenen araçların devreye alınması beklenir.
Nasıl uygulanır?
Seçim ekonomisi araçlarının başında ücret ayarlamaları gelir. Toplumda büyük bir kesimi oluşturan asgari ücretli çalışanlar ile memur ve emekli maaşları buna birer örnektir. Enflasyonun üzerinde yapılan iyileştirmeler, hedef grubun satın alma gücünü artırarak seçmenin kararını etkileme potansiyeli taşır.
Ücret ayarlamaları haricinde sübvansiyonların genişletilmesi, gelir vergisi ayarlamaları, vergi cezası afları, vergi ödemelerinin ertelenmesi ya da desteklenmesi ve sosyal yardımların artırılması de akla gelen ilk örnekler olarak sıralanabilir. Bugün itibarıyla gündemimizin üst sıralarında yer alan emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) yasası, hanehalkına odaklanan kamu bankaları kaynaklı kredi paketleri ve enerji maliyeti sübvansiyonları de seçim ekonomisi uygulamalarına güzel birer örnek konumunda.
Bunların yanında, istihdamı destekleyecek ve toplum genelinde etki yaratabilecek büyük çaplı kamu yatırımlarının devreye alınması da en bilindik seçim ekonomisi uygulamaları arasında yer alıyor.
Maliye politikalarının yanında, para politikası araçları da seçim ekonomisi sürecinde önemli yer tutar. Bu dönemlerde, kredi büyümesini desteklemek adına atılan adımlar, düşük faiz politikası, artırılan para arzı, kısaca genişletici para politikası adımları benimsenir. Bu durum kısa vadede büyümeyi destekleyen bir iklim oluşmasını sağlar.
Uygulamaların ekonomik olmayan ve bu makalenin konusu dışında kalan boyutları da (genel af, imar afları, ilave kadrolar vb) mevcuttur.
Sonuç olarak
Seçim ekonomisi küresel çapta hemen her ekonomide az ya da çok uygulanan bir metot olarak bilinir. Genel kanı ise gelişen ülke ekonomilerindeki uygulamaların daha kapsamlı olduğu yönünde.
Seçim dönemlerinde devreye alınan uygulamalar temel olarak kısa vadede olumlu etkiler yaratır. Bu etkiler kendini büyüme, istihdam ve harcanabilir gelir artışı olarak gösterir. Atılan adımların devlet bütçesi ve mali dengeler üzerindeki etkisi ise vade uzadıkça değişir. Diğer bir ifadeyle kısa vadeli olumlu etkiler genellikle uzun vadede yön değiştirir. Kısa vadeli büyüme ve istihdam artışının maliyeti genellikle enflasyon ve cari işlemler açığı olur. Ücret ayarlamaları, sosyal güvenlik düzenlemeleri ve vergi uygulama değişiklikleri ise gelir kalemlerinde kalıcı değişimlere yol açma kapasitesi taşır. Sürdürülebilir olmayan bu adımlar ise seçim dönemlerinin ardından genellikle başka düzenlemelerle dengelenmeye çalışılır.
Aslında orta ve uzun vadede faydadan çok zarar yaratma potansiyeli olan bu uygulamaları iktidar partisi ve mensupları (doğal olarak) desteklerken, muhalefet kanadı ise yine oy kaygısıyla karşı durma konusunda isteksiz davranırlar. Politik miyopluk olarak tanımlanan bu davranış modeli, kısa vadede faydasını maksimize etme gayretindeki hanehalkı tarafından da genel olarak görmezden gelinir.
Chicago Illinois Üniversitesi'nden Prof. Ali Akarca'nın Karar Gazetesi'nde yayımlanan 13/03/2022 tarihli yazısında yer alan "kişi başına reel gelirde meydana gelen her yüzde birlik büyüme iktidara bir puan kadar ilave oy getiriyor. Buna karşılık, enflasyonda meydana gelen her yüzde birlik artış iktidar partisinden sadece 0,13 puan oy götürüyor" tespiti ise bu uygulama setinin nasıl rasyonalize edildiğini özetliyor.
Sonuç olarak seçim dönemleri, özellikle gelişen ülke ekonomilerinde, kısa vadede hanehalkına fayda sağlayan uygulamaların devreye alındığı ancak genel olarak mali disiplinin zayıfladığı ve orta/uzun vadede farklı maliyetlerin yönetilmeye çalışıldığı dönemler olarak kayda geçer.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Emekli zamları yukarı yönlü revize edildi. Reel efektif döviz kuru aralıkta geriledi. ABD'de imalat PMI üst üste ikinci ayda da daraldı.
05 Oca 2023

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Piyasalardaki iştah ve enerji, yoğun sermaye harcaması, bol sermaye ve rekabetçi büyüme arzusuyla öne çıkan Reagan dönemi 1980'ler, 1998-99 ve 2004-06 yıllarını andırıyor.

Ortaya çıkan tablo, daha az konuşan ancak şeffaflıktan ödün vermeyen, iletişimini daha sade metinlerle kuran, piyasaya daha az yönlendirme yapan fakat hedefleri konusunda daha kararlı ve kurumsal açıdan daha disiplinli bir merkez bankası modeline işaret ediyor.

Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.
13 Tem 2026

Küresel ekonomide bir taraftan savaşın yarattığı belirsizliği ve bunun başta petrol ve altın fiyatları olmak üzere finansal piyasalardaki yansımalarını izlerken, diğer taraftan özellikle yapay zeka alanında yaşanan olağanüstü teknolojik gelişmelerin önümüzdeki dönemde ekonomik hayata nasıl yansıyacağını anlamaya çalışan bir piyasa dinamiğiyle karşı karşıyayız.



