Ödüllü film Memory, MUBI ile Türkiye’de

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Michel Franco’nun Jessica Chastain ve Peter Sarsgaard’ı buluşturan yeni filmi, MUBI aracılığıyla sinemalarda gösterilecek.
Yönetmen, senarist ve yapımcı Michel Franco’nun yeni filmi Memory, Venedik Film Festivali’ndeki dünya prömiyerinin ardından MUBI aracılığıyla gösterime giriyor. Başrollerini Jessica Chastain ve Peter Sarsgaard’ın paylaştığı film, ülkemizde “Hatır” adıyla gösterilecek. Önümüzdeki yılın ilk aylarında sinemalarda MUBI aracılığıyla gösterime girecek ve ilerleyen dönemde de platformdaki yerini alacak.
Film hakkında: Memory; kızı, işi ve rehabilitasyon toplantıları arasında geçen basit ve düzenli yaşamı bir anda bozulan sosyal hizmetler görevlisi Sylvia’nın (Jessica Chastain) yaşadıklarını konu alıyor. Sylvia’nın lise arkadaşlarıyla biraraya geldiği bir akşam, Saul (Peter Sarsgaard) onu evine kadar takip ediyor ve bu beklenmedik karşılaşmayla geçmişin kapıları açılmak zorunda kalıyor.
Michel Franco’nun yazdığı, yönettiği, yapımcıları ve kurgucuları arasında yer aldığı film, 80. Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarışmış; başrol oyuncularından Peter Sarsgaard festivalde En İyi Erkek Oyuncu seçilmişti.
Yönetmen hakkında: 1979, Meksika doğumlu Michel Franco, çağdaş Meksika sinemasının dünyaya açılmasına katkıda bulunan isimlerden. İlk uzun metrajlı filmi Daniel and Ana (2009) da dahil olmak üzere birçok filminin dünya prömiyeri Cannes ve Venedik Film Festivalleri’nde yapılan Franco’nun filmlerinden After Lucia (2012) Cannes’da Belirli Bir Bakış bölümünde En İyi Film, Chronic (2015) Cannes Film Festivali esas yarışmasında En İyi Senaryo, New Order (2020) ise Venedik Film Festivali esas yarışmasında Büyük Jüri Ödülü’ne uzanmıştı. Ülkesi Meksika dışında da üreten yönetmen, Tim Roth, Charlotte Gainsbourg gibi oyuncularla çalışmıştı.
Filmin sinemada ve platformda yayınlanma tarihleri çok yakında açıklanacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.



