

Vodafone Business ile bulut tabanlı yazılımlar artık tek noktada: Red Bulut Pazaryeri
İşletmelerin dijitalleşme yolculuklarında öncülük eden Vodafone Business , Türkiye’nin hiçbir noktasında teknolojiye ulaşamamış KOBİ kalmasın hedefiyle, bulut tabanlı yazılım ve çözümleri tek bir noktadan ön yatırım maliyeti olmadan satın…
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Teknoloji şirketlerinin çalışma ortamlarını düşündüğümüzde çoğumuzun aklında canlanan resim genellikle şirket içi ortak oyun ve spor alanları, lezzetli atıştırmalıklar ve içeceklerin bulunduğu kafeteryalar gibi yüksek profilli olanakların bulunduğunu eğlenceli bir ortamı tasvir ediyor olabilir; bu belki de izlediğimiz dizi ve filmlerin yarattığı bir algıdır, bilemiyoruz. Ancak şirketlerin sunduğu avantajlar ile teknoloji çalışanlarının asıl istedikleri arasında temel farklılıklar olduğunda, bu ayrıcalıkların çalışanların büyük bir kısmı için pek de bir şey ifade etmediği söylenebilir. Özellikle de pandemi gibi çoğu sosyal ve profesyonel olguyu yerle bir eden bir deneyimden sonra.
Covid-19 pandemisinin en çok değiştirdiği alanların başında belki de iş dünyası geliyor. Pandemi, pek çok farklı sektörden çalışanlar için verimli sonuçlar ortaya koymak adına belirli saatler içerisinde ofiste bulunmalarını gerektirmeyen bir senaryonun da mümkün olduğunu tüm dünyaya göstermiş bulunuyor. Hâl böyle olunca teknoloji çalışanları arasında da iş ortamları ve nasıl çalışacaklarına dair yeni talep ve anlayışlar oluşuyor.
Peki, teknoloji şirketlerinde neler değişiyor?
2 yıllık uzaktan çalışmanın ardından pandeminin etkisinin zayıflamasıyla teknoloji şirketleri kapılarını çalışanlarına geri açmaya başladı; ancak çalışanların uzaktan da gayet çalışabildiklerini keşfetmeleri nedeniyle ofise tam anlamıyla dönmeye isteksiz olmaları sonucunda şirketler, çalışma politikalarında bazı değişikliklere gitti. Pandemi öncesinde varsayılan olarak kabul edilen ofis düzeni, yerini hibrit ve uzaktan çalışma modellerine bırakmaya başladı.
Mesela Spotify, bulundukları konumlardan kaynaklanan zaman dilimi farklılıkları ya da bir yasal engel olmadığı sürece çalışanlarının diledikleri herhangi bir yerden çalışabileceklerini açıkladı. Bununla birlikte Airbnb, Slack ve çalışanlarının isterlerse “sonsuza kadar” evden çalışmayı tercih edebileceklerini söyleyen Twitter da benzer çalışma koşulları sağlayacaklarını duyurdu.
Bazı şirketler ise çalışanların haftanın belli günleri ofiste olmalarını gerektiren, daha esnek çalışma programına sahip hibrit iş modelini benimseyeceklerini bildirdi. Amazon, çalışanların ofiste tam olarak kaç gün geçirmek isteyeceğine karar vermenin bireysel ekiplere bağlı olduğunu belirterek bu esnekliğin işin doğasına göre değişebileceğini söylerken; Facebook da tüm tam zamanlı çalışanların evden çalışmak için başvuruda bulunabileceklerini, ancak şirketin donanım cihazları veya veri merkezi altyapısı gibi alanlarında çalışan kişilerin ofiste olması gerektiğini açıkladı. Apple çalışanlarının haftada iki gün ofise gelmelerini isterken; haftanın 3 günü ofiste, 2 günü ise evde çalışma modelini uygulayan Google ise aynı zamanda uzaktan çalışma uzantıları, yeni bir yere transfer isteme veya uzaktan çalışmaya devam etmek için başvuru yapma gibi imkanlar tanıdı.
Öte yandan tüm teknoloji şirketlerinin çalışma konusunda aynı esnek sistemleri desteklediği söylenemez. Çalışanların bir araya gelmemesini tam bir “olumsuzluk” olarak değerlendiren Netflix CEO’larından Reed Hastings, Netflix’in “şirket kültürünü” sürdürmesinin önemli olduğunu belirterek çalışanları ofise dönmeye teşvik etmeye çalışırken; Tesla CEO’su Elon Musk çalışanlarını çok daha sert bir şekilde ofise dönmeye çağırdı. Tesla çalışanlarına haftada en az 40 saati ofiste geçirmeleri gerektiğini söyleyen bir e-posta gönderen Musk, ofise gelmeyen çalışanların istifa etmiş varsayılacağını söyleyerek epeyce tepki çekti.
Dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinde durum böyle; peki ya teknoloji çalışanları? Onlar ne istiyor?
Eden tarafından ABD’de yaşayan 1000 teknoloji çalışanı ile gerçekleştirilen "Where Tech Works" isimli rapora göre teknoloji çalışanlarının büyük bir kısmı hibrit çalışma modelinden yana bir duruş sergiliyor. Teknoloji çalışanlarının %18’inin tamamen uzaktan, %34’ünün ise tamamen ofisten çalışmak istediğinin belirtildiği raporda çalışanların %48'lik bölümü ise hibrit modeli tercih ediyor. Rapora göre daha çok ofiste vakit geçirmek isteyen kısmın Z kuşağı olması ise ayrıca dikkat çekiyor.
Bununla birlikte, teknoloji çalışanlarının büyük bir bölümü “seçme hakkı”na sahip olmanın oldukça önemli olduğunu belirtiyor. Buna göre çalışanların %95’i dilediklerinde uzaktan çalışabilme hakkına sahip olmayı istediklerini; %63’ü ise bu hakkın kendilerine tanınmamasının bir işe girme ya da o işte çalışmaya devam etme kararını etkileyeceğini söylüyor. Öyle ki ankete katılanların %64’ü haftanın 5 gününü ofiste geçirmek için %20’lik bir zam talep edeceğini bildiriyor.
Raporda belirtildiği üzere iş ile özel yaşam arasındaki dengeyi korumak adına esnek çalışma saatlerine sahip olmak da teknoloji çalışanları için büyük önem arz ediyor. Buna göre çalışanların %37’si evdeki sorumluluklarını halletmeye, %28’i ise çocukları ve aile üyelerine zaman ayırmaya yardımcı olduğu için esnekliğe önem verdiğini belirtirken, %22’si de her gün işe gidip gelmekten kaçınmak için esnek bir çalışma modeli istediklerini ifade ediyor.
Ivanti tarafından ABD, Fransa, Birleşik Krallık, Almanya, Hollanda, Belçika, İspanya, İsveç ve Avustralya'da 1609’u bilişim teknolojileri uzmanı olan 6100’den fazla çalışan ile gerçekleştirilen bir diğer anketin sonuçlarına göreyse çalışanların %87’si tamamen ofisten çalışma taraftarı olmadığını ve hibrit çalışma sistemini tercih ettiğini belirtiyor. Ankete göre tam zamanlı bir şekilde ofise dönmeye zorlanmaları halinde istifa edeceklerini söyleyen çalışanların oranı %24 iken, istedikleri yerden istedikleri zaman çalışabilme rahatlığına sahip olmaları karşılığında bir terfiden vazgeçeceklerini söyleyen çalışanların oranı ise %71.
McKinsey’in düzenlediği 25 bin ABD vatandaşını kapsayan "The American Opportunity Survey" de uzaktan ve esnek çalışma imkanlarına karşı çalışanların ne hissettiğine ışık tutuyor. Katılanların %87’sinin esnek çalışma saatleri imkanı sunması halinde bir iş teklifini kabul ettiğinin belirtildiği ankette ayrıca kişileri yeni bir iş arayışına iten en önemli 3 faktörden birinin, daha iyi maaş ya da çalışma saatleri ile daha iyi kariyer fırsatlarının ardından esnek çalışma düzeni olduğu ifade ediliyor.
Teknoloji çalışanları, pandemi öncesine dönmek istemiyor
Buraya kadar bahsettiklerimizi kısaca sonuca bağlayacak olursak: 2 yıllık pandemi süresince iş hayatını eve taşıyan ve ailesi ya da yakınlarıyla daha fazla vakit geçirirken de profesyonel hayatlarını sürdürebildikleri bir düzene alışan teknoloji çalışanları, pandemi öncesinde kurulu olan düzene geri dönmeye pek de istekli değil. İncelediğimiz verilerden yola çıkacak olursak teknoloji çalışanları, kişisel ve profesyonel hayatları arasındaki dengeyi korumak adına zorunda olmadıkları sürece uzaktan çalışabildikleri, gerektiğinde ya da istediklerinde ise ofise gidebildikleri hibrit bir sistem ve daha esnek bir çalışma düzeni istiyor. Çalışanlarının isteklerini göz ardı ederek eski düzeni sürdürmeye kararlı olan teknoloji şirketleri ise, daha iyi bir fırsat yakalamaları halinde çalışanlarını kaybetmeye mahkûm gibi gözüküyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Teknoloji çalışanları pandemi sonrasında nasıl bir çalışma düzeni bekliyor? Tepkilerin odağındaki Instagram, TikTok'a benzemeye çalışarak ne hedefliyor?
01 Ağu 2022

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Apple, 28 Ekim Çarşamba günü düzenlediği “Pro and Tell” lansmanında dokunmatik ekranlı yeni MacBook Pro modelini tanıttı. OLED ekranlı yeni iPad mini ile M6 çipli iMac ve MacBook Pro da lansmandan hemen önce duyurulan ürünler arasında yer aldı.

"The Social Reckoning", gücünü bir çalışanın vicdanı ile bir gazetecinin motivasyonları arasındaki gerilimden alıyor. İkisinin işbirliği, başta kimsenin öngöremeyeceği kadar uç noktalara varan sonuçlar doğuruyor. Aaron Sorkin’in iyi yazılmış senaryosu ise bu karmaşık hikayeyi hem sürükleyici hem de neredeyse bir belgesel kadar bilgilendirici kılıyor.

Bugüne dek bir yazılım ürününe “başarılı” denebilmesi için ürünün mümkün olduğunca çok sayıda insana ulaşması gerekiyordu. Fakat yapay zeka, yalnızca bir kişinin, bir ailenin ya da bir arkadaş grubunun kullanacağı uygulamalar geliştirmeyi de artık anlamlı hâle getirdi. Bu sayede kodlama da yalnızca ticari bir süreç olmaktan çıkıp kişisel bir yaratıcılık aracına dönüşmeye başladı.

Bu yıl sonbahar sezonu, teknoloji arenasındaki dev isimleri konu alan bir dizi yapımın gösterime girişine sahne oluyor. Bir zamanlar Hollywood'un komedi unsuru olarak gördüğü bu liderler, bugün neredeyse bir korku filminin başrolüne yerleşiyor. Fakat bu kez korku, teknolojinin uzak bir gelecekte yaratabileceği sorunlara ilişkin kurgusal senaryolardan ziyade, bugün sahip olduğu güçten ve bu gücün yarattığı sonuçlardan besleniyor.

Yapay zekaya ne istediğimizi anlatmaya çalışırken kendi isteğimiz hakkında da bilgi ediniyoruz. Bazen söylemediğimiz bir ayrıntıyı, bazen ise hiç düşünmediğimiz bir soruyu fark ediyoruz. Peki karşımızdaki bizi anlamakta ustalaştıkça bizim de kendimizi daha iyi anlamamız mümkün mü?



