Patates: Bir ‘beyaz türüf’ ve iklimflasyon hikayesi

Zappa Zamanlar“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla: Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…
Yazı: Biray Kolluoğlu, Evren M. Dinçer ve Zafer Yenal
Patates hayatımızın en çok içinde olan yiyeceklerden. Köfteyle birlikte, cips hâliyle, biranın yanında, kumpir olarak her yerde patates var. Annemizin yaptığı salçalı patates yemekleri herhalde Türkiye’nin dünya “comfort food” repertuvarına kattığı yemekler arasında başı çeker.
Patates, tarım tarihine hatta dünya tarihine yön vermiş ürünler arasındadır. Ünlü İtalyan yemek tarihçisi Massimo Montanari çok lezzetli anlatır: İspanyollar 1539’da Peru’da patatese rastlarlar ama asıl ilgiyi İtalya’da görür. Braudel’e göre bu büyük ilginin arkasında İtalya’daki nüfus fazlalığı vardır. O sıralarda Yeni Dünya’dan eskisine taşınan hemen her ürüne olduğu gibi patatese de aşina oldukları yiyeceklere atıfla yeni isimler verirler. İtalyanlar için patates artık tartuffolo ya da beyaz türüftür.
Ama patatesin geleneksel tahıllara rakip çıkarak diyetleri dönüştürmeye başlaması esas Kuzey ve Orta Avrupa’da olur. Patates kalenderdir, toprak altında yetişir. Bu hâliyle öncelikle yoksulların sofralarında kendine yer bulur. Toprak altında olduğu için köylüler onu vergi toplayıcılardan, harp zamanı askerlerden saklayabilirler. Yani savaş olsun, ekonomik krizler olsun “sunni kıtlık” dönemlerinde patates baş kurtarıcılar arasındadır.
18. yüzyılın ilk yarısında Almanya’da otoritelerin de teşvikiyle ilk beslenme yazarları patatese övgüler düzer, üretimini teşvik eder. 18. yüzyılın sonunda patates artık İsveç, Norveç, Polonya ve Rusya’daki yerini sağlamlaştırmış; bu ülkelerde temel besin maddeleri arasına girmiştir. 19. yüzyılda bizim mütevazı patates artık daha çok zengin sınıflara hitap eden daha rafine yemek metinlerinde de boy göstermeye başlar. Ama yine de Avrupa’daki hayatının ilk dönemlerinde ağırlıkla yoksul sofralarıyla özdeşleştirilmesiyle heterojen kimliğini hep korur.
Tek ürüne bağlı tarımsal sistemlerin ve diyetlerin zayıflığını, kırılganlığını ve bu durumun yol açabileceği felaketleri anlatmak için yine patatesten daha iyi bir örnek zor bulursunuz. 1845-1846 yıllarında o zamanların İngiliz sömürgesi İrlanda’da yaklaşık 1 milyon insanın ölümüne bir o kadarının da göçüne yol açmış “Büyük Açlık”, “Büyük Kıtlık” isimleriyle bilinen felaketin arkasında iki yıl üst üste patates hasadının yapılamaması yatar.
Patatesin yüksek verimliliği, sömürgelerdeki aşırı sömürü koşulları ve yaygın yoksulluk, İrlandalıları yıllar boyunca neredeyse tamamen patatese dayalı bir diyete mahkum etmiştir. Büyük ihtimalle Amerika’dan taşınan bir mantar, sadece tarlalardaki değil depolardaki patatesleri de yakıp yenilemez hâle getirince yüzbinlerce insan hayatını kaybeder. İngiltere’nin “İrlanda Sorunu”nun kökeni de ta o zamanlara kadar uzanır böylelikle…
Bugünlerde patates yine gündemde. Nasıl olmasın? 16. yüzyıldan bu yana köprünün altından çok sular aktı. Patates artık pirinç, buğday ve mısırdan sonra dünyanın en büyük dördüncü gıda ürünü. Kalender demiştik ya patates için, benzer kalori miktarı için daha az gübre ve güneş ışığı gerektiriyor ve üstelik diğer temel gıdalara kıyasla daha yüksek verim sağlıyor. Ancak sıcağa, yoğun yağışlara ve su baskınlarına karşı hassas bir yapıya sahip.
- Evet bildiniz, bu koşullar iklim değişikliği nedeniyle daha yaygın hâle geldikçe son yıllarda patates hasatlarında ciddi düşüşler olmaya başladı.

Kuraklıkların büyümeyi engellemesi ve ardından gelen yoğun yağışların hasadı zorlaştırması nedeniyle Avrupa’da üretim yaklaşık %9 azalırken patates fiyatları %23 arttı. Anlayacağınız yükselen patates, soğan fiyatlarından artık Avrupalılar da şikayetçi.
- Bu durum, iklim kaynaklı arz şoklarının neden olduğu fiyat artışlarını ifade eden “iklimflasyon” kelimesiyle adlandırılıyor.
Günlük hayatta kullandığımız temel ürünlerin maliyetindeki bu sürekli artış, iklim değişikliğinin sıradan etkilerinden biri.
Dünyanın en büyük patates üreticisi Çin’de Pekin yakınlarındaki Uluslararası Patates Merkezi’nde bilim insanları, patatesleri iklim değişikliğine karşı dayanıklı hâle getirmek için çalışıyor. Araştırmacılar, yıllık ortalama sıcaklığın üç derece yükseldiği koşulları taklit ederek minyatür patatesler yetiştiriyor. Bu sıcaklık artışı, BM’nin mevcut emisyon politikaları devam ederse yüzyılın sonuna kadar beklediği seviyeye denk geliyor.
Patatesi Zappa Zamanlar’a katık etmemize vesile olan James Meadway’in podcast serisi "Macrodose"da dillendirdiği ve bizim de yüzde 100 katıldığımız tespitleriyle yazımıza son verelim:
“Küresel iklim değişirken öylece durmayı göze alamayız. En azından en sert kenarları yumuşatacak atılımlar, uyarlamalar ve yeni teknolojiler gerekli. Ancak bu … daha fazla fon ve kaynağın iklime dayanıklı mahsuller yetiştirmek gibi pratik, acil görevlere kanalize edilmesini gerektiriyor.
Teknolojinin kendisi bize yolun yalnızca bir kısmını yürütebilir. Daha derindeki zorluk, sosyal gerçeklerimizi derinden şekillendiren iklim değişikliğinin ekonomik etkileriyle yüzleşmekte. Burası yeni ekonomik anlatılar inşa etmenin hayati önem taşıdığı yer aslında; bilim, doğa ve yaşanmış deneyimler arasında köprü kuran, birbirimizle ve etrafımızdaki dünyayla bağlantılarımızı yeniden düşünmemize yardımcı olan hikayeler.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Zappa Zamanlar“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla: Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
En büyük dördüncü gıda ürünü patatesin hikayesi ve İstanbul'un sofralarından geçen hikayeler.
12 Oca 2025

YAZARLAR

Zappa Zamanlar
“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla: Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…
İLGİLİ OKUMALAR


