Piyasalar yapay zekayı fazla mı sevdi?

Finansal piyasaların tarihi incelendiğinde, büyük teknolojik dönüşümlerin yalnızca üretim biçimlerini değil, yatırımcı davranışlarını da kökten değiştirdiği görülür. Buharlı makinelerin sanayi devrimini hızlandırdığı dönemden demiryolu yatırımlarına, elektriğin yaygınlaşmasından internet ve mobil teknolojilerin yükselişine kadar her büyük yenilik, beraberinde hem büyük fırsatlar hem de önemli riskler getirmiştir. Bugün ise benzer bir dönüşümün merkezinde yapay zeka bulunuyor. İş dünyasından sağlığa, eğitimden savunma sanayisine, finanstan üretime kadar hemen her sektörde yapay zekanın yaratabileceği değişim konuşuluyor. Ancak yatırımcıların ve şirket yöneticilerinin cevaplaması gereken temel soru hâlâ aynı: Yapay zekanın uzun vadeli potansiyeli ile bu potansiyelin kısa ve orta vadede ekonomik değere dönüşmesi aynı şey midir?
Son birkaç yılda yapay zeka alanında yaşanan gelişmeler, teknoloji sektöründe adeta yeni bir yatırım dalgası yarattı. Büyük teknoloji şirketleri veri merkezlerine milyarlarca dolar yatırım yaparken, yarı iletken üreticileri üretim kapasitelerini artırıyor, bulut hizmet sağlayıcıları yeni altyapılar kuruyor ve yazılım şirketleri yapay zeka destekli ürünlerini hızla piyasaya sürüyor. Özellikle üretken yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte yatırımcıların ilgisi daha da arttı. Birçok teknoloji şirketinin piyasa değeri tarihî seviyelere ulaşırken, yapay zekâ ile ilişkili sektörlerde faaliyet gösteren firmalar yatırımcıların gözdesi hâline geldi.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
YAZARLAR

Eren Kuru
Sipay Hazine Müdürü ve yatırım danışmanı. Daha önce Borsa İstanbul’da İş Geliştirme Departmanı’nda, Vakıf Yatırım'da Yatırım Danışmanlığı ve Algoritmik Trading Departmanı'nda, Ziraat ve Allbatross Portföy tarafında da Fon Yönetimi'nde çalıştı.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
Fed, üç yılı aşkın aranın ardından politika faizini 25 baz puan artırarak %3,75-4,00 aralığına yükseltti. Yeni projeksiyonlar, 2026 sonuna kadar bir faiz artışının daha gündemde olduğunu, 2027’de ise faizin mevcut seviyesinde kalabileceğini gösteriyor. Yükselen tahvil getirileri ve enflasyon baskısı, Fed’i piyasaların beklediği daha sıkı para politikalarına doğru ittyor.

Finansal piyasalar açısından tarihi bir hafta geçiriyoruz demek sanıyorum abartı olmayacak. İçeride sermaye piyasalarımızda yaşanan sarsıntı, dışarıda tahvil faizlerinin zirveleri zorlamasıyla merkez bankalarının daha güçlü harekete geçmesi, hemen hemen her türlü finansal enstrümanda sert hareketlere yol açtı.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül gün içinde yayımladığı bültende Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls olmak üzere yedi portföy yönetim şirketinin kurucusu olduğu, katılma payları TEFAS’ta işlem gören bütün yatırım fonlarını platformda alım ve satıma kapattığını duyurdu. Aynı kararla unvanları tek tek yazılan 130 fonun da SPK tarafından tayin edilecek yöntemle tasfiye ettirilmesine hükmedildi. Peki tasfiye kararı verilen bir fonda yatırımcının payına ve parasına ne olacak?

Serbest fonlarda yatırımcıların parasını ne zaman alacağı, fonun değerleme ve iade koşullarına göre belirleniyor. SPK’nın 28 Ağustos tarihli düzenlemesi, likidite riski kapsamında iade taleplerinin karşılanması için bu koşulların önceden ilan süresi beklenmeden değiştirilmesine izin veriyor. Atlas Portföy’ün DFI fonunda satış işlemlerini aylık değerleme tarihine bağlayan uygulaması da bu hüküm kapsamında yapıldı.

TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, Dünya gazetesinden Recep Erçin’e verdiği söyleşide, Türkiye’nin kamu öncülüğünde hazırlanacak ve uygulaması yakından izlenecek 10-15 yıllık sanayi planlarına ihtiyaç duyduğunu söyledi. Türkiye halihazırda beş yıllık kalkınma planları hazırlıyor. Peki planlar ve destekler mevcutken neden yeniden planlamayı konuşuyoruz? Türkiye’nin geçmişte fabrikalar kurarak başladığı planlama deneyiminde ne değişti ve bugün hazırlanacak bir planın üretim kararları üzerinde nasıl bir etkisi olabilir?




