PPK'ya bir hafta kala: Merkez indirim yapmalı mı?

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
TCMB Para Politikası Kurulu’nun 2024 yılındaki son toplantısı tam bir hafta sonra, 26 Aralık Perşembe günü düzenlenecek. Yıl sonuna doğru aylık enflasyon verilerinin nispeten yavaşlaması ve Kasım ayı toplantısının ardından verilen güvercin mesajlar Aralık toplantısında bir faiz indirimi yapılacağına dair beklentileri artırmış durumda. Ekonomistler ve piyasa uzmanları ise bu konuda iki ayrı gruba bölünüyor. Merkez son toplantısında bir indirim yapmalı mı, yapmamalı mı?
Beklentiler Aralık ayına işaret ediyor
Bundan yaklaşık 1-2 ay önce piyasalar, ilk faiz indiriminin 2025 Ocak’ta yapılmasını bekliyordu. Ancak yabancı bankalar ve portföy yönetim şirketleri, özellikle Kasım ayı PPK toplantısında verilen güvercin mesajlar ve beklentilere yakın gelen Kasım ayı enflasyon verilerinin ardından beklentilerini Aralık ayına çekti.
Örneğin Citigroup ekonomistleri son raporlarında, TCMB'nin zorlu bir likidite ortamıyla karşı karşıya olduğunu ve işlenmemiş gıda fiyatlarından güç alan enflasyonun kalıcı olmayacağını düşündüklerini vurgulayarak Aralık ayında 250 baz puanlık bir faiz indirimini uygun gördüklerini aktardı. Ancak ekonomistler, maliye politikasının dezenflasyon sürecini desteklemesi gerektiği konusunda da uyarıda bulunarak, “Maliye ve gelirler politikalarından yeterince destek alınamaması ya TCMB'nin sıkı duruşunu gereğinden uzun süre korumasına ya da gevşeme döngüsü başladığında erken gevşeme algılamalarına yol açabilir” değerlendirmesini yaptı.
Bunun yanı sıra Deutsche Bank ve Barclays ekonomistleri de ilk indirimin yüksek ihtimalle Aralık ayında olacağına işaret ederken, Morgan Stanley ekonomistleri ise ilk indirimin beklendiği gibi Aralık’ta yapılacağını, ancak indirimin 250 baz puan yerine 150 baz puanlık daha yavaş bir adımla gerçekleşeceğini vurguladı.
İş dünyası da indirim istiyor
Yabancı kurumlarla birlikte iş dünyası da faiz indirimi için gözlerini Aralık ayına çevirdi. Özellikle son birkaç aydır yüksek faiz maliyetlerinden şikayetçi olan iş dünyası, Aralık ayında en azından ‘sembolik’ bir aksiyon alınmasını istiyor.
Konuyla ilgili CNBC-e’ye konuşan Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Başkanı Mahmut Asmalı, 7-8 aydır %50 faiz maliyetiyle iş yapmanın iş dünyasını zorladığını, yüksek finansman maliyetlerinin enflasyonu da artırmaya başladığını söyleyerek, “2024’ü sembolik de olsa bir faiz indirimiyle kapatmalıyız. Bunun ekonomik, psikolojik ve siyasi açıdan önemli etkileri olacaktır” yorumunu yapmıştı.
Aynı şekilde İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç ise özellikle ihracatçı kesimin değerli TL nedeniyle rekabetçiliğini kısmen yitirmekte olduğunu ve 2025 yılında durumun çok daha sıkışık bir hal alabileceğini ifade ederek TCMB’den Aralık ayında 250 baz puanlık bir indirim beklediklerini söylemiş ve, “Bu hem makul bir şekilde düşme trendine giden enflasyonla uyumlu bir adım olacaktır hem de 2025 yılına girerken psikolojik katkısı önemli olacaktır” demişti.
Ekonomistler ne diyor?
Ekonomistler ise bu konuda iki ayrı kutba ayrılmış durumda. Bir grup Türkiye’de talebin hâlâ çok canlı olduğunu ve enflasyonun henüz istenildiği kadar düşmediğini söyleyerek faiz indirimi yapılmaması gerektiğini vurgularken; diğer bir grup ise reel faizin uzun süre çok yüksek tutulmasının istenilmeyen sonuçlara yol açabileceğini, bu nedenle kontrollü birkaç indirim yapılabileceğini savunuyor.
“Para politikasının ana hedefi iç taleptir”
Konuyla ilgili Aposto’ya konuşan İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, Türkiye’de iç talebin hâlâ çok yüksek olduğunu ve bu nedenle Aralık ayında bir indirim yapılmaması gerektiğini vurgulayarak, “Konut satışları, otomobil satışları, perakende satış endeksi gibi veriler iç talebin en azından belli gelir grupları açısından oldukça canlı olduğunu gösteriyor. Para politikasının kontrol edebileceği en önemli unsur iç taleptir. Mevcut durumda bunun istendiği oranda gerçekleşmediğini görüyoruz. Faiz indirimleri iç talebi artırıcı bir etkide bulunacaktır” ifadelerini kullandı.
TCMB’nin erkenden başlayacağı bir faiz indirim patikasının, küçük adımlarla ilerlese bile birkaç ay içinde talebi daha fazla devreye sokmaya aday göründüğünü söyleyen Aslanoğlu, “Bunun talep üzerinde etkisi muhtemelen büyük olacakken, şirketlerin finansman ve finansman maliyeti üzerine etkisi sınırlı kalacaktır. Mevcut durumda tasarrufunu TL faizlerine yönlendiren yerleşiklerin kur etkisi ile döviz bazında yüksek kazançları cazip olmaya, bir başka ifadeyle carry trade fırsatı yaratmaya devam ediyor” dedi.
“İçeride faiz inse bile oransal olarak düşmesine rağmen carry trade imkanının sağladığı döviz bazında getiri güçlü kalmaya devam edecek. Hem servet etkisi ile talebi canlı tutmak hem de gelir dağılımını bozucu sonuçlarıyla para politikasında gevşemenin istenenin tersine sonuçlar verme olasılığını unutmamak gerekiyor. Merkez Bankası’nın faiz indiriminde acele etmemesi gerektiği kanaatindeyiz”
“2004’ten bu yana en yüksek reel faiz ortamındayız”
Akbank eski Genel Müdür Yardımcısı ve Finansal Danışman Kerim Rota ise Aralık ayında bir faiz indiriminin yapılmasını ihtimalini kesin olarak gördüğünü ve bu indirimin gerekli olduğunu düşündüğünü söyleyerek, “Mevcut politika faizi bileşik olarak bakıldığında yıllık %64’e geliyor. Gerek hanehalkı gerekse de piyasa katılımcıları beklentilerine bakıldığında bu oran çok yukarıda. Faizlerin bu seviyede kalıyor olması, reel faizi adım adım yükseltti. Benim hesaplamalarıma göre 2004’ten bu yana en yüksek reel faiz ortamındayız” ifadelerini kullandı.
“Ben faiz indirimi için gerekli zeminin oluştuğunu düşünüyorum. Evet, enflasyon bu sene hedeflenen seviyeden uzak ve gelecek yıl da belirlenen hedefleri yakalamak zor olacak. Ancak gelecek sene en iyi ihtimalle %30 seviyelerini göreceğiz. Böyle baktığımızda %64’lük bir bileşik politika faizi artık çok yüksek ve daha fazla sürdürülmemeli.”
Merkez Bankası’nın indirimlere gelecek yıl başlamasının iletişim yönü açısından da zor olacağını söyleyen Rota, “Aralık ayında düşüremezseniz Ocak ve Şubatta düşürme ihtimaliniz daha da azalıyor. Çünkü Ocak ve Şubat enflasyonu muhtemelen çok yüksek çıkacak. Ocak ayında %4 veya %5, Şubat ayında ise %3 civarında bir aylık enflasyon bence kapıda. İki ayda %8 enflasyon varken ve sizin hedefiniz %21’ken faiz indirimi açıklamak daha zor olacaktır” dedi.
Merkez’in ilk indirimi yapmasının ardından hızlı bir patika ile değil, iki veya üç aylık aralarla ilerleyen temkinli bir patika izlemesinin daha doğru olacağını da söyleyen Rota, şöyle dedi:
“Faiz indiriminin ardından temkinli olunması gerektiği düşüncesine katılıyorum. Önümüzde iki-üç tane güçlük var; bunlardan bir tanesi asgari ücret ve gelirler politikasının nasıl belirleneceği. Ben o tarafta en az %35 gibi bir artış bekliyorum. Maliye politikasından bir destek gelmediğini görüyoruz, toplumun enflasyon mücadelesini sahiplenme konusunda sorun yaşadığı da ortada. Bütün bu sorunlar bazı engeller oluşturuyor. O yüzden ben, bu ay faizin düşürülmesi ancak sonrasında temkinli bir duruş sergilenmesi gerektiğini düşünüyorum.”
“Merkez Bankası Mart’taki 5 puanlık artışı biraz da gönülsüzce yapılmıştı. Normal şartlarda nihai seviye %45’ti ve orada kalınması planlanıyordu. Ancak Mart ayındaki seçimler öncesinde muazzam bir döviz talebi gelince, bu döviz talebine karşı bir mesaj oluşturulması amacıyla faizler artırıldı. TL’ye dönüş de aslında bu artıştan sonra hızlandı. O yüzden yönetimin gönülsüz yaptığı faiz artışını biraz geri alması hakkıdır diye düşünüyorum.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), piyasa beklentilerine paralel olarak politika faizinde, faiz koridorunun alt ve üzerinde herhangi bir değişikliğe gitmedi. Karar metni incelendiğinde ise enflasyon görünümüne ilişkin iki önemli unsur dikkat çekiyor. Bu iki unsur, Merkez Bankası'nın önümüzdeki dönemde karar alırken oldukça hassas bir denge gözetmek zorunda kalacağını gösteriyor.

Cumhuriyet'in 1930'lardaki sanayi atılımı bir milli güvenlik, kalkınma ve aydınlanma hareketiydi. 2030'ların Cumhuriyeti de aynı şiarlar ile elektro-devlet yolunda programlı biçimde ilerlemelidir.

Küresel ticaret denklemi yeniden yazılırken, uzun yıllar Çin'in gölgesinde kalan Hindistan artık küresel üretim, yatırım ve ticaret zincirlerinde başlı başına bir güç merkezi olarak öne çıkıyor. Peki yükselen bu fil, küresel ticaretin ejderhası Çin'e gerçek bir alternatif olabilir mi? Bu sorunun yanıtı yalnızca Asya'nın değil, Türkiye'nin de ekonomik ve jeopolitik geleceği açısından da giderek daha kritik hale geliyor.

Türkiye ekonomisinde son dönemde birbiriyle çelişiyor gibi görünen iki tablo aynı anda oluştu. İhracat her yıl yeni bir rekor kırarken sanayicilerin finansman, maliyet ve rekabet gücü konusunda verdiği uyarılar giderek sertleşiyor. İlk bakışta aynı anda doğru olamayacakmış gibi görünen bu iki tablo, aslında Türkiye’nin üretim yapısında yaşanan değişimin farklı sonuçlarını yansıtıyor.

Bu hafta takvim yurt içinde kalabalıklaşırken, yurt dışında bir miktar sakinliyor. Yurt içi piyasalarda TCMB kararı ve Moody’s Türkiye değerlendirmesi ön plana çıkarken, yurt dışında gözler ECB kararında olacak.
20 Tem 2026




