Sanat piyasasının yeni tüketim dinamikleri

Kripto sanat; blokzinciri teknolojisiyle sanatın üretim, dağıtım ve tüketim biçimlerini önemli ölçüde değiştirmeye aday bir model sunuyor.
Sanat piyasasının yeni tüketim dinamikleri

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Pek çok sektörün dijital ve çevrim içi bir üretim ve tüketim zincirine hızla kaydığı bu yıllarda sanat piyasası da elbette bu sektörlerden biri konumunda. Çevrim içi satışların yıllık bazda yaklaşık %60 arttığı sanat piyasasına dokunarak bu hacmi ve alışverişin biçimlerini etkilemeye başlayan “kripto sanat” ise blokzinciri teknolojisiyle sanatın üretim, dağıtım ve tüketim biçimlerini önemli ölçüde değiştirmeye aday.

Kripto sanat
Kaynak: Mx12.Levins
  • Nedir? Bir cümleyle açıklamak gerekirse kripto sanat, blokzinciri teknolojisinin merkeziyetsiz takip yöntemiyle bir eserin alınması, satılması, dağıtılması ile çoğaltılması gibi süreçleri takip ederek, piyasadaki bazı problemleri ortadan kaldırarak daha güvenli ve geniş tabanlara yayılan bir pazar oluşturmayı hedefliyor.
     
  • Yanlış etiketleme: Cenevre merkezli Güzel Sanatlar Uzman Enstitüsü’nün (FAEI) raporuna göre hayatını kaybeden sanatçıların eserlerinin %50’si farklı ve yanlış kişilere atfediliyor. Bu durum ise ilgili eserler üzerinden elde edilen gelirlerin yanlış kişi veya kurumlara gitmesi anlamına geliyor. Blokzinciri modeli, bu etiketlemeyi tek seferlik yaparak ve bilgiyi dağıtarak bu takibi yapmayı kolaylaştırıyor.
     
  • Takip ve zincir kazanç: Bir sanatçının eserini blokzinciri üzerinden kendisine ait olarak belgelemesi ve bu işlemin tek seferlik yapılarak değiştirilemez oluşu, hem sanatçının hem de yatırımcının haklarını koruyor. Sanatçının bir esere belli bir miktar, örneğin yalnızca 100 adet çoğaltılma yetkisi vermesi, kendi haklarını koruyarak eserin çoğaltılarak değerinin düşmesinin önüne geçiyor ve daha fazla sanatçının daha güvenli bir piyasaya adım atmasını teşvik ediyor. Diğer yandan yatırımcı da aldığı eserin kendisine ait oluşunu belgeleyebiliyor ve her dağıtım veya alışverişte yatırımını koruyor. Son olarak kripto sanat piyasasının dinamikleri, sanatçının bir eser her el değiştirdiğinde ortaya çıkan satın alma ücretinin %10 ila %60 arasında bir dilimini daimî olarak almasına olanak sağlıyor.
     
  • Yatırım: Sanat piyasası, eserler kadar yatırım dinamikleri ve yatırımcılarıyla da öne çıkan bir sektör. Kripto sanat dinamikleriyle yatırımcılar, devam eden bir sanat projesini önceden fonlayabiliyor ve fonladığı miktarı takip edebiliyor veya elden çıkarabiliyor. Galeriler ve müzayede evleri ise örneğin yeni bir eser için fon toplamaları gerektiğinde ellerinde bulunan bir eserin değeri üzerinden bu eserin belli bir miktar hissesini halka açarak fon toplayabiliyor. Bu işlem galerinin yatırım toplama sürecinde yeni bir kanal açarken yatırım yapma sürecini ise demokratikleştiriyor.
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto
∙

BÜLTEN SAYISI

2020 ❤️ IPO

21 Aralık Pazartesi sabahından herkese merhaba. Bu hafta gündemimizde piyasalardaki koşullarındaki büyük belirsizliklere rağmen özellikle yılın ikinci yarısında etkisini iyice gösteren “halka arz çılgınlığı” var.

21 Ara 2020

2020 ❤️ IPO

YAZARLAR

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto
∙

HİKAYE

Savunma sanayii büyüdü: Peki Türkiye gerçekten çağ atladı mı?

Savunma ihracatı 2002’den bu yana katlandı, yerlilik oranı %80’e ulaştı, Türk şirketleri küresel sıralamalarda yükseldi. Ancak motorlardan kritik elektronik ve optik teknolojilere uzanan kalan %20, Türkiye’nin savunma sanayiindeki asıl sınırını gösteriyor. Bu sınırı aşmak ise daha fazla silah üretmekten değil, bilim ve teknoloji üretebilmekten geçiyor.

Birol Oğuz

·

02 Eki 2026

Savunma sanayii büyüdü: Peki Türkiye gerçekten çağ atladı mı?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Sadeliğe giden yollar dikenli ve taşlı olmak zorunda mı?

Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Cem Arıdağ

·

25 Eyl 2026

Sadeliğe giden yollar dikenli ve taşlı olmak zorunda mı?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Nike, S&P 100 endeksine veda ediyor: Yanlış giden neydi?

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Doğa Yurduneri

·

24 Eyl 2026

Nike, S&P 100 endeksine veda ediyor: Yanlış giden neydi?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Sponsorlu ajan reklamcılığı: Reklamı izlemek yerine, reklamla sohbet etmeye ne dersiniz?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Ümit Alan

·

18 Eyl 2026

Sponsorlu ajan reklamcılığı: Reklamı izlemek yerine, reklamla sohbet etmeye ne dersiniz?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Makinelere danışıyor, gerçek yorumlara inanıyoruz: Algoritmik itibara giden yol hâlâ insanlardan mı geçiyor?

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.

Cem Arıdağ

·

18 Eyl 2026

Makinelere danışıyor, gerçek yorumlara inanıyoruz: Algoritmik itibara giden yol hâlâ insanlardan mı geçiyor?