Sanatta cinsiyet meselesi

1960’lardan günümüze sanatta feminizm
Sanatta cinsiyet meselesi

Oart  Odeabank
O'Art ile birlikte

Odeabank’ın Sanat Platformu O’Art, yılın ilk dijital sergisini sunar: ŞİMDİ 2021 Türkiye’nin genç, yenilikçi ve dinamik bankası Odeabank’ın sanat platformu O’Art, 2021 takvimini küratörlüğünü Begüm Güney Alkoçlar’ın üstlendiği, sanatçıların pandemi dönemindeki yeni ifade biçimleri arayışını gösteren eserlerini bir araya getiren ŞİMDİ 2021 sergisiyle başlatıyor. Vebaya Arnold Böcklin'in bir tablosunda, İspanyol Gribi'ne Edvard Munch tarafından çizilen bir portrede, iç savaşın izlerine Picasso’nun bir eserinde rastlayabiliyoruz. Zira hisseden, gözlemleyen, düşünmek, ifade yolları aramak ve tüm bunları bir gerçeklikte somutlayan sanatçıların hastalıkların, felaketlerin, savaşların, toplumsal olayların izlerine rastlanan eserleriyle yaşadıkları gerçekliğin, şimdinin de şahidi oluyor. Şüphesiz, düşünsellik üzerine inşa olunan sanatın çıktıları, sanatçısının dönemsel şahitliğinin yaratıcı yollarla ifade edilmiş bir çıktısı olarak var oluyor. Odeabank'ın sanat platformu O'Art'ın bu yıl dijitale taşıdığı yıllık programının ilk sergisi olan ŞİMDİ 2021, bu noktadan hareketle şimdinin tanığı olan sanatçının pandemi dönemindeki yeni ifade biçimleri arayışını gösteren eserleri bir araya getiriyor. ŞİMDİ 2021: Açıldığından beri çağdaş sanatın temsilcilerine ev sahipliği yapan Odeabank’ın sanat platformu O’Art’ın dijital ortama taşıdığı yıllık programının ilk sergisi olan “ŞİMDİ 2021”; küresel salgınla ortaya çıkan sürreal akışın yarattığı “yeni gerçekliğin”, sanatçıların duygusal ve düşünsel kavrayışını nasıl etkilediğini göstermeyi amaçlıyor. “Zamanına tanıklık eden sanatçının kurduğu her tür ilişkinin daima ‘şimdi’ ile ilintilendiği” düşüncesinden hareket eden sergide yer alan işler, bir “kendini anlatmanın yollarını arama uğraşı” olan sanatın bu arayış yolculuğunu tartışıyor. Bilinçli bir indirgemeyle tekil bir renk tonu üzerinden gerçekleştirilen seçki, güncel sanatta yeniyi yaratmanın olanaklarını ve olanaksızlığını sorgularken yaratımdaki arayışı sembolize eden beyaza övgüde bulunurken “yeni normal”in travmatik koşulları içinde süren yeniye ulaşma gayretini ince bir ironiyle eleştiriyor. Berkay Tuncay, Eda Aslan, Eda Gecikmez, Egemen Tuncer, Erman Gürcüm, Levent Kazgan, Mehmet Dere, Nejat Çınar, Özge Topçu, Sibel Horada, Sinan Borovalı, Soyhan Baltacı, T. Talha Okan, Taylan Sinan Yılmaz ve Zeynep Sümerval’in katılımıyla, Begüm Güney Alkoçlar’ın küratörlüğünde gerçekleştirilen sergi, Odeabank’ın web sitesinden izlenebiliyor. O’Art: Odeabank'ın sanat platformu O'Art, güncel sanatın tüm disiplinlerini sosyokültürel yapının güncel sorunlarının eleştirisiyle farklı mekânlarda herkes için ulaşılabilir kılmayı amaçlıyor. Geçtiğimiz yıllarda sergilerini çağdaş sergileme yaklaşımıyla sanatçı-yapıt-mekân-izleyici ilişkisinin kurulduğu fiziksel mekânlarda gerçekleştiren O'Art, bu yıl ilk kez yıllık programını dijital platforma aktarıyor. Bu yıl da yıllık programında yeni sanat üretimlerini biçim, form, içerik ve yaklaşım kısıtlaması olmadan destekleyen sanat platformu O'Art, sergi içeriklerine paralel olarak hazırladığı atölye çalışmaları ve konuşma serileriyle etki alanını genişleterek sanatçıların ve sanatın görünürlüğüne katkıda bulunuyor. ŞİMDİ 2021 sergisini dijital olarak gezmek ve ayrıntılar hakkında bilgi almak için bu adresi ziyaret edebilirsiniz. Odeabank Hakkında: Türkiye’nin genç ve yenilikçi bankası Odeabank, 2012 yılında Lübnan ve Orta Doğu bölgesinin en güçlü finansal kurumu Bank Audi Grubu’nun yatırımıyla kurulmuştur. International Finance Corporation (IFC) ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD)’nın da hissedarları arasında bulunduğu Odeabank, Türkiye bankacılık sektöründe 15 yıl aradan sonra lisans alarak kurulan ilk bankadır. Toplam aktif büyüklüğü açısından özel mevduat bankaları arasında 10. sırada yer alan Odeabank ticari ve bireysel bankacılık alanlarında müşterilerine hizmet vermektedir. Odeabank 2020 yılı itibarıyla, müşteri odaklı stratejisi doğrultusunda 16 ilde, 48 şubede, 1120 çalışanı ile faaliyet göstermektedir. “Görünenden Fazlası” mottosuyla hizmet veren Odeabank, kişiye özel bankacılık hizmetleri, teknolojik yatırımları ve kaliteli insan kaynağı ile Türkiye ekonomisine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Odeabank 2020 yılında bağımsız marka değerleme kuruluşu Brand Finance’ın ‘Türkiye’nin En Değerli ve Güçlü Markaları’ listesine girmiştir. Kadın çalışan oranı %58 olan Odeabank, Birleşmiş Milletler’in Kadının Güçlenmesi Prensipleri’ni desteklemekte ve toplumsal cinsiyet eşitliği ilkelerini benimsemektedir. Odeabank, O’Art sanat platformu ile 2015 yılından bu yana, çağdaş sanatı herkes için erişilebilir kılmayı hedefleyerek günümüz sanatçılarının ve sanatın görünürlüğüne katkıda bulunmaktadır.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Dünyada cinsiyet, ırk ve sınıf eşitsizliğinin katlanarak arttığı ve 21. yüzyılda olduğumuza inanmamızı zorlayan olaylara şahit olduğumuz günümüzde, önümüzdeki birkaç sayı boyunca sanatta cinsiyet meselesine değinmeye niyetlendik. Sanatta feminizm, kadın sanatçılardan alışılmış dışı kadın portreleri, LGBT+ ve sanatta queer kimlik, sergi ve koleksiyonlardaki cinsiyet farkı yansımaları ve tüm bu gelişmelere erkek bakış açısı, değinmeyi planladığımız konular arasında yer alıyor.

Kadın sanatçıların yüzyıllar boyu sanat tarihinde arka planda kaldıklarını görüyoruz. Eğitim kısıtlaması ve mesleki alan açılmaması, bu konunun başlıca sebepleri arasında yer alıyor. 1960'lar ve 1970'lerde başlayan sanatta feminizm hareketleriyle bu alanda çok yol kat edilmesine rağmen günümüzde hâlâ büyük bir mücadele var. Erkeklerin hem sanat hem de toplumdaki hâkimiyetine meydan okumak ve kadın sanatçılar için tanınırlık ve eşitlik kazanmak için çabalayan hareket, bir yandan da kadınlıkla ilgili varsayımları sorguluyor. Toplumdaki cinsiyet eşitsizliği konusunda önemli bir adım atamadıkça bu eşitsizliğin sanata yansımaları konusunda da mücadele devam edecek gibi görünüyor.

Gerilla Girls, Do women have to be naked to get into the Met. Museum?
Gerilla Girls, Do women have to be naked to get into the Met. Museum?

Temsil konusu: 1960'lardan ve 1970'lerden başlayarak feminist sanatçılar, cinsiyetçiliği ve baskıyı sona erdirmeyi amaçlayan çalışmalar yapmak için, tarihsel olarak "kadın işi" olarak kabul edilen resim, performans sanatı ve el sanatları dâhil olmak üzere çeşitli ortamlar kullandı. 1960’lı yıllardan itibaren ABD’de kadın sanatçılar, sanat tarihçiler ve sanat eleştirmenleri; kadının sanatta, sanat tarihinde, sanat kurumlarında ve müzelerde doğru ve yeterince temsil edilmemesine, kendilerine yer bulamamasına ve dışlanmasına karşı bir mücadele olarak feminist sanat akımı altında buluşarak feminist sanat alanında üretimler ve araştırmalar yaptı. Feminist sanat, kadınlar ve azınlık sanatçılar için daha önce var olmayan fırsatlar ve mekânlar yaratırken, 1980'lerin kimlik sanatı ve aktivist sanatının yolunu açtı. Bu yıllarda başlatılan tartışmaların çoğu hâlâ devam ederken, genç feminist sanatçılar ırk, sınıf, ayrıcalık biçimleri, cinsiyet kimliği hakkındaki kesişen endişeleri içeren bir yaklaşım benimsiyor. 

Judy Chicago The Dinner Party, 1974–9
Judy Chicago The Dinner Party, 1974–9

“Neden Büyük Kadın Sanatçılar Yok?”: 1971'de sanat tarihçisi Linda Nochlin “Neden Büyük Kadın Sanatçılar Yok?” adlı çığır açan bir makale yayımladı. Makale yetenekli kadınların erkek meslektaşlarıyla aynı statüye ulaşmasını engelleyen sosyal ve ekonomik faktörleri araştırdı. Ne ironidir ki resim, el işçiliği ve yaratıcılığa dayalı üretimler yapmak hem feminen bulunuyor hem de yine aynı kesim “en büyük” ressamların erkekler olduğunu düşünüyor. Evde “mutfağın kraliçesi” kadınlar ilan edilirken en ünlü şefler denilince akıllarda ilk sıralarda erkekler yer alıyor. Kadının üretimde bulunması, günlük hayatta yeterli ve alışılmış görülürken konu iş dünyası olunca bir güvensizlik, yetersizlik ve başarısızlık imajı yükleniyor. Nesiller “elinin hamuruyla erkek işine karışma” söylemleri empoze edilerek yetiştiriliyor.

“Kadın sanatçı": Erkek sanatçılardan bahsedilirken cinsiyeti belirtilmezken cinsiyet kadın olduğunda “kadın sanatçı” vurgusunun nedenini hâlâ sorguluyoruz. Kadın sanatçıların erkek sanatçılardan farklı temsil edilmesi, eşitsizliğin eser satışlarına ve alımlara yansıması, koleksiyonerlerin kadın sanatçılara çekimser yaklaşımı, kadın sanatçıya karşı duyulan “doğurur sanattan uzaklaşır” yaftalaması günümüzde de karşılaşmaya devam ettiğimiz problemlerden.

 Tracey Emin, I Do Not Expect To Be A Mother
 Tracey Emin, I Do Not Expect To Be A Mother 

“Kadınların müzeye girebilmeleri için illa ki çıplak mı olmaları gerekir?”: Feminist sanatın ilk örneklerinde kadın sanatçılar, kadınsı deneyimden zevk almaya önem verdiler, vajinal görüntüleri ve âdet kanını kullandılar, tanrıça figürleri gibi çıplak poz verdiler ve “kadın işi” olarak kabul edilen nakış gibi medyalara meydan okurcasına başvurdular. Ardından feminist sanatçılar bu yaklaşımı reddettiler ve kadınlık ve kadınlık fikrinin kökenini ortaya çıkarmaya çalıştılar. Dönemin en bilinen çalışmaları arasında Judy Chicago’nun The Dinner Party’si, Mary Beth Edelson’ın Some Living Women Artists/Last Supper’ı, Sandy Orgel Linen Closet’ı ve tabii Gerilla Girls’ün üretimleri geliyor akla. “Kadınların müzeye girebilmeleri için illa ki çıplak mı olmaları gerekir?” sorusuyla dikkatleri çeken Gerilla Girls bu alanda çarpıcı işler üretmeye devam ediyor. Geçmişten günümüze feminist sanat çalışmalarıyla iz bırakan sanatçılar arasında ise Miriam Schapiro, Tracey Emin, Cindy Sherman, Nil Yalter, Carolee Schneemann, Shirin Neshat, Barbara Krüger, Şükran Moral, Sherrie Levine, Nur Koçak, Canan, İpek Düben ilk akla gelenlerden.

Genel çerçeveye baktığımızda daha uzun bir süre sanatta cinsiyet meselesini tartışacağız gibi görünüyor. Bu noktada sanat profesyonellerine, sanatçılara, yazarlara, koleksiyonerlere ve tabii ki sanat izleyicisine de ciddi bir görev düşüyor. “Kadın sanatçı” lafını daha az duyduğumuz noktada eşit temsile bir adım daha yaklaşmış olacağız. Çeşitli belirteçlere ihtiyaç duymadan salt sanat ve sanatçıyı konuşacağımız günlere…

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

Karanlıktan korkmayanlara ithafen

Tom Waits'in reklamcılarla mücadelesi, "kadın sanatçı" meselesi, kısalan listeler

12 Şub 2021

O'Art ile birlikte
Karanlıktan korkmayanlara ithafen

YAZARLAR

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Renata Salecl'ten 'Kabalık Çağı': Nezaketsizlik bu çağın yeni normali mi?

Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Soner Can

·

14 Eyl 2026

Renata Salecl'ten 'Kabalık Çağı': Nezaketsizlik bu çağın yeni normali mi?
DuendeDuende

HİKAYE

Makinelere karşı değil onunla aynı sahnede: Jojo Mayer ile ME/MACHINE üzerine

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Eda Solmaz

·

14 Eyl 2026

Makinelere karşı değil onunla aynı sahnede: Jojo Mayer ile ME/MACHINE üzerine
DuendeDuende

HİKAYE

Furious: Öfkenin kadından kadına aktarılan kanatları

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Tuba Büdüş

·

14 Eyl 2026

Furious: Öfkenin kadından kadına aktarılan kanatları
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Sadakatsizlikle başa çıkmaya çalışanlar için kitap reçetesi

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

Aslı Perker

·

11 Eyl 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Sadakatsizlikle başa çıkmaya çalışanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende

HİKAYE

'The Unknown': Bir bedeni aynı insan yapan nedir?

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.

Emre Eminoğlu

·

11 Eyl 2026

'The Unknown': Bir bedeni aynı insan yapan nedir?