Sanayiciler anlatıyor: Ekonomik zorlukları aşmak için neler bekleniyor?

Ekonomik dalgalanmaların etkisiyle bir dönüşüm sürecinden geçen Türk sanayisi, zorlu koşullara rağmen ayakta kalmanın yollarını arıyor. Peki sanayiciler bu zorlukları aşmak için ne tür hamleler bekliyor? Farklı sektörlerden sanayiciler karşılaştıkları sorunlar, gördükleri fırsatlar ve ekonomi yönetiminden beklentileri hakkında sorularımızı yanıtladı.
Sanayiciler anlatıyor: Ekonomik zorlukları aşmak için neler bekleniyor?

5 Haziran - Tissot - Exante
Tissot ile birlikte

Tissot'nun Babalar Günü seçkisiyle önemli anları kutlayın Babalar Günü’nde zamana meydan okuyan hediyeler arıyorsanız sizi Tissot’nun Babalar Günü seçkisiyle tanıştıralım. Tissot 1853 yılından bu yana kol saatlerinde geleneği ve yeniliği harmanlıyor. Doğru hediyeyi bulmanıza yardımcı olmak için hazırlanan Babalar Günü seçkisi ile hediyeleriniz her an sevdiklerinizin bileklerinde olarak anılarına ortak oluyor. Seçkide her zevke, bütçeye ve tercihe uygun seçenekler bulunuyor. Zaman, bizi birbirimize yaklaştırmak için eşsiz bir güce sahip; bir kol saati ise sevginizi ve takdirinizi sizin için önemli birinin bileğinde görmenin içten gelen bir yolu. Tissot'nun İsviçre kalitesine sahip saatleri nesilleri birbirine bağlarken saatin tik taklarında geçmiş, bugün ve gelecek arasında bir köprü kuruyor. Tissot'nun Babalar Günü hediye seçkisiyle buradan tanışabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Türk sanayisi, ekonomik koşulların etkisiyle zorlu bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Sıkı para politikalarıyla birlikte artan finansman maliyetleri, yükselen kredi faizleri ve kur baskısı altında kalan ihracatçılar, üretimi sürdürebilmek ve istihdamı koruyabilmek için ciddi bir mücadele veriyor. Peki bu zorlukların aşılması için ne tür adımlar atılması bekleniyor?

Farklı sektörlerden sanayiciler son dönemde karşılaştıkları sorunları, önlerinde gördükleri fırsatları ve ekonomi yönetiminden beklentilerini Aposto’ya anlattı.

ASO Başkanı Seyit Ardıç: Sanayici mevcut üretimini sürdürmekte bile zorlanıyor

Konuyla ilgili Aposto'ya konuşan Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, son dönemde Türk sanayisinin karşı karşıya kaldığı en büyük sorunun finansmana erişim olduğunu söylüyor. Ardıç, üretici fiyat endeksinin %23 seviyesinde seyrettiği bir ortamda kredi faizlerinin %60’ı aşmasının, üretim maliyetlerini keskin biçimde artırdığını vurguluyor. Ardıç’a göre bu gelişme, yalnızca firma bilançolarını değil, sektör genelinde büyümeyi de baskılıyor: 

“Enflasyonla mücadelede sıkılaştırıcı politikaların maliyetini en çok sanayi sektörünün yaşadığını 2025 yılı birinci çeyrek büyüme verileri de teyit ediyor. Yılın ilk çeyreğinde sanayi sektörü %1,8 daraldı. 2024 yılı ilk çeyreğinde %21,7 olan sanayinin GSYH içindeki payı, %19,2’ye geriledi.

Enflasyonla mücadeleye maliye politikası ve yapısal dönüşümlerin de eşlik etmesi, hedeflere ulaşılması açısından büyük önem taşıyor. Dezenflasyon sürecinin devam etmesini, finansman imkanlarının ve yatırım ortamının iyileşerek sanayinin üretim gücünün artmasını umut ediyoruz.”

Mevcut ortamın yatırım kararlarını ve istihdam planlarını doğrudan etkilediğini, reel kesim güven endeksinin pandemi haricinde son 15 yılın en düşük seviyesinde olduğunu ve Mart ayında sanayi istihdamının %2,6 gerilediğini söyleyen Ardıç, “Sanayici, maliyeti %60’ın üzerine çıkan ticari kredi faiziyle bırakın yeni yatırım yapmayı, mevcut üretimini sürdürmekte bile zorlanıyor. Sanayide istihdamı destekleyecek vergi ve sigorta desteğinin sağlanması gerekiyor” diyor.

“Öte yandan, çalışanlar düşük ücretten yakınırken sanayicimiz de bordrodan vergiye, enerji faturalarından yüksek ticari kredi faizlerine kadar uzanan ağır mali yükün altında ayakta kalmaya çalışıyor. Sanayide giydirilmiş maliyetlerle çalışan bir işçinin aylık ücreti 2.000 dolara yaklaştı. Bu durum, yapısal bir sorunun varlığına işaret ediyor. Sistem kaynaklı bu çelişkinin çözülmesi, üretimin sürdürülebilirliği ve toplumsal refah için büyük önem taşıyor.”

Ardıç, son dönemde iç piyasada yaşanan daralmanın ihracat ile aşılması gündemdeyken dış pazarlarda da korumacı önlemlerin arttığının ancak buna rağmen ihracatı artırmaya devam ettiklerinin altını çiziyor:

“Önümüzdeki dönemde küresel belirsizlikler ve yapay gündemlerin jeopolitik tansiyonu artırması, ihracatımızın önündeki temel riskler olarak sayılabilir. Uzun vadeli iş birliklerimiz sayesinde ihracatımız ivme kaybetse de orta vadede istikrarlı bir yapıya ulaşabileceğimizi düşünüyorum. Diğer taraftan Orta Doğu ve Afrika gibi gelişmekte olan pazarlarda ise büyüme potansiyeli yüksek; bu bölgelerdeki talepler artış eğiliminde.”

Ardıç: KOBİ tanımının güncellenmesi kaçınılmaz

KOBİ’lere destek olma amacıyla açıklanan yeni Kredi Garanti Fonu (KGF) paketini “sanayi için kıymetli bir adım” olarak değerlendiren Ardıç, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür etmekle birlikte, desteklerin daha geniş kapsamlı politikalarla tamamlanması gerektiği kanaatini ifade ediyor. Ardıç, sanayiye yönelik kredi mekanizmalarının daha işlevsel hâle getirilmesi gerektiğini söylüyor: 

“Güçlü sermaye yapısına sahip bankacılık sektörümüzün üretim odaklı kredi mekanizmalarını daha aktif hâle getirmesi, nefes kredilerinin yeniden devreye alınması ve Merkez Bankası'nın selektif kredi politikalarının sanayici lehine daha etkin çalıştırılması beklentimizdir.”

Ardıç'ın bir diğer yapısal reform önerisi de KOBİ tanımının güncellenmesi:

“Yıllık cirosu veya mali bilançosu 500 milyon TL’yi aşmayan işletmeleri KOBİ olarak tanımlıyoruz. Ancak bu rakam, örnek aldığımız Avrupa Birliği’nde ciro için 50 milyon avro, mali bilanço için ise 43 milyon avro. Yani ülkemizdeki limitin yaklaşık 4 katı. Bizdeki KOBİ tanımı da Avrupa Birliği tanımındaki miktara ya da en azından onun yarısına, yani 1 milyar TL’ye çıkarılmalıdır. Son iki yılda yaşadığımız yüksek enflasyon, bu eşik değerlerin güncellenmesini zorunlu kılmıştır.”

İDDMİB Başkanı Çetin Tecdelioğlu: İç piyasada %15’e varan düşüş var

Konuyla ilgili Aposto'ya konuşan Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanvekili ve İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) Başkanı Çetin Tecdelioğlu’na göre sıkılaşan finansman koşulları, sanayinin rekabet gücünü törpülüyor ve firmaları kârlılıktan uzaklaştırıyor. Tecdelioğlu, İSO 500’deki 160 firmanın bu yıl eski bilanço verilerini kullanmak zorunda kalmasının finansal baskının geldiği noktayı açıkça gösterdiğini söylüyor:

“İç piyasada, özellikle perakende sektöründe %15’lere varan küçülmeler söz konusu. Tüketicilerin satın alma gücündeki belirgin düşüş, iç talebi doğrudan etkiliyor. İhracat tarafında ise talepte ciddi bir gerileme yok ancak fiyatlandırma konusunda ciddi zorluklar yaşıyoruz. Bunun temel nedeni, döviz kurlarındaki durum. Fiyat vermekte zorlanıyoruz. Rakip ülkelere göre fiyatlarımız yüksek kalabiliyor.”

Yatırımlar konusunda geçmişten gelen kararların devam ettiğini ancak ilave yatırımlar yapmanın oldukça güç hâle geldiğini söyleyen Tecdelioğlu, “Yeni yatırımların hayata geçebilmesi için faiz oranlarının düşmesini bekliyoruz. Bu doğrultuda, gelecek yılın ilk çeyreğinde faizlerde bir düşüş yaşanırsa yatırım ortamının tekrar hareketlenmesini öngörüyoruz” diyor.

Mevcut durumda yaşanan sıkıntılara rağmen orta vadede Fas, Cezayir, Mısır ve ABD gibi ülkelerde talebin güçlenebileceğine de dikkat çeken Tecdelioğlu, “Özellikle 2030 Dünya Kupası’nın Fas, Portekiz ve İspanya’da düzenlenecek olması, bu ülkelerde yaklaşık 30 milyar dolarlık bir yatırım sürecini başlatıyor. Bu süreçte söz konusu pazarlara özel çalışmalar yapılmalı; Serbest Ticaret Anlaşmaları veya benzeri karşılıklı işbirlikleri geliştirilmelidir. Özellikle Cezayir’de rekabette zorlanıyoruz. Latin Amerika’da ise yüksek vergi engelleriyle karşı karşıyayız” ifadelerini kullanıyor. 

“Bununla birlikte ekonomi yönetiminden beklentimiz, sadece finansman kolaylıklarıyla sınırlı kalınmayıp döviz kuru istikrarını sağlayacak ve üretim planlamasını kolaylaştıracak yapısal adımların da atılmasıdır. Aynı şekilde, dış pazarlarda rekabet gücümüzü artıracak Serbest Ticaret Anlaşması benzeri uluslararası işbirliklerinin yaygınlaştırılması da kritik önemdedir.”

İTHİB Başkanı Ahmet Öksüz: Küresel düşünüp üretimi diğer ülkelere kaydırabiliriz

Aposto'ya görüşlerini aktaran İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı Ahmet Öksüz ise yurt içinde ve özellikle perakende alanında çift haneli küçülmelerin söz konusu olduğunu, dış pazarlarda ise tekstil ve hazır giyim sektörlerinde yaşanan küresel daralma eğilimine rağmen stratejik ülkelerde pozisyonlarını korumaya çalıştıklarını ifade ediyor: 

“Güncel verilere göre AB’nin dünyadan tekstil ithalatı, %2,7 oranında düşerken Türkiye, pazarını koruyabilmeyi başardı. Avrupa Birliği ve ABD gibi ana pazarlarımızda daralan ithalat rakamlarına rağmen Türkiye’nin tekstil ihracatında pay kaybı yaşanmaması önemli bir kazanımdır. Ancak ihracatçılarımız müşteri kaybetmemek için maliyetine ve hatta zararına ihracat yapıyor. Döviz kurunun enflasyon karşısında ezilmesi sebebiyle rekabetçiliğimiz çok zorlanıyor. 1.300 doları aşan istihdam maliyetlerimiz bazı Avrupalı ülkelerle yarışır duruma geldi.”

Rekabet gücünü korumak isteyen firmalar için mevcut finansman koşullarının sürdürülebilir olmadığını söyleyen Öksüz, faizlerin yüksek seviyede seyretmesinin yatırım ortamını ciddi ölçüde baskıladığını ve firmaların planlarını ötelemesine yol açtığını söyleyerek “Geçmişten gelen yatırımlar devam etse de ilave adımlar için ekonomik görünümün netleşmesi bekleniyor. Bu durum doğrudan istihdam planlamasına da yansıyor. Bazı alt sektörlerde teknik kadro bulmakta güçlük yaşanırken sürdürülebilir bir büyüme için nitelikli işgücünün desteklenmesi gerekiyor” ifadelerini kullanıyor:

“Sektör varoluş mücadelesi verirken 1.300 doları aşan istihdam maliyetlerinin yanında Türkiye’nin rekabet ettiği ülkelerde istihdam maliyetleri 5’te 1 seviyesinde. Dolayısıyla mevcut maliyetler, istihdam kararlarını etkilemekle kalmıyor Türkiye’de yatırım kararlarını da olumsuz etkiliyor.

Türkiye bizim vatanımız. Ülkemizde üretmeye, istihdam etmeye, Türkiye ekonomisini ihracatla kalkındırmaya devam edeceğiz. Ancak mevcut alışkanlıklarla ve geleneksel yöntemlerle ihracatımızı sürdürülebilir kılmamız mümkün değil. Daha küresel düşünüp geleneksel ürünlerin üretimini istihdam maliyetlerinin daha düşük olduğu diğer ülkelere kaydırabiliriz. Türkiye’de daha katma değerli, markalı ihracata yönelmemiz gerekiyor.”

Ekonomi yönetiminden beklentileriyle ilgili de konuşan Öksüz, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Döviz kurunda öngörülebilirliğin sağlanması ve üretim maliyetlerini azaltacak politikaların hayata geçirilmesi, sektörümüz açısından en öncelikli beklentilerdir. Bu çerçevede uygun koşullarda finansmana erişim firmalarımız için büyük önem taşıyor. Yüksek finansman maliyetleri firmalarımızın rekabetçiliğini olumsuz etkilediği gibi yatırım kararlarını da etkiliyor. Kredi Garanti Fonu’nun sağladığı kaynak tahsislerinin bankalar aracılığı ile daha aktif kullandırılması beklentimiz bulunmaktadır.”

MAPESAD Başkanı Tayfun Koçak: Firmalar maliyetlerini düşürmeye odaklı

Görüşüne başvurduğumuz Madeni Yağ ve Petrol Ürünleri Sanayicileri Derneği (MAPESAD) Başkanı Tayfun Koçak da finansmana erişimde yaşanan zorluklara işaret ediyor: 

“Müşterilerimizin çoğu, yalnızca kendilerine gelen sipariş kadar mal alımı yapmayı tercih ediyor. Stokta mal tutmak istemiyorlar çünkü stokladıkları ürünü zamanında satamazlarsa vadesi gelen ödemeyi yapmak zorunda kalıyorlar. Ancak günümüzde paranın maliyeti çok yüksek. Bu nedenle firmalar, stoklama maliyetine girmek istemiyor.”

Küresel gelişmeler nedeniyle ihracat talebinde de bir düşüş yaşandığına da dikkat çeken Koçak, “Döviz kurlarındaki artışın sınırlı kalması da ihracatçıyı zorlayan bir başka etken. Öte yandan, maliyetlerimiz sürekli artıyor. Ancak döviz kurları yükseldiğinde de bu sefer iç piyasa olumsuz etkileniyor. Şu anda firmalar mümkün olduğunca maliyetlerini düşürmeye odaklanmış durumda” diyor. 

Koçak, açıklanan KGF paketiyle ilgili görüşlerini de şöyle ifade ediyor: 

“KGF paketi piyasada bir heyecan yarattı. Özellikle KOBİ’ler için bir can suyu olacağını düşünüyorum. Ayrıca KOBİ tanımındaki alt kırılımların güncellenmesi de olumlu bir gelişme olur. KGF’nin olabildiğince çok sayıda firmaya dağıtılması büyük önem taşıyor.”  

ZÜCDER Başkanı Burak Önder: İhracatçılar müşteri kaybetmemek için kârı minimize ediyor

Konuyla ilgili görüşlerini Aposto'ya açıklayan Züccaciyeciler Derneği (ZÜCDER) Başkanı Burak Önder ise finansman sorununu, finansmana erişim ve finansmanın kalitesi olarak iki boyutta ele aldıklarını söylüyor: 

“Şu anda her ikisinde de sorunlar var. Türkiye’de şirketlerin büyük çoğunluğu öz sermaye problemiyle doğar. Bu da şirketlerde hep işletme sermayesi ihtiyacı doğurur. Enflasyon ile mücadele etmek çok değerli ve rasyonel, lakin ekonomide tek sorun enflasyon değil. Özellikle sanayi kesiminin desteklenmesi, içinden geçtiğimiz dönemde çok önemli. Artan faiz oranının en büyük etkisi tabii ki yatırımlara oldu. Bugün bunu, yatırım mallarının ithalatındaki düşüşten de görüyoruz.” 

Sektör ihracatında derin bir düşüş yaşamadıklarını ancak ihracatçı firmaların müşterilerini kaybetmemek için kârlılıklarını minimize ettiğini söyleyen Önder, “Çünkü kaybedilen müşteriyi tekrar kazanmanın maliyeti, yeni müşteri bulmaktan daha zor. Bu dönemde özellikle Çin’in agresif fiyat politikası da Türk ihracatçısını etkileyen faktörlerden bir tanesi” diyor. 

“Gerek küreselde gerekse ülkemizde rekabetçilik çok önemli. Rekabetçiliği sadece kur politikasına indirgememek lazım. Lakin bu dönemde ve kısa vadede kur, önemli bir enstrüman hâline geldi. Kur politikası, ihracatta rekabetçiliğimizi etkileyen etkenlerden bir tanesi ve özellikle yurt içinde ithalatı cazip hâle getirdiğinden hem ihracat pazarında hem de içeride üreticiyi zorlayan bir hâl aldı.”

Yeni açıklanan finansman tedbirlerini de değerlendiren Önder, tutarı düşük olsa da KGF paketinin kıymetli bir adım olduğunu söyleyerek “Burada bankaların bu kaynağı, ihtiyacı olan KOBİ’lere aktarması önemli. Çünkü bankalar bu kaynakları bu süreçte en güvendikleri firmalara veriyor. Halbuki ihtiyacı olan KOBİ’lere ulaştırılması, bu paketin temel amacı. Sürdürülebilir üretim ve ihracat için finansman çok önemli bir enstrüman” yorumunu yapıyor.

“Kamunun elinde kısıtlı kaynakların olduğunu görüyoruz lakin bu kısıtlı kaynakların sanayi ve ihracat sektörlerine kullanılmasının gerektiğine inanıyoruz. Türkiye, dünyadaki rakiplerine göre üretime ve ihracata görece geç başlamış bir ülke. Ülkemizde sanayi ve ihracat kültürünün sürdürülebilirliği, aydınlık yarınlarımız için önemli. Bu süreçte de en önemli ilaç, finansmana erişim ve finansmanın kalitesidir.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

EXANTEEXANTE

BÜLTEN SAYISI

💸 TL'nin reel değeri

Dün yurt içinde TL'nin reel değeri ve aylık fiyat gelişmeleri raporunu takip ettiğimiz, bir yandan da yatırım haberlerini izlediğimiz bir gün oldu.

05 Haz 2025

Tissot ile birlikte
Bloomberg

YAZARLAR

Emircan Yaman

Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR