
n okuyoruz|Ahmet A. Sabancı dünyada gazetecilik ve medya alanındaki gelişmeleri ve trendleri takip ediyor ve her pazar sabahı NewsLabTurkey tarafından yayınlanan n okuyoruz| bülteninde okurları için derliyor.
Hem yaşadığımız ülke hem de bültenin ele aldığı sektör sebebiyle yıllar içerisinde sansür ve ifade özgürlüğü ihlalleri üzerine yazmak isteyeceğimden çok daha fazlasını sizlerle paylaştım. Maalesef yıllar içerisinde bu durumda bir iyileşme görmediğimiz gibi küresel olarak bir kötüye gidişi izliyoruz.
Türkiye’de özellikle son haftalarda yaşadıklarımızı hepimiz biliyor, o yüzden tekrar etmeme gerek yok diye düşünüyorum. Ancak benzer şeyleri dünyanın hemen her yerinde görüyoruz: Rusya, İsrail, ABD, Çin, Brezilya, Meksika… Aklınıza gelecek hemen her ülkede siyasetin veya güç sahiplerinin beğenmedikleri veya rahatsız oldukları bir şeyi görünmez kılmak için sansürün farklı biçimlerine başvurduğunu görmeniz mümkün. Benzer şekilde hemen her ülkenin çocukları ve gençleri koruma bahanesiyle hem sansürü hem de onların ifade özgürlüğünü ellerinden almayı normal bir şey gibi gördüğü bir döneme girdik.
Bütün bunların arkasındaki motivasyonlara bakınca sebebini daha iyi anlıyoruz. Donald Trump kendisi hakkında sadece övgü istediği için gazetecilere saldırıyor. İsrail devleti işlediği savaş suçlarını insanları susturarak gizleyebileceğini zannediyor. Meksika’da karteller ve onlarla ilişkili kişiler işledikleri suçların haber olmasını engellemek için gazetecileri hedef alıyor. Dünyanın hemen her yerinde muhafazakarlar kendileri gibi olmayan insanları görünmez kılarak bütün sorunlarını çözeceklerini zannediyor. Ve hemen herkes çocuklar internete giremezse onları istedikleri gibi şekillendirebilmeyi umuyor.
Sansürü bir çaresizlik işareti olarak görmemin sebebi tam olarak bu. Çünkü sansür soruna bir çözüm üretmek yerine onu halının altına süpürmektir. Sansür hatalı olduğunu veya senden farklı düşünenler olduğunu kabul etmek yerine onları görünmez kılmanı sağlar. Eğer gerçeklikle arana bir mesafe koymak istiyorsan sansür en iyi araçtır.
Ancak sansürün gerçekten işe yaradığını söylemek de mümkün değil. Tarih boyunca insanlar her türlü sansür girişimine karşı yaratıcı bir çözüm üretmeyi başardı. Bilgisayarlar ve internet ise bunu çok daha kolay hâle getiriyor. Engellenen bir siteyi yeni bir adrese taşımak beş dakikalık bir işlem, yeni bir hesap açmak ise iki dakika. İnternete yüklenen bir dosya —hele bir de birilerinin onu sansürlemek istediği duyulduysa— mantar gibi çoğalıp binlerce farklı yerde erişilebilir hâle gelebiliyor. Eğer bir platform engellenirse insanlar anında başka bir yerde bir araya gelebiliyor.
Bunun belki de en eğlenceli örneklerinden birisini geçtiğimiz günlerde NPR keşfetmiş. Radyo tarafından yayınlanan ve Spotify’da kolay kolay yorum almayan Wild Card isimli podcast birden anlamsız yorumlar almaya başlamış. Başlangıçta bot zannettikleri yorumların arka planını araştırdıklarında ise karşılarına hiç beklemedikleri bir hikaye çıkıyor: sosyal medya erişimleri engellenen bir grup ortaokul öğrencisi, hiç yorum almayan podcast yayınlarının yorumlar kısmını sohbet etmek için kullanmaya karar vermişler.
Tam da bunun gibi yüzlerce örnek yüzünden sansürün etkisini ve gücünü gözümüzde büyütmemek lazım. Belki o esnada etkili oluyor veya aşırı güçlü hissediliyor olabilir ama bu her zaman geçici olmuştur. Önemli olan böyle dönemlerde dirençli olmanın ve sansürün toplumsal hafızamızda bir delik oluşturmasına izin vermemenin yollarını bulmak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
n okuyoruz|Ahmet A. Sabancı dünyada gazetecilik ve medya alanındaki gelişmeleri ve trendleri takip ediyor ve her pazar sabahı NewsLabTurkey tarafından yayınlanan n okuyoruz| bülteninde okurları için derliyor.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu ayın anahtar kelimeleri: Boston Globe, Skydance, Muse, Dots.
04 Eki 2026

YAZARLAR

n okuyoruz|
Ahmet A. Sabancı dünyada gazetecilik ve medya alanındaki gelişmeleri ve trendleri takip ediyor ve her pazar sabahı NewsLabTurkey tarafından yayınlanan n okuyoruz| bülteninde okurları için derliyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Panikle kalkan sansür ve gözetimle oturuyor.
30 Ağu 2026







