55 yıllık hasrete son 1

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
“Bob (Sir Bobby Robson), Gareth ve bu İngiltere takımıyla gurur duyardı. Açıkça birbirleri için oynuyorlar ve ülkelerini temsil etmekten büyük gurur duyuyorlar. Büyük bir turnuvada ilerlemek için sürekli iyi olmanız ve herkesin odaklanmasını sağlamanız gerekir ki bunu başarmak gerçekten kolay iş değildir. Bob için ulusal takımın menajerliği her zaman sevdiği bir şeydi ve biliyorum ki Gareth için de durum bu.” Elsie Robson
Bir maçlık Roma seyehatinin ardından Wembley’e geri dönen İngiltere’nin rakibi, oynadığı göze hoş gelen futbolla dikkatleri çeken ve yaşadığı saha dışı hikayelerin sonucunda ‘sempati şampiyonu’ olarak nitelendirilen Kasper Hjulmand’ın Danimarkası’ydı.
3’lü savunmanın turnuvadaki en büyük temsilcilerinden Almanya’ya karşı takımını 3’lü dizerek sonuca ulaşan Southgate, Ukrayna karşısında Uluslar Ligi ve turnuva boyunca tercih ettiği sistem olan 4-2-3-1’e geri döndü. 3 savunmacılı sistemi en az Almanya kadar efektif bir şekilde oynayabilen Danimarka’ya karşı Southgate’in tercih edeceği sistem büyük merak konusu olsa da İngiliz menajer A planından şaşmadı. Ukrayna maçında sakatlığı nedeniyle forma şansı bulamayan Saka, fit hale gelmesinin ardından Sancho’dan ilk 11’deki yerini aldı. İngiltere’de bunun dışında değişiklik yoktu.
Maç iki tarafın da tercih ettiği gibi kontrollü ve mücadeleci şekilde başladı. İlk çeyrekte topla oynamaya yüzdeleri ve gol beklentileri arasında büyük farklar yoktu. Danimarka’nın 30.dakikada kazandığı serbest vuruşta topun başına geçen Damsgaard, hafızalardan silinmeyecek bir vuruşla Pickford’ın absürdleşen clean sheet serisini bozuyor ve takımını 1-0 öne taşıyordu. Bu gol, İngiltere’yi turnuvada geriye düşüren ilk gol olduğu için Southgate için farklı bir meydan okuma demekti.

UEFA
İki takım teraziye konulunca, İngiltere’nin rakibi karşısındaki en büyük avantajının fizik kondisyon olduğunu söylemek çok zor bir tahmin olmasa gerek. 4 gün önce Bakü’de çetin bir eşleşme sonucunda Çekya’yı elemeye başaran Danimarka’nın son 25 dakikadaki hali, serisi 7. maça taşınmış ve rotasyonu iyice daralmış bir NBA takımını anımsatıyordu. İngiltere, bu avantajını kusursuz kullandı.
Kane’in repertuarında daima bulundurduğu ancak bu sene ustalık eserine dönüştürdüğü ‘derine gelip pozisyon hazırlama’ görevi, turnuvada ilk kez karşımıza çıktı. Devre sonlarına doğru uyuyakalan Danimarka orta sahasının arasında topla buluşan Kane, Saka’ya pasını attığı anda Danimarka için her şey çok geçti. Saka’nın kanattan çevirdiği topta Kjaer topu kendi ağlarına yolladı.
UEFA
Geriden gelmenin verdiği momentumu fiziksellikle birleştiren İngiltere, ikinci yarıda kontrolü tamamen ele alsa da 90 dakikada sonuca ulaşamadı ve maç uzatmaya taşındı. Hjulmand’ın fiziksel direnci arttırmak amacıyla yaptığı değişiklikler, takımın baskıdan kurtulmasını sağlayamadığı gibi hücumu da verimsizleştirdi. Maçın en dikkat çeken istatistiği benim için; Danimarka’nın 60-120 arası rakip kaleye attığı şutun 1 olmasıydı.
Uzatmalarda Jensen’in Sterling’e ceza sahasında yaptığı müdahaleye çalınan düdük maçın, belki de turnuvanın en çok tartışılan kararı oldu. Topun başına geçen Kane penaltıyı gole çeviremese de dönen topu tamamlayarak skoru belirliyor final kapısını aralıyordu.

UEFA
Southgate’in golden sonra yaptığı Trippier-Grealish değişikliği, çok sembolik bir andı. 69’da durum berabereyken hücum gücünü arttırmak için görevlendirilen Grealish’in öne geçtikten hemen sonra oyundan alınması, İngiliz menajerin pragmatizm seviyesini açıklıyor. Bu durum basında eleştirilse de, 55 yıllık seriyi bitirmek için gün sayan Southgate’in kulaklarını tıkadığına eminim. İngilizler için parti henüz bitmedi, hatta yeni başlıyor olabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Konuklar: Federico Chiesa, Gareth Southgate, Türkiye Basketbol Erkek A Millî Takımı, Sha’Carri Richardson ve Lando Norris
09 Tem 2021

YAZARLAR

Umut Öztürk
Premiercast.

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tadej Pogačar, Paris’te Fransa Turu'nu beş kez kazananların arasına girdiğinde tarihle ve rekorlarla ilgilenmek istemediğini söyledi. Birinci veya beşinci zafer olması fark etmiyordu, Tadej Pogačar o anın tadını çıkarmak istiyordu. Belki gerçekten böyledir. Biz Pogačar’ı Merckx’le, Hinault’yla ve henüz kazanmadığı kupalarla ölçerken o, bisikletin içinde daha yakın şeylere bakıyor: Karşısındaki rakibe, arkasında zorlanan arkadaşına, yol kenarında bekleyen sevdiğine.

Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?




