Prensiplerine sadık


Dünya Ralli Şampiyonası’nda bir ilk: Finlandiya Rallisi 1973 yılında yapılan Monte Carlo Rallisi'yle başlayan Dünya Ralli Şampiyonası geleneği, bu yıl 49'uncu kez tekrarlanıyor. 21 Ocak'ta yine aynı yerde, Monte Carlo Rallisi'yle başlayan, Fransız Alplerindeki değişken kış havasının getirdiği sayısız zorlukla izleyenlere heyecan dolu anlar yaşatan ve ilk yarışı Sébastien Ogier - Julien Ingrassia zaferiyle sonuçlanan yeni sezon, 11-14 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek Japonya rallisine kadar, bir yıl boyunca bizimle olacak. Ayrıca bu yıl WRC, bir ilke de tanıklık ediyor. Red Bull, WRC kapsamında ilk kez düzenlenecek Finlandiya Rallisi'ni saygın motor sporları muhabiri David Evans ile redbull.com’da değerlendiriyor. "Kar yağdığında araba kullanmak o kadar da hoş değil": Rallinin tüm etaplarını yayınlayacak olan Red Bull TV , komşusu İsveç’in yerini dolduran Finlandiya’da gerçekleşecek yarışa dair öngörüler için David Evans’ın söylediklerine kulak veriyor. Finlandiya Arctic Rallisi bugün Lapland'de başlıyor. Toyota sürücüsü Elfyn Evans, hava koşullarını tek kelimeyle özetliyor: "Dondurucu..." Monte Carlo Rallisi'nin kazananı Sébastien Ogier, bu yarış için de dikkat çeken isimler arasında yer alıyor. WRC meraklıları; olası bir şiddetli kar yağışının Ogier'in Toyota Yaris'ini nasıl etkileyeceğini merak ediyor. Ogier’in karşısına ralli takipçilerinin alışkın olduğu başka bir isim çıkıyor: Elfyn Evans. Fakat Kalle Rovanperä da performansı fazlasıyla merak edilen pilotlar arasında yer alıyor. Güzel manzaralar eşliğinde gerçekleşecek bir etaba canlı tanıklık etmek için Red Bull TV'yi, Evans'ın ayrıntılarla dolu değerlendirmesini okumak için bu adresi ziyaret etmenizi öneriyoruz.
Daha fazlasını öğren →
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Toto Wolff denilince akıllara direkt olarak Mercedes gelse de aslında kendisi eski bir yarış pilotu. Kariyerine 1992 yılında Avusturya Formula Ford Şampiyonası ile başlayan Wolff, 2006 yılına kadar yarışmaya devam etti. Pilotluğun yanı sıra 1998'de Marchfifteen, 2004'te ise Marchsixteen Investments isimli iki yatırım şirketi kuran Wolff, iki yıl sonra da HWA AG şirketinin %49’luk hissesini satın aldı. Ek olarak Avrupa’nın en büyük ralli parçası distribütörlerinden BRR Rally Racing’e yatırım yapan Toto Wolff, eski F1 dünya şampiyonu Mika Häkkinen ile bir spor yönetim şirketine ortak oldu.
- Zamanın gelmesi: Wolff’un yarış pistleri dışındaki bu yoğun kariyeri, kendisinin organizasyon yönetimi konusunda özel bir lider olabilmesine olanak sağladı. Özellikle 2009 yılında Williams takımının hisselerine yatırım yapan Wolff, bu tercihiyle ekibin yönetim kurulunda bir koltuk sahibi olmayı başardı. Bu süreçte bir Formula 1 takımının kurumsal yapısına tanıklık eden Wolff, bir sonraki hamlesi için doğru zamanı ve doğru insanları bekledi. Dört yıl sonra efsane pilot Niki Lauda'yla beraber hareket ederek Mercedes takımına katılan Wolff, burada hem takımın murahhas üyesi hem de takımın diğer motor sporlarının yöneticisi oldu. Kısa bir süre sonunda da Mercedes-Benz Grand Prix Ltd. şirketine %30 değerinde ortak olan Toto Wolff, Ross Brown’un organizasyondan ayrılmasıyla takımın patronu oldu.

- Verilen kararlar: Niki Lauda'nun mentorluğuyla sağlam temeller üzerinde bir kurum kültürü yaratmak isteyen Wolff, pilot olarak Lewis Hamilton tercihinde bulunurken doğru yapılanma için ekip ruhuna katkı sağlayacak mühendislere yatırım yaptı. Organizasyonda 2014'te pistte Hamilton'ın önderliğiyle başlayan takım ve pilot şampiyonlukları yedi yıldır sekteye uğramadan devam etti. Peki Wolff’un yönetimindeki Mercedes ekibi bu süreçte kazanma kültürünü nasıl yarattı?
- Kendine itiraf etmek: Hatanın farkında olmak her zaman seni diğerlerinden bir adım önde tutar. Toto Wolff, takımdaki herkes böyle olduğunda bütün sorunların daha kolay üstesinden gelinebileceğini öne sürüyor. Ekip içinde hataların ne olduğunu bilmenin ve sorunları kaynaklarından çözmenin takımı daha güçlü ve sorunsuz bir hâle getirdiği inancında.
- Farkındalık: Wolff'a göre takım üyelerinin daha verimli olabilmesi için ekip gerekmediği zamanlarda teknolojiden uzak kalmalı. Formula 1’in teknolojiyle sürekli iç içe olması bazen takım üyelerini yoruyor ve etkili düşünmekten itiyor. Wolff, kendisinin bile bazen uçak yolculuklarında hiçbir teknolojik alet kullanmadığını, sadece ana odaklandığını itiraf ediyor.
- Alçak gönüllü olmak: Bir yarışı, bir maçı veya bir oyunu kazanmak her zaman insana daha çok öz güven verir. Kazananın alçak gönüllü olması ise bazı durumlarda zordur. Toto Wolff da kazandıkça daha çok şey öğrenildiği ve bu sayede geliştirilebilecek şeylerin daha kolay farkına varıldığı düşüncesinde. Aynı zamanda alçak gönüllü kalarak bir sonraki zaferin daha anlamlı olduğuna inanıyor.
- Başarısızlık ihtimali: Kazanmak her zaman başarısızlığı daha kolay unutturur. Ancak Wolff her zaman aklının ucunda başarısız olma ihtimalini tutuyor. Böyle bir durumla karşılaştığında sorunların üstesinden nasıl gelineceğini düşünmenin, kendini ve takımını her türlü senaryoya karşı hazırlıklı kıldığına inanıyor.
Toto Wolff, Mercedes organizasyonuna getirdiği bu anlayışlarla her geçen gün daha iyi bir takım düzeni sağladı. Prensiplerine her zaman sadık kalarak lider bir yönetici profili çizen Wolff, mevcut durumların ötesini görerek Formula 1 dünyasında sürdürülebilir başarının formülünü ortaya koymayı başardı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu sayımızda liderlik olgusunun bireysel ve takım sporlarında yarattığı katma değeri ele alıyoruz.
26 Şub 2021

YAZARLAR

Cengizhan Yıldız
Koç Üniversitesi Medya ve Görsel Sanatlar bölümünde öğrenci olan Cengizhan Yıldız aynı üniversitede Pazarlama Kulübü'nün başkan yardımcılığını yapıyor. Cengizhan SenfoniCo şirketinde Pazarlama stajyeri, Punto'da motor sporları yazarı.

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.
07 Tem 2026

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.




