Snapchat'te TikTok, LinkedIn'de Snapchat

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Bundan çok değil 4 yıl kadar önce Instagram, Hikâyeler özelliğini duyurduğunda büyük yankı uyandırmış ve özelliği Snapchat’ten çalmakla itham edilmişti, ki kendileri de bunu kabul ediyordu. “Bütün övgüleri onlar hak ediyor.” demişti dönemin Instagram CEO’su Kevin Systrom, “Fakat olay bir şey icat etmek değil. Olay yeni bir formatı alıp kendi yorumunu katıp bir kullanıcı ağına getirmek.” Bugün baktığımızda tarih Systrom’u haklı çıkarmış gibi duruyor. Yayımlandığı günden bu yana hızla büyüyen Instagram Stories, Snapchat’ten çok daha fazla kullanıcı sayısına sahip. Bundan dersini almışa benzeyen Snapchat ise yaz aylarında duyurduğu Sounds of Snapchat özelliğini son iOS sürümüyle birlikte yayına aldı. Yeni özellikle kullanıcılar hikâyelerine çok sayıda lisanslı müzikten dilediklerini koyabilecek. Tanıdık geldi mi?
- Evet, yayımlanan son özellik belki de Snapchat’in TikTok’u kopyalama çabası. Hazır TikTok’un geleceği muğlak iken platformların bu yeni ifade ortamını adapte etmeye çalışmaları çok normal. Ki bu özelliği Instagram çoktan Reels özelliğiyle yayına almıştı. Ne var ki Reels, şimdilik Instagram’a yüklenmiş TikTok videolarından ibaret. YouTube’un ise benzer özellikleri denediği ve yayına alabileceği ifade ediliyor. Sırada kim var? LinkedIn mi?
- LinkedIn’in TikTok formatını getirip getirmeyeceğini bilmiyoruz. Fakat LinkedIn de kervana katılarak yakın zamanda hikâyeler özelliğini yayına aldığını duyurdu. YouTube 2 yıldan bu yana hikâyeler özelliğine sahip. Yine YouTube’da abonelerinize Twitter tarzı durum güncellemeleri, anketler, GIF’ler, resimler paylaşabiliyorsunuz. Bundan 5 yıl sonra bütün platformlar birebir aynı özelliklere sahip olacakmış gibi geliyor insana…
- Systrom haklı. Olay fikir veya icat değil. Artık dijital ortamda yeni bir ifade ortamı, yani kendini ifade şekli, yaratıldığı an bütün platformlar kendilerini buna adapte ediyor. Yeni bir ifade ortamının ortaya çıkması ve bunu kullanan ağın hızla büyümesi bu yeni ortama talep olabileceğini gösteriyor. Platformlar ise ellerindeki, gözleri gibi baktıkları kullanıcı ağını değerlendirerek kullanıcılara bu özellikleri veriyorlar ki hem başka yerlere kaçmasınlar hem de arkadaşlarını buraya getirsinler. Çünkü herkes Instagram Stories kullandığı için biz de Instagram Stories kullanıyoruz.
- Şunu da unutmayalım: Bu platformların bir numaralı amacı kullanıcıyı olabildiğince uygulamada tutarak kullanıcılara daha fazla reklam gösterebilmek ve daha fazla gelir elde edebilmek. Düşünün, Instagram Stories olmasa uygulamanın kendisinde ne kadar vakit geçirirsiniz? Hâlihazırda yazılım geliştirici ordularına sahip bu şirketler için özellik geliştirmek çok da zor olmasa gerek, hele ki bu özelliğin “bir sonraki Instagram Stories” olma potansiyeli varsa.
Peki acaba bir sonraki ifade ortamı ne olacak? Ses mi?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Google büyük antitröst soruşturmasıyla karşı karşıya. LinkedIn Stories özelliğini duyurdu. Perşembe, Quando.
22 Eki 2020

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yapay zekayla konuşurken onların yalnızca son cevabını görürüz. Sohbet robotlarına güç veren büyük dil modellerinin o yanıta nasıl ulaştığını, hangi ihtimalleri elediğini ya da cevabını oluştururken "zihinlerinde" nelerin canlandığını bilmeyiz. Anthropic’in yaptığı yeni bir çalışma ise ilk kez bu "kara kutunun" içinde neler yaşandığını ortaya koyuyor.

Kullanıcılar artık, günün giderek daha büyük bir bölümünü düşünmekten, alışılmışın dışına çıkmaktan ve kendi yolunu çizmekten uzaklaştıran sistemlerin içinde geçiriyor. Fakat uzmanlara göre karşımıza çıkan her engeli aşılması gereken bir sorun olarak görmemek gerekiyor. Hayatın içinde her zaman engeller, bekleme anları ve aksilikler oluyor. Fakat tam da bu sürtünmeler, insanı düşünmeye, mücadele etmeye, problem çözmeye, sabretmeye ve kendi yolunu çizmeye zorluyor.

Yapay zeka devi Anthropic, milyonlarca ikinci el kitabı satın aldı. Ciltlerini hidrolik bıçaklarla kesti, sayfaları yüksek hızlı tarayıcılardan geçirerek dijitalleştirdi ve kağıt kopyaları imhaya gönderdi. Yapay zeka şirketleri, kitaplar yok olsa da metnin milyonlarca insana cevap veren bir sistemin içinde yaşadığını savunuyor. Asıl soru ise şu: İnsanlığın en az 200 yıllık kolektif entelektüel birikimi özel modellere aktarılırken, bunun ne kadarı kamuya geri dönecek ve buna kim karar verecek?

Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.



