The Iron Claw, The Peasants

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: The Iron Claw
Yönetmen: Sean Durkin
Süre: 132 dakika
Yapım yılı: 2023
1990’larda geçen çocukluğuma dair hatırladığım fakat bugün çok saçma gelen şeylerden biri, sporla zerre ilgisi olmayan bir çocuk olarak bir Amerikan güreşi yıldızının maceralarını konu alan Hulk Hogan’s Rock’n’ Wrestling adlı animasyonu ilgiyle takip etmiş olmam. ABD’de Amerikan güreşinin popülerliğinin zirvesinde olduğu 1980’lerin ortasında yayınlanan iki sezonluk bu animasyon dizinin ülkemize 90’larda ulaşmış olması Hulk Hogan’ı akranlarım arasında dinozorlardan sonra en sevilen popüler kültür ikonlarından biri yapmıştı. Amerikan güreşinin bir spordan çok senaryolu bir gösteri, bir performans; spor dünyasından çok eğlence endüstrisinin bir parçası olduğunu ise çok geç öğrenecektim.
Sean Durkin’in 80’lerdeki o çılgınlığın kalbindeki dönemde geçen spor draması The Iron Claw ise bu performatif spora dair Hulk Hogan ve The Wrestler (2008, Darren Aronofsky) filmi dışında bir şey bilmeyen bana oldukça yabancı bir hikaye anlatıyor ve izleyicisini dönemin yıldızlarıyla tanıştırıyor. Filmin merkezinde Von Erich ailesi var: Şampiyonluğu bir türlü tadamadığı için dört oğluna korkunç bir psikolojik ve fiziksel baskı uygulayan, onları zorla bu sporda yıldızlaştıran bir baba ve oğulları. Baba Fritz Von Erich’i Holt McCallany, oğulları Kevin, Kerry, David ve Mike’ı ise sırasıyla Zac Efron, Jeremy Allen White, Harris Dickinson ve Stanley Simons canlandırıyor. Oyuncuların rollerine fiziksel olarak hazırlanmak için inanılmaz bir çaba gösterdikleri belli oluyor ve rolün fiziksel gereklilikleri kadar karakterlerinin duygusal derinliklerini de anlamış görünüyorlar.
The Iron Claw, bir spor filmi olmaktan ya da bir sporun zorluklarını konu almaktan çok baba sorunlarıyla ve ebeveyn-evlat ilişkileriyle ilgili, başarılı bir dönem filmi. Gözlerini dönemin korkunç saç stillerinden ayırabilmeyi başarırsan, baskıcı ve hırslı bir babanın kendi başarısızlıklarının acısını olabilecek en zalim şekilde evlatlarından çıkarışına tanık olacak ve “lanetli” olduğu söylenen bu ailenin başındaki tek lanetin babanın kendisi olduğunu anlayacaksın.
Nerede izleyebilirsin? The Iron Claw, bugün gösterime giriyor.

The Peasants | Kaynak: Başka Sinema
Film: The Peasants / Chlopi
Yönetmen: DK Welchman ve Hugh Welchman
Süre: 114 dakika
Yapım yılı: 2023
Nobel ödüllü Władysław Reymont’un 1904-1909 yılları arasında yazdığı, dört mevsimi konu alan dört bölümden oluşan romanı Köylüler, Polonya’nın en ünlü edebiyat eserlerinden biri. Roman, adamın oğluna olan aşkına rağmen varlıklı ve güçlü bir çiftçi olan babasıyla evlendirilen bir köylü kızının trajik hikayesini konu alıyor. Hikayenin tüm dramatik kırılımları değişen mevsimlere, tarlalardaki ağır işlere ve geleneksel bayramlara bağlanıyor. İlk sinema uyarlaması 2. Dünya Savaşı sırasında tüm kopyaları kaybolsa da 1922’de yapılmış; 1970’lerde önce bir mini-dizi, ardından bir film olarak izleyiciyle buluşmuş. Köylüler’in bu yıl karşımıza çıkan (ve Polonya’yı Oscar yarışında temsil eden) sinema uyarlaması ise sıradanlıktan çok uzak: Tıpkı birkaç yıl önce Van Gogh’un yaşamına odaklanan animasyonları Loving Vincent gibi, filmlerini Polonya sinemasını ünlü oyuncularıyla çeken yönetmenler, ardından her bir kareyi birer yağlı boya tablo olarak ürettirmiş ve bir animasyon filme dönüştürmüşler.
Polonya, Litvanya, Ukrayna ve Sırbistan’daki dört stüdyonun çalışmalarının ürünü olan film, biçimsel ve teknik anlamda göz kamaştırıcı—tıpkı Loving Vincent gibi. Fakat ne edebiyat ne de sinema için özgün denilebilecek bir dönem hikayesini anlatmak için neden bu biçimsel ve görsel dünyanın seçildiğine dair etraflıca düşündüğümde kafam karışıyor. Söz konusu öncül filmde Van Gogh’un sanat tarihinin en özgün ve en etkili ressamlarından biri olduğu ve onun hikayesinin ona ait görselliği taklit ederek anlatılması oldukça mantıklı ve anlamlıyken, The Peasants için neden benzer bir iş yükünün altına girildiğine anlam veremiyorum. Üstelik seçilmiş olan bu tekniği anlamlandırmaya çalışırcasına, çoğunluğu Doğu Avrupalı sanatçıların on dokuzuncu ve yirminci yüzyılda imza attığı, tarla işçilerini ve köylüleri konu alan yağlı boya tablolara referanslar verildiği dramatik bazı sahnelerdeki “pozlarla” izleyicinin gözüne sokuluyor.
The Peasants, erkek egemen, geleneksel ve kapalı toplumlarda genç ve güzel bir kadına karşı büyüyen, kıskançlık ve hasetle körüklenen nefretin nasıl da imece usulü bir cadı avına dönüşebildiğinin endişe verici bir hikayesi. Etkileyici performansları, kusursuz işçiliği ve güzel müziklerine rağmen filmde tüm bunların neden bu hikayeyi anlatmak için bir araya geldiğini anlamlandırmaksa biraz zor açıkçası.
Nerede izleyebilirsin? The Peasants, bugün Başka Sinema salonlarında gösterime giriyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
20. Akbank Kısa Film Festivali’nin Festival Kısaları, haftanın öne çıkan iki filmi The Iron Claw ve The Peasants
22 Mar 2024

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yazar, akademisyen ve arkeolog İsmail Gezgin ile belli başlı kitaplarının ışığında kadim zamanları, yakın geçmişi ve bugünü konuştuk. Sıra kitabı "Ötekilerin Arkeolojisi"ni irdelemeye gelince, İsmail Gezgin "Yoksulluk bir uygarlık icadıdır" diyor ve "modern zamanlar"ı yargılayıp mahkum ediyor.

Oynadığı filmlerin türleri değişir, çalıştığı yönetmenler değişir, sinemasal anlayışlar değişir; lakin “Isabelle Huppert sineması” hep aynı sorunun etrafında döner: İnsan, kendi arzusu, iktidarı, korkusu ve özgürlüğüyle baş başa kaldığında kim olur? Bu yüzden onun filmografisi, son yarım yüzyılın ahlak, arzu, güç, sınıf ve özgürlük üzerine kurulmuş, muazzam bir sinemasal düşünce laboratuvarıdır.

Christopher Nolan uzun süredir merakla beklenen Odysseia uyarlaması "The Odyssey"de hikayeyi sözcüklerden ziyade aksiyonla anlatıyor. Dolayısıyla kitapta çok daha kurnaz, kibirli ve hatta yer yer zalim bir karakter olan Odysseus, filmde içsel çatışma ve çelişkiden yoksun bir kahramana dönüşüyor.

Günümüzde bir müzisyen aynı anda içerik üreticisi, pazarlama ve sosyal medya uzmanı da olmak zorundaymış gibi davranılıyor. James Blake, müzisyenlerin şarkılarını duyurmak için görünür olma çabasıyla ilgili sesini yükseltti ve Türkiye'den Ceylan Ertem ve Jehan Barbur gibi isimler de onu destekledi. Peki sanatçılar, sosyal medyada yeterince görünür değillerse yok mu sayılıyorlar?

Beyazperdede yılın ilk yarısına Phil Lord ve Christopher Miller imzalı "Project Hail Mary" ve korku sinemasının yükselişi damga vurdu. 2026'nın ilk altı ayını geride bırakırken gişede ve festivallerde öne çıkan filmleri ve bazı keşifleri yeniden hatırlıyoruz.




