Türkiye yeniden yatırım yapılabilir hâle geliyor (mu)?


Kıymetli madenlere kolay yatırım Papara ’da Hızına yetişemeden yeni yılın ilk ayını geride bıraktık bile. “Yeni kararlar, yeni yatırımlar” mottosuyla 2024’e girenler telaş yapmayın; Papara ’da hiçbir şey için geç kalmazsınız. Kıymetli madenlerle yatırım yapmaya istediğiniz zaman, dilediğiniz tutarda başlayabilirsiniz. Neler oluyor? Papara’da yepyeni bir dönem başladı: Kuyumcuyla, bankayla uğraşmadan yatırımlarınızı Papara’da kıymetli madenlerde değerlendirmek artık hiç olmadığı kadar kolay. Nasıl? Papara’da saniyeler içerisinde kıymetli madenler hesabı açabilir, 7/24 minimum 0.01 gram ve güncel kurlarla yatırım yapmaya başlayabilirsiniz. Altın, gümüş, platin yatırımı yapmanın en kolay hâlini sunan Papara’yla gece gündüz, hafta içi hafta sonu; kısacası dilediğiniz an dilediğiniz tutarda yatırım yapabilirsiniz. Paparalılar Papara Card ’larıyla harcama yaparken anında nakit kazanıyor . Kazandıkları nakiti ister Papara hesaplarında biriktirebiliyor, harcayabiliyor veya nakit olarak çekebiliyor. Paparalılar artık kazandıkları cashback ’lerle ay sonunda kıymetli maden de alabiliyor. Papara’da kıymetli maden transferi, para transferi kadar kolay . Dilediğiniz kişiye komisyon ücreti ödemeden altın, gümüş veya platin gönderebilir, özel günlerinizde sevdiklerinizi sevindirebilirsiniz. Birikimleri altın, gümüş ve platin ile pratik bir şekilde değerlendirmeye başlamak için siz de Paparalı olup saniyeler içerisinde kıymetli madenler hesabınızı açabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Bloomberg Opinion yazarı Marcus Ashworth, 5 Şubat 2024 günü kaleme aldığı “Türkiye yeniden yatırım yapılabilir hâle geliyor” başlıklı yazısında, “Sessizce fısıldayarak söyleyin ama Türkiye yabancı yatırımcılar için yeniden yatırım yapılabilir hâle gelmenin eşiğinde” ifadelerini kullanarak, son dönemde Türkiye ekonomisine dair umut verici gelişmelerin yaşandığını kaydetti.
Ashworth bundan yaklaşık 5 yıl önce, 10 Temmuz 2018 tarihinde kaleme aldığı yazısında “Erdoğan'ın yeni saltanatı Türkiye'yi yatırım yapılamaz hâle getiriyor” başlığını kullanmıştı.
Peki bu süre zarfında değişen ne oldu?
Ne değişti?
Aslında değişen görünümün sırrı, aradan geçen 5 yılda değil; 2023 Haziran’dan bu yana uygulanmakta olan yeni ekonomik programda yatıyor. Ekonomik göstergeleri ve portföy hareketlerini detaylı bir incelemeye tâbi tuttuğumuzda, geçtiğimiz yılın ortalarına kadar Türkiye’nin yabancı yatırımcıların ilk tercihleri arasında olmadığı oldukça açık.
2023 yılının Mayıs ayında Türkiye ekonomisinde görünüm yabancı yatırımcılar açısından pek de parlak sayılmazdı. Enflasyon %39,59 gibi yüksek bir seviyede, dış ticaret açığı 121,1 milyar dolar ile cumhuriyet tarihinin en yüksek düzeyinde, cari açık ise 60 milyar dolar ile kapatması oldukça güç derecede yüksekti.
Bütün bunların dışında, Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) 702 baz puan gibi inanılmaz yüksek bir seviyeye kadar çıkmış, Türk lirası dolar karşısında bir yılda %30’a yakın değer kaybına uğramış, TCMB net uluslararası rezervleri eksi 4,4 milyar dolar ile tarihinin en düşük seviyelerinden birine kadar gerilemiş, merkezî yönetim borç stoku ise 4 trilyon 734 milyar TL ile bugüne kadar kaydedilmiş en yüksek düzeye ulaşmıştı.
Bu görünüm kaçınılmaz bir şekilde portföy hareketlerine de yansıdı. 2022 yılında yabancı yatırımcılar 2,2 milyar dolarlık kısmı hisse senedi, 4 milyar dolarlık kısmı da DİBS olmak üzere toplam 6,2 milyar dolarlık net portföy çıkışı gerçekleştirdiler. 2023’ün ilk 5 ayında da çıkışlar sürdü ve toplamda 1,6 milyar dolarlık yabancı portföy çıkışı kaydedildi. Bu çıkışlar neticesinde Borsa İstanbul’da yabancı takas oranı Mayıs ayında %27,85 ile tarihin en düşük seviyelerine kadar geriledi. Toplam yabancı DİBS stoku ise 1,1 milyar dolara indi.
Yeni yönetim, yeni politikalar
28 Mayıs seçimlerinin ardından ekonomi yönetimi tepeden tırnağa değişime uğradı. Mehmet Şimşek liderliğindeki yeni yönetim “rasyonel politikalara dönüş” ve dezenflasyon sözü verdi. Hızlı bir şekilde işe başlanarak projeksiyonlar yapıldı. Sıkı para politikası yoluyla 4 yıl içinde enflasyonun tek haneye düşürülmesi, bu sırada ekonomik büyümenin sürdürülmesi ve istihdamın korunması hedefleri konuldu.
Bu hedefler kapsamında TCMB politika faizini kademeli şekilde 3650 baz puan artırarak %45’e çıkarttı ve miktarsal sıkılaştırma adımlarıyla piyasadan 1 trilyon TL’den fazla likiditeyi çekti. Bu sırada seçim öncesinde sıkılaştırılan makroihtiyati çerçeve de kademeli bir biçimde sadeleştirildi ve yeniden inşa adımlarıyla net uluslararası rezervlerde tekrardan 40 milyar dolar seviyesi yakalandı.
Tüketici kredisi tarafında belirgin bir sıkılaşma sağlanırken, ihracat teşvikleri ve yatırım kredileri güçlenmeye devam etti. Limiti artırılan reeskont kredileri ve yeniden hayata geçirilen yatırım taahhütlü avans kredileri (YTAK) gibi programlar yoluyla yatırımlar artırılarak arz kanalı beslenmeye çalışıldı. Böylece yeni yönetimin ilk sınavını verdiği üçüncü çeyrekte, uzun süre sonra ilk kez GSYH bileşenleri arasından yatırımlar (gayrisafi sabit sermaye oluşumu) %14,7 ile iç tüketimden daha hızlı büyüdü.
Aynı dönemde Türkiye 2 yıl sonra ilk kez Eylül ve Ekim aylarında toplam 1,9 milyar dolarlık cari fazla verdi. Haziran–Aralık döneminde dış ticaret açığı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %23,7 azalarak 50,1 milyar dolara indi.
İlk yansıma: CDS
Atılan adımların ilk yansımaları Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk priminde yani CDS’te görüldü. 22 Mayıs 2023’te 702 baz puan seviyelerine kadar yükselen Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi, Aralık 2023’te 275 baz puana kadar inerek son yılların en düşük seviyesini kaydetti. Bu gelişme, devlet ve şirketlerin yurt dışından daha ucuza kaynak bulmalarını sağlarken, yabancı yatırımcıların Türk tahvillerine bakışını da olumlu yönde değiştirdi.
Bu değişimin yansımalarından bazılarını şu şekilde sıralamak mümkün:
- Türkiye Varlık Fonu (TVF) 2020’den bu yana çıktığı ilk eurobond ihracında 500 milyon dolar tutarında borçlandı. 5 yıl vadeli, %8,375 getirili tahvillere uluslararası yatırımcılardan 7 milyar doların üzerinde talep geldi.
- Yapı Kredi’nin yurt dışında gerçekleştirdiği 650 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracına 2,4 milyar doların üzerinde talep geldi.
- Ziraat Bankası yurt dışında düzenlediği 5 yıl vadeli eurobond ihalesi ile toplam 500 milyon dolar tutarında borçlandı. Getirinin %8,125 olarak belirlendiği ihaleye 1,9 milyar dolarlık talep geldi.
- Tav Havalimanları AŞ’nin Londra’da çıktığı 400 milyon dolarlık tahvil ihracına 100’ün üzerinde kurumsal yatırımcıdan 1,5 milyar dolarlık talep geldi. Tahvillerin dolar cinsinden faizi %8,5, avro cinsinden faizi ise %6,87 olarak belirlendi.
- Türkiye İş Bankası 5 milyar dolarlık tahvil ve bono ihracı için genel müdürlüğü yetkilendirdiğini açıkladı.
- Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Vakıfbank’ın 1 milyar, Nurol Holding’in ise 500 milyon dolarlık yurt dışı tahvil ihracına onay verdiğini duyurdu.
Kredi notu görünümü, yabancı kurum raporları
Politikalardaki değişimle birlikte yabancı kurumların Türkiye değerlendirmeleri de değişime uğradı. JP Morgan, Deutsche Bank, Amundi gibi dev portföy yönetim şirketleri TL cinsinden tahvillerin 2024 yılında öne çıkabileceğini kaydederken, Bank of America, Goldman Sachs ve HSBC, bazı Türk hisse senetleri için “AL” tavsiyesinde bulundu. Wells Fargo ise işi daha da ileriye götürüp TL’nin 2024’te dolara karşı değerlenerek dolar/TL paritesinin 29,50’ye gerileyebileceğini tahmin etti.
Bu sırada uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları da kredi notu görünümlerinde güncellemeye gittiler. Fitch Ratings, Eylül ayında yaptığı bir değerlendirme ile Türkiye’nin kredi notu görünümünü negatiften durağana yükseltirken, Standard & Poor’s (S&P) ve Moody’s not görünümünü durağandan pozitife çıkarttı. Kurumlar, parasal sıkılığın sürmesi durumunda not artışına gidilebileceğinin de altını çizdiler.
Moody’s ve Fitch aynı zamanda şirket görünümlerinde de güncelleme yaptı. Moody’s 17 Türk bankasının kredi notu görünümünü durağandan pozitife yükseltirken, Koç Holding, OYAK, Türk Hava Yolları, Turkcell ve Tüpraş'ın kredi notlarını B3’ten B2’ye çıkarttı. Fitch Ratings ise Arçelik, Aydem, Emlak Konut, Pegasus, OYAK, THY, Şişecam, Türk Telekom, Turkcell, Ülker ve Rönesans GYO’nun not görünümünü negatiften durağana yükseltti.
Sonuç: Portföy girişleri başladı, yabancı dönüyor
Türkiye’nin tekrardan “yatırım yapılabilir hâle geldiğine” dair yabancı kurum raporları ve not güncellemeleri, yabancı yatırımcının ülkemize olan ilgisini–beklendiği kadar olmasa da–yeniden canlandırmış vaziyette. Haziran’dan bu yana artan portföy girişleriyle birlikte hem BIST yabancı takas oranı hem de yabancı yatırımcı tahvil stoku her geçen gün artış gösteriyor.
TCMB tarafından yayımlanan menkul kıymet verilerine göre, yabancı yatırımcılar 2023 yılının Haziran-Aralık döneminde 2,9 milyar dolarlık kısmı hisse senedi, 2 milyar dolarlık kısmı ise DİBS olmak üzere toplam 4,9 milyar dolarlık net portföy girişi gerçekleştirdi. 2024 yılının ilk ayında ise net yabancı girişi 353 milyon dolar ile önceki yıllara kıyasla nispeten güçlü bir seviyede gerçekleşti. Artan portföy girişleriyle birlikte Borsa İstanbul’da yabancı takas oranı uzun zaman sonra ilk kez %37,5’in üzerine çıkarken, yabancı yatırımcı tahvil stoku da tekrardan 2,7 milyar dolar seviyesine geri döndü.
Ortodoks politikaların sürmesine paralel olarak yabancı kurumlar tarafından neredeyse her hafta yayımlanan olumlu raporlar, yabancının Türkiye’ye olan ilgisinin özellikle yerel seçimlerden sonra daha da hareketlenebileceğine işaret etmekte. Fakat Asworth’ün de yazısında ifade ettiği gibi, “Tüm bulutların dağılmasını beklemek, en avantajlı fırsatın kaçması anlamına gelebilir.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bloomberg yazarı Marcus Ashworth, 5 Şubat'ta kaleme aldığı köşe yazısında "Türkiye'nin tekrardan yatırım yapılabilir hâle gelmekte olduğunu" yazdı.
08 Şub 2024

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Türk turizmi 2026'ya art arda gelen rekorların gölgesinde sıra dışı bir kriz yılıyla girdi. Levni Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Karacabay, krizi hem şehrin en eski turizm bölgesinden hem de küresel bir markanın penceresinden izleyebilen isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Sezonun en zor günlerinin geride kalmaya başladığı bir dönemde Karacabay ile İstanbul turizminin 2026 krizini konuştuk.

Piyasalarda bir merkez bankası haftasında daha giriş yapıyoruz. Hafta boyunca Çarşamba günü Fed, Perşembe günü BoE, Cuma günü ise BoJ kararı takip ediliyor olacak.
27 Tem 2026

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), piyasa beklentilerine paralel olarak politika faizinde, faiz koridorunun alt ve üzerinde herhangi bir değişikliğe gitmedi. Karar metni incelendiğinde ise enflasyon görünümüne ilişkin iki önemli unsur dikkat çekiyor. Bu iki unsur, Merkez Bankası'nın önümüzdeki dönemde karar alırken oldukça hassas bir denge gözetmek zorunda kalacağını gösteriyor.

Cumhuriyet'in 1930'lardaki sanayi atılımı bir milli güvenlik, kalkınma ve aydınlanma hareketiydi. 2030'ların Cumhuriyeti de aynı şiarlar ile elektro-devlet yolunda programlı biçimde ilerlemelidir.

Küresel ticaret denklemi yeniden yazılırken, uzun yıllar Çin'in gölgesinde kalan Hindistan artık küresel üretim, yatırım ve ticaret zincirlerinde başlı başına bir güç merkezi olarak öne çıkıyor. Peki yükselen bu fil, küresel ticaretin ejderhası Çin'e gerçek bir alternatif olabilir mi? Bu sorunun yanıtı yalnızca Asya'nın değil, Türkiye'nin de ekonomik ve jeopolitik geleceği açısından da giderek daha kritik hale geliyor.




