Türkiye'de futbol endüstrisi üzerine (2)

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Netflix’in futbolun aristokratlar tarafından kuralları belirlenen amatör bir oyun olduğu yılları anlatan ve futbolun tarihine ayna tutan The English Game isimli dizisi üst sınıfın futbolun tek sahibi olduğu dönemde, karşılarına işçi takımlarının çıkmasıyla futbolun yaşadığı evrimi ele alıyor.
Dizide yer alan futbol federasyonu başkanlığı yapmış Arthur Kinniard karakterinin diğer federasyon üyelerine seslenirken kullandığı sözler dikkat çekici.
“Olanları görmüyor musunuz? Her yıl, ülkenin her yerinden Kupa’ya katılmak isteyen yeni takımlar çıkıyor ve bu daha da artacak. Futbol, imparatorluğa ve ötesine yayılacak. Bu kesin. Avrupa’ya, Afrika’ya, ABD’ye, Güney Afrika’ya…”
Kinniard’ın sözleri gerçek oldu ve futbol sınırlarını aşarak devasa bir endüstriye dönüştü. Türkiye futbolu ise üzerindeki potansiyel büyümeyi gerçekleştirmekte büyük zorluklar çekiyor.
Yazar Tuğrul Akşar’ın tanımlamasıyla futbol, günümüzde üç milyarın üzerinde insandan ilgi ve talep gören bir meta ve tüketim ekonomisi. Kulüplerin yayın, sponsor ve maç günü gelirlerinin üçü de onu tüketen toplumun yapısal özellikleriyle doğrudan ilişkili. 2018/2019 rakamlarına baktığımızda Türkiye Süper Lig’deki ortalama stadyum kapasitesi 28.146 kişi ve ortalama doluluk oranı %50.
- Stadyum yatırımları: Son yıllarda hükümet, kamu bankaları aracılığıyla büyük stadyum inşaatları için yüklü yatırımlar yaptı. Bu yatırımların daha hızlı kendini çıkarması için ise Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası gibi dev organizasyonlara ev sahipliğine hak kazanılmaya çalışıldı fakat şimdilik bir kazanım yok. Öte yandan endüstrinin ihtiyaçları, Covid-19'la aksayan organizasyonlar ve talepler düşünüldüğünde izleyicileri stadyuma çekmek için yeterli bir sebep olmadığı söylenebilir. Yatırımların kendilerini çıkarmasının uzun zaman alacağı varsayımı, sistemin borç yüküne katlanarak ekleniyor.

- Dört büyükler ve borç: Spor medyası, kulüplerin borç batağında performans sergilediğini ifade ediyor. Akşar ve Futbol Ekonomi ekibinin belirttiği üzere dört büyük kulübün geçmişten bugüne birikimli zararlar toplamı 4,8 milyar lira. Yani kulüpler finansal olarak dengeli olmaktan çok uzak. Kulüplerin şirketleşme tartışması bu uzun vadeli çıkışı olmayan yola dair sunulan bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor. Başkanların daha önce kısa vadeli hedeflerle genel olarak kulübün borç yükünü artırarak ayrıldıklarını biliyoruz. Maalesef var olan düzlemde oyunun doğal dengesi yani güç ve başarının ödüllenme mekanizması bunu gerektiriyor. Çok borçlu kulüpler yeni başkanlarını buluyor, başkanlar ise kısa dönemde başarı ve finansal düzelmeyi aynı anda vaat ediyor. Zaten çok büyük finansal yükümlülükler altında olan bu geminin yürümesi içinse tek çare görünüyor: Daha çok borçlanmak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
21 Ağustos cuma gününden herkese merhaba. Bu hafta gündemimizde Barcelona'nın yaşadığı çöküş, Portland-Lakers eşleşmesi ve Formula 1'in orta sıralarındaki amansız çekişme var.
21 Ağu 2020

YAZARLAR

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.
07 Tem 2026

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.



