

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
Prof. Dr. Mine Durusu Tanrıöver
Umuyorum hepiniz sağlıklı, keyifli ve güvenli bir yaz geçiriyorsunuz. Ben bu satırları yaz aylarında ciddi kuraklık yaşanan bir tatil beldemizde yazarken, karşı tepede tıraşlanmış bir yamaçta her birinin kendine ait havuzu olan ve bir çok diğer lüks villa gibi ‘doğanın içinde bir yaşam’ vaad edip endemik bitkiler yerine bahçeleri çimle kaplanan evler haline dönüşecek bir inşaat alanına bakıyorum. Ve ‘neden?’ diye soruyorum. Neden bu kadar sıcak iklimi ve su sıkıntısı olan bir yerde bahçelere su delisi çim ekilir? Neden her evin tonlarca su gerektiren bir özel havuzu vardır? Kimsenin yaşam tercihlerini eleştirmek haddime değil elbette ama bu soruları sormadan edemiyorum, çünkü olay kişisel bir yaşam tercihi olmanın çok ötesinde, toplumsal ve küresel etkilere sahip.
İnsanlık son yıllarda mevsimleri daha önce hiç yaşamadığı şekilde yaşıyor. Avrupa, yağışsız geçen bir baharın ardından bastıran aşırı sıcakların etkisiyle ciddi bir kuraklık tehdidi altında. Avrupa Birliği su ve enerji yönetimi konusunda önlemler alınması gerektiğini belirtiyor. Birçok Avrupa ülkesini, çoğu türde belirgin olarak azalmış bir ürün hasadı bekliyor. Artık gözümüzü açıp tüm çıplaklığıyla önümüzde duran gerçeği görmek zorundayız.
İklim krizi şu anda, her nerede yaşıyor olursanız olsun kendini gösteriyor.
Yakın zamanda Avrupa’da hayatı felç eden ve binlerce kişinin ölümüne yol açan sıcak dalgalarının, nem ile birleştiğinde canlılığın sınırlarını zorlayan etkileri olduğunu biliyoruz. Sıcaklık ve nem birleştiğinde insan vücudunun uyum sağlayamayacağı bir ‘kritik çevresel limit’e doğru ilerliyor. Bu limite ulaşıldığında da iç vücut sıcaklığı sürekli bir şekilde yükseliyor ve sıcaklık ilişkili hastalıklara neden oluyor.
- Sıcaklık arttıkça insan vücudu terlemeye çalışarak ısı atmaya çalışır ancak havanın neminden dolayı terleme mümkün olmayacağı için iç vücut sıcaklığı güvenli sınırlarda tutulamayacak şekilde artar. Üstelik, cilde giden kan akışını artırarak ısı kaybettirmeye çalışan bir kalp daha güçlü ve hızlı atmaya başlayarak zorlanır.
Penn State Üniversitesi’nde genç, sağlıklı kadın ve erkekler üzerinde yapılan bir çalışmada ‘ne kadar sıcak çok sıcaktır’ sorusunun yanıtı aranmış. Sonuçlar, yüzde 100 nemde 31 derece ya da yüzde 60 nemde 38 derecelik bir ortamda kritik çevresel limite ulaşıldığını ve bu ortamda aktif bir yaşam sürmeye çalışmanın fizyolojik işlevlerin devamını tehdit ettiğini gösteriyor.
Sıcak hava dalgalarına maruziyetin yol açtığı akut sağlık sorunları şu şekilde sıralanabilir:
- Sıcak çarpması
- Kalp krizi ve kalp yetmezliği
- İnme
- Solunum sıkıntısı; astım, KOAH gibi akciğer hastalıklarının alevlenmesi
- Böbrek hasarı ve yetmezliği
- Böbrek taşı atakları
- Sıvı ve mineral anormallikleri
- Gebelik ilişkili sorunlar, erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bebek
- Taciz, intihar, ev içi şiddet
- Alkol ve madde suistimali
- Ruhsal hastalıkların alevlenmesi, anksiyete ve depresyon
- Yaralanmalar ve işyeri kazaları
- Tüm nedenlerden ölümde artış
Bebek ve çocuklar, yaşlılar, gebeler, dış ortamda çalışan ve düşük sosyoekonomik durumu olan kişiler, eşlik eden kronik hastalıkları ve ruhsal hastalıkları olan kişiler ise sıcak ilişkili hastalıklardan daha fazla etkilenirler. İşin acı tarafı her gün hastanelerde tedavi etmeye çalıştığımız kalp krizi, astım alevlenmesi, akut veya kronik böbrek yetmezliği olan erişkinlerin, düşük doğum ağırlıklı bebeklerin bu durumlarından sorumlu olan sıcaklık maruziyeti çoğu zaman tanınmadığı, fark edilmediği veya kayda geçirilmediği için, iklim krizi ile ilişkili gerçek hastalık yükünü bilemiyoruz.

Bu gerçekler her ne kadar acı ve moral bozucu olsa da umut her zaman var.
Umut içi boş bir hayal ya da vaat değildir biz hekimler için, aynı zamanda bir tedavi yöntemidir. Prof Howard Frumkin Umut, Sağlık ve İklim Krizi başlıklı yazısında şöyle diyor: ‘Umudun sağlık ve iyilik halini geliştirdiğine inanmamız için bir çok neden var, umutsuzluk toksiktir… Umudun idamesi bir tıbbi sorumluluktur… Sağlık profesyonelleri kendilerine, hastalarına ve daha geniş topluma umut vermeliler’ ve ekliyor ‘Umut aktivizmi, aktivizm umudu besler’. Ben de bir hekim olarak her şeye rağmen umudumuzu korumamız gerektiğine inanıyorum, umut olmazsa savaşmak, değiştirmek, dönüştürmek, hedef odaklı bir şekilde çözüm üretmek için gücümüz de olmaz. Ve siz bu yazıyı okuyan, bilin ki yalnız değilsiniz, bu satırları okuyan diğerleri gibi. İşte bu yüzden umudu kaybetmemeli, neden diye sormalı ve değişimi talep etmeliyiz. Neden o çimlerin yerinde su istemeyen endemik, yer örtücü bitkiler ve o havuzların yerinde bostanlar, ağaçlar yok?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
NEREDE YAYIMLANDI?
Dünya 419 PPM Bir Sahne, Aşırı Sıcaklar, RiverBlue
12 Ağu 2022

YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj
01 Tem 2026







