Üretimi desteklemeden ek gümrük vergisi getirmek ekonomiyi canlandırır mı?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?
Üretimi desteklemeden ek gümrük vergisi getirmek ekonomiyi canlandırır mı?

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan 2026 yılı İthalat Rejimi’ne ilişkin ara değişiklikler geçen günlerde Resmî Gazete'de yayımlandı. Düzenlemeler kapsamında ithalat rejimi ve ilave gümrük vergisi kararlarında değişiklik yapılırken gözetim uygulamaları güncellendi; bazı ürünlerde korunma önlemleri devreye alındı. Dış ticaret alanında yayımlanan 3 Cumhurbaşkanı Kararı ve 22 ayrı tebliğle birçok sanayi ürünüyle kritik tarım ürünlerinin ithalatında radikal değişikliklere gidildi.

Bu düzenlemeler daha çok iç pazarda Çin'in oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik. Çin'in çok düşük fiyatlarla ürün sunabiliyor olması, iç pazarda yerli üreticiler üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Kur baskısı bu şekilde devam ettiği sürece ithalat üretime göre daha cazip hâle geliyor. Bazı firmalar üretim yapmak yerine ithalatı tercih edebiliyor. Düzenleme, farklı sektörlerde nihai ürün ithalatını kontrol altına alarak iç pazardaki yerli üreticiyi desteklemeyi hedefliyor. 

Ancak şu soruları da sormak gerekiyor: İthalat Rejimi’nde alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkisi ne olacak? En önemlisi de tüm bu ilave gümrük vergileri tüketiciye zam olarak yansıyacak mı? 

  • Alınan bu koruma kararlarının ithalatı pahalılaştırmak isterken ihracatı daha pahalı hâle getirebileceği ifade ediliyor. Halihazırda ihracatta ara malı ithalatının oranı yüzde 73 seviyesinde. 

Türkiye’nin kalkınma hamlelerinde strateji bütünlüğünün olmaması eleştiri konusu oluyor. Nitekim bu politikaların dışa bağımlılığı azaltırken tüketicinin yaşam maliyetini artırmaması ve enflasyonu aşağı çekmesi beklenir. Ancak alınan bu kararlar şimdilik bu hedeflerden uzak görünüyor. 

Bazı tarım ürünlerinde gümrük vergileri indirildi 

İthalat Rejimi kararında yapılan değişiklikle birçok sanayi ürününe ilave gümrük vergisi getirildi. Aralarında otomotiv yedek parçaları, makine ekipmanları, elektrik-elektronik, lityum bataryalar ile plastik ve kauçuk ürünlerinin de bulunduğu 82 üründe gümrük vergileri artırılırken 42 ürüne uygulanan ek mali yükümlülük kaldırıldı. Ayrıca 97 ürünün ithalatına daha önce getirilen vergiye tabi referans fiyat yükseltildi ve 11 sanayi ürününe de yeni referans fiyat uygulanmaya başlandı. 

  • Sanayi ürünlerinin aksine, kimi gıda ve tarım ürünlerinde ise fiyat artışlarına karşı gümrük vergileri aşağı çekildi. Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında kararın yerli üretimin korunması, haksız rekabetin önlenmesi, istihdamın artırılması ve cari açığın azaltılması doğrultusunda alındığı belirtildi. 

Ayrıca dış ticaret alanında yayımlanan 3 Cumhurbaşkanı Kararı ve 22 ayrı tebliğle birçok sanayi ürünü ile kritik tarım ürünlerinin ithalatında radikal değişikliklere gidildi. Yapılan düzenlemelerle sanayide yerli üreticileri koruyacak kısmi adımlar atılırken tarım sektöründe de artan fiyatlar kaynaklı ithalat silahı devreye sokuldu.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, 11 Temmuz 2026 tarihli ve 33307 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "İthalat Rejimi Kararında Değişiklik Yapılmasına İlişkin Karar" ile "İthalatta İlave Gümrük Vergisi Uygulanmasına İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar” yerli üretimin korunması, haksız rekabetin önlenmesi, istihdamın artırılması ve cari açığın azaltılması hedefleri doğrultusunda hazırlandı. Düzenlemeler kapsamında, Türk Gümrük Tarife Cetveli'nde gümrük tarife istatistik pozisyonları ve eşya tanımlarında yapılan değişikliklere uyum sağlanması amacıyla İthalat Rejimi Kararı eki listeler ile İlave Gümrük Vergisi Kararı eki listelerinde gerekli güncellemeler yapıldı.

  • Otomotiv ve yedek parça: %10, %15, %20, %30
  • Elektrik ve elektronik: %10–30
  • Soğutma sistemleri ve buzdolabı parçaları: %15–30
  • LED aydınlatma ürünleri: %10–20
  • Kablo ve elektrik bağlantı ekipmanları: %5–15
  • Plastik ve kauçuk mamulleri: %5–15
  • Lityum akümülatörler: %15–30
  • Dış mekân lastikleri: %15–30
  • El aletleri: %15–30
  • Makine ve sanayi ekipmanları: %0–30
  • Oyuncaklar: %25
  • Kâğıt ve kâğıt ürünleri: Ürüne göre değişen oranlar
  • Bakır tel ve bazı metal ürünleri: Ürüne göre değişen oranlar

Gümrük vergisinden muaf ithal edilen ürünlerden ilave gümrük vergisi alınmayacak.

Fiyatı yükselen kuru soğana ince ayar

Dış ticaret alanında 3 Cumhurbaşkanı Kararı ve 22 ayrı tebliğ yayımlanırken, bu düzenlemelerin en dikkat çekici olanı kuru soğan için yapıldı. Kuru soğanın yaz mevsiminin ortasında yüksek fiyatı dikkat çekti. Fiyatı semt pazarlarında bile 50 TL’ye yükselen kuru soğanın ithalatında gümrük vergisi oranı 31 Ağustos 2026 tarihine kadar yüzde 49,5’ten yüzde 5’e indirildi. 

  • Türkiye, 2019 yılında da kuru soğan fiyatlarındaki önlemez artışlar karşısında benzer ithalat politikalarına başvurmuş, sert fiyat artışlarının ardından kuru soğan ithalatındaki gümrük vergisi belirli bir süre sıfırlanmış ve Toprak Mahsülleri Ofisi üzerinden ithalat gerçekleştirilmişti. 

Kabuklu ve kabuksuz ceviz ithalatında uygulanan ilave gümrük vergisinin miktarı artırılırken makarna ithalatındaki ek mali yükümlülük ise kaldırıldı. Kabuklu ve kabuksuz ceviz ithalatında da ek mali yükümlülük yeniden belirlendi. Kabuklu cevizde ton başına 451 dolar olan ek mali yükümlülük 738 dolara, kabuksuz cevizde 1158 dolar olan ek mali yükümlülük ise ton başına 1772 dolara çıkarıldı.

Yapılan düzenlemelerle sanayide yerli üreticileri koruyacak kısmi adımlar atılırken, tarım sektöründe ise yine artan fiyatlar kaynaklı ithalat silahı devreye alındı.

Parasal genişleme ve vergiler ekonomiye fayda eder mi?

İthalat Rejimi’nde yapılan düzenlemelerin hemen akabinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yatırım Taahhütlü Avans Kredi Programı'nın kapsamını ve bütçesini genişlettiklerini açıklayarak program bütçesinin 750 milyar TL’ye çıkarıldığını, imalat sanayiye yönelik 250 milyar TL’lik yeni kredi paketiyle birlikte toplam 1 trilyon TL’lik uygun koşullu kredi imkanı sağlanacağını belirtti. 

  • Erdoğan, sanayicilerin sadece yeni yatırımlar için değil, işletme sermayesi ihtiyaçları için de uygun koşullu finansmana erişiminin güçlendirileceğini ifade etti.

Sadece parasal sistemde genişlemeye giderek sanayideki ve yerel üretimdeki sorunlar çözülebilir mi? Hep söylenegeldiği üzere istikrar ve güven hem yerli hem de yabancı yatırımcı için çok temel bir beklenti. Türkiye’de son yıllarda yabancı yatırım çekmekte büyük zorluklar yaşanıyor. TÜSİAD üyeleri gibi iş dünyasından isimlerin gözaltına alınması, mülkiyet güvencesinin erozyona uğratılması, yargılaması tamamlanmamış isimlerin mal varlıklarına el konarak mallarının satışa çıkarılması, yolsuzluk ve hukuksuzlukların ülke genelinde yaygınlaşması güven ve istikrar algısını bulanıklaştırıyor.

Dolayısıyla vergi düzenlemelerinin yanı sıra üretim kapasitesini artırmak, dış ticaret açığını azaltmak, vergi düzenlemelerini yatırım, finansman ve Ar-Ge politikalarıyla desteklenmesi gerekiyor. Çünkü vergi düzenlemeleri ne tek başına sanayiyi dönüştürür ne de üretimi artırır. 

Türkiye’nin 2026 yılına ilişkin ithalat tablosu bize ne gösteriyor ona bakalım.

Türkiye'nin, üretimin ve sanayinin temelini oluşturan hammadde (ara malları) ithalatı, 2026 yılı Ocak-Haziran döneminde toplam ithalatın yaklaşık yüzde 73'ünü oluşturarak 138 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu oran, dışa bağımlılığı ve imalat sanayisinin girdi yapısını gözler önüne seriyor.

İlk 6 aylık genel dış ticaret göstergeleri (Ocak - Haziran)

  • Toplam İthalat: 189,1 milyar dolar (yıllık bazda %4,6 artış)
  • Toplam İhracat: 136,0 milyar dolar (yıllık bazda %3,6 artış)
  • Dış Ticaret Açığı: 53,1 milyar dolar
  • Cari işlemler Açığı: Güncel verilere göre ilk 5 aylık kümülatif cari işlemler açığı 30,6 milyar dolar (yıllık bazda %29,3 artış)

Hammadde (ara malları) ithalatının temel özellikleri

  • Toplam İthalattaki Payı: %72 - %73 bandında seyrediyor
  • En Çok İthal Edilen Hammaddeler: Mineral yakıtlar/yağlar (petrol, doğal gaz), demir-çelik ürünleri, plastikler ve organik kimyasallar başı çekiyor
  • Önemli Tedarikçi Ülkeler: Enerji ve ham metal ağırlıklı olmak üzere Rusya Federasyonu ve Çin ilk sıralarda yer alıyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre aylık cari işlemler açığı Mayıs'ta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 32 artarak 1 milyar 459 milyon dolar oldu. İran ile ABD-İsrail arasında süregelen sı­cak savaşın damgasını vurduğu, özellikle petrol fiyatlarındaki ani hızlı yükselişle küresel ekonomi­de tüm dengelerin alt üst olduğu Mart ayında Türkiye, revize veri­lere göre aylık bazda 9 milyar 565 milyon dolarla son üç yılın en yük­sek aylık cari açığını verdi. Ca­ri işlemler açığı nisanda 5 mil­yar 616 milyon dolar olurken, Mayıs'ta altın ve enerji hariç cari işlemler denge­si 3 milyar 626 milyon fazla verdi.

Yılın ilk 5 aylık döneminde verilen kümülatif cari açık 30 milyar 679 milyon dolarla geçen yılın aynı dö­nemindekinin yüzde 29,3 üzerin­de oluştu. 2026-2028 dönemi Orta Vadeli Program’da (OVP) bu yılın tümü için cari işlemler açığı 22,3 milyar dolar olarak öngörülmüştü.

Yılın daha ilk beş ayın­da 2026 cari açık hedefi yüzde 38 oranında aşıldı. Yaz aylarında elde edilecek turizm gelirleriyle açığın dengelenmesi beklense de, yıllık hedefin tutabilmesi için yılın geri kalanında 8,4 milyar dolar fazla verilmesi gerekiyor.

Mart so­nu itibarıyla 39 milyar 762 milyon dolarla son iki yılın zirvesine ula­şan yıllıklandırılmış cari açık Nisan sonu itibarıyla 36 milyar 933 mil­yon dolara inmişti. Yıllık cari açık Mayıs sonu itibarıyla 37 milyar 287 milyon dolara yükseldi. Yıllık cari açık Mayıs 2025’ten bu yana yüzde 75 oranında yaklaşık 16 milyar do­lar arttı. 

Hal böyleyken, hem ithalatta ek gümrük vergilerinin hem de parasal genişleme hamlelerin etkisi yılın geri kalanında bize nasıl bir tablo sunacak hep birlikte izleyip göreceğiz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

YAZARLAR

Pelin Cengiz

Gazeteci. Gazete ve televizyonlarda muhabir, editör, ekonomi müdürü, yazar ve programcı görevlerini üstlenen Cengiz, makroekonomi ve iş dünyası alanlarında haberler üretiyor. İkinci bir uzmanlık alanı olarak ekoloji alanında enerjinin finansmanı, iklim krizi, çevre mücadeleleri ve tarım ekonomisi üzerine çalışıyor.

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto
∙

HİKAYE

EssilorLuxottica’da yönetim krizi: Miras kavgasının perde arkasında neler oluyor?

Ray-Ban ve Oakley gibi popüler markaların çatı şirketi EssilorLuxottica, son dönemlerde ticari performansından çok kurucu ailenin içinde yaşanan iktidar mücadelesiyle gündeme geliyor. Şirket, yönetime duyulan güvensizlik nedeniyle son bir yılda %40’ın üzerinde değer kaybederken yatırımcılar, aile içindeki anlaşmazlıkların akıllı gözlük pazarının da büyüdüğü bir dönemde EssilorLuxottica'nın geleceğini nasıl etkileyeceğini sorguluyor.

Doğa Yurduneri

·

04 Kas 2026

EssilorLuxottica’da yönetim krizi: Miras kavgasının perde arkasında neler oluyor?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Kazanmanın anatomisi: Hızdan önce ne gerekir?

Ekim ayında düzenlenen SAP Executive Summit Türkiye’de, “Kazanmanın Anatomisi” başlıklı oturumda Formula 1’in iki efsane pilotu David Coulthard ve Mika Häkkinen konuşmacıydı. Coulthard ve Häkkinen’i dinlemek, yarışları takip ederken düşündürdükleri bazı konuları iş dünyası açısından yeniden değerlendirmemize vesile oldu. Özellikle de teknolojiye yapılan yatırımlarla insanın gelişimine ayrılan emek arasındaki ilişkiyi…

Kazanmanın anatomisi: Hızdan önce ne gerekir?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Veriler, arkasındaki 'insan'ı okumadan bize ne kadar yol gösterebilir?

Verileri anlık hava tahmini gibi düşünebiliriz, stratejiyi ise iklim bilgisi gibi... Yağan her yaz yağmurunda mont giymeye kalkan, kış güneşine aldanıp hemen tişörte dönen bir marka ancak hasta olur. Pazarlama ve iletişim dünyasının ihtiyacı olan, anlık sağanaklara göre her çeyrekte gardırop değiştirmek değil, mevsimin genel yönünü okuyup rotasında sağlam durabilmek.

Cem Arıdağ

·

31 Eki 2026

Veriler, arkasındaki 'insan'ı okumadan bize ne kadar yol gösterebilir?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Dijital yayıncılıkta yaratıcılık krizi: Netflix neden irtifa kaybediyor?

Bir dönem önlenemez yükselişiyle teknoloji girişimleri kadar hızlı değerlenen Netflix, son dönemlerde geleneksel bir medya şirketini andıran performansıyla yatırımcılarını hayal kırıklığına uğratıyor. Platformun hit içerik üretimindeki yavaşlama, henüz belirgin biçimde bilançoya yansımamış olsa da içerik izleme alışkanlıkları ve piyasa değerine ilişkin metrikler, Netflix’in ağır ağır irtifa kaybettiğine işaret ediyor.

Doğa Yurduneri

·

27 Eki 2026

Dijital yayıncılıkta yaratıcılık krizi: Netflix neden irtifa kaybediyor?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Yanlış soru: Reklamcılık bitti mi? Doğru soru: ‘Ödünç alınmış dikkat’le marka iletişimi olur mu?

"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Ümit Alan

·

23 Eki 2026

Yanlış soru: Reklamcılık bitti mi? Doğru soru: ‘Ödünç alınmış dikkat’le marka iletişimi olur mu?