Üretken yapay zekayla ilgili 9 problem


Yatsan Türkiye’nin ilk yetişkin masallarıyla tatlı rüyalar diler
50 yılı aşkın süredir; yatak ve uyku ürünlerinde rüyaları süsleyen uykular sunmak için çalışan Yatsan , “İyi uyu iyi hisset” sloganıyla iyi uykunun hayat kalitesindeki önemini anlatmaya devam ediyor. Dünyaca ünlü markalardan oluşan seçkisi…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Yapay zeka teknolojilerinin hızla geliştiği bir ortamında, üretken araçlar büyük bir potansiyel sergiliyor. Bununla birlikte, zarar verme potansiyelleri de giderek daha belirgin hâle geliyor. VERSES ve Visual Capitalist, üretken yapay zeka araçlarına ilişkin bugüne dek problem çıkarmış veya gelecekte çözülmesi gereken maddelere değiniyor. Bu başlıkların birçoğu kalite kontrol, veri doğruluğu, etik hususlar veya teknik zorluklar üzerinden belirleniyor.
Önyargı: Üretken yapay zekayla ilgili en kritik sorunlardan biri, genellikle eğitildiği verilerde bulunan önyargıları çoğaltma eğiliminde oluşu. Bu araçlar önyargıları azaltmak yerine, genellikle onları büyütüyor veya sürekli hâle getiriyor.
The Black Box (Kara Kutu) sorunu: Bir diğer önemli engel, karar alma süreçlerinde şeffaflığın olmaması. Genellikle yorumlanamayan düşünce süreçleriyle yapay zeka sistemlerinin, kritik konularda hatalar meydana geldiğinde kararlarını açıklamakta zorlandığı görülüyor. Bu yalnızca üretken araçlarda değil, tüm yapay zeka sistemlerinde rastlanan bir problem.
Yüksek eğitim maliyetleri: Bu modellerin eğitimi son derece masraflı; gereken hesaplama gücü ve altyapı nedeniyle maliyetler genellikle milyonlarca dolara ulaşıyor. Örnek vermek gerekirse, OpenAI CEO'su Sam Altman, ChatGPT-4'ün eğitilmesinin 100 milyon dolara mal olduğunu doğruladı.
Tekrara düşme: Gelişmiş yeteneklerine rağmen, üretken yapay zeka sistemleri eğitildikleri veri ve kalıplar tarafından kısıtlanır hâlde. Bu kısıtlamalar da insan bilgisinin genişliğini ve çok yönlülüğünü kapsamayan veya çeşitli senaryoları ele almayan çıktılarla sonuçlanıyor.
İnsani değerlerle uyum: İnsanların aksine sistemler, eylemlerinin sonuçlarını insani değerlerle uyumlu bir şekilde değerlendirme kapasitesinden yoksun. Bu durum, bu sistemlerin etik sınırlar içinde çalışmasını sağlayacak daha fazla çerçeveye ihtiyaç duyduğunun altını çiziyor.
Çevresel etki: Üretken yapay zekanın olumsuz çevresel etkisi gözardı edilemez. ChatGPT gibi modeller, önemli miktarda güç tüketen işlem birimleriyle, 33 bin haneye güç sağlayacak kadar maliyetli ve sadece bir sorgulama, bir e-postadan 10-100 kat daha fazla güç tüketiyor.
Uydurma haberler: Üretken yapay zeka modellerinin veri boşluklarıyla karşılaştıklarında uydurma ifadeler veya görüntüler oluşturdukları biliniyor, bu da çıktılarının güvenilirliği ve potansiyel sonuçları hakkında endişelere yol açıyor.
Telif hakkı ve fikri mülkiyet ihlalleri: Bazı araçların telif hakkıyla korunan çalışmaları izinsiz kullandığı görülüyor. Bu da sanatçıların ve yaratıcıların haklarını ihlal ederek verilerin etik kullanımının tartışılmasına neden oluyor.
- OpenAI kısa süre önce, ChatGPT'nin eğitim veri setinden telif hakkıyla korunan materyalleri kaldırmak yerine, Copyright Shield adlı bir tazminat programı başlattı.
Statik bilgi: Üretken yapay zeka modellerini güncel tutmak, önemli hesaplama kaynakları ve zaman gerektiriyor. Bu da hâliyle teknik zorlukları beraberinde getiriyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Black Friday nasıl ortaya çıktı, nasıl perakende sektörünü ilgilendirmeye başladı, nasıl kültürel bir anlam ifade etmekten sıyrılıp dünya geneline yayıldı ve nasıl tüm kasım ayını kapsar duruma geldi?
24 Kas 2023

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.



