Yapay zekaya meydan okuyabilecek tek tür: Klasik müziğin geri dönüşü (yoksa hiç gitmemiş miydi?)

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Rosalía'nın bu yılın en çok konuşulan albümlerinden Lux'ta Londra Senfoni Orkestrası’yla işbirliği yapması ve çoksesli korolarla çalışması, klasik müzikle popu birbirinden ayıran sınırları da yeniden tartışmaya açtı. Kimileri "Bu hâlâ pop mu, yoksa dinlediğimiz klasik müzik mi?" sorusunu sorarken albümün çıkış parçası “Berghain”ın klibinde yer alan orkestranın genç dinleyicilerin klasik müziğe ilgisini artırdığına dair yorumlar yapıldı.
Öte yandan bütün bu heyecanlı "Klasik müzik geri dönüyor" tartışmalarına rağmen aslında klasik müzik hiçbir zaman bir yere de gitmemişti. Zaman içinde sessizce evrilmeye, elektronikten rap'e birçok müzik türünün içinde kendine yer açmaya devam ediyordu.
- Royal Philharmonic Orchestra’nın 2022’de İngiltere’de yaptığı araştırmaya göre 35 yaş altındaki dinleyicilerin %65’i düzenli olarak klasik/orkestral müzik dinliyor. Bu oran 2018’de %59’du.
Gençlerin klasik müzikle bağının güçlenmesinde senfonik film müziklerinin pop kültürü etkilemesinden pop, rock, rap, arabesk sanatçılarının orkestralarla birlikte verdiği konserlerinin artmasına ve bugün duyduğumuz pek çok melodinin temelinde klasik öğelerin bulunmasına birçok neden var.

Maximilian Cem Haberstock
Maximilian Cem Haberstock: Klasik müzik zamansızdır
21 yaşında olmasına rağmen klasik müzik alanında birçok başarıya imza atan orkestra şefi, piyanist ve besteci Maximilian Cem Haberstock, klasik müziğin popüler müziğe ilham olmasını şu sözlerle yorumluyor:
"Bu dönemin büyük bir fırsat sunduğuna inanıyorum. Kolektif bir özgünlük açlığı görüyoruz. Popüler kültür, geniş kitlelere klasik ifadenin demode değil, zamansız olduğunu hatırlatıyor. Biz orkestra ve şefler olarak işlerimizi dürüstlükle, enerjiyle ve duygusal bir yoğunlukla sunarsak genç dinleyiciler klasik olduğu için değil, gerçek olduğu için konserlere gelecektir."
Müzik çalışmalarını New York’ta sürdüren piyanist ve besteci Beyza Yazgan, “Popüler kültürle kurulan ilişki klasik müziğin geleceğini nasıl şekillendiriyor?” soruma şu yanıtı veriyor:
"Klasik müziğin kendi içinde belli formları olsa da özgür, sürprizlerle dolu ve zengin tınılara sahiptir. Müziği belli bir zamana sıkıştırmak gibi bir derdi de yoktur. Günümüzde hızla üretilip tüketilen pop müziğe baktığımızda ise genellikle belirli bir formülün içinde ilerlediğini görüyoruz.
Rosalía’nın albümünü dinlediğimde, bir senfoni orkestrasının pop sanatçısına sadece orkestra aranjmanıyla eşlik etmesinden ziyade, klasik müzikteki özgürlüğü ve detaylara verilen özeni fark ettim. Bir yandan da albümün, klasik müziğin içindeki daha popülist estetiği barındırdığını düşünüyorum. Yani Brahms’ın senfonik dünyasından çok, daha popüler ve erişilebilir olan Vivaldi’nin 'Dört Mevsim' estetiğinden besleniyormuş gibi. Müziği tüketme biçimimize ve yaklaşımımıza dair yeni bir alan açtığını düşünüyorum. Beatles’ın George Martin’le çalıştığı ‘Sgt. Pepper's Lonely Hearts Club Band’ de gelecekteki müziklerin yönünü etkilemiştir."
Efruz Çakırkaya: Gençler, sahicilik arıyor
İKSV’nin İstanbul Müzik Festivali de Türkiye’nin klasik müzik sahnesinin şekillenmesinde oldukça etkili. İKSV’nin en yüksek yaş ortalamasına sahip festivali de bu. Son üç yıla baktığımızda yaş ortalaması genelde 47-48 civarında. 30 yaş altı izleyiciler 2023’te %28, 2024’te %15 ve 2025’te %25 gibi bir orana sahip.

İKSV İstanbul Müzik Festivali Direktörü Efruz Çakırkaya
Festival direktörü Efruz Çakırkaya, gençlerin klasik müzik konserlerine ilgisinin arttığını düşünüyor:
"Gençler artık klasik müziği sadece konser salonlarında icra edilen bir müzik türü değil, dijital kültürün ve günlük hayatın içinde karşılaştıkları bir ifade alanı olarak algılıyorlar. Pandemi sonrası dönemde canlı performansa duyulan özlem, disiplinlerarası projelerin çoğalması ve çoksesli müziğe erişimin kolaylaşması, bu ilgiyi daha da görünür hâle getirdi. Bugün gençler, sanatsal niteliği yüksek ve sahicilik duygusu güçlü konserleri daha anlamlı buluyor."
Beyza Yazgan: Klasik müzik sofistike imajından uzaklaşmalı
Yapay zeka, müzik piyasasına çok hızlı bir şekilde sızsa da Z kuşağı, gerçek enstrümanlarla yapılan müziğe hâlâ aynı merakla yaklaşıyor. Spotify’ın “Classical Music Essentials”, “Pop Klasikle Buluştu” veya “Cinematic Strings” gibi çalma listeleri milyonlarca dinlenme alıyor. Her ne kadar Türkiye’de indirilemese de Apple Music Classical uygulaması bu türün meraklıları için önemli bir yer. Dünyaca ünlü klasik müzik orkestralarının YouTube ve TikTok’taki içerikleri büyük ilgi görüyor.
- Rosalía, “Berghain”ı yayımladıktan hemen sonra TikTok’ta “ClassicalMusic” hashtag’inin kullanımı %60 arttı.
TikTok geçen Eylül’de İngiltere’de 16-25 yaş arası 1.001 kişinin katıldığı bir anket çalışması yaptı. Katılımcıların %35’inin klasik müziği "dışlayıcı" bulduğu ortaya çıktı. TikTok da bu fikri değiştirmek için bu yıl Londra’daki Southbank Centre ile bir anlaşma yaptı. İkili, gelecek neslin yeteneklerini keşfetmeyi amaçlayan "Crescendo" programını başlattı. Bu, sadece pop'a ve viral müziklere yer verdiği düşünülen bir platform için çok önemli kültürel bir adım.
Artık dijital platformların yeni konser salonları olduğunu fark eden büyük filarmoni orkestraları, hibrit performanslar, canlı yayınlar ve interaktif içerikler aracılığıyla dünyanın her köşesinden dinleyicileriyle bağ kuruyor. Berliner Philharmoniker’ın bir telefon uygulaması bile var.

Beyza Yazgan
Beyza Yazgan, klasik müziğin sosyal statülere takılmasına dair şunları söylüyor:
"Klasik müziğin genç kitlelere çok hitap etmemesinin sebebi, yıllardır aynı sunumda takılı kalması ve müzikten çok sosyal statüyle ilgili bir algı oluşmuş olması. Dünya son yüzyılda bu kadar gelişmişken klasik müzik hâlâ aynı salonlarda, siyah üniformalarla, ‘Sahneye çık, selam ver, çal, selam ver, çık’ ritüeliyle devam etti ve bu da gençleri uzak tuttu. Artık klasik müzikle uğraşan müzisyenler de bunu değiştirmeye çalışıyor. Asıl soru: ‘Kendi kişiliğimizi, dünya görüşümüzü bu müthiş müziğe nasıl katabiliriz?'
Sunum artık çok önemli. Diğer müzik türlerinde görülen çeşitlilik ve rahatlık, klasik müziğe de uygulanabilir. Örneğin bir arkadaşım Brooklyn’de gençlere hitap eden bir orkestra kurdu; sosyal medyada belli bir estetikle sundular ve telefonla kayıt yapılmasına izin verdiler; gençler her konserde kuyrukta bekliyor.
Kendi deneyimimden örnek verecek olursam bu yıl küçük mekanlarda Bach çaldım. Gençlerden inanılmaz bir ilgi vardı, müziği samimi bir atmosferde dinlemenin onlara ne kadar keyif verdiğini söylediler.Klasik müziği sofistike imajından kurtardığımızda zaten gençlerin ilgisini çekiyor çünkü bu müzik, her insanda bir duygu uyandırabilecek güce sahip.”
Haberstock: Sanat dürüstse dijital alan onun doğal uzantısı olur
Maximilian Cem Haberstock, “Sizce günümüzün genç şefleri sahnedeki varlıklarıyla dijital kimliklerini nasıl dengelemeli?” soruma şu yanıtı veriyor:
"Şefin gerçek evi her zaman kürsüdür. Sesin kurulduğu, orkestranın şekillendiği, müzisyenlerle ortak bir dilin geliştirildiği yer orasıdır. Güçlü bir dijital kimlik, zayıf sanatsal temeli asla telafi edemez. Öte yandan, konser salonunun ötesinde sanatsal vizyonu paylaşmak da artık önemli. Kendini tanıtmak için değil, insanları yaratım sürecine davet etmenin bir yolu olarak. Genç izleyiciler müziğin nasıl ortaya çıktığını, provaların nasıl geçtiğini, orkestraların nasıl işlediğini, bizi neyin beslediğini merak ediyor. Sanat dürüstse dijital alan doğal olarak onun bir uzantısı olur; yerini almaya çalışmaz."
Efruz Çakırkaya ise gençlerin klasik müzik konserlerine gelmesinde pop yıldızlarının işbirliklerinin etkisinin yadsınamaz olduğunu belirtiyor:
"Pop, rap ve elektronik müzik dünyasının klasik müzikten tema, armoni ya da orkestral renkler ödünç alması, genç dinleyicilerin kulaklarını çoksesliliğe çoktan alıştırdı. Bir pop şarkıcısının bir orkestrayla sahneye çıkması ya da bir rap parçasının klasik bir temayı yeniden yorumlaması, gençler için klasik müziğin aslında tanıdık bir dil olduğunu hatırlatan güçlü bir köprü kuruyor. Ancak bu etkiyi tek başına yeterli görmek doğru olmaz.
Bugünkü ilgi, genel olarak türler arasındaki sınırların şeffaflaşmasıyla, klasik müzik referanslarının popüler kültürde daha görünür hâle gelmesiyle ve gençlerin keşfetmeye açık dinleme alışkanlıklarıyla birleştiğinde ortaya çıkıyor. Sonuçta gençler, popüler müzikte duydukları bu klasik izlerin peşinden giderek çoksesli müzikle daha doğal ve organik bir bağ kuruyor."
'İnsan elinin değdiği her şey daha değerli olacak'
Peki, yapay zekaya karşı güçlü kalabilecek tek tür klasik müzik mi? Dinleyici, müziği yapay değil gerçek bir orkestradan işitmeyi özel olarak talep edecek mi?
Maximilian Cem Haberstock, “Dünya giderek dijitalleşse bile canlı orkestral müzik her zamankinden daha gerekli geliyor. Çünkü birbirimizi gerçekten dinlediğimizde neler başarabileceğimizi bize hatırlatıyor. Teknoloji bir şeyi kusursuzca yeniden üretebilir ama o zaman ortaya çıkan şey tehlikeli bir şekilde donuklaşır. İnsani hissedilsin diye bilinçli kusurlar eklendiğinde bile bu yapay kalır. Doğası gereği simüle edilemeyecek bir şeyin simülasyonuna dönüşür. Bu yüzden yapay zeka klasik müziği tehdit etmek yerine, aslında onun vazgeçilmez olan yanını daha görünür hâle getirebilir” diyor.
Beyza Yazgan ise aynı soruya şu yanıtı veriyor:
"Sadece klasik müzik değil, genel olarak insan elinin değdiği her şeyin daha değerli olacağını düşünüyorum. Bir deney yapsalar ve herkese iyi bir orkestranın konserini canlı dinlettikten sonra bir de bilgisayar başında dinletip ne hissettiklerini sorsalar fark büyük olur. En azından öyle umuyorum. Yapay zeka ne kadar gelişmiş olursa olsun, insanlar arasındaki o duygusal bağı ve enerjiyi verebileceğini sanmıyorum."

Başak Doğan
Koro müziğini merkezine alan Chromas’ın kurucusu Başak Doğan ise şunları söylüyor:
"Umarım ki dinleyici artık insan sesini tüm gerçekliğiyle duymayı ister. Çünkü şarkı söyleyen birini dinlemek çok başka bir duygu, zira insan sesi kendimizi en direkt ortaya koyabildiğimiz, en gerçek ve en eski enstrüman. Tiny Desk’lerin, Rosalía’nın yeni albümünün ve hatta bizim koro konserlerimizin hissettirdiği duygu da buradan çıkıyor. Özellikle yeni kuşağın gerçek seslerin etkisinden uzak yetiştiğini ama her gün gerçeği aradıklarını görebiliyoruz. Rosalía’nın gerçek bir senfoni orkestrası, vokaller ve gerçek enstrümanlarla bir albüm üretmesi, bence insan tarafımızı savunan, sektörün gerekliliklerine meydan okuyan cesur bir duruş. Yapay zekanın elde edemediği ve bize asla veremeyeceği şey."
Tüm bunlardan ortaya çıkan sonuç şu: Klasik müzik teknolojiyi sahiplenerek, yeni kitlelerle bağlantı kurmanın yollarını keşfederek modern müziği sessizce etkilemeye devam ediyor.
- Studio Ghibli’nin hâlâ elle çizdiği animasyonlarının arkasındaki klasik müzikler, milyonlarca insan tarafından dinleniyor. Viyana Filarmoni Orkestrası’nın 2017’deki "Yaz Gecesi" konserinin repertuvarında Harry Potter’dan şarkılar çalıyor. Yıllardır değişmeyen kurallarla yönetilen Viyana Filarmoni gibi orkestralar bile günümüz gençleri ile bağ kurmaya çalışıyor.
Sözün özü: Klasik müzik zaten buradaydı, hâlâ burada, sadece artık dünya onu farklı bir şekilde duymaya hazır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Eda Solmaz
Müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.




