Yeni nesil Covid-19 testi: Öksürük sesi

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’ne (CDC) göre Covid-19 vakalarının %40’ı hiçbir semptom göstermiyor. Uzmanlar, semptom göstermeyen vakaların hastalığın farkında olmayarak günlük rutinlerine devam etikleri için virüsün yayılmasını hızlandırdığını belirtiyor. MIT araştırmacıları, eylül ayında tam da bu noktada etkili olabilecek bir araştırma yayımladılar. Araştırmanın sonuçlarına göre geliştirilen yapay sinir ağları asemptomatik vakaların Covid-19 taşıyıcısı olduğunu sadece öksürük sesine dayanarak teşhis edebiliyor.
- Arka plan: Bu araştırmanın başlangıcı pandemi öncesine dayanıyor. Araştırma grubu, pandemi öncesinde ses tellerinde bozulma gibi belirtileri de olan Alzheimer hastalığının teşhisi üzerine bir çalışma yürütüyordu. Ekip, bu çalışma kapsamında duygu durumlarını ayırt eden, ses tellerinin gücünü sınıflandıran ve öksürük analiziyle akciğer performansındaki değişiklikleri tespit eden üç ayrı yapay sinir ağı eğitti. Son olarak ise bu üç modeli birleştirerek bir algoritma geliştirdiler ve Alzheimer tespitinde var olan modellerden daha iyi bir sonuç elde ettiler.
- Neler oluyor? Pandemi başlangıcıyla birlikte ekip Alzheimer tespiti için kurdukları modeli Covid-19’a uyarlamak için çalışmalara başladı. Öncelikle kurdukları internet sitesi üzerinden yaklaşık 2 bin 500’ü Covid-19 tanılı olmak üzere 70 bini aşkın katılımcıdan öksürük kaydı topladılar ve bu kayıtları modellerini eğitmek için kullandılar. Test sonuçları ise şaşırtıcı derecede başarılıydı. Model, asemptomatik öksürüklerin tamamı dâhil olmak üzere Covid-19 olduğu doğrulanan kişilere ait öksürüklerin %98,5’ini doğru bir şekilde tanımladı. Araştırma ekibine göre bu başarının sebebi Covid-19’a yakalanan bireylerin asemptomatik olsalar dahi ses üretme biçimlerinin değişiyor oluşu. Ancak PCR testlerinin bile bu kadar doğru sonuç veremediğini işaret ederek araştırmanın sonuçlarına şüpheyle yaklaşan uzmanlar da mevcut. Ekip ise oluşturdukları yapay zekâ modelinin asıl amacının asemptomatik vakaları tespit etmek olduğunu, modelin semptom gösteren hastaların ses tellerindeki değişimin kaynağının Covid-19 mu yoksa grip mi olduğunu tespit edemeyebileceğine dikkat çekiyor.
- Bir adım ileri: Araştırma grubunun planı Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nden (FDA) onay alarak yaptıkları bu çalışmayı günlük hayatta kullanabileceğimiz bir uygulamaya dönüştürmek. Bu sayede semptom göstermesek de günlük olarak Covid-19 taşıyıcısı olup olmadığımızı test edebileceğiz. Araştırma ekibinden Brian Subirana, bu sayede pandeminin yayılma hızını azaltabileceğimizi öngörüyor.
- Geniş perspektif: Yapılan araştırma ilk bakışta çok şaşırtıcı gözükse de, aslında günümüzde sağlık alanında alışmaya başladığımız bir çalışma pratiği. Yapay zekâ modelleri, tanı koymadan yeni ilaçların geliştirilmesine kadar pek çok alanda sağlık sektöründeki değişime öncülük ediyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
"Bir şey daha" etkinliği, öksürük sesinden Covid-19 testi, şifreleme savaşları 2.0 ve yeni sosyal ağ Parler.
12 Kas 2020

YAZARLAR

Ahmet Emir Kocaağa
computer science, technology and some politics | senior @Bogazici_Cmpe

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.

Son yıllarda Amazon, Google ve OpenAI gibi pek çok şirket, kendi yapay zeka çiplerini duyurdu. Daha önce sektördeki yaygın eğilim, NVIDIA’nın rüştünü ispatlamış çiplerine güvenmek iken öncü şirketler, yakın zamanda ardı ardına bu eğilimin dışına çıkmaya başladı. Bu furya, oldukça kritik bir soruyu da gündeme taşıdı: Neden tüm teknoloji şirketleri, kendi yapay zeka çiplerini geliştiriyor?

Modern reklam hukuku, mesajın içeriğinin doğru olup olmadığına odaklanır. Ancak yapay zeka, artık mesajı ileten kişinin gerçekten var olup olmadığını da hukukun konusu hâline getiriyor. Ticaret Bakanlığı'nın 1 Ağustos'ta yürürlüğe girecek yönetmelik değişikliği de dijital kopyaların reklamlarda kullanılmasına kısıtlamalar getiriyor ve bunu yaparken dolandırıcılık içeriklerini esas alıyor. Peki ya amaç dolandırıcılık olmadığında?




