Yeni OVP: Büyüme mi, dezenflasyon mu?


Kilometre canavarı: UA Infinite Elite Sizin ve aşılacak mesafelerin arasına girecek engelleri; esneklik, konfor ve dayanıklılıkla kaldırıyoruz. UA Infinite Elite ile tanıştıktan sonra antrenörünüz "Koşmaya devam et" dediğinde tempoyu artıran siz olacaksınız. Bu koşuya hazır mısınız? Nasıl? UA Infinite Elite kilometreleri durmadan, yorulmadan kat edebilmeniz için tasarlandı. Hem uzun koşulara hem de günlük kullanıma uygun olan model, bacaklarınızın yorulmaması için en ideal oranda destek ve konfor sağlıyor. Under Armour’ın uzun süren dayanıklılık koşularına yönelik geliştirdiği UA Infinite Elite ; ayağın üstünü saran Intelliknit üst kısmı, bölgesel esneme ve koruma özellikleriyle her ayağa uyum sağlayacak şekilde üretildi. UA HOVR+™, UA Infinite Elite’te hayat buluyor: UA Infinite Elite, yeni geliştirilen ve esnekliğiyle ön plana çıkan UA HOVR+™ yastıklama teknolojisiyle tasarlandı. Önceki tüm köpük orta tabanlardan daha hafif, daha yumuşak ve daha hızlı tepki veren bir taban sunan UA HOVR+™ teknolojisi sayesinde, köpükten üretilen bilek ve dil kısmından bağcıklara ve tabanlığa kadar her detayı uzun koşularda konfor sağlıyor. Eğimli topuk tasarımının yanı sıra hem hafif hem dayanıklı kauçuk taban, darbeyi emerek yumuşak ve dengeli bir hareketi mümkün hâle getiriyor. Under Armour: 1996 yılında kurulan, küresel spor giyim, performans ve aksesuar markası Under Armour, tüm sporculara yönelik performans artıran ve yenilikçi ürünleriyle geniş bir ürün yelpazesine sahip. Yurt dışı pazarlarda hızlı büyümesini sürdüren Under Armour, Türkiye’de Doğuş Perakende Grubu çatısı altında faaliyet gösteriyor. Under Armour; mağazalarının yanı sıra online satış ve mobil uygulamasıyla birlikte pek çok satış noktasıyla spor tutkunlarıyla buluşuyor. Yeni uzun yol dostunuz UA Infinite Elite burada ve tüm UA mağazalarında.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2025-2027 dönemine ilişkin yeni Orta Vadeli Program’ı (OVP) açıkladı. Açıklanan yeni programda ekonomik büyüme, işsizlik oranı, cari açık/GSYH oranı, bütçe açığı/GSYH oranı ve dış ticaret açığı gibi kalemlere ilişkin beklentiler aşağı yönlü revize edilirken, manşet enflasyon ve kişi başına düşen GSYH gibi alanlardaki beklentiler ise yükseltildi.
36 yapısal tedbirin 24’ü uygulandı
Cevdet Yılmaz, OVP sunumuna 2023 ve 2024 yılında kaydedilen ekonomik gelişmeleri açıklayarak başladı. OVP’nin amacının enflasyonun tek haneye düşürülmesi, yatırım, istihdam, üretim ve ihracatın artırılması, gelirin toplumun tüm kesimlerine adil dağıtılması olduğunu söyledi.
Yılmaz, bu çerçevede uygulanan politikalar sonucunda TCMB net uluslararası rezervlerinin 98,5 milyar dolardan 150,4 milyar dolara çıkarıldığını, risk primini ifade eden 5 yıllık CDS’in 703 baz puandan 283 baz puana kadar gerilediğini, cari açık/GSYH oranının Aralık ayında bulunduğu %4,0 seviyesinden %2,2’ye kadar indiğini, TL’ye güvenin arttığını ve toplam mevduatlar içindeki TL payının %54’ler seviyesini yakaladığını, ayrıca Haziran ayından bu yana manşet enflasyonda 23,5 puanlık düşüş kaydedildiğini söyledi.

Kaynak: Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcılığı
Yılmaz ayrıca 2024’ün ilk yarısında tamamlanması planlanan 36 yapısal tedbirin 24’ünün de tamamlandığını ifade ederek, “Bu da, reform sürecinde belirlenen hedeflere büyük oranda ulaşıldığını ve OVP kapsamında önemli adımların atıldığını göstermektedir” dedi.
'Üst gelir grubuna çıkılmasını sağlayacağız'
Programa ilişkin en çok merak edilen konu, enflasyon hedefinin yukarı yönlü güncellenip, güncellenmeyeceğiyle ilgiliydi. Yeni OVP’de 2024 yıl sonuna ilişkin manşet enflasyon beklentisi %33’ten %41,5’e yükseltilirken, 2025 beklentisi %15,2’den %17,5’e, 2026 beklentisi ise %8,5’ten %9,7’ye çıkarıldı. 2027 yılı için manşet enflasyon hedefi ise %7,0 olarak belirlendi.
- Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın da Kasım ayında açıklayacağı IV. Enflasyon Raporu sunumunda yıl sonu enflasyon beklentisini yakın bir seviyeye çekmesi sürpriz olmaz.
OVP’ye ilgili en çok merak edilen bir başka konu ise büyüme oranlarına ilişkin tahminlerdi. 2024 yıl sonuna ilişkin yeni ekonomik büyüme beklentisi %4,0’ten %3,5’e indirilirken, 2025 beklentisi %4,5’ten %4,0’e, 2026 beklentisi ise %5,0’ten %4,5’e indirildi. 2027 beklentisi ise %5,0 oldu.

Kaynak: Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcılığı
Büyüme beklentileri aşağı yönlü revize edilirken, kişi başına/GSYH beklentisinin yükseltilmesi ise dikkat çekti. Programda 2024 yılı kişi başına düşen/GSYH beklentisi 15.551 dolar, 2025 beklentisi 17.028 dolar, 2026 beklentisi 18.990 dolar, 2027 beklentisi ise 20.420 dolar olarak belirlendi.
- Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz bu beklentilerine ilişkin, “Orta-üst gelir grubundan üst gelir grubuna çıkılmasını sağlayacağız” ifadelerini kullandı.
Programda, istihdam piyasasının beklentilerin üzerinde performans göstermesi nedeniyle işsizlik oranı beklentilerinin de aşağı yönlü revize edildiği görüldü. Yeni OVP’de 2024 yılına ilişkin işsizlik oranı beklentisi %10,3’ten %9,3’e indirilirken, 2025 beklentisi %9,9’dan %9,6’ya, 2026 beklentisi ise %9,3’ten %9,2’ye indirildi. 2027 beklentisi ise %8,8 olarak belirlendi.

Afet sonrası dönemde hızlı mali konsolidasyon rakamları
Cari açık ve bütçe açığına ilişkin öngörüler ise beklentilere paralel olarak düşürüldü. Yeni OVP’de 2024 yılına ilişkin cari açık/GSYH oranı hedefi %1,7 olarak belirlenirken, 2025 hedefi %2,0, 2026 hedefi %1,6, 2027 hedefi ise %1,3 olarak belirlendi. Bütçe açığı beklentilerine ilişkin en çok dikkat çeken yön ise 2024 yılı bütçe açığı/GSYH oranı hedefinin 1,5 puan birden aşağı indirilerek %4,9’a çekilmesi oldu. Aynı yıl için dış ticaret açığı hedefi ise 105,8 milyar dolardan 81 milyar dolara indirildi.
'Piyasayı ikna edememiş bir OVP var'
Konuyla ilgili Aposto’ya konuşan Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Filiz Eryılmaz, “Benim için ortada piyasayı ikna edememiş bir OVP var” ifadelerini kullanarak, OVP’de yer verilen büyüme ile enflasyon hedeflerinin birbiriyle çeliştiğini ve çok ciddi içsel tutarsızlıklara yol açtığını düşündüğünü söyledi:
"Gerçekçi olmasa da yukarı yönlü revizyonu piyasa olumlu karşılıyor. Ancak OVP’ye baktığım zaman, 2027’ye kadar olan büyüme ve enflasyon tahminlerinin tutarlı olmadığını görüyorum. 2025 yılında enflasyonun bir yıl içinde %41,5’ten %17,5’e düşmesinin beklenmesine rağmen büyüme tarafında çok ciddi bir yavaşlama öngörülmüyor. Bir önceki OVP’ye kıyasla yavaşlamanın olabileceği kabul ediliyor ancak çok güçlü bir yavaşlama tahmini yapılmıyor. Böyle güçlü bir dezenflasyon sürecinde nasıl olacak da %4 büyümeyi sağlayabileceğiz?"
'Enflasyon beklentilerini iyileştireceğini düşünmüyorum'
Eryılmaz, açıklanan hedeflerin birbiriyle tutarsız olmasının enflasyon beklentilerini iyileştireceğini düşünmediğini, hatta tam aksine beklentilerin kötüleşmesine dahi yol açabileceğini söyleyerek şöyle konuştu:
“Böyle bir ortamda Türkiye’de hâlâ ekonomik büyümeyle ödünleşme ortaya çıktığında, ‘Yine büyüme mi öncelenecek?’ sorusu ortaya atılıyor. Eğer öyle olursa ya büyümeyi tutturup enflasyonu tutturamayacağız ya da tam tersi olacak. Tam da bu noktada büyüme hedefinde olması gerektiği kadar revizyon görülemeyince, piyasa aktörlerinin aklında ‘Acaba siyasi taraf mı memnun edilmek isteniyor?’ sorusu beliriyor. Bu da aktörler içinde, dezenflasyonist politikaların hakkıyla uygulanabileceğine dair şüphelerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu inancı yeteri kadar kıramadığımız için enflasyon beklentilerini de aşağıya indiremiyoruz.”
'Benzer hedefleri önceki programlarda da gördük'
Konuyla ilgili Aposto'ya konuşan İstanbul Topkapı Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu ise yeni Orta Vadeli Program'da enflasyonu düşürmek, büyüme potansiyelini arttırmak, verimliliği yükseltmek ve toplumsal refahı tüm kesimler için arttırmak başlıklarının temel hedef olarak belirlendiğini söyleyerek şöyle konuştu:
"Söz konusu hedefleri büyük oranda önceki programlarda da izlemiştik. Benzer hedeflerin devam etmesi, önceki yıllarda planlanan amaçlara tam da ulaşılamadığını gösteriyor. Geçtiğimiz yıl bu başlıklara ilişkin üçer aylık dönemler itibarıyla bir takvimlendirme yapılmıştı. Yeni program açıklanırken söz konusu takvime ilişkin gelişmeler paylaşıldı. İçerik ve gerçekleşme olarak tartışılacak çok boyutu olmakla birlikte OVP‘nin bu tür bir izleme sürecine alınmasını olumlu karşılıyoruz. Hatta, bu tür bir izlemenin üç aylık dönemler itibari ile yapılmasının ekonomi politikalarının kredibilitesi ve izlenebilirliği açısından da olumlu etkileri olacaktır."
Programda belirlenen enflasyon hedeflerinin TCMB hedeflerine yakın olduğunu ve zaten TCMB üst sınırına yakın bir tahmin yapılmasının beklendiğini söyleyen Aslanoğlu, "Merkez Bankası’nın hedeflerinden çok ayrışan bir tahmin beklemiyorduk ve olmaması da gerekiyordu. Bu çerçevede bir sürpriz bulunmuyor. Fakat özellikle 2025 ve sonrasına ilişkin oldukça iddialı tahminlerin korunduğunu görüyoruz" dedi.
'Piyasalar büyüme mi enflasyon mu sorusunu sormaya devam edecek'
Aslanoğlu yeni OVP'de belirlenen ekonomik büyüme hedeflerinin oldukça iddialı bulduğunu söyleyerek, "Bu yılın ikinci çeyreğinde büyüme oranının %2,5’a indiği, öncü göstergelerin büyümede yavaşlamanın devamına işaret ettiği bir ortamda gelecek yıl %4’lük büyüme hedefi oldukça iddialı görünüyor. Merkez Bankası’nın çıktı açığına yönelik ima ettiği büyüme özellikle gelecek yıl için çok daha düşük seviyelere işaret ediyor. Bu çerçevede ana hedef büyüme mi enflasyon mu sorusunu piyasalar sormaya devam edecek gibi görünüyor" ifadelerini kullandı. Aslanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Cari işlemler açığıyla ilgili gidişat zaten genelde olumlu bir yönde bulunuyor. Cari açığın GSYİH’ya oranının bu yıl %1.7, gelecek yıl %2, 2026 yılında ise %1.6 olması öngörülmüş durumda.Büyümemiz ihracat kanalıyla gerçekleşirse cari işlemler açığının öngörülen düşük seviyelerde tutulması daha mümkün hale gelebilir. Büyümemiz iç talebe daha fazla dayanırsa, enflasyon ve cari açık hedeflerinin tutması pek mümkün görünmüyor. OVP’nin ima ettiği ortalama dolar kuru bu yıl için 33 TL gelecek yıl için 42 TL civarında öngörülmüş. Çok kaba bir hesapla Türk lirasında gelecek yıl da reel değerlenmenin devam edeceği esas alınmış görünüyor. Bu durumda ihracatın nasıl artacağı önemli bir soru işareti olarak karşımızda duruyor."
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2025-2027 Orta Vadeli Program'ı kamuoyuna açıkladı. Fransa'da seçimlerden iki ay sonra başbakanlığa AB'nin eski Brexit müzakerecisi Michel Barnier atandı.
06 Eyl 2024

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ortaya çıkan tablo, daha az konuşan ancak şeffaflıktan ödün vermeyen, iletişimini daha sade metinlerle kuran, piyasaya daha az yönlendirme yapan fakat hedefleri konusunda daha kararlı ve kurumsal açıdan daha disiplinli bir merkez bankası modeline işaret ediyor.

Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.
13 Tem 2026

Küresel ekonomide bir taraftan savaşın yarattığı belirsizliği ve bunun başta petrol ve altın fiyatları olmak üzere finansal piyasalardaki yansımalarını izlerken, diğer taraftan özellikle yapay zeka alanında yaşanan olağanüstü teknolojik gelişmelerin önümüzdeki dönemde ekonomik hayata nasıl yansıyacağını anlamaya çalışan bir piyasa dinamiğiyle karşı karşıyayız.

20.yy çeliğin yüzyılıydı; 21.yy ise elektriğin yüzyılı olacaktır. Elektrodevlet, gücünü fosil yakıtlardan değil, elektriğin kendisinden alarak bunu bir kalkınma, nüfuz ve düzen kurma aracına dönüştüren devlet tipidir.





