
Soner Can
Gazetelerin hafta sonu eklerinde, kültür-sanat servislerinde uzun yıllar haberci, yönetici ve yazar olarak çalıştı. Halen sanat edebiyat dergileri için yazarlarla söyleşiler yapıyor, okunmaya değer kitaplara dair yazılar yazıyor.
31 YAZI · TÜM YAZARLAR →
Dünya edebiyatının zarif devrimcileri: 'Latin Amerika Patlaması' üzerine
Süleyman Doğru'nun dilimize kazandırdığı "Latin Amerika Patlaması - Boom Mektupları", kitabın editörlerinin imece usulü yazdığı "giriş" yazısı, yaklaşık 207 mektup ve mesaj, yazarların birbirleriyle yaptıkları söyleşiler, eserleri hakkında kaleme aldıkları deneme, eleştiri ve makalelerle bizi Latin Amerika ve İspanyolca edebiyatın dört çığır açan isminin dünyasına davet ediyor.

Camilla Barnes ile sohbet: Korkuyla başa çıkmanın zarif yoludur mizah
Renata Salecl'ten 'Kabalık Çağı': Nezaketsizlik bu çağın yeni normali mi?
Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

'Yalvaç'ın yazarı Selda Uygur: Biraz cesaretle baktığımızda taşın bile bir ruha sahip olduğunu görürüz
Selda Uygur, yeni romanı "Yalvaç"ta iki farklı çağdan tutkularının peşindeki iki kadının özgürleşme öyküsünü ve zaman algısını, benlik ve kişiliklerini korumak için ortaya koyduğu mücadeleyi, iki farklı zaman koridorunda işliyor. Uygur ile zamanın ruhuna ve dair söyleşirken onun hiç değiştiremediği savaşları ve tutkuları, kahramanları Gece ve Livia üzerinden anlamaya çalıştık.

'İçimdeki Kalabalık'ın yazarı Gamze Güller: İç içe matruşkalar gibi kadınlar
Gamze Güller, uzun bir aradan sonra yeniden basılan ödüllü ilk öykü kitabı "İçimdeki Kalabalık"ta yalnızlık, korku ve tıkanmışlıklara vurgu yapıyor. Her kadın kendi içinde birçok kadını barındırıyor. Her birinin farklı yüzleri var; iç içe geçmiş matruşkalar gibi. Acı, sevinç, korku, yalnızlık ve tıkanmışlıkları hep bir bedenin içinde. Yani hepsinin içinde bir kalabalık var.

Adam Phillips'in milenyum insanı eleştirisi: Kendimiz için çok fazlayız
'Imperium', 'Lustrum', 'Diktatör': Cicero'nun sofrasından çıkan üçleme
Sinemaya uyarlanan romanlarıyla bilinen İngiliz yazar Robert Harris'in 2015-2026 yılları arasında yazdığı Cicero Üçlemesi, "Imperium", "Lustrum" ve "Diktatör" adlı üç kitaptan oluşuyor. Tutkular, hırslar, entrika, kumpaslar ve cinayetler derken macera üçüncü kitapta Julius Caesar'a kadar uzanıyor.

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine

Ötekilerin Arkeolojisi: İsmail Gezgin ile kadim çağlardan bugüne zamanın labirentlerinde
Yazar, akademisyen ve arkeolog İsmail Gezgin ile belli başlı kitaplarının ışığında kadim zamanları, yakın geçmişi ve bugünü konuştuk. Sıra kitabı "Ötekilerin Arkeolojisi"ni irdelemeye gelince, İsmail Gezgin "Yoksulluk bir uygarlık icadıdır" diyor ve "modern zamanlar"ı yargılayıp mahkum ediyor.
Ayça Çakmak'tan 'Ölümün Elinden Kurtarılan Şeyler': Çakışan doğruların romanı
Ayça Çakmak, ilk romanı Ölümün Elinden Kurtarılan Şeyler'de okurunu hayat ve ölüme, empati duygusuna, doğru ile yanlış arasındaki ince çizgiyi düşünmeye davet ediyor. Yazarla ilk romanını, akıp giden zamanı, empatiyi, birey ve inanç ilişkisini konuştuk.

Sözcükler ve anlamlar ormanında kaybolmak: Ertuğ Uçar'ın bilinç akışına takılan metinler
"Bir yeri terk etmek" sert, "ayrılmak" edilgen, "bırakmak" etken bir eylem içerir. Ertuğ Uçar, "Bilinç akışımdan dallara takılan metinler" olarak değerlendirdiği ve geçen yıl yayımlanan kitabı "İstanbulin"in ardından "Ormanda Kaybolmak"ta okurlarını dil, anlam ve edebiyat arayışının ufuk çizgisine davet ediyor.

Canan Sancak: Asıl yıpratıcı olan gerçeklerin kendisi değil, onlardan kaçma çabası
Canan Sancak'ın farklı coğrafyalara ve iklimlere uzanırken modern zaman kahramanlarının savaşlarına odaklanan 11 öykülük yeni kitabı "Kalp Bir Kastır Yorulur" ile okurunu "sekizinci iklim"e çağırıyor. Pek güvenli, rahat ve huzurlu olmayan alana...

'Öyle Uzak ki Evim': Ömür İsfendiyaroğlu Balkanlı'dan evden uzakta tekinsiz bir ada anlatısı

İlbay Kahraman ile Ayrıntı Yayınları: 'Yayıncılığı sürdürüyorsak biraz da gönül işi olduğundan'
Gaye Keskin: 'Acıya yaslanmadan acıyı anlatmak istedim'
"İçimdeki Kilitleri Tek Tek" adlı ilk öykü kitabın yayımlanan Gaye Keskin öykülerindeki mizah ile acının iç içeliğini "Hayat, mizah ve hüznün giriftliğinden ibaret" diyerek açıklıyor. Geçmiş, onun için bir tutamaçtan öte, yaşanmışlığın soluğunu durmaksızın üfleyen; öykülerinin, kahramanlarının ve sözcüklerinin sığındığı ılık ve loş bir mağara gibi. Keskin'in öykülerinde birçok şey o mağarada cereyan ediyor.

Parçalı bulutlu havalarda tarifsiz mutluluklar
Pandeminin korku, endişe, atalet ve can korkusuyla allak bullak olduğumuz yılları, edebiyatımıza pek çok eser kazandırdı. Klinik psikolog ve yazar Tuğçe Isıyel'in yeni yayıncısıyla tekrar basılan "Parçalı Bulutlu" adlı anlatı-anı-öykü kitabı da bunlardan. Aslında "kurgu dışı" olarak nitelenmesi gereken "Parçalı Bulutlu"daki yazıları öykü olarak da okuyabilirsiniz; pandeminin kasvetli günlerinden süzülüp gelmiş, bir döneme tanıklık etmiş anılar ve anlatılar olarak da...

Yeşer Sarıyıldız: 'Distopya geleceği anlatmak için değil, bugünü teşhir etmek için var'
Fadime Uslu: 'Yeni bir hafıza türetilmeye çalışılan bu çağda geçmiş ne anlama gelir?'
Zaman, Fadime Uslu öykülerinin dinamik bir kahramanı gibi. Hemen her öyküde boy gösteriyor. Yeni yayımlanan altıncı öykü kitabı "Bir Kıyıda"nın ise iki yakadaki sesleri duymak için bir durma noktası olmasını istediğini söylüyor Uslu. Yazar bu öykülerde "Bizden önceki kuşakların bize bıraktığı mirası nasıl taşıyoruz?", "Yeni bir hafıza türetilmeye çalışılan bu çağda geçmiş ne anlama gelir?" sorularını kendine has tarzıyla ele alıyor.

Zeynep Uzunbay: Kendinize 'Nasılsın Hayatım?' diye sordunuz mu hiç?
Zeynep Uzunbay yeni romanı "Nasılsın Hayatım"da, şehirle köy arasında sıkışmış, hep ayrımcılığa uğramış ama yine de hayata ve hayallerine tutunmaya çalışan Meşe'nin öyküsünü anlatıyor. Meşe bu meşakkatli uğraşı "Hayatın boş laf dolu ağır yükünü yıkmak" diye tabir ederken, ara ara "Nasılsın hayatım?" sorusunu sormanın önemine dikkat çekiyor.

Cem Akaş'la bir söyleşi: 'Asıl felaket yapay zekayla yazılmış bir romanı okumak istemeyenlerin azalması olur'
Özgürlüklerin aşındırıldığı, küresel çapta felaketlerin zuhur ettiği, yapay zekanın bir düşmana dönüştüğü bir dünyada rastlantıların buluşturduğu iki gencin aşkı, hayata dair umutları nereye kadar taşıyabilir? Cem Akaş'ın yeni romanı "Sözcüklerin Anlamı" edebiyat, felsefe ve siyasete ilişkin açtığı ara yollarla okurunu anlamın dik yokuşlarına sürüyor.

Sedef Betil: 'Edebiyat benim için yalnızlığımı, sessizliğimi paylaşmak demek'
Suç makinesine dönüşen Meksikalı kız kardeşlerin hikayesi: Ölü Kızlar
Meksikalı yazar Jorge Ibargüengoitia'nın "Ölü Kızlar" adlı romanı, adeta organize suç örgütüne dönüşen genelev patronu iki kız kardeşin işlediği ve işlettiği akıl almaz cürümleri anlatıyor. Yazarın ölümünden tam 42 yıl sonra, romanın Türkiye'de yayımlandığı sıralarda Netflix bu hikayeyi diziye çekiyordu. İlk kez bir eseri Türkçe’ye çevrilen Jorge Ibargüengoitia için "2666" romanının yazarı Roberto Bolaño'nun öncülü, "Kartal Koltuğu"nun yazarı Carlos Fuentes'in çağdaşı denebilir.

Doğduğu günde yanmış bir garip Meşhur Hanım: Polat Özlüoğlu ile ilk romanı üzerine

Arif Ergin: 'Bir sonraki ütopya yapay zekanın olacak'
Arif Ergin, çok satan "Tekvin" romanından sonra yepyeni bir distopya ile okurlarını selamladı. "Gizlenen" adlı yeni romanında insanlığın distopyasının başka bir yaşam formunun ütopyası olacağının altını çizen yazar, "İnsanlık kendi distopyasını yaşarken büyük ihtimalle bir sonraki ütopya ve cennet, yapay zekanın olacak" diyor.
Alex Schulman ve aile üzerine: Bir çocukluk travması ömür boyu sürebilir mi?
Zamanla kabuk tutsa da çocukluğun yaraları hiçbir zaman geçmez. Aile, gerçek bir aile olamamışsa bir "yuva" değil, sürgün mekanıdır... Travmalar ise aile geleneği içine hapsolursa yazgı hâline gelebilir. Edebiyatseverlerin iki romanıyla tanıyıp sevdiği Alex Schulman, kendi hayatından biriktirdiği sorularla birlikte işte tam da buna odaklanıyor: Bir çocukluk travması ömür boyu sürebilir mi?

Mine Söğüt: Yaşam denilen şey bir tercihler zinciri
Mine Söğüt, "Ormandaki Kalpsiz Ceylan"da bir cennet sembolü olarak betimlediği, içinde barındırdığı türlü canlının doğasına uygun yaşayıp gittiği ormanın, insanın ayak basmasıyla esenlik duygusunu yitirdiğini daha masalının başında kayda alarak dikkatimizi insanın yıkıcılığına çekiyor. Söğüt ile yeni kitabını konuştuk.

Özgür Mumcu: 'Dünyalılar'da insanlık kendi kaosuyla yüzleşiyor'
Özgür Mumcu, ikinci romanı "Dünyalılar"da, insanlığın kendi yarattığı kaosla yüzleşmesine dikkat çekiyor. Mumcu ile insanın geleceğine dair iyimserliğimizin ne durumda olduğunu ve bilimkurgunun sınırlarını konuştuk.

Nuh’un Gemisi’nden Atılgan'a: Edebiyat tarihinde gemilerle küçük bir yolculuk

Beliz Güçbilmez: Deha, romantik ve mistik bir safsatadır
Tuğçe Isıyel: Bir 'teselli endüstrisi' oluştu ve hepimizi onunla aldatıyorlar
İlk kurgu kitabı "Benim Yüzümden" ile kitapçı raflarıyla buluşan psikoterapist ve yazar Tuğçe Isıyel'le son kitabını, şifa peşinde geçirdiğimiz ömürlerimizi ve "teselli endüstrisi"ni konuştuk.

Nilüfer Açıkalın: Ayaklarımızın sağlam bir zemine bastığı güven ortamını özlüyorum
Sinema, tiyatro ve edebiyat alanında, özellikle yayımlanan son kitapları ekseninde öykülerinden konuşmak üzeri biraraya geldiğimiz Nilüfer Açıkalın ile sohbetimizin akışını memleketin ahvali değiştirdi. Açıkalın "Ayaklarımızın sağlam bir zemine bastığı güven ortamını özlüyorum, arıyorum" diyor ve ekliyor: "En çok anayasal hakkını kullanan gençlerimize meydanlarda orantısız güç kullanılması, sudan sebeplerle sınav zamanı hapiste tutulmaları, o çocukların ebeveynlerinin vergileriyle maaş alan görevliler tarafından şiddete uğramaları canımı sıkıyor."
Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.
Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.