"Resmî" dijital para birimleri

"Resmî" dijital para birimleri

Algomedicus - 19 Nsian
Algomedicus ile birlikte

Akciğer hastalıkları için yapay zekâ çözümleri: Algomedicus Algomedicus, X-ray görselleri üzerinden 14 akciğer hastalığını saniyeler içinde tanıyabiliyor. Hastanelerin teknik altyapılarına entegre çalışabilen Algomedicus algoritmaları, teşhis sürecinde zaman kaybedilmemesini sağlıyor. Algomedicus; akciğer hastalıklarının tanı süreçleri için “tailor-made” yapay zekâ tabanlı yazılımlar geliştiriyor. Medikal yapay zekâ laboratuvarı Algomedicus; sağlık profesyonellerinin tıbbi uzmanlığını görüntü işleme, bilgisayarlı görü, örüntü tanıma ve makine öğrenimi gibi teknolojilerle ve yapay zekâ destekli algoritmalarla birleştirerek en hızlı ve doğru teşhisi sağlamayı amaçlıyor. Türkiye’den sonra Afrika’ya ve Orta Doğu’ya açılmayı hedefleyen Algomedicus, akciğer hastalıklarının erken teşhisini olanaklı kılmayı hedefleyen çözümüyle öne çıkıyor. Akciğer hastalıklarının erken teşhisi için veri bilimi makine öğrenmesinin gücünü kullanıyor. Göğüs radyolojisinde doğru ve kesin teşhislerin hastalık etkilerini %10'a kadar düşürdüğü içgörüsü ile yola çıkan ve adeta geleneksel X-Ray teknolojisinin yeniden icadına karşılık gelen algoritma, veri setleri ile geliştirilen makine öğrenimi teknolojileriyle sağlık profesyonellerinin teşhis süreçlerini kolaylaştırıyor. Her yıl ortalama 1,6 milyon insanın ölümüne sebep olan akciğer kanseri, ölümle sonuçlanan kardiyovasküler hastalıklar içinde sayılan kardiyomegali, en yaygın küresel hastalıklardan biri olan zatürre başta olmak üzere amfizem, pnömotoraks ve plevral kalınlaşma gibi hastalıkların teşhisini saniyeler içinde gerçekleştirebiliyor. Algomedicus’u yakından keşfetmek için bu bağlantıyı kullanabilir, Linkedin profilinden en son haberleri ve blog yazılarını takip edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren →

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İllüstrasyon: Ayşe Ezgi Yıldız

2009’da Bitcoin’in piyasaya sürülmesiyle hayatımıza giren kripto para kavramının niş bir ilgi alanından finans dünyasının ana ilgi odaklarından biri hâline gelmesi, çok uzun sürmedi. Başlangıçta bir grup “hayalperest” tarafından benimsenen ve özgürlükçü yapısıyla küresel finansal sisteme bir alternatif yaratması beklenen kripto paralar; dalgalı yılların, patlayan “balonların” ve kuşkucu yaklaşımların ardından bugün geldiğimiz noktada geleneksel finans ekosisteminin en büyük kurumları tarafından dahi benimsenmeye başladı. Özel sektör aktörleri, hızla yükselen bu trendi yakalamaya çalışırken günümüze kadar paranın kontrolünü tekelinde bulunduran devletler ve merkez bankaları da yeni paradigmada işlevselliklerini koruyabilmek için kendi varlıklarını dijitalleştirme çabalarına başladı.

Neler oluyor?

2010’ların başından bu yana dünyanın farklı yerlerindeki merkez bankaları, kendi para birimlerinin dijital versiyonları (central bank digital currencies - CBDCs) üzerinde çalışıyor. CBDC çalışmaları, temel olarak iki farklı işlevi sağlamaya odaklanıyor: Toptan (wholesale) CBDC’ler, merkez bankası ve finansal kuruluşlar arasındaki işlemleri sağlamak için geliştirilirken bu yazının ana konusu olan perakende (retail) CBDC’ler, halkın genel kullanımı amacıyla geliştiriliyor. Aşağıdaki görsel, son beş yılda ilginin giderek arttığı CBDC çalışmalarının Şubat 2021 itibarıyla dünyadaki genel durumunu gösteriyor:

Kaynak: Atlantic Council & Belfer Center

Temel avantajlar

CBDC çalışmalarının arkasında yatan sebepler ülkeden ülkeye çeşitlilik gösterse de fiziksel paranın dijitalleşmesinin bazı temel avantajları bulunuyor. Merkez bankaları açısından CBDC’lerin, nakit yönetimi ile transferinin maliyetlerini azaltabileceği ve para politikası araçları ile aktarım mekanizmalarını güçlendirebileceği düşünülüyor. Bununla birlikte diğer paydaşlar açısından bakıldığında CBDC’lerin, kapsayıcı yapısıyla geleneksel bankacılık sisteminin dışında kalan kesimler için paraya hızlı ve güvenli erişim sağlayabileceği; ayrıca ekosistemde şeffaflığı teşvik ederek yasa dışı faaliyetleri azaltabileceği öngörülüyor.

Mevcut çalışmalar

Çin’de durum: Çin, CBDC çalışmalarının en ileri seviyede olduğu ülkelerden biri konumunda bulunuyor. Çin merkez bankasının (PBoC) belli bölgelerde pilot uygulamalarını yürüttüğü “dijital yuan”, hâlihazırda 100 binden fazla vatandaş tarafından küçük çaplı ödemelerde kullanılıyor. PBoC, blok zinciri tabanlı dijital yuanı kamu bankalarına ve ülkenin popüler çevrim içi ödeme uygulamaları Alipay ile WeChat Pay’e aktararak buradan vatandaşlara dağıtılmasını sağlıyor.

  • Çin’in vizyonu: CBDC hamlesini ülkenin “parasal egemenliğini” korumak için kilit bir adım olarak gören Çin, şimdilik sadece ülke içinde kullanılabilen dijital yuanı ileride yurt dışı ödemelerine de entegre ederek uluslararası ticarette yuanın payını artırmayı hedefliyor. Bununla birlikte dijital yuan sisteminin, şu anda ABD merkezli SWIFT sistemine yüksek derecede bağlı olan uluslararası yuan transferlerine alternatif bir alan açması da öngörülüyor.

Avrupa’da beklentiler: CBDC araştırmalarını sürdüren Avrupa Merkez Bankası (ECB), geçtiğimiz hafta konu hakkında yürüttüğü kamuoyu araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Anket sonuçlarına göre AB vatandaşlarının ve iş dünyasından paydaşların dijital avroya ilişkin beklentilerinin başında %43’le gizlilik, %18’le güvenlik ve %11’le avro bölgesinin tamamında geçerlilik geliyor. Katılımcılar, dijital avronun mevcut bankacılık ve ödeme sistemlerine entegre olmasını istiyor.

  • Dijital avronun geleceği: ECB Yönetim Kurulu Üyesi Fabio Panetta, kurumun önümüzdeki aylarda dijital avroya ilişkin resmî araştırma sürecini başlatıp başlatmayacağına karar vereceğini; süreç başladığı takdirde bunun yaklaşık iki yıl sürmesini beklediklerini açıkladı. Bunun ardından gelecek birkaç yıllık üçüncü fazda entegre hizmetlerin geliştirileceğini ve testlerin başlatılacağını söyleyen Panetta, dijital avronun ancak tüm bu süreçlerin ardından yürürlüğe girebileceğini belirtti.

ABD perspektifi ve diğerleri: ABD’de bir süredir bir dijital dolar platformu oluşturmak için prototipler geliştiren Boston Fed ve MIT, araştırmalarını yaz aylarında kamuoyuyla paylaşmayı planlıyor. Wall Street, gelişmelerden fazla memnun olmasa ve sistemin dışına itilmekten çekinse de Hazine Bakanı Janet Yellen ve Fed Başkanı Jerome Powell gibi isimler doların dijitalleştirilmesine sıcak bakıyor. Yine de projenin aceleye getirilmeyeceği biliniyor ve dijital doların en azından kısa vadede piyasaya sürülmesi beklenmiyor. Öte yandan, diğer bazı ülkelerde CBDC araştırmaları ve çalışmaları ileri seviyelere geldi. İsveç, “e-krona”sının pilot çalışmalarını 2022’ye uzatırken Rusya pilot çalışmalara bu yıl içinde, Japonya ise önümüzdeki aylarda başlamayı planlıyor. Brezilya’da dijital realin 2022’de tedavüle girmesi bekleniyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto
∙

BÜLTEN SAYISI

🏦 Kriptonun geleceği, “merkezde” mi?

Bu hafta gündemimizde merkez bankalarının dijital para birimi çalışmaları, TCMB'nin kripto paraların bir ödeme aracı olarak kullanılmasını engelleyen kararı, Coinbase halka arzı ve Microsoft'un yayılmacı politikası var.

19 Nis 2021

Algomedicus ile birlikte
🏦 Kriptonun geleceği, “merkezde” mi?

YAZARLAR

İren Can Kuyucu

İren, Koç Üniversitesi uluslararası ilişkiler ve ekonomi bölümlerinden mezun oldu. Aposto'da ağırlıklı olarak piyasalar, ekonomi ve iş dünyası alanlarında yazıyor.

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto
∙

HİKAYE

Savunma sanayii büyüdü: Peki Türkiye gerçekten çağ atladı mı?

Savunma ihracatı 2002’den bu yana katlandı, yerlilik oranı %80’e ulaştı, Türk şirketleri küresel sıralamalarda yükseldi. Ancak motorlardan kritik elektronik ve optik teknolojilere uzanan kalan %20, Türkiye’nin savunma sanayiindeki asıl sınırını gösteriyor. Bu sınırı aşmak ise daha fazla silah üretmekten değil, bilim ve teknoloji üretebilmekten geçiyor.

Birol Oğuz

·

02 Eki 2026

Savunma sanayii büyüdü: Peki Türkiye gerçekten çağ atladı mı?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Sadeliğe giden yollar dikenli ve taşlı olmak zorunda mı?

Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Cem Arıdağ

·

25 Eyl 2026

Sadeliğe giden yollar dikenli ve taşlı olmak zorunda mı?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Nike, S&P 100 endeksine veda ediyor: Yanlış giden neydi?

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Doğa Yurduneri

·

24 Eyl 2026

Nike, S&P 100 endeksine veda ediyor: Yanlış giden neydi?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Sponsorlu ajan reklamcılığı: Reklamı izlemek yerine, reklamla sohbet etmeye ne dersiniz?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Ümit Alan

·

18 Eyl 2026

Sponsorlu ajan reklamcılığı: Reklamı izlemek yerine, reklamla sohbet etmeye ne dersiniz?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Makinelere danışıyor, gerçek yorumlara inanıyoruz: Algoritmik itibara giden yol hâlâ insanlardan mı geçiyor?

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.

Cem Arıdağ

·

18 Eyl 2026

Makinelere danışıyor, gerçek yorumlara inanıyoruz: Algoritmik itibara giden yol hâlâ insanlardan mı geçiyor?