47 telden çıkan melankoli: Mary Lattimore

47 telli arpından çıkardığı çağdaş seslerle kendi ifadesini yaratan Mary Lattimore ile tanışma zamanı
47 telden çıkan melankoli: Mary Lattimore

Audioteka #n
Audioteka ile birlikte

Yapı Kredi Yayınları’nın sesli kitapları Audioteka’da

İçerik tüketme mecralarımız her geçen gün internete taşınıyor, alışkanlıklarımız değişiyor ve dolayısıyla yayıncılık da dönüşüyor. Basılı yayınları dinleyerek tüketmeye olanak tanıyan sesli kitaplar da dönüşen yayıncılığın hızla büyüyen…

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Louis Pons. Kendisiyle geçtiğimiz günlerde MUBI üzerinden izlediğim Agnès Varda’nın 2000 yapımlı Toplayıcılar isimli belgesel filminde tanıştım. Pons, nesneler aracılığıyla resim yapan, hayatında tesadüflere yer açan bir sanatçı. Belgeselin bir bölümünde Pons’un çalışma atölyesini göstererek “Buradaki tüm nesneler benim sözlüğümdür. İnsanlar bunların bir çöp yığını olduğunu düşünüyor. Benim gördüğüm ise bir olasılık yığını…” cümleleriyle başladığı şahane bir diyaloğu var. Zihnimdeki ihtimaller zincirinin arasına yerleşen Pons, beni kavramlar arasında uzun bir yürüyüşe çıkardığı sırada yolum Mary Lattimore ile kesişti. Lattimore, Lyon & Healy marka arpıyla 50 yıl önce ilk kez The Beach Boys'un Good Vibrations ve The Beatles'ın She’s Leaving Home şarkılarıyla başlamış dönemler arası enstrüman flörtünü bugüne taşıyan bir müzisyen ve prodüktör. Karşınızda 47 telli arpından çıkardığı çağdaş seslerle kendi ifadesini yaratan bir sanatçı var. Başka bir deyişle olasılık yığını içinde kendini yaratmış birisi…

Özgünlüğe götüren çatlaklar: Müzik enstrümanlarıyla ilk tanışmasını piyanoyla gerçekleştiren Mary Lattimore, o dönem arpıyla ülkenin her yerine seyahat edip farklı orkestralarda, düğünlerde ve çeşitli etkinliklerde performans sergileyen annesinin üzerinde yarattığı etkilerden kaçamadı. 11 yaşında arp çalmaya başlayan Lattimore, her ne kadar annesini bir rol model olarak görse de ondan ders almamayı tercih etti. Daha en baştan enstrümanla kurduğu ilişkiyi kişiselleştiren Lattimore, bu sayede çocuk yaşlarda oluşan Debussy, Ravel, Tournier gibi empresyonist bestecilerden The Cure’a uzanan geniş yelpazeli müzik zevkini, arpla dışa yansıtmayı başardı. Bu da finalini New York, Rochester’daki Eastman School of Music okulunda yaptığı yoğun klasik müzik eğitiminde onu her zaman özgürlüğe ve özgünlüğe götüren çatlakları yarattı. Hâlihazırda Mary Lattimore’un kariyerine o çatlaklardan sızan ışık eşliğinde bakmak mümkün.

Mary Lattimore
Mary Lattimore

Harpie: Yanıma almadan asla evden çıkmadığım çantamda uzun süredir kullanmadığım pek çok eşya var. Bazen sadece orada olduğunu ve uzanınca dokunacağımı bilmek bile iyi hissettiriyor. Benim turuncu ve boz ayı baskılı çantama sığan eşyaları düşünürken birden uçaklardan tur otobüslerine ve trenlere uzanan uzun konser yolculuklarına çıkan Mary Lattimore’un arpını hayal ettim. Aslında kendisinin bir adın var: Harpie. Aralarındaki ilişkinin altını “Harpie'ye çok bağlıyım, onunla ilgilenmek benim sorumluluğum. Bazen bir evcil hayvanım varmış ve kendi maceramızı yaşıyormuşuz gibi geliyor.” sözleriyle çizmekte fayda var. Birlikte geçen onca yıla sığdırılan ihtişam, yalnızlık, bağımsızlık, gariplik ve koşuşturmanın ardında sevginin olduğunu aşikâr. Lattimore, klasik müzik eğitiminden gelen mükemmeliyetçi tutumu, enstrümanını tanımaya dönüştürdü. Böylelikle köklerini korurken geleneklerden açılan boşluğa içgüdülerini yerleştirmeyi başardı. Bu da onu ve Harpie’sini barlar, kulüpler ve sofistike konser salonlarındaki meraklı bakışların karşısına çıkardı.

İlk solo kayıt: 2010 yılında noise rock/alternative rock sahnesinin kıymetli ismi Thurston Moore’un üçüncü solo albümü için stüdyo kaydına giren Mary Lattimore, bir yıl sonra aynı albüm için uzun ve büyülü bir turneye çıktı. Harpie ile birlikte daha önce tecrübe etmediği sahnelerde hiç tanımadığı yüzlere özgürce performans sergileyen Lattimore, 2012’nin sonlarına doğru Philadelphia’daki evine döndü. O dönem arkadaşı Kurt Vile yaptığı bir sohbette şu cümleyi kurdu: “Bir rüyamı gerçekleştirmiş gibi hissediyorum ve başka bir tane daha olacağını düşünemiyorum.” Kurt Vile’dan iyi olacağına dair dönüş alan Lattimore, bir tür arınma merasimi gerçekleştirmek için stüdyonun yolunu tuttu. Bir saatlik doğaçlama seansın ardından Lattimore, adını Kurt Vile’ın kendisine verdiği cevaptan alan You'll Be Fiiinnne ile birlikte iki kaydın daha yer aldığı The Withdrawing Room albümüyle ilk solo çalışmasını yayımladı. Bu albümde emprovize synth’lerle kendisine eşlik eden Jeff Zeigler de uzun dönem partneri oldu.

İç içe geçmiş yapılar: Uzun bir süre Bandcamp üzerinden kayıtlarını özgürce yayımlayan Mary Lattimore, bu süre zarfında Harold Budd, Kurt Vile, Sharon Van Etten ve Arcade Fire gibi kalabalık dinleyici kitlesine sahip gruplarla turneye çıktı. 2014 yılında yayımlanan Slant Of Light ile plak şirketi etiketine sahip ilk albümünü paylaşan Lattimore, zamanla kahramanı olan Brian Eno’nun çağdaş müzikal yoruma daha da yakınlaştı. Üretim sürecini belli kalıplarla ya da rutinlerle sınırlamayan Lattimore, kulağından kalbine ulaşan melodiyi bulana kadar doğaçlama yaparak katmanlar hâlinde kayıtlarını oluşturduğu bir yönteme sahip. Bu yüzden Lattimore’un diskografisinde 10 dakikanın üstünde ve iç içe geçmiş yapılardan oluşan pek çok şarkıya denk gelmeniz mümkün.

Coverart: Becky Suss
Coverart
Becky Suss

Los Angeles güneşinin altında: Müzikal kariyerinde daha büyük adımlar atmak ve film müziği projelerinde daha fazla yer almak için 2017 yılında Los Angeles’a taşınan Mary Lattimore, son olarak geçtiğimiz ekim ayında kapağında ressam Becky Suss’un muazzam bir çalışmasının yer aldığı Silver Ladders isimli bir albüm yayımladı. 2020’nin hemen başında pek çok canlı performans hayaliyle birlikte Slowdive’ın gitaristi Neil Halstead’in prodüktörlüğünde kaydedilen albüm, detaydan bütüne uzanan melankolinin her duygusuna kucak açmış 40 dakikalık bir kayıt. Geleneksel fikirleri yıkmış bir klasik müzik sanatçısının serbest akış içinde arpın doğal harmonisini efektler ve synth’lerle tamamlayarak sunduğu ruhani bir gösteriyle karşı karşıyayız. Kapanışı Louis Pons’un Anges Varda’nın kadrajına fısıldadığı bir söyle yapmak istiyorum: “Sanatın amacı, insanın iç ve dış dünyasını bir düzene sokmaktır.”

Bu zamana kadar Keşif Sahnesi’ne konuk sanatçıların yer aldığı Spotify çalma listemize buradan ulaşabilirsiniz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

📢 "Cigarettes After Sex 21 Aralık'ta Salon'da"

demek isterdik ama değil. Olsun, en azından Dream Gigs Illustrated konser afişleriyle hayallerimizi süslüyoruz. Duvarları da süslediğimiz nice günlere...

11 Ara 2020

Audioteka ile birlikte
📢 "Cigarettes After Sex 21 Aralık'ta Salon'da"

YAZARLAR

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Sahneler farklı, konserler aynı: Büyük rock grupları neden şarkı listelerini değiştirmiyor?

Köklü rock grupları yıllardır büyük ölçüde aynı şarkı listeleri ve sahne düzenleriyle konser veriyor. Bir grubun geniş bir müzik kataloğuna sahip olması, dinleyiciye her konserde bu zenginliğin farklı bir bölümünü sunması için yeterli değil mi?

Eda Solmaz

·

19 Eki 2026

Sahneler farklı, konserler aynı: Büyük rock grupları neden şarkı listelerini değiştirmiyor?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Romain Gavras’ın 'Athena'sından 'La Commune'e: Öfke var, devrim neden yok?

Bir düzeni reddetmekle onun yerine başka bir düzen kurmak arasındaki mesafe neden bu kadar büyük? Romain Gavras’ın 2022 yapımı "Athena"sı bu soruyu cevaplamaktan çok, bütün şiddetiyle önümüze koyuyor. Film, öfkenin nasıl kolektif bir enerjiye dönüşebildiğini, kalabalıkların kadraja her girişinde büyüyen bir hareket duygusu ve baş döndürücü bir kurgu temposuyla gösteriyor.

Romain Gavras’ın 'Athena'sından 'La Commune'e: Öfke var, devrim neden yok?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Filmekimi’nde neler izledik?

İstanbul ve Ankara ayakları sona eren, bu hafta sonu İzmir ve Mersin’de sürecek Filmekimi seçkisinde ölüm, yas, ahlaki ikilemler ve gerçek hayatlardan beslenen hikayeler öne çıktı.

Emre Eminoğlu

·

19 Eki 2026

Filmekimi’nde neler izledik?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Instadocs: Kendi canavarlarını yaratan çağ sıcağı sıcağına kayıt altında

Adalet, gerçeklik ve güvenlik sarsılırken yapay zeka yeni bir faili sahneye çıkarıyor. Netflix'in "Instadocs" serisi, kendi yarattığı sistemlerle yüzleşmek zorunda kalan insanlığın hikayesini anlatıyor.

Instadocs: Kendi canavarlarını yaratan çağ sıcağı sıcağına kayıt altında
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Dünya edebiyatının zarif devrimcileri: 'Latin Amerika Patlaması' üzerine

Süleyman Doğru'nun dilimize kazandırdığı "Latin Amerika Patlaması - Boom Mektupları", kitabın editörlerinin imece usulü yazdığı "giriş" yazısı, yaklaşık 207 mektup ve mesaj, yazarların birbirleriyle yaptıkları söyleşiler, eserleri hakkında kaleme aldıkları deneme, eleştiri ve makalelerle bizi Latin Amerika ve İspanyolca edebiyatın dört çığır açan isminin dünyasına davet ediyor.

Soner Can

·

15 Eki 2026

Dünya edebiyatının zarif devrimcileri: 'Latin Amerika Patlaması' üzerine